Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1495 E. 2026/559 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1495
Karar No
2026/559
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1495

KARAR NO: 2026/559

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 17/06/2022

NUMARASI: 2020/785 Esas - 2022/631 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı alacaklı .... Şti. İle .... Şti. arasında süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, işbu ticari ilişkinin ticari defter incelemesi ile de ortaya çıkacağını, buna bağlı olarak taraflar aralarında cari kayıt tutulduğunu, davalı borçlu şirketin cari hesap özetini gösterir ekstrede de açıkça belirtildiği gibi borç bakiyesinin 30.890,18 TL olduğunu, cari hesap kaydının taraflar arasında yapılan satışlara ilişkin faturalar ve ödemeler özetinden oluştuğunu, davalı borçlu...'in borcunu ödememesi sebebiyle .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından kötü niyetli, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla davalının itirazlarının iptaline, davalarının kabulü ile; davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ileri sürdüğü itirazlarının iptaline ve duran icra takibinin vekalet ücreti, faiz, diğer masraflar ve sair hususlar yönünden devamına, davalının takip miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine , yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu cari bir kayıt bulunmamakla birlikte davalının davacı şirkete karşı hiç bir borcu olmadığını, davacının bahsetmiş olduğu faturaların davalı şirkete tebliğ edilmediği gibi faturalarda irsaliyede bulunmadığını, davacı tarafından davalı şirkete faturalarda bahsedilen ürünler sipariş edilmediği gibi davacı tarafından da teslim edilmediğini, davacı tarafın sunmuş olduğu faturaların incelendiğinde faturaların dolar üzerinden düzenlendiğini, taraflar arasında bu husus hakkında herhangi bir sözleşme olmadığını, tarafların Türk şirketi olduğu ve taraflar arasında herhangi bir yabancılık unsuru içermediğinin açık olmasından dolar üzerinden kesilen faturaların geçersiz olduğunu, bu sebeplerle hem faturanın içeriğine hem meblağa hem de işlemiş faize itirazlarını bildirdiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte malların davalı şirket tarafından sipariş edildiği düşünülse dahi söz konusu malların ayıplı olduğunu, söz konusu maddi durumu ortaya çıkarmanın ancak tanıkla mümkün olacağını, taraflar arasında cari bir kayıt ve ticaretin bulunmaması sebebiyle davacının açmış olduğu icra takibinin kötüniyetli olduğunu, bu sebeple %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek haksız olan davanın reddine, yapılan kötüniyetli icra takibi neticesinde davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava harç, gider avansları ile birlikte avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı tarafça takibe konu cari hesap alacağını oluşturan 18/10/2019 tarih 5.964,50 TL bedelli ve 14/11/2020 tarih 6.600,00 TL bedelli faturaların, davalının 2019 yılı BA formundan 2 adet belge karşılığı 12.564,00 TL olarak bildirimin yapıldığı ve yine 2020 yılı BA formu ile de 13.123,69 TL bedelli belge ile bildirim yapıldığı görülmekle davalı tarafından beyan edilmeyen dava konusu 2.913,30 TL bedelli fatura için davacıya yemin delili hatırlatılarak, davacı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerine ilişkin beyanı doğrultusunda bu faturanın ispatına yönelik dosya kapsamında başkaca bir delil bulunmadığı görülmekle yukarıda detaylı olarak açıklanan hususlar dahilinde değerlendirme yapılarak davacının davasını kısmen ispat ettiği kanaatine varılmış olup ve ancak her ne kadar davalı cevap dilekçesinde ''..... davacı tarafından davalı şirkete faturalarda bahsedilen ürünler sipariş edilmediği gibi davacı tarafından da davaya konu mallar teslim edilmemiştir... Malların davalı şirket tarafından sipariş edildiği düşünülse dahi söz konusu mallar ayıplıdır.'' şeklinde beyanda bulunmuş ise de, bu beyanlarının savunmanın bütününde çelişki yarattığı gibi ayıp konusundaki beyanının da hukuki anlamda bir ayıp iddiası niteliğinde olmadığı, varsayımsal bir beyan olduğu ve bu beyanının devamı beyanları da dahil olmak üzere bilirkişi raporuna karşı beyanları ve yargılama safahatında da ayıp hususunda bir iddia ve delilinin bulunmadığı anlaşıldığından bu hususta mahkememizce incelemeye değer bir iddia olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek, davanın kısmen kabulü ile; 25.688,72 TL asıl alacak yönünden davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın kabul miktar yönüyle %20'si üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borcunu ödememesi sebebiyle ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalı borçlu tarafından kötüniyetli, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak itiraz edilerek takip durdurulduğunu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu ve kesin delil niteliğine haiz olduğunu, davalı taraf ise ticari defterlerini ibraz etmediğini, cari hesaptaki borç bakiyenin 4 faturadan kaynaklandığını, davalı şirketin alacağından kaynaklandığı faturalara hiçbir zaman itirazı olmadığını, davalı ilgili faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini iddia etse de tebliğin yapıldığı ticari kayıtlar ile taraflarınca ispat edildiğini, düzenlenen faturalar malların teslim edildiğine ilişkin karine oluşturmuş olup aksini iddia eden karşı tarafın bunu ispat etmesi gerektiğini, mahkemenin 17.06.2022 tarihli gerekçeli kararda 4. sayfasının son paragrafında 14.11.2020 tarih 6.600,00 TL bedelli fatura olarak belirtilmiş ise de 6.600,00 TL'lik faturanın tarihi 14.11.2019 olduğunu ve sehven yanlış yazılmış olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme, BA - BS formlarına dayanarak, Yargıtay'ın fatura kabul edilmiş sayılsa dahi hizmetin verildiğini, malın teslim edildiğine dair irsaliye veya delil bulunması gerektiğine yönelik yerleşik içtihatlarına aykırı şekilde karar verdiğini, faturalar karşılık kabul edilse dahi fatura içeriğindeki malın teslim edildiğine dair delil olması gereklidir ki BA-BS formları öyle olmasa da en fazla ticari deftere faturaların kabul edildiğini göstermekte olup Yargıtay içtihadını aşacak bir enstrüman olmadığını ve ayrıca davalının e-irsaliye mükellefi de olmadığını, 2019 ve 2020 yılına ait irsaliyelerin fotokopisi davacı tarafından sunulduğunu, irsaliyelerde teslim alan ve eden ile imzaların bulunmadığını ve haliyle de usule ve kanuna uygun düzenlenmiş bir irsaliye bulunmadığını, 09.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının 03.01.2022 tarihli ek rapora itiraz etmediğini, 18.10.2019, 08.11.2019, 14.11.2019, 14.01.2020 tarihli faturaların içeriğine ilişkin irsaliyelerin isimsiz ve imzasız olduğunu, davalı, yargılamanın hiçbir aşamasında faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair hiçbir irsaliye sunmadığını, davalıya dava konusu malların teslim edilmediğini,14.01.2020 tarihli, 14.173,59 TL bedelli faturanın sistemden gönderildiği için davalı tarafından reddedilemediği belirlenmiş olup yine de Yargıtay ilamı doğrultusunda bu faturaya ilişkin irsaliyenin de isimsiz ve imzasız olduğunu, geri kalan irsaliyesi bulunan faturaların tümünün ise ödendiğini, davalının teslim almadığı mallar veya almadığı hizmetler için borçlu bulunduğu iddiasının hukuken kadük olduğunu, Yerel Mahkeme'nin faturaya itiraz edilmediği, BA'larda yer alması sebebiyle teslim olgusunun irdelenemeyeceği gerek yasa hükmüne gerekse de Yargıtay içtihatlarıyla açıkça bağdaşmamakta olup tamam ile hatalı bir hüküm olduğunu, ticari ilişkinin reddedilmesi veya açık hesapta faturaya konu malın teslim edilmediği iddiası varsa bu durumun aksi ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, tanık dinletmenin mümkün olmadığını, bu surette teslime ilişkin ispat yükü davacıda olup teslim olgusu ispat edilemediğini, Yargıtay'ın güncel hükümleri somut olayda da olduğu gibi faturaların işlenmesi defterlerde yer alması hizmetin verilmediğini, nitekim somut olayda da hizmetin verilmediğini, bilahare yine Yargıtay hükümlerine göre teslimin davacı tarafından ispat edilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından kurulan karar açıkça Yargıtay hükümlerine ve kanuna aykırılık içerdiğini, izah edildiği mezkur icra takibi davacı tarafından kötüniyetli başlattığından davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, davacının cari hesaptan kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı, davacı yönünden reddedilen tutarın kesin olup olmadığı noktalarındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Cari hesap (fatura) alacağı 30.890,18 TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı 2.346,39 TL'' sebebine dayalı olarak 30.890,18 TL asıl alacak, 2.346,39 TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 33.236,57 TL'nin tahsili istemiyle 21.08.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazı iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davacı tarafça süresi içinde istinaf talebinde bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, miktar ve değeri 2022 yılı için 8.000,00 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ayrıca anılan maddenin dördüncü fıkrasında da alacağın tamamının dava edildiği durumlarda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü istinaf sınırının altında kalan tarafın istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Mahkemece, davanın reddedilen kısmı 7.386,57 TL'dir. Bu haliyle, davacı tarafça istinafa konu edilen kısım miktar itibariyle kesindir. Bu karara karşı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).

Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan bilirkişi raporlarında; davalı tarafın defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafın takip konusu yaptığı 30.890,18 TL'lik alacağın davalı taraf adına düzenlenmiş son 4 adet faturadan kaynaklandığı, davalının Ba formlarında, davacı adına 2 adet belge nedeniyle 2019 yılında KDV hariç 12.564,00 TL, 2020 yılında 1 adet belge karşılığında 13.123,69 TL tutarlı mal veya hizmet satın aldığının beyan edildiği, irsaliyelerde teslim eden ve teslim alan kısımlarının imzasız olduğu, davacının takip tarihinde davalıdan 30.890,18 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Somut olayda, her ne kadar Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmışsa da, öncelikle tarafların ticari defter kayıtlarının değerlendirilmesi gerekir.

Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın dayanağı cari-açık hesabın konusunu oluşturan faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir.

Mahkemece, davacı tarafça takibe konu cari hesap alacağını oluşturan 18/10/2019 tarih 5.964,50 TL bedelli ve 14/11/2020 tarih 6.600,00 TL bedelli faturaların, davalının 2019 yılı BA formundan 2 adet belge karşılığı 12.564,00 TL olarak bildirimin yapıldığı ve yine 2020 yılı BA formu ile de 13.123,69 TL bedelli belge ile bildirim yapıldığı görülmekle davalı tarafından beyan edilmeyen dava konusu 2.913,30 TL bedelli fatura için davacıya yemin delili hatırlatılarak, davacı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerine ilişkin beyanı doğrultusunda bu faturanın ispatına yönelik dosya kapsamında başkaca bir delil bulunmadığı görülmekle davanın 25.850,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bunun yanı sıra icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Eldeki davada, dava konusu cari(açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştuğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1. Maddesi uyarınca REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

3-Davacıdan istinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacıya iadesine,

4-Davalı tarafından yatırılan 440,00 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 732,00 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 292,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

26/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1495, K. 2026/559, T. 17.06.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1495-e-2026-559-k-1793c49a9422