Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1562 E. 2026/671 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1562
- Karar No
- 2026/671
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1562
KARAR NO: 2026/671
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/12/2021
NUMARASI: 2021/179 Esas - 2021/983 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında davalı tarafça ....İcra Müdürlüğünün ... (eski esas ...) E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 9.000,00 TL ve 5.000,00 TL bedelli senetlerin, davacı tarafından Tasfiye Halinde .... Şti.'ye verilmiş olup işbu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi akabinde tasfiye memuru ve imza yetkilisi olan davalı tarafça takibe konu edildiğini, takibe konu borç 02/05/2017 tarihinde davacı tarafından ödendiğini, buna dair davalı tarafından aynı tarihli tahsilat makbuzu imza edildiğini, davacı tarafından takibin iptali için açılan davanın İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/902 E. sayılı dosyasında görülmüş olup mahkeme tarafından makbuzun İİK.nın 68.maddesine uygun bir belge olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, davalının takibe konu borcun ödendiği ve üzerinden yıllar geçtiği halde icra takip işlemlerine devam ederek davacıyı ciddi şekilde mağdur ettiğini, maddi ve manevi olarak yıprattığını, bu nedenlerle davaya konu icra takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde mümkünse teminatsız, aksi halde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, takip dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında davalı tarafça ....İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 8.800,00 TL bedelli çekin davacı tarafından tasfiye halinde .... Şti.'ye verildiğini işbu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi akabinde tasfiye memuru ve imza yetkilisi olan davalı tarafça takibe konu edildiğini, takibe konu borç 02/05/2017 tarihinde davacı tarafından ödenmiş olup buna dair davalı tarafça aynı tarihli tahsilat makbuzu imza edildiğini, takibin iptali için açılan İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/1130 E. sayılı dosyasında mahkeme tarafından makbuzun İİK.nın 68.maddesine uygun bir belge olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, makbuzda görüleceği üzere birden fazla icra takibine ilişkin borç ödemesi yapılmış olup, davalı tarafından takibe edilmiş olması nedeniyle .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına ilişkin yine mahkememizin 2021/179 E. sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıldığını, davalının takibe konu borç ödendiği ve üzerinden yıllar geçtiği halde icra takibi işlemlerine devam ederek davacıyı ciddi şekilde mağdur ettiğini, maddi ve manevi olarak yıprattığını, bu nedenlerle davaya konu icra takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde mümkünse teminatsız, aksi halde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirmeden dava açtığını, mahkemece verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafça davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi dosyaya sunulan makbuzun da davalı tarafından tanzim edilmediğini, takibe konu senetlerin borçlu tarafından.... Şti.'ye verilmiş olup şirket tarafından davalıya ciro edildiğini, sunulan makbuzun davalı adına tahsilat yapıldığını gösterir bir belge olmadığını, söz konusu makbuzdaki imza ve yazı davalıya ait olmadığı gibi makbuzun.... Şti. adlı firma adına düzenlendiğini, icra dosyasında alacaklı davalı olmasına rağmen davacı tarafın iddia olunan ödemeyi hangi gerekçe ile ilgili firmaya yaptığının da anlaşılamadığını, takibe konu alacağın/senedin ciro yoluyla ve yetkili hamil sıfatıyla davalıya geçmesi nedeniyle şirket adına düzenlenen makbuzun herhangi bir sonuç ifade etmeyeceğini, şirket ayrı bir tüzel kişilik olup sorumluluğunun davalıda olmadığını, ödendiği iddia olunan 83.383,00 TL ödemenin herhangi bir soruna mahal vermemek adına banka kanalı ile yapılması gerekirken davacının banka dekontu vs.delil sunmamış olmasının anılan makbuzun gerçeklik kudreti olmadığını, başkaca somut delillerle ispata muhtaç olduğunu gösterdiğini, davacının tanık, isticvap ve yemin deliline başvurmasının işbu dava konusu alacağın parasal sınır üstünde olması ve her halükarda senet ile ispat zorunluluğu olması sebebiyle kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA CEVAP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında davalı tarafça ....İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 8.800 TL bedelli çekin davacı tarafından tasfiye halinde .... Şti.' ye verildiğini işbu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi akabinde tasfiye memuru ve imza yetkilisi olan davalı tarafça takibe konu edildiğini, takibe konu borç 02/05/2017 tarihinde davacı tarafından ödenmiş olup buna dair davalı tarafça aynı tarihli tahsilat makbuzu imza edildiğini, takibin iptali için açılan İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/1130 E. sayılı dosyasında mahkeme tarafından makbuzun İİK.nın 68.maddesine uygun bir belge olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, makbuzda görüleceği üzere birden fazla icra takibine ilişkin borç ödemesi yapılmış olup, davalı tarafından takibe edilmiş olması nedeniyle ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına ilişkin yine mahkememizin 2021/179 E. sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıldığını, davalının takibe konu borç ödendiği ve üzerinden yıllar geçtiği halde icra takibi işlemlerine devam ederek davacıyı ciddi şekilde mağdur ettiğini, maddi ve manevi olarak yıprattığını, bu nedenlerle davaya konu icra takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde mümkünse teminatsız, aksi halde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizce asıl ve birleşen dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, inceleme konusu .... Şti. antetli 02/05/2017 tarihli, ....İcra Müdürlüğü ... E (46.500-TL)- ....İcra Müdürlüğü ...E (23.370-TL)- ....İcra Müdürlüğü ... E (23.370-TL) toplam 83.383,00 TL tutarlı, tahsil edenin ...-... olduğunu belirtir tahsilat makbuzu aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu yazı ve rakamlar ile davalıya ait mevcut mukayese yazı ve rakamlar arasında işleklik ve baskı derecesi ile yazı tipi ve mevcut ortak harfler bakımından olmak üzere tersim özellikleri itibarı ile uygunluk ve benzerliklere rastlanmadığı, davalının eli ürünü olmadıkları, makbuz aslında ... kaşe izi üzerine şirket yetkilisi adına atfen atılmış imza ile davalıya ait mevcut mukayese imza örnekleri karşılaştırıldığında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler tespit edildiği, imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olduğu, dolayısıyla söz konusu tahsilat makbuzu üzerindeki kaşe ve imzanın davalıya ait olduğu, tahsilat makbuzunda yer alan yazıların davalıya ait olmadığı iddiasının ancak senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası kapsamında değerlendirilebilecek olup, yazılı delil ile ispat edilebileceği, davalı tarafça bu hususta dosyaya herhangi bir yazılı delil sunulmamış olduğu nazara alındığında HMK 205 maddesine göre ispat gücünü etkileyen bir yanı olmadığı değerlendirilmiş olup, neticeten asıl ve birleşen dosya kapsamında her iki icra takibi nedeniyle davacının icra takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığı kanaatine varılmakla, asıl davanın kabulü ile, .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı takip dosyasında takibe konu edilen keşidecisi .... Tic. ... olan, lehdarı .... Şti. olan, 15.06.2013 düzenleme tarihli, 15.06.2013 ödeme tarihli 9.000,00 TL bedelli bono ve keşidecisi .... Tic. ... olan, lehtarı .... Şti. olan, 20.09.2015 düzenleme tarihli, 20.09.2015 ödeme tarihli 5.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, birleşen dava yönünden .... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına takibe konu edilen 28/02/2015 ödeme tarihli 10.000,00 TL bedelli ... seri nolu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin sadece davacı yönünden başlatılmadığı anlaşılmakla takibin iptali talebinin reddine, davacı tarafça borç ödenmesine rağmen takibe devam edildiği anlaşılmakla asıl ve birleşen dosya kapsamında ayrı ayrı alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline , ..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, arabuluculuk dava şartını yerine getirmeksizin dava açmış olup dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddi gerekmekteyken yerel mahkemece yasaya aykırı olarak işbu hususu göz ardı ettiğini, yerel mahkemece imza bilirkişi incelemesinde imzaya ilişkin itirazların değerlendirilmeden ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmaksızın sonuca gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ödeme iddialarının reddi gerekmekteyken mahkemece kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, makbuz başlığı altında sunulan belge üzerinde ödendiği iddia olunan 83.383,00 TL ödemenin herhangi bir soruna mahal vermemek adına banka kanalıyla yapılması gerekirken davacının banka dekontu vs. delil sunmamış olması anılan makbuzun gerçeklik kudreti olmadığını, başkaca somut delillerle ispata muhtaç olduğunu ve böyle bir ödeme olmadığını gösterdiğini, mahkemece muteriz borçlunun takip dayanağı senetten dolayı şahsen sorumlu olmadığı sonucuna varılarak borca itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, şirkete ait nasıl ve ne şekilde elde edildiği dahi belli olmayan boş makbuzun hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak doldurulmuş olması halinde ise davalı aleyhine ve davalının şahsi mal varlığıyla sorumlu tutulamayacağını ve davalı adına işlem tesis edilmesi söz konusu olamayacağını, sayın mahkemece davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de kabul edilemez olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, asıl davada .... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyası ile takibine konu edilen bonolar, birleşen davada .... İcra Müdürlüğünün ...Esas dosyası ile takibine konu edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı, davacının takip konusu bonolar ve çek nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktalarındadır.
06.12.2018 tarihinde yürürlüğü giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna (TTK) 'na eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre Yasa Koyucu bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmamıştır.(Yargıtay 11. HD.'nin 24/05/2022 Tarih ve 2021/139 E. - 2022/3987 K.) Ancak daha sonra 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle TTK'nın 5/A maddesinde yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir.
Somut olayda davaların açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı ve 7445 sayılı kanun ile yapılan değişikliğin eldeki davada uygulanamayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Davacı tarafından, 21.01.2013 tarihinde, .... Şti. lehine 15.06.2013 vade tarihli, 9.000,00 TL bedelli, 28.03.2015 tarihinde, .... Şti. lehine 20.09.2015 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli senetler keşide edilmiş ve hamili olduğu 28.02.2015 keşide tarihli, .... Ltd. tarafından keşide edilen 10.000,00 TL bedelli çek verilmiştir.
Davalı tarafından, davacı hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski ... Esas ) sayılı takip dosyasında, "15.06.2013 düzenleme tarihli, 15.06.2013 vade tarihli 9.000,00 TL bedelli bono, 20.09.2015 düzenleme tarihli, 20.09.2015 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bono'' sebebine dayalı olarak toplam 18.659,85 TL alacağın tahsili istemiyle 07.04.2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Davalı tarafından, davacı hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, "28.02.2015 keşide, 28.02.2015, ibraz tarihli 8.800,00 TL tutarında ...'na ait ... seri nolu çek'' sebebine dayalı olarak toplam 10.753,36 TL alacağın tahsili istemiyle 28.04.2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, takip konusu 9.000,00 TL ve 5.000,00 TL bedelli senetlerin ve 8.800,00 TL bedelli çekin davacı tarafından Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'ne verildiğini, işbu şirketin Ticaret Sicilinden terkin edilmesi akabinde tasfiye memuru ve imza yetkilisi olan davalı tarafça takibe konu edildiğini, takibe konu borç 02/05/2017 tarihinde davacı tarafından ödendiğini ve buna dair davalı tarafından aynı tarihli tahsilat makbuzu imzalandığından söz konusu bonolar ve çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı, takibe konu senetlerin borçlu tarafından.... Şti.'ye verildiğini ve şirket tarafından davalıya ciro edildiğini, sunulan makbuzun davalı adına tahsilat yapıldığını gösterir bir belge olmadığını, söz konusu makbuzdaki imza ve yazı davalıya ait olmadığı gibi makbuzun.... Şti. adlı firma adına düzenlendiği savunmasında bulunmuştur.
Davacı, dava konusu senetlerin ve çekin ödendiğine ilişkin davalının yetkilisi olduğu dava dışı .... tarafından düzenlenen, .... İcra ... E.( 46.500 TL), .... İcra Müdürlüğü ...E.(23.370 TL), .... İcra ... E. (23.370 TL) toplam 83.383,00 TL'nin ... tarafından tahsil edildiğine dair 02.05.2017 tarihli Tahsilat Makbuzunu sunmuş olup, söz konusu tahsilat makbuzunda dava dışı .... Şti.'nin kaşe ve imzası bulunmaktadır.
Mahkemece tahsilat makbuzu üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, inceleme konusu makbuz aslında ... kaşe izi üzerine şirket yetkilisi adına atfen atılmış imzanın davalı ...'ın eli ürünü olduğu, inceleme konusu makbuz aslındaki yazı ve rakamlar ile davalı ...'a ait mevcut mukayese yazılar ve rakamlara kıyasla davalı ...'ın eli ürünü olmadıkları tespit edilmiştir.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Somut olayda davacı, .... İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski ... Esas ) sayılı takip dosyası ile 28.04.2016 tarihinde, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası 07.04.2017 tarihinde icra takibi başlatmış olup, söz konusu icra dosyalarına ilişkin takiplerden sonra 02.05.2017 tarihinde Tahsilat Makbuzu ile ödeme yapılmış, söz konusu ödemeler icra dosyalarına bildirilmemiştir. Davalı alacaklı tarafından haricen tahsil edilen miktarın ilgili takip dosyalarına bildirilmemesi nedeniyle icra muamelelerinin aynı tutar üzerinden devamı halinde borçlunun dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Davaya konu bonolara ve çeke ilişkin olarak sunulan ödeme belgesinde imzası bulunan davalı ...'ın dava dışı .... Şti.'nin yetkisi olduğu, davaya konusu bonoların .... Şti. lehine keşide edilerek, çekinde bu şirkete ciro edildiği, tahsilat makbuzunda tahsil edenin davalı ... olması nedeniyle, davacının söz konusu icra dosyalarına yaptığı ödemelerin iyi niyetli ödemeler olduğu, davacının dava konusu takip dosyalarındaki borcunun sona erdiğinin kabulü gerektiğinden Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu .... İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski ... Esas ) sayılı takip dosyası ile 28.04.2016 tarihinde, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası 07.04.2017 tarihinde takip yapıldıktan sonra, 02.05.2017 tarihinde tahsilat yapılmıştır. Buna göre, takip tarihleri itibariyle davacının borcu sona ermediğinden davalının takiplerde kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece kötü niyet tazminatına hükmedilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
Davanın KABULÜ ile, ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takibe dayanak olan keşidecisi .... Tic.-... olan, lehdarı .... Şti. olan, 15.06.2013 düzenleme tarihli, 15.06.2013 ödeme tarihli 9.000,00 TL bedelli bono ve keşidecisi .... Tic.-... olan, lehdarı .... Şti. olan, 20.09.2015 düzenleme tarihli, 20.09.2015 ödeme tarihli 5.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, takibin İPTALİNE,
2-Davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
Davanın KABULÜ ile; ....İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında takibe dayanak olan 28.02.2015 ödeme tarihli, 10.000,00-TL bedelli ... seri nolu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
4-Takibin iptali talebinin REDDİNE,
5-Davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
6-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 1.274,65-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 318,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 955,98 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan; 386,47 TL harç, 600,00-TL bilirkişi ücreti, 115,90-TL tebligat, posta, müzekkere ve talimat masraflarından oluşan toplam 1.102,37-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 5.100,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak kendini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 734,56-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 183,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 550,91 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10-Davacı tarafından yapılan; 251,45 TL harç, 30,00-TL tebligat, posta, müzekkere ve talimat masraflarından oluşan toplam 281,45-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 5.100,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak kendini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
12-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,
13-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026