Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1973 E. 2026/897 K. – Alacak (Taşıma

Konu: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1973
Karar No
2026/897
Karar Tarihi
Konu
Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1973

KARAR NO: 2026/897

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/09/2022

NUMARASI: 2021/496 Esas - 2022/516 Karar

DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026

Taraflar arasındaki Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket 06.05.2020 tarihli ... seri numaralı faturayı ... AŞ vasıtasıyla ...gönderi numaralı ... fatura seri numaralı kargoyu ... şirketine ulaştırılması amacıyla 07.05.2020 tarihinde kargoya verdiğini,

Aradan geçen sürenin ardından kargonun teslim edilmediği anlaşılmış olup kargonun müvekkil şirkete geri iade edilmediğini, Kargo şirketiyle kurulan temasta kargonun kaybolduğunun müvekkil şirkete bildirildiğini, İşbu durumda müvekkil şirketin ticaretine zarar gelmesiyle birlikte şirketin bütün Türkiye'ye ulaşmış olduğu ticari nam ve itibarı zedelenmiş, müşterisine vermiş olduğu taahhütü yerine getirememiş olduğunu, Bu sebeple davalı kargo şirketiyle iletişime geçerek ve sadece gönderilmiş olan kargonun içerisinde bulunan bedelin tazmini için talepte bulunduğunu, İşbu tazmin talebinin 29.06.2020

tarihinde hazırlanmış olan dilekçe davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin uzun bir süre müvekkil şirketi oyalamasının ardından 08.01.2021 tarihinde davalı kargo şirketi tarafından kayıp kargo tazmin taleplerine ret kararı geldiğini,

Fatura bedeli 28.933,22 TL olan malzemenin kaybolması vesilesiyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, işbu zararın yanında alıcı firmaya gerekli malzemeyi zamanında teslim edilmediğinden dolayı şirket taahhüt'ünü yerine getirememiş ve şirketin ticari itibarının zedelenmiş olduğunu, Müvekkil şirketin 30 yılı aşkındır bütün Türkiye sınırları içerisinde pazarda büyük bir payı olan tıbbi cihaz satımı yapan bir şirket olduğunu, bu nedenle müşterisine verilmiş olan taahhüt yerine getirilmemesi sebebiyle manevi olarak itibarı zedelenmiş, yıllardan beri gelen dürüst, hakka ve hukuka uygun ticaret anlayışına leke sürülmüş olduğunu,

TTK 1178. maddesi ve Yargıtay, 11'nci Hukuk Dairesi 1997/9653 karar, 1997/8647 esas numaralı kararından hareketle kargo şirketinin kargoyu teslim etmeyip üzerine kargoyu kaybetmesinden dolayı mahrum kalınan kârın tazmini ile müvekkil şirketin ticari itibarının uğramış olduğu manevi

zararın bir nebze olsun giderilmesi amacıyla işbu belirsiz alacak davasını açmak zarureti hasıl olduğunu beyan ederek; ...Şirketi tarafında taşıma esnasında

kaybolan kargodan dolayı müvekkil şirketin uğramış olduğu 28.933,22 bedelin ve mahrum kalınan kârın ve ticari itibarın zedelenmesi sebebiyle uğranılan zararın tazminini, olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; davacı tarafça işbu dava yetkisiz mahkemede açılmış olup davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin sektöründe öncü bir firma olup mezkûr taşımada kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni eksiksiz şekilde yerine getirmiş olduğunu, Müvekkili Şirket tarafından tazmin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, eşyanın niteliği ve değeri taşıyana teslim anında beyan edilmediğini, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşullar bulunmadığını, Müvekkili Şirketin sorumluluğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle her şeyden önce, TTK 886 uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davaranış kusuru varlığının da ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, işbu taşımada müvekkil şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumunun mevcut olmadığının açık ve net olduğunu, İşbu uyuşmazlık konusu teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içermekte olduğundan,bu sebeple kara taşıma hukuku konusunda uzman bilirkişice incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkil şirketin kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunmamakta olduğunu, bu sebeple taşımanın kara taşımacılığı alanında uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini beyan ederek; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeni ile usulden reddine ve dosyanın İstanbul Mahkemeleri'ne gönderilmesine,

Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...24/12/2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 464 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir.Davalı şirket, dava konusunun ticari bir taşıma olması ve taşıttıranın tüketici olmaması nedeniyle taşımaya konu emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan, davacının gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Aksinin davalı tarafça ispatı gerekmektedir. Dosyada böyle bir ispat bulunmadığı nazara alındığında kargo içeriğinin davacının dava dışı şirkete kestiği 7293 nolu irsaliyeli fatura içeriğiyle aynı olduğu anlaşılmaktadır.TTK'nın 875.Maddesine göre taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak hiç bir gerekçe gösterilmemesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlüdür. Malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Taşımaya konu emtianın alıcısına satıldığı ticari kayıtlarla ispatlanmıştır. Yani, emtia davacı tarafından satılmış ve alıcısına gönderilmek üzere davalı kargo şirketine verilmiştir. Bu durumda, alıcıya kesilen fatura değerinin davacının zararı olarak kabulü gerekir. Davalının taşıma bedelinin ödenmediği yönünde bir iddiası bulunmadığından fatura bedelinden taşıma maliyetinin düşürülmesine de gerek bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılarak; mail yazışmalarından davalı şirketin zararın karşılanmasına ilişkin talebin reddine ilişkin 01/01/2021 tarihli cevap tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek davanın kabulü ile 28.933,22 TL'nin (24.519,68 TL +KDV) 01.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece davacının davasının ispatlayamadığı açık olmasına rağmen kabul kararı vermesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda'da tespit edildiği üzere davacı dava konuus kargo içeriğini ispatlayamamış olup kurulan hükmün hiçbir yasal zemini olmadığını, kargo içeriğinin tıbbi malzeme olduğu noktada ürünün hassas ürün olması nedeni ile özellikle bildirimde bulunması gerektiğini, davacı tarafça kargo içeriğinin tıbbi malzeme olduğu ve kargo içerisinde 28.933,22 TL değerinde tıbbi malzeme olduğu iddiası davacı tarafça ortaya atılmış olup bu husus davacı tarafça ispatlanamadığından kargo içeriğine ilişkin bilginin doğru olup olmadığının belirsiz olduğunu, bu hususun gerek kök raporda gerekse ek raporda belirtilmesine rağmen mahkemece bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının son derece hukuka aykırı olduğunu, bu davada ispat yükü davacıda olup davacının davasını ispat edemediğini, yerel mahkeme'ce sorumluluğa gidilmesine karar verilmiş olsa da dava konusu olayda sınırlı sorumluluk uyarınca sorumluluğa gidilmesi gerektiğini, müvekkil Şirketin sorumluluğuna gidilmesi durumunda bilirkişi tarafından hesaplanan özel çekme hakkı uyarınca tespit edilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararını istinaf ettiklerini, Yerel Mahkeme’nin verdiği kararın ortadan kaldırılarak yeni bir kararla davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaatte olması durumunda yeni hüküm kurarak Bilirkişi Raporu'nda belirlendiği üzere özel çekme hakkı kapsamında sorumluluk sınırının belirlenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, yurtiçi kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmeyip kaybedilmesi nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde bir hata yapılıp yapılmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 873. maddesi:"(1) Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür."TTK'nın 875. Maddesi "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." TTK'nın 886. Maddesi "Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879.maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz." hükümleri düzenlenmiştir.

Davaya konu 07.05.2020 tarihli ... gönderi takip numaralı ...fatura seri numaralı, gönderenin davacı, alıcının dava dışı ... .... Şti olduğu kargoya ait kargo görüntüsünde "ambar teslim tesellüm fişi kısmında "irsaliye:tıbbi malzeme" ibaresinin yazılı olduğu görülmekte olup, davacı tarafça, 06.05.2020 tarihli irsaliyeli faturada ikinci kalem olarak belirtilen KDV dahil 28.933,22 TL tutarlı 40 kutu ...emtiasının Konya ilindeki alıcısına taşınmak üzere davalının ...şubesi aracılığıyla gönderildiği ancak yükün alıcısına teslim edilmediğinin davalı tarafça beyan edildiği belirtilerek ürün bedellerinin tazmini talep edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)'nun 230/5. Maddesi uyarınca, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.

24.12.2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 464 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir.

Taşıma yapan kargo şirketleri, emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan somut olayda davacı gönderenin, gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Dosyada toplanan deliller ile bu hususun aksi davalı tarafça ispatlanmamıştır. Davacının 007293 nolu numaralı irsaliyeli faturanın ikinci kaleminde yazılı ürünlerinin davalı kargo firmasına teslim edildiği ancak kargo şirketince alıcısına teslim edilmediği, davalının kayıp olduğunu bildirdiği ürünün nasıl kaybedildiğine dair herhangi bir açıklama yapamadığı gözetildiğinde pervasızca hareket ile kargonun teslim edilmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı, sınırlı sorumluluğun korumasından yararlanamayacak olup, davacının, fatura ile sabit olan ürün bedelini talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 494,10 TL harcın, alınması gerekli olan 1.976,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.482,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1973, K. 2026/897, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1973-e-2026-897-k-fbcebe284d29