Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1448 E. 2026/426 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1448
- Karar No
- 2026/426
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2022/1448
KARAR NO :2026/426
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/07/2022
NUMARASI :2021/416 Esas - 2022/618 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile tekstil ürünleri alım satımına ilişkin ticari alışverişleri olduğunu, davalının herhangi bir mal teslimi veya mal iadesi söz konusu olmadan kendilerine afaki bir fatura kesildiğini, davalının bu yolla cari hesabı sıfırlamaya çalıştığını, bakiye alacakları için başlattıkları icra takibine itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, icra dairesi ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, davacıdan kumaş satın aldıklarını fakat kumaşın yüksek gramajlı olarak teslim edilmesi nedeniyle eksik ürün ürettiklerini, daha sonra teslim edilen 19 kg kumaşın yağ lekeli ve hatalı olması nedeniyle faturayı iade ettiklerini, kumaşların test edildiğini ve testten geçemediklerini bu nedenle bu kumaşlara ilişkin yansıtma faturası düzenlendiğini, testten geçmeyen ve gramaj sorunu nedeniyle eksik kumaş teslim almaları nedeniyle davalıdan bir kısım kumaşı bedelsiz göndermelerini istediklerini fakat davacının bedelsiz göndermek yerine bu kumaşlar için fatura kestiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bu kapsamda, davacının yerinde görülmeyen 16.773,95-TL, 413,13-TL ve 1.005,48-TL bedelli faturaları istinaden davalının düzenlediği ... numaralı 18.117,55-TL bedelli fatura hesaplamalara dahil edilmemiş, defterler üzerinde yapılan inceleme kapsamında, davacının davalıdan 18.067,75-TL alacak talebinin yerinde olduğu, davalının itirazında haksız çıktığı ve alacağın cari hesaba ve faturalara dayalı likit alacak olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne,Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptaline, toplam alacak miktarı olan 18.067,55-TL üzerinden takibin devamına, devamına karar verilen 18.067,55-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebiyle İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 18.067,55-TL toplam alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 3.613,51-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu ve yetki itirazında bulunulmasına rağmen bu hususta bir karar kurulmadığını, davacı şirket tarafından açılan icra takibinde ödeme emri ile birlikte dayanak belge tebliğ edilmediğini, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda da ödeme emrinde borcun dayanağı olarak cari hesap alacağı 18.067,75-TL yazdığını, alacağa konu edilen faturalar belirtilmediği gibi ödeme emrinin de eke konmadığını, davacının sonradan öne sürdüğü faturalarının dava konusu icra takibine dayanak gösterilmesine itiraz ettiklerini, gerekçeli kararda davacının ayıplı malı, olduğu gibi kabul ettiğine yönelik tespitinin gerçeğe aykırı olduğunu, somut olaydaki ayıbın niteliği gereği davacının ayıplı malı iade edebilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu ayıbın kumaşın yüksek gramajlı olmasından kaynaklandığını, üretilen ürünlerin geri kumaşa dönüştürülüp iade edilmesinin söz konusu olamayacağını, davalının talebi sonrası ürünlerin bedel karşılığı gönderileceğine dair bir itiraz ileri sürülmeden kumaş gönderildiğine göre davacının talebinin kötüniyetli olduğunu, sipariş formunda ürünlerin kalite kontrolü testi yer almadığından bu bedellerin talep edilemeyeceğine ilişkin yapılan tespite itiraz ettiklerini, davacı şirket tarafından numunelik olarak gönderilen kumaşlarda yağ izleri ve lekeler görüldüğünü ve bu durumun görselleri ile birlikte davacı şirkete bildirildiğini, 19 kg örme kumaşa tekabül eden kısımın iade edildiğini, davacı şirket tarafından gönderilen kumaşların dilekçemizde bahsedilen testlerden kalması nedeniyle davacıya test bedeli olan 413,13-TL bedelli yansıtma faturası kesildiğini ve davacı tarafından söz konusu faturanın iade edildiğini eksik kalan kumaşlar, davacı şirket tarafından bir mailleşme üzerine gönderildiğini ancak bedelsiz olarak gönderilmesi gerektiği halde kumaşlara kötüniyetli olarak 16.733,95-TL bedelli fatura kesildiğini, davacı şirket tarafından, iade edilmiş olan 413,13-TL bedelli yansıtma faturası, 1.005,48-TL bedelli fatura ve haksız yere kesilen 16.733,95-TL bedelli fatura için iade faturası kesilerek davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin edimlerini tarafların anlaşmalarına aykırı olarak eksik ve hatalı olarak yerine getirdiğini, teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğunu, ürünlerin ayıplı olduğu davalı şirketçe tespit edildikten sonra tutanak tutulduğunu, ürünlerin testten kalması durumunda da bu hususun davacı şirkete bildirildiğini ve nedenlerinin sorulduğunu, mahkemece söz konusu tutanak, test sonuçları, fotoğraf ve ürünlerin ayıp tespitini yapan tanıkların mahkemede dinlenmesinin kabul edilmediğini, davacı şirketin, eksik teslim ettiği ürünün tamamlanması sonrasında karşılığında bir bedel istemesi ve faturalandırması tamamen kötüniyetli olup haksız kazanç sağlamak amaçlı olduğunu, eksik ve hatalı ürün teslimi nedeniyle davalının zararının söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki mail yazışmalarının delil olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, kumaş satın alma sözleşme formunda yazan testlerin olmadığı gerekçesiyle ... no'lu bedelin yerinde olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında davalı şirket üzerine düşen ayıp bildirim yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, bunun sonucunda da eksik kalan kumaşların bedelsiz olarak talep edildiğini, davacı taraf davalının talebini yerine getirmesi ile ayıplı ürün gönderdiğini açık olarak kabul ettiğini, beyan dilekçesinde mail gönderildiğini ikrar etiğini, usulüne uygun olarak yapılan ayıp ihbarından sonra davalının talebi yerine getirildiğinden artık davacı tarafın gönderdiği ürün için bedel talep etmesinin mümkün olmadığını,davacının hareketinin zımni kabul niteliğinde olduğunu, davacı tarafın edimleri tarafların anlaşmalarına aykırı olarak eksik ve hatalı olarak yerine getirdiğini, bedelsiz kumaş talebi üzerine davacı tarafından kumaş gönderildiğini ama akabinde haksız olarak bu kumaşlara fatura kesildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇ:Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıya teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "Cari hesap alacağı 18.067,75 TL" sebebine dayalı olarak 18.067,75 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 17.02.2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı taraf, davalıya muhtelif tarihlerde çeşitli türde tekstil ürünü mallar satıldığını bedelleri ödenmediğinden takip yaptıklarını davalı itiraz ettiğinden itirazın iptalini talep etmiş, davalı, 21.05.2021 tarihli satın alma formu ile 170cm/gr m2 kumaş siparişi verildiğini, talep edilenden yüksek gramajlı kumaş teslim edildiği için eksik üretildiğini, gönderilen 19 kg kumaş hatalı ve yağlı olduğu için kullanılmayacak durumda olduğundan davacı tarafından kesilen 45.000,00 TL bedelli faturaya istinaden 19 kg örme kumaşı tekabül eden kısım 1.005,48 TL bedelli fatura ile iade edildiğini, kumaşların testlerden geçmesi nedeniyle davacıya test bedeli olarak 413,13 TL bedelli yansıtma faturası kesildiğini, testten geçemediği için 4 farklı renkten eksik kalan kumaş ve yüksek gramaj nedenini eksik ürün elde edildiği için eksik kalan kısım için kumaş siparişleri verilerek söz konusu kumaşların davacı şirket hatası nedeniyle bedelsiz olarak gönderilmesi talep edildiğini, davalı tarafından eksik kalan kumaşlara istinaden 16.733,95 TL fatura düzenlediği, düzenlediği faturaların davacı tarafından iade edildiği savunmasında bulunmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.
TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüte düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından hatalı ve yağlı olduğu beyan edilen 19 kg kumaş için düzenlenen ... numaralı 1.005,48 TL tutarlı fatura yönünden, hatalı ve yağlı olduğu beyan edilen 19 kg kumaş için ayıba yönelik dosyada davalının mail yoluyla yapılmış beyanı ve kumaşa ait fotoğraf sunduğu, alıcı ve satıcı arasında ayıpla ilgili bir mutabakata varılıp varılamadığının anlaşılamadığını ayrıca ayıpla ilgili yerinde tespit yapan bilirkişiye ait bir rapor veya akredite kumaş kontrol hizmeti veren bir kuruluşa ait bir kumaş kontrol raporu olmadığı, davalı tarafından ... numaralı 413,13 TL bedelli yansıtma faturası yönünden, davalının davacıdan satın Satın aldığı kumaşlardan olduğu belirtilen pembe kumaş ışık haslığı, beyaz kumaş fenolik sararma testinden kaldığı görülmekle bu testlerin Satın Alma Sözleşme Formu açıklama kısmında yazan ve talep edilen testlerden olmadığı, bu testin kumaş fiyatında artış oluşturabileceği alıcının bu testleri talep ettiğini sipariş formunda belirtmesi gerektiği satıcının da bunu onaylaması gerektiği, davalının garamaj nedeniyle Eksik ürün elde edildiği için eksik kalan kısım için verilen kumaş siparişinin bedelsiz olarak gönderilmesi gerektiği halde kumaşlar için ... numaralı 16.733,95 TL Bedelli fatura kesildiği yönündeki değerlendirmede, kumaşlarda var olduğu beyan edilen ayıpla ilgili dosyaya sunulmuş teknik inceleme ve değerlendirme yapılacak bir numune olmadı sadece mail yazışması ile yapılmış bildirimler olduğu alıcı ile satıcı arasında bu ayıp ile ilgili bir mutabakata varılıp varılmadığını anlaşılamadı ayrıca ayıpla ilgili yerinde tespit yapan bilir kişiye veya akredite olmuş kumaş kontrol hizmeti veren bir kuruluşa ait bir rapor olmadı, tekstil sektöründe kesilen kumaşlarla ilgili reklamasyon kabul edilmez genel görüşünün hakim olduğu,kumaş gramajı kaynaklı ayıp nedeniyle eksik kaldığı iddia edilen ve bedelsiz olmasının istendiği gri ve beyaz kumaşlar için oluşabilecek eksik miktarlara karşın KDV dahil 6.719,76 TL, kırmızı ve pembe kumaşlarda dahil edilmesi durumunda tüm renkler için toplam KDV dahil 11.385,36 TL değer tespit edilmiştir.Somut olayda, davalı cevap dilekçesinde 170cm/gr m2 170 kumaş siparişi verildiğini, talep edilenden yüksek gramajlı kumaş teslim edildiği için eksik ürün üretildiğinden eksik kumaş bedelinin bedelsiz olması gerektiğini iddia etmişse de, 21.05.2020 tarihli Kumaş Satın Alma Talep Formunda, 170 en, 170 gramaj kumaşların sipariş verilmiştir. Davalı tarafından tutulan 04.06.2020 tarihli tutanakta, 170cm/gr m2 170 Sipariş edilen kumaş eni 183- 184 cm arası olarak ve gramajı 185 cm olarak geldiği, bu haliyle ürün gramaj toleransının dışında olduğunun belirtilmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen 22.06.2020 tarihli mailde, 5 Haziran tarihli mailde gelen numunelerin eni 185 cm istendiği halde 170 cm gelmesi ve gramajı da 170 istedikleri halde 160 gr gelmesi üzerine uyarıda bulundukları, yeni makinenin ancak bu ende olabileceğini belirterek siparişi revize etmediklerini şimdi gelen kumaş eninin 180 -184 cm ve gramajda 185 gr geldiği ve gramaj toleransın dışında olduğu, gramajdan doğacak fark için bedelsiz olarak %10 ek kumaş yapmaları gerektiği bildirilmiş olup, davalının mail yazışmalarının sunulduğu, davacı tarafından yazılmış herhangi bir yazışma sunulmadığı, davalının mail yazışması içeriğinin sipariş formu ve kendi tuttuğu tutanakla çelişkili olduğu görülmüştür. Davalı kendisine teslim edilen ürünlerdeki ölçü farkını basit muayene ile anlayabilecek olup, muayene ve ihbar külfetini yerine getirmeden, kendi yazdığı mail içeriklerine göre de kumaşların ayıplı olduğunu kumaşı kesmeden önce bildiği kabul edilerek, buna rağmen kumaşları keserek mamül haline getirmiştir. Yine 19 kg kumaşın hatalı ve yağ lekeli olduğunu iddia etmişse de, yağ lekesininde gözle görülür kumaşlar kesilip dikilmeden önce tespit edilebilecek açık ayıplar olduğu, buna rağmen davalının söz konusu kumaşları kesip dikerek mamül haline getirdiği, davalı tarafından kumaşların ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit raporunun da bulunmadığı görülerek, bu durumda davalının ayıplı olduğunu bildiği ürünleri mamül haline getirdiğinden artık kumaşları bu hali ile kabul etmiş sayıldığı kabul edilmelidir.Davalı taraf, gramaj farkı nedeniyle davalı ile aralarında % 10 bedelsiz kumaş verileceğine ilişkin anlaştıklarına dair de dosyaya herhangi bir belge sunmamış olup, davacı tarafından düzenlenen ... numaralı 16.733,95 TL tutarlı faturanın bedelsiz olması gerektiğini de ispatlayamamıştır. Davalı tarafından kumaşlara yapılan test nedeniyle düzenlenen ... numaralı 413,13 TL bedelli yansıtma faturasının, Satın Alma Sözleşme Formu açıklama kısmında yazan ve talep edilen testlerden olmadığı, bu testin kumaş fiyatında artış oluşturabileceği alıcının bu testleri talep ettiğini sipariş formunda belirtmesi gerektiği satıcının da bunu onaylaması gerektiği, taraflar arasında bu testin yapılacağına ilişkin herhangi bir anlaşma olduğu ispatlanamadığından davalının bu tutarı talep edemeyecektir. Hatalı ve yağlı olduğu beyan edilen 19 kg kumaş için düzenlenen ... numaralı 1.005,48 TL tutarlı fatura yönünden, de, hatalı ve yağlı olduğu beyan edilen 19 kg kumaşın ayıplı olduğuna ilişkin yapılmış herhangi bir tespit, bir rapor veya akredite kumaş kontrol hizmeti veren bir kuruluşa ait bir kumaş kontrol raporu olmadığı, davacının da bu yönde bir kabulü olmadığında, davalı tarafından kumaş kabul edilerek mamül haline dönüştürüldüğünden, davalı tarafından davacıya düzenlenen, davacının defterlerinde yer almayan ... numaralı 18.117,55 TL tutarlı Toptan Satış İade Faturası hesaplamada dikkate alınmayarak, davalının defter ve kayıtlarına göre davacıya 18.067,75 TL borçlu olduğu, davacının defterlerine göre davalıdan 18.067,75 TL alacaklı olduğu olduğu görülerek, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. lDavalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hemde Mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. İİK'nın 50/1. Maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Somut olayda, tarafların defter ve kayıtlarına göre, taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup, eldeki davaya konu para borcunda, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle mahkemece davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazının reddine karar verilmiş olması yerindedir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 309,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.234,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 925,20 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026