Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1273 E. 2026/540 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1273
Karar No
2026/540
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1273

KARAR NO:2026/540

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/06/2022

NUMARASI:2022/215 Esas - 2022/675 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacı aleyhine 08/06/2018 düzenlene tarihli 08/07/2018 vade tarihli 20.000 TL bedelli bono takibe konu edilerek Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, davacının böyle bir borcunun olmadığını, davacının internette satılık ev aradığını, Işın ...'e ait ev için yayınlanan ev ilanından emlakçı ile iletişime geçtiğini ve evi görmek üzere adrese gittiğini, ücret hususunda anlaşamadıklarını, akabinde farklı bir emlakçıda aynı ev ilanını gördüklerini ve 160.000 TL nakit, 20.000 TL çek vereceğini söylediğini, davacının amcasının oğlu ...'ın hesabından ...'in hesabına 4.000 TL para gönderdiklerini, akabinde tapu masrafları için elden 4.800 TL para ...'e verildiğini, 08/06/2018 tarihide ...'in davacıyı arayarak para çekerek tapu gelmesini söylemesi üzerine, davacının 153.000 TL ve daha sonra çek vereceğinden bahisle bu çeke teminat olmak üzere imzaladığı 20.000 TL bedelli senedi alarak amcasının oğlu ... ... ile tapuya gittiklerini, tapu akit tablosunda davacıya gösterilen adres ile satımı yapılacak olan adresin ve tapu sahibinin farklı olduğunu öğrendiğini, daireye ilişkin devir teslim işlemleri gerçekleştiğini, bankaya gittiklerini, davalı ...'in borcu için işlem yapıldığını söyleyince davacının tekrar bu durum karşısında ...'e dairenin ...'e ait olduğunu nasıl olur da babasının borcunu kapattığını sorduğunu ve yine vekalet ilişkisinden kaynaklı olarak bu durumun gerçekleştiği bilgisinin alındığını, davacının hileli davranışlar neticesinde ... ve ... tarafından kandırılarak hataya düşürüldüğünü ve aslında en başından beri almak istediği evi aldığını düşündüğünü, evin aksine davalı ...'e ait olan evi aldığını, davacının daha sonradan çek vereceğinden bahisle imzaladığı teminat olarak verilen senet, hala davalı ...'de olduğunu ve davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ...'in bu durumu emniyette verdiği ifadesinde bizzat ikrar ettiğini beyan ederek, davacının davalıya borcunun olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle ödeme emrinde yazılı miktar olan 20.958,90 TL'nın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak davacının hak ve alacaklarından satış sureyitle alacağının engellemek amacıyla tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Çorlu'da bulunan dairesinin satışı için dava dışı emlakçı ...'e vekalet verdiğini, bu kişinin de bulduğu alıcıya davalının dairesini vekaleten sattığını, dairenin satışından eksik kalan kısım için davalıya 20.000 TL tutarlı senet verildiğini, senedin ödenmesi için davacı borçlunun arandığını fakat ödeyeceğini söyleyerek davalıyı oyaladığını ve icradan tahsilatı geciktirmek için söz konusu haksız ve kötü niyetli davayı açtığını, tapu kayıtlarının aleni olduğunu, davalının kendisine verilen senedi olduğu gibi hiç bir oynama ve ekleme yapmadan olduğu gibi işleme koyduğunu, senede karşı senet ile ispat gerektiğini, davacı taraf senet miktarı kadar davalıya eksik ödeme yaptığını beyan ederek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacı tarafın %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Takibe konu bononun incelenmesinde; muhatabın ..., lehtarın ... olduğu ve senette çift vade bulunduğu, tarihlerden birinin 08/07/2018 diğerinin ise 07/08/2018 olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 776. maddesinde bononun unsurları arasında vade de sayılmış olmakla birlikte, TTK'nın 777/2. maddesi uyarınca vade, zorunlu unsurlardan değildir. Senet üzereinde vade hiç yoksa, senet görüldüğünde ödenir. Ancak, bono üzerinde çift vade varsa bu hüküm uygulanmaz. Bonolara da uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/2. maddesi uyarınca, vadesi başka bir şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren bonolar batıldır. Bu tür belgeler, temel ilişki yönünden delil başlangıcı niteliği taşır iseler de bu tür belgelere bağlanmış alacakların devri, TBK'nın 184. maddesi uyarınca alacağın temliki unsurlarını içeren yazılı belge ile yapılmalıdır. Somut olayda, TTK'nın 778/1.b atfıyla aynı Kanun'un 683/2. maddesi uyarınca yapılmış olan ciro, alacağın temlikinin unsurlarını taşımamaktadır. Çünkü, TBK'nın 184. maddesi uyarınca, alacağın devrinin (temlikinin) yazılı şekilde yapılmış olması geçerlilik şartıdır. Yazılılık şartının gerçekleşmesi için temlikin kimin lehine yapıldığının gösterilmesi ve temlik sözleşmesinde tarafların imzalarının bulunması gerekir. Ayrıca ceza dosyasında; sanık ...'in cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, karar içeriğinden de anlaşıldığı üzere senedin hile ile alındığının değerlendirildiği, kaldı ki senette çift vade olması nedeniyle senedin batıl olduğu, bu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığı değerlendirilmiştir ve davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddiasının tapu dairesinde yaşanılan tapu alım süreci ile uyuşmadığını, davacının dava konusu senedin alınması düşünülen başka bir gayrimenkul için düzenlendiğini ileri sürmüş ise de buna dair hiç bir delil, evrak, sözleşme ibraz etmediğini, dava konusu senedin başka bir dairenin alımı için düzenlendiğine dair davacı tarafça dosyaya hiç bir delil sunulmamasına rağmen mahkemenin senedin hile ile alındığı sonucuna varmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının gayrimenkul alım sözleşmesi, komisyon sözleşmesi, senet alım tutanağı gibi hiç bir evrakı sunmadığını, Dava dosyasında, davacı tarafın iddia ettikleri şekilde başka bir dairenin alımı için dava konusu senedin düzenlendiğine ve teslim edildiğine dair bir evrakın bulunmadığını, Ticaret Mahkemesinin senede karşı senet ile ispat zorunluluğu bulunmasına rağmen bu gerekliliğe dikkat etmediğini, davacı taraf, senedin lehtar kısmının boş olarak düzenlendiğini ileri sürmediğini, davacı taraf, senedin lehtar kısmını boş olarak düzenlemiş ve bu şekilde teslim etmiş ise anlaşmaya aykırı olarak sonradan lehtar kısmının doldurulduğunu ancak yazılı bir sözleşme ile iddiasını ispat etmesi gerektiğini, gerekçeli kararda yapılan hukuki değerlendirmenin dosya içeriği ile uyumlu olmadığını, davanın konusu alacağın devri olmadığını, davanın konusu, gayrimenkul alımından kaynaklanan ve bu amaçla senede bağlanan alacak ile ilgili olduğunu, gayrimenkul satımından kaynaklanan alacağın ödenmeyen kısmı senede bağlandığını, dava konusu senedin unsurlarında var olduğu iddia edilen bir eksiklik, kambiyo takiplerine özgü icra takibine etkiler mahiyette olabilirse de alacağın varlığının tartışıldığı, maddi hukuka dair delillerin değerlendirildiği somut dava dosyasını etkiler mahiyette olmadığını, mahkemenin bu konudaki değerlendirmelerinin somut dava konusu ile ilgili olmadığını, dava konusu senette ciro bulunmadığını, davalı ilk alacaklı yani lehtar konumunda olduğunu, lehtar sıfatıyla icra takibi başlatıldığını, mahkemenin red gerekçesinin dava konusu senet ve yine dava konusu alacağın mahiyeti ile ilgili bir gerekçe olmadığını,davalının alacağı devralmadığını, dava dosyası içeriğinde, buna dair bir iddia ya da savunmada olmadığını, davalının gayrimenkul alımından dolayı davacı lehtar sıfatıyla alacaklı olduğunu, alacağın devri söz konusu olmadığından dolayı mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği şekilde alacağın temlikine dair bir sözleşmenin bulunması da zorunlu olmadığını, davalı, ceza dosyasında taraf olmadığını, davacının, davalı hakkında bir şikayette bulunmadığını, başka bir kişinin hareketinden dolayı davalının sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu, ceza dosyası içeriğine göre davalının da mağdur konumunda olduğunu, ceza dosyasının sanığı ... tarafından davalıya 20.000,00-TL tutarlı senet verilmiş ancak davalı bu senetten kaynaklanan alacağını alamadığını, ceza dosyasında elde edilen ceza kararının, yargılanan şahıslardan olmayan davalı aleyhine kullanılması hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf, icra takibine kadar dava konusu senet ile ilgili hukuki bir başvuruda bulunmadığını ve senedin akıbetini sormadığını, tapu iptal ve ipka başvurunda da bulunmadığını, gayrimenkul alım tarihinden beri mülk sahibi sıfatıyla gayrimenkulden yararlanmaya da devam ettiğini, senette çifte vade olması yada olmaması davalının alacağını etkiler mahiyette olmadığını, davacının, gayrimenkul alımında senet miktarı kadar yani 20.000,00-TL az ödeme yaptığını, davalıya gayrimenkulün satış değeri olan 165.000,00-TL yerine 145.000,00-TL ödeme yapıldığını, 138.000,00-TL'sinin kredi borcu ödemesi olarak davalıya banka kredi hesabına, kalan 7.000,00-TL ise emlakçı komisyon bedeli olarak ödendiğini, davacının, haksız yere 20.000,00-TL sebepsiz şekilde zenginleştiğini, davalıdan alınan dairenin, iddiaya göre alınması istenilen daireden daha ucuz olduğu iddiasının davacı tarafça ispat edilememiş, dava dosyasına buna dair herhangi bir delilin de sunulmadığını, ticaret Mahkemesinde görülen dava için dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olmasına rağmen bu zorunluluğa uyulmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu bononun hile ile alınıp alınmadığı, şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafından davalı lehine 08/06/2018 tarihinde 20.000,00 TL bedelli ve 08/07/2018 vade tarihli bono keşide edilmiştir. Bonoda ayrıca senet metni dışındaki kısımda vade ibaresi altına 07/08/2018 tarihi yazılmıştır. Ayrıca bonoda malen kaydı bulunmaktadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "08/06/2018 düzenleme tarihli, 08/07/2018 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli bono" sebebine dayalı olarak 20.000,00 TL asıl alacağın, 918,90 TL işlemiş faiz ve 40,00 TL bono komisyonu ile birlikte tahsili istemiyle 02/10/2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca hile ile alındığını iddia edilen bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı, davanın, dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olduğunu iddia etmiş ise de, dava tarihinde menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi olmadığından davalının itirazı yerinde görülmemiştir.Davalıya ait bir taşınmazın davacı tarafından satın alındığı ihtilaf konusu değildir. Davalı tarafça davaya konu bononun bu taşınmazın satış bedelinin bakiyesinin ödenmesi amacıyla verildiğini savunmuştur. Davacı ise, dava konusu bononun başka bir taşınmaz malikine onun taşınmazının satın alındığı inancıyla daha sonra çek ile değiştirilmek üzere teminat olarak verildiğini iddia etmektedir. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2019 tarih ve 2019/114 E.- 2019/568 K.sayılı kararı ile, sanığın yanında çalışan tanık ...'in ve tanık ...'in satışa konu evin...'e ait olan ev olduğu ve sanığın katılana bu eve ait fotoğrafları gösterdiğine dair beyanları, katılanın tapu dairesinde satıcı isminden farklılığından şüphelenmesi üzerine sanık tarafından ev sahibinin babasının evi vekaletle satacağına dair hileli yalanları ve katılan devraldığı evin rayiç bedelinin ödediği paraya göre azlığı, yine dosyaya sunulan cd kayıtları göz önüne alındığında emlakçılık işi ile uğraşan sanığın katılanın almak istediği evi satıyor izlenimi verip kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak bedeli daha düşük olan evi katılana kamu kurumu olan tapu müdürülüğünü kullanmak suretiyle sattığı bu surette üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın(...-emlakçı) eylemine uyan TCK'nın 158/1-d maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ancak anılan ceza dosyasında davalı ... taraf değildir. Dolayısıyla söz konusu ceza dosyasındaki vakıaların davalı yönünden delil teşkil etmesi mümkün değildir. Taşınmaz satışına ilişkin resmi senette davacı-alıcı ...'ın bizzat beyanlar ve rehin haklarının varlığını bilerek ve hukuki sonuçlarını kabul ederek satışı kabul ettiği yönünde beyanının bulunması, resmi senette satışa konu taşınmaz malikinin ... olduğunun açıkça yazılı olması, davacının resmi senedi okudum ibaresi ile imzalamış olması karşısında davalının aldatma kastıyla hareket ettiği yönünde bir delil bulunmadığı gibi davalı ...'in Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince cezalandırılmasına karar verilen emlakçı ... ile eylem ve iş birliği içinde olduğuna ilişkin bir delil ve ispat dosyada bulunmamaktadır. Kaldı ki, taraflar arasında taşınmaz satışının gerçekleştiği ihtilafsız olup, bonoda malen kaydı bulunduğu ve taşınmaz satış sözleşmesinin iptalinin de istenmediği, ayrıca açığa(boş) senet düzenlenmesinin mümkün olduğu nazara alındığında davacı iddialarının yazılı delille ispatlanması gerekir. Ancak, davacı tarafça söz konusu iddialar ispatlanabilmiş değildir.İlk derece mahkemesince dava konusu bonoda çift vade bulunduğu kabul edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/1-b uyarınca bono hakkında da uygulanması gereken TTK'nın 703/1. maddesine göre, bir bono görüldüğünde, görüldükten belirli bir süre sonra, düzenlenme gününden belirli bir süre sonra, belirli bir günde ödenmek üzere düzenlenebilir. TTK'nın 703/2. maddesine göre ise, vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.Kambiyo senetlerinde şekle sıkı sıkıya bağlılık ilkesi geçerlidir. Bunun sebeplerinden birisi kambiyo ve tedavül güvenliğinin sağlanmasıdır. Ancak bu durumda dahi aşırı şekilcilikten kaçınılması gerekir. Buna göre vade tarihiyle ilgili olarak kabul edilebilir bir maddi hatadan kaynaklandığı açıkça anlaşılan hususların bulunması halinde senedin geçerli kabul edilmesi gerekir.Vade tarihinin ay ve gün hanesinde karışıklık yapılarak yazılmasının maddi hata sonucu olduğunun kabulü gerekir. Vade tarihinde yapılan bu maddi hata, senedin kambiyo vasfını etkilemeyecektir(Yargıtay 12. HD'nin 18.02.2020 Tarih ve 2020/969 E. - 2020/1428 K. sayılı kararı). Dava konusu bononun metin kısmında senedin 08 Temmuz 2018 tarihinde ödeneceği, senet metni dışında ödeme günü kısmında 08/07/2018 tarihi, vade kısmında ise gün ve ay yer değişmiş halde 07/08/2018 tarihi yazılıdır. Bu durumda senedin sol üst köşesinde yazan tarihin maddi hata sonucu gün ve ay yer değişmiş halde 07/08/2018 olarak yazılmış olduğundan bu hususun senedin vadesine ve geçerliliğine etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davacını borçlu olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

3-Başlangıçta peşin olarak alınan 357,93 TL harcın alınması gerekli olan 732 TL harçtan mahsubu ile bakiye 374,07 TL karar ve ilam harcının davacı'dan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 20.958,9 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalı 'a verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 78,60 TL olmak üzere toplam 299,30 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1273, K. 2026/540, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1273-e-2026-540-k-7b598878951d