Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1291 E. 2026/538 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1291
Karar No
2026/538
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1291

KARAR NO:2026/538

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/04/2022

NUMARASI:2021/492 Esas - 2022/385 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında akaryakıt alımı için davalıya 30/11/2018 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli ve 20/12/2018 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli çekler ile toplam 300.000,00 TL ödeme yapıldığını, karşılığında davacı şirkete 222.690,27 TL tutarında akaryakıt gönderildiğini, bakiye 77.309,73 TL tutarlı akaryakıtın tüm şifahi taleplere rağmen davalı tarafından gönderilmediği gibi fazladan ödenen paranın da iade edilmediğini, bu tutarı tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yetkiye, borca ve imzaya itiraz edildiğini, davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olmadığını, davalının borca yönelik itirazlarının da yerinde olmadığını belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözlü olarak akaryakıt alım sözleşmesi yapıldığını, davacının kendi araçlarına davalının işyeri olan Bursa ili Nilüfer ilçesinde yakıt alarak dolumlarının yapıldığını, yetkili mahkemenin Bursa mahkemeleri olduğunu, davacının para borcunun ifasını daha önce yaparak ne miktarda yakıt alacağını beyan ettiğini, davacının yakıt alımını akaryakıt istasyonuna gelerek yaptığını, davacının ücreti önceden ödenen toplam 300.000,00 TL yakıtı davalıdan aldığını savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı tarafça, davalı ile akaryakıt alım satımı hususunda anlaşma yapıldığı, davalıya verilen çeklerle toplamda 300.000,00 TL ödeme yapıldığı, karşılığında 227.690,27 TL tutarında akaryakıt alındığı, bakiye 77.309,73 TL için akaryakıt teslimi yapılmadığı iddia edilerek işbu tutarın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, davacının sözleşme gereği 300.000,00 TL tutarında akaryakıt alımını yaptığı savunularak davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 190. Maddesinin 1. Fıkrasına göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Anılan düzenleme ile ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somu vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımında lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. Somut olayda; taraflar arasında akaryakıt alım satımına ilişkin olarak sözlü şekilde sözleşmenin kurulduğu ve davacı tarafından verilen 300.000,00 TL bedelli çekin tahsil edildiği noktalarında uyuşmazlık bulunmayıp; uyuşmazlığın, bakiye 77.309,73 TL tutarındaki akaryakıt tesliminin yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. O halde davalı taraf, bakiye 77.309,73 TL tutar yönünden davacı tarafa akaryakıt teslimi yapıldığını ispat ile yükümlüdür. Bu hususta aksine bir düzenleme de bulunmamaktadır. Ancak davalı tarafından, davacı yana akaryakıt teslimi yapıldığına dair dosyaya ispata elverişli herhangi bir delil sunulmamıştır. Davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre, davalıdan toplamda 222.690,27 TL tutarında akaryakıt faturası alınmış ve işbu faturalar ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Davalı yan ise ticari defter kayıtlarını ibrazdan kaçınmıştır. Davalı tarafından düzenlenen 19/10/2019 tarihli 76.096,00 TL tutarlı ve 18/11/2019 tarihli 76.906,00 tutarlı faturalar davacı yanın ticari defter kayıtlarında yer almadığı gibi, anılan faturalar davacı tarafından Kartal ... Noterliği'nin 04/11/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edilmiştir. Fatura düzenlenmiş olması tek başına fatura konusu malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Davalı tarafından yemin deliline dayanılmış ise de, davacı şirket yetkilisi tarafından 77.309,73 TL tutarında akaryakıt teslimi yapılmadığı belirtilerek yemin eda edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından sunulan yemin teklifinde davalıdan akaryakıt teslimi için talepte bulunulup bulunulmadığı hususun sorulması istenilmiş ise de, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi ile açıkça 300.000,00 TL tutarındaki akaryakıtın davacıya teslim edildiği beyan edildiğinden, işbu savunma kapsamında yeminin kapsamı Mahkememizce resen belirlenerek yemin eda edilmiştir. Davalı tarafından yemin metninde yer alan diğer hususlar ise; uyuşmazlık konularına ilişkin olmadığı gibi, hakkında yemin teklif edilemeyecek hususları da içerdiğinden, Mahkememizce dikkate alınmamıştır. Yine davalı tarafından davacının ticari defter kayıtlarında yer alan 31/12/2018 tarihli "..." açıklamalı 4.619,46 TL tutarlı alacak kaydı yönünden inceleme yapılması talep edilmiş ise de, 02/01/2019 tarihli "..." açıklamalı 4.619,41 TL tutarlı borç kaydı ile kayıtlar düzeltildiğinden, bu hususta yeniden inceleme yapılması gerekli görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça, icra takibi ile işlemiş faiz isteminde de bulunulmuş ve davalı tarafından işlemiş faize yönelik olarak da itiraz edilmiş ise de, davacı vekilince 08/03/2022 tarihli celsede işlemiş faize yönelik itirazın dava konusu edilmediği belirtildiğinden bu hususta ayrıca inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi isteminde bulunmuştur. Bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5003 Esas 2015/16638 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1094 Esas 2019/3453 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18450 Esas 2017/10141 Karar Sayılı İlamı); taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %19,50 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akaryakıt alım - satımına ilişkin sözlü olarak anlaşma yapıldığını, yapılan anlaşmada davalı 76.096.00 TL lik akaryakıtı kendi işyerinde teslim ettiğini, teslim edilen yakıtın faturasının 18/11/2019 tarihinde yurt içi kargo tarafından teslim edildiğini, faturanın davacı tarafından teslim alındığını, mahkemece yapılan basit yargılamada yurt içi kargo aracılığı ile teslim edilen faturanın akıbeti araştırılmadan eksik yargılama yapıldığını, davacı tarafın ticari defterleri inceleme konusu yapıldığını, yapılan incelemede davalı tarafından düzenlenen fatura ticari deftere işlenmediğini, tebliğ edilen faturanın ticari defterlere işlenmemesi, tarafın kendi kusurundan kaynaklandığını, mahkemece yapılan yargılamada davalının defter kayıtlarının kendisi lehine hüküm doğuracak şekilde karar verilmesi için şartlara haiz olmadığının açık olduğunu, huzurda yapılan yargılamada ticari defterlerin kayıtlarının birbirini doğrulamadığı sürece tek delil olarak dayanılmasının kesin hükme dayanak olamayacağını, davacının ticari defterlerine karşı faturaların gönderildiğini ve cevap dilekçesinin ekinde sunulan faturaların gönderim kargo numaralarının ve kargo evraklarının incelenerek karşı ispat kuralının uygulanmadan karar verildiğini, dilekçenin ekinde sunulan kargo faturaları davacının defter kayıtlarının aksini ispatlayacak şekilde olduğunu, defter kayıtlarının taraflar haricinde ilgili vergi dairesinden ve bağlı olunan kurumlardan temin edilebilir olduğunu, yapılan eksik inceleme neticesinde davalının hak kaybına uğradığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında yapılan ödeme karşılığı eksik mal teslim edilmesi nedeniyle karşılıksız kalan tutarın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıya yaptığı ödeme karşılığında ürün teslim edilip edilmediği noktasındadır.Taraflar arasında yazılı olmayan akaryakıt alım sözleşmesi bulunduğu ve davacının, davalıya 300.000,00 TL avans ödemesi yaptığı ihtilaf konusu değildir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "fazla ödenen paranın iadesi" sebebine dayalı olarak 77.309,73 TL asıl alacağın, 1.445,59 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 29/11/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 77.309,73 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise 300.000,00 TL tutarındaki yakıtı davacının aldığını savunmuştur.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 77.309,73 TL alacaklıdır. Davacının ticari defterlerinde davalının toplam 222'690,27 TL tutarlı üç adet akaryakıt faturası kayıtlı iken, 76.096,00 TL bedelli akaryakıt faturası kayıtlı değildir. Davalı ise mazeret bildirmeksizin talimat mahkemesine ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın kendi defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Davalının 19/10/2019 tarih ve 76.096,00 TL bedelli faturaya konu ürünü davacıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir.Davalı savunmasının dayanağına ilişkin 19/10/2019 tarih ve 76.096,00 TL bedelli fatura sunulmuş ise de bu faturaya konu malın teslimine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına davalının alınan ödeme karşılığında ürün tesliminin yapıldığı yönündeki iddialarını ispata elverişli değildir.Bu haliyle, 19/10/2019 tarih ve 76.096,00 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı da nazara alındığında ürünlerin teslim edildiği savunmasına ispatlayamamış olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.320,30 TL harcın, alınması gerekli olan 5.281,03 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.960,73 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 105,50 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1291, K. 2026/538, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1291-e-2026-538-k-d24e37d4357c