Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1267 E. 2026/539 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1267
- Karar No
- 2026/539
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1267
KARAR NO:2026/539
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/04/2022
NUMARASI:2021/514 Esas - 2022/359 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında “Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Mahallesi, mevkiinde kain ve tapuda 4459 ada, 37 parselde kayıtlı akaryakıt- otogaz satış ve servis istasyonu kurulu bulunan taşınmazın; birinci dönemi 5 yıl, ikinci dönemi 5 yıl, üçüncü dönemi 2 yıl süreli ve 27.10.2022 tarihine kadar geçerli olmak üzere davalı şirket tarafından davacı şirkete kiralanmasına ilişkin 27.10.2010 tarihli kira sözleşmesi akdedildiği, davacı ile davalı arasında akdedilen kira sözleşmesinin 4. maddesi gereğince üç döneme ait kira bedelinin tamamı 992.098,00.-USD + KDV’nin davalı tarafından düzenlenen fatura ve taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesine uygun olarak davalıya ödendiği, kira bedelinin 934.675,64,-USD’lik kısmının davacı şirketin davalıya düzenlediği 27.10.2010 tarih ... no.lu ve ... faturalardan doğan alacağından doğan kalan kısmı nakden ödediği, davalı ile akdedilen kira sözleşmesinin ikinci 5 ve üçüncü 2 yıllık dönemi için kabul iradesi ortaya koymadığını ve 27.10.2010 tarihli kira sözleşmesinin 27.10.2015 tarihinde sona erdiğini, kira sözleşmesinin 7. md. gereği kira bedeli ve faizine ilişkin alacaklarının tahsili için İstanbul 11.İcra Müdürlüğümün .... Sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığı, davalının haksız itirazları nedeniyle icra takibi durduğu, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin ve diğer hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla, davalının İstanbul 11. İcra Dairesi’nin .... Sayılı icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazların iptaline ve takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile icra takibi tutarının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında maliki bulunulan Bursa İli, Osmangazi ilçesi, ... Mah, 4459 Ada ve 37 Parselde kain taşınmazın kiralanması için 27.10.2010 tarihli 5+5+2 yıl süreli kira sözleşmesi ve ayrıca davacı dağıtım şirketi ile davalı şirket arasında kullanıcılara akaryakıt ikmali yetkisi veren bayilik sözleşmesi akdedildiğini, yani taraflar arasında kira ilişkisinin yanında aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirilecek bayilik ilişkisinin de mevcut olduğunu, kira sözleşmesinin kuruluş amacının bayilik sözleşmesi yapmak ve davacıya ait ürünlerin satılmasını garanti altına almak olduğunu, asıl amacın bayilik sözleşmesi yapmak olduğunu, bayiler ile dağıtım şirketleri arasındaki hukuki ilişkinin temelinin bayilik sözleşmesi olduğunun Yargıtay kararları ile de tespit edildiğini, davalı ile davacı arasında akdedilen kira sözleşmesinin, bayilik sözleşmesinden ayrı düşünülmesinin mümkün olmayacağını, davacının icra takibine konu faturaları kira sözleşmesinin 7. maddesinde bulunan kira sözleşmesinin kiraya verenin sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi durumunda işlememiş kira bedellerinin iade edileceğine dair hükme dayandırmış ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, kira sözleşmesinin davalı tarafından değil, davacı şirket tarafından kira akdinin uzatılması yönünde irade gösterilmemesi sebebiyle sona erdiğini, davalı tarafından hem bayilik sözleşmesinin uzatılması hem de kira kontratının uzatılması amacıyla davacı ile defalarca görüşme yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, bu süreçte taraflar arasında 18.09.2015 tarihinde düzenlenen bayilik sözleşmesi ile davalı firmanın bayilik hakkının davacının talebi ve dayatması sonucu kira süresi sonu olan 27.10.2015 tarihine kadar uzatıldığını, ilgili bayilik sözleşmesinin 13. maddesinde de görüleceği üzere anlaşmanın başlangıç tarihi 20.09.2015, sona erme tarihinin ise 27.10.2015 olarak belirlendiğini, yüksek meblağların döndüğü ve ciddiyet gerektiren bu sektörde 1 ay kadar kısa bir süre için yapılan bayilik sözleşmesine ilk başlarda davalı tarafından anlam verilememiş ise de davacının amacının daha sonra anlaşıldığını, davacının davalıyı oyaladığı bu süreç içerisinde davalının maliki olduğu akaryakıt istasyonuna yaklaşık 500 metre mesafede bulunan başka bir akaryakıt istasyonu ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ve sonunda da bayilik anlaşması yaparak alenen davalı firmayı oyuna getirdiğini, yani davacının sözleşme imzalamadan önce zaten 500 metre mesafedeki diğer istasyonla bayilik sözleşmesi imzaladığını, bu hususun mahkemece yaptırılacak keşifle de ortaya çıkacağını, bu durumun da taraflar arasındaki bayilik ve dolayısı ile bağlantılı bulunan kira sözleşmesinin uzatılmamasının sebebinin davalı firma değil alenen kötü niyetli davranan davacı dağıtım şirketi olduğunu gösterdiğini, bir yandan aynı mevkide farklı bir akaryakıt istasyonu kiraladığını, bir yandan da devam eden kira sözleşmesinin uzatılmamasının sebebini davalı firmaymış gibi göstererek haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, bu sebeple davacı tarafından düzenlenerek takibe konu edilen 30.10.2015 tarih, 196.304,16 USD bedelli ve 30.10.2015 tarih, 680.975,64 USD bedelli, e-fatura içeriklerine ve bedellerine süresinde itiraz edildiğini ve akabinde de Bursa ... Noterliğinin 11.11.2015 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini, davacı tarafından bu şekilde bir fatura düzenlenmesi TTK ve Vergi Kanunu'na göre hukuken mümkün olmadığı gibi, hukuka aykırı düzenlenip, davalı tarafından iade edilen faturalara ilişkin icra takibi yapılamayacağını, davalının uzatılmasını istediği ve buna ilişkin irade beyanında bulunduğu bayilik sözleşmesinin davacı tarafından kötü niyetli olarak ve kendi talebiyle kira kontratının sona erme tarihi olan 27.10.2015 tarihine kadar uzatıldığını, kira sözleşmelerinin akıbetinin doğrudan doğruya taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin akıbetine bağlı olacağını, bu sebeple taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 27.10.2015 tarihine kadar uzatıldığı dikkate alındığında, kira sözleşmesinin de artık davacı tarafından feshedildiğinin kabulü gerektiğini, davacının, kıra sözleşmesinin 7. maddesine dayanarak kira bedellerini talep etmesinin sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğini bu nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Ana Dağıtıcı davacı .. ile davalı bayii arasında imzalanan intifa ve bayilik sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; Rekabet Kurulunun almış olduğu karar çerçevesinde, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış ve süresi beş yılı asan tüm intifa anlaşmalarının süresi 18.09.2010 tarihinde son bulacaktır. Rekabet Kurulunun 2005/4 sayılı tebliğinin geçici 1. maddesinde "Bu tebliğde ön görülen grup muafiyetinden yararlanma koşulu taşımayan anlaşmaların bu tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanabilmesi için tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tebliğ ile ön görülen koşulları sağlayacak şekilde değiştirilmesi gerekir."İbaresine uyulması sonucu taraflar arasında sözleşmenin yenilenerek 18.09.2010 tarihli protokol ile fesih edildiği, Fesih sonucu;sözleşmenin 4.maddesi gereğince davacı tarafın kullanılmayan 2. döneme ait 415.000 USD ve kullanılmayan 3.döneme ait 162.098 USD kira/intifa bedelini geri isteyebileceği Sözleşmesi'nin 7. Maddesi hükmü gereğince işlememiş kira süresi için davacının 415.000 USD + 162.098 USD= 577.098.- USD+ KDV olmak üzere toplam 680.975,64 alacağı bulunduğu, Davacı tarafından '...27.10.2010 kira sözleşmesi fesih bedeli' açıklamalı 30.10.2015 tarihli, ...nolu, 680.975,64 USD bedelli faturanın düzenlendiği, Düzenlenen 30.10.2015 fatura tarihine kadar işlemiş faizin; 577.098.- USD alacak için Libor+5 üzerinden,166.359,46 USD + KDV olacağı sonuçta 196.304,16 USD işlemiş faiz hesaplanacağı Davacı tarafça bu nedenle '... 27.10.2010 kira sözleşme fesih bedeli faizi' açıklamalı 30.10.2015 tarihli, ...nolu, 196.304,16 USD bedelli faturanın düzenlendiği Fatura tarihi 30.10.2015 den icra takip tarihi 24.10.2016 a kadar geçen dönem için asıl alacağa Libor+5 üzerinden 32.359,88 USD tutarında faiz işlediği hesaplanmış olup bu tutar fatura tarihine kadar işlemiş faiz olan 196.304,16 USD ye ilave edildiğinde 196.304,16 USD + 32.359,88 USD = 228.664,04 USD olarak toplam işlemiş faiz istenebileceği belirlenmiştir. Mahkememizce İstanbul 11 İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında 680.975,64 USD asıl alacak ve 228.664,04 USD işlemiş faiz toplamı 909.639,68 USD üzerinden itirazın iptaline takibin devamına, 680.975,64 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip koşullarında faiz yürütülmesine, Davacı alacağı likit ve belirlenebilin olduğundan İİK 67 gereğince ; hüküm altına alınan 909.639,68 USD nin TL karşılığı 3.345.654,74 TL nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin karar gerekçesinde, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin salt kira sözleşmesi olmadığı aynı zamanda bayilik sözleşmesini de içerdiği ve bileşik sözleşme olarak anılan bu sözleşmelerde her iki sözleşmenin birlikte ele alınması gerekse de görevsizlik kararı öncesinde İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama ve bu yargılamada alınan karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda, bu sözleşmeler için yapılan değerlendirmelerin hiç dikkate alınmadığını, karar gerekçesinde de herhangi bir tartışma ya da değerlendirmenin yapılmadığını, taraflar arasında hem bayilik hem de kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, 18/09/2015 tarihinde imzalanan ve genel işlem koşullarından oluşan bayilik sözleşmesi ile sözleşmeye devam iradesi taşımayan tarafın davacı olması itibari ile bakiye kira alacağı talep hakkının olmadığı hususunun göz ardı edildiğini, taraflar arasında, 10 yılı aşan sürelerle devam eden akaryakıt bayilik ve buna bağlı olarak kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, kira sözleşmesi bitmeden önce davacı şirket, aralarındaki bayilik ve kira sözleşmesi ilişkisini devam ettireceği güveni uyandırarak 18/09/2015 tarihli bir bayilik sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme imzalanırken, davacı şirket davalı şirkete, kira sözleşmesinin ilk döneminin 27/10/2015 tarihinde sona ereceğini, bayilik sözleşmesinin iki aylık süre için yapılarak her iki sözleşmenin tarihlerinin birbirlerine paralel ve uyumlu olmasının amaçlandığı ifade ettiğini, davalı bir nevi dayatılan bu sözleşmeyi imzalamak durumunda kaldığını, davacı tarafın sözleşmeyi devam arzusu içerisinde olduğu izlenimi verilmesine karşın daha sonra sözleşme devam iradesi gösterilmediği gerekçesi ile hem bayilik hem de kira sözleşmesi ilişkisinin sonlandırılacağının önceden bilinmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket, her zaman sözleşme ilişkisinin devam edeceği inancı ile bu sözleşme ilişkisini sürdürdüğünü, kaldırılması talep edilen iş bu mahkeme kararının gerekçesine bakıldığında öncesinde yer verilen ne bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirme ne de mahkeme gerekçeli kararına herhangi bir atıf yapılmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında 27/10/2010 tarihli (5+5+2) yıllık üç dönemi içeren kira sözleşmesi yapıldığını, esas itibari ile taraflar arasında hem bayilik hem de kira ilişkisi 10 yıla yakın devam ettiğini, davacı şirket, 18/09/2015 tarihinde, 27/10/2015 tarihinde sona erecek bir bayilik sözleşmesini de davalıya adeta dayatarak imzalatıldığını, mezkur sözleşme içeriğine bakıldığında, sözleşmenin 20/09/2015 tarihinde yürürlüğe gireceği ve 27/10/2015 tarihinde sonlandırılacağı özellikle vurgulandığını, bu bayilik sözleşmesi ile 27/10/2015 tarihinde sona ereceği ifade edilen kira sözleşmesinin birbirinden bağımsız olmadığı ve bileşik sözleşme türü olarak adlandırışan sözleşmeler içerisinde yer aldığını,Bu durumda, 18.09.2015 tarihli son bayilik anlaşmasının tümüyle davacının genel işlem koşullarından oluşması nedeniyle bayilik ilişkisinin 27.10.2015’deki sona erme tarihinin davacı tarafından öngörüldüğünü, esas itibari ile sözleşmenin 27/10/2015 tarihinde sonlandırılmasına ilişkin iradenin davacı tarafta olduğu, bunun da imzalanan 18/09/2015 tarihli ve 37 gün süreli sözleşme ile açıkça ortaya konduğunu, bu durumda davalı şirketin sözleşmeye devam iradesini taşımadığından söz edilemeyeceğini, sözleşmede belirlenen fesih bedellerinin talep edilmesinin, iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği göz ardı edilerek karar verildiğini, dava konusu yerde keşif yapılması talebinin yerine getirilmediğini, taraflar arasında 18/09/2015 tarihinde düzenlenen bayilik sözleşmesi ile davalı firmanın bayilik hakkı davacının talebi ve dayatması sonucu kira süresi sonu olan 27/10/2015 tarihine kadar uzatıldığını, ilgili bayilik sözleşmesinin 13. Maddesinde de görüleceği üzere anlaşmanın başlangıç tarihi 20.09.2015 – sona erme tarihi ise 27.10.2015 olarak belirlendiğini, Davacı, davalıyı oyaladığı bu süreç içerisinde davalının maliki olduğu akaryakıt istasyonuna yaklaşık 500 metre mesafede bulunan başka bir akaryakıt istasyonu ile görüşmeler gerçekleştirmiş ve sonunda da bayilik anlaşması yaparak alenen davalı firmayı oyuna getirdiğini, davacı, davalıya sözleşme imzalamadan önce zaten 500 metre mesafedeki diğer istasyonla bayilik sözleşmesi imzaladığını, buna ilişkin mahkemece, davacı tarafça aynı yerde ve yakın tarihlerde bir başka şirket ile imzalamış olduğu bayilik ve kira sözleşmesi bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi mahallinde keşif yapılmasına ilişkin talebinin de kabul görmediğini, Bu durumda, davacı şirketin çok öncesinden, hatta sözleşmede yer alan fesih ihbarı süresinden önce bir başka şirket ile bayilik ve kira ilişkisi kurduğu ve davalı şirket ile aralarında devam eden sözleşme ilişkisini devam ettirme niyetinde olmadığını, mahkemenin buna ilişkin bir araştırma ve keşif yapmaksızın itirazın iptaline karar vermiş olmasının da yerinde olmadığını, bilirkişi raporunda faiz alacağına ilişkin faturaya vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş olan faiz hesabı yapıldığını, faturanın içeriği faiz alacağı olduğu halde bu faiz alacağı kalemine bilirkişi raporunda TL ve USD para birimleri üzerinde ayrı ayrı faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davacı taraf icra takip dosyasında hem işlememiş kira bedeli iadesi alacağına hem de faiz alacağına faiz işlettiğini, takip dosyası içerisinde yer alan ödeme emrine bakıldığında da görüleceği üzere 909.639,04 USD tutarındaki alacak kalemine takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar %5,7653 oranında faiz işletileceğinin yazıldığını, Faiz alacağını fatura edip bu alacak kalemine takip tarihinden sonra tekrardan faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacağın, tartışmalı hususları itibari ile likit olmadığı ve ayrıca hesaplaması için bilirkişi raporuna ihtiyaç bulunduğunu, icra inkar tazminatına da hükmedilmesinin de hukuki olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, kira sözleşmesinin sonraki dönemleri için ödenen bedelin karşılıksız kalması nedeniyle karşılıksız kalan kısma isabet eden tutarın iadesi istemiyle başlatılan icra takibini vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kira sözleşmesinin ikince ve üçüncü dönem uygulanmadan sona ermesi nedeniyle bu dönemlere ilişkin olarak ödenen kira bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği, faiz ve icra inkar tazminatı noktasındadır.Taraflar arasında 27/10/2010 tarihinde (5+5+2) yıl süreli kira sözleşmesi imzalanmıştır.Kira sözleşmesinin ikinci döneme geçilmeden 27/10/2015 tarihi itibariyle sona erdiği taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.Davacı tarafından davalıya 30/10/2015 tarihinde kira sözleşme fesih bedeli açıklamalı 680.975,64 USD(KDV dahil) bedelli fatura ile 30/10/2015 tarihli kira sözleşme fesih bedeli faizi açıklamalı 196.304,16 USD(KDV dahil) bedelli fatura tanzim edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "kira sözleşmesi, faturalar" sebebine dayalı olarak 680.975,64 USD asıl alacağın, 228.664,04 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 24/10/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında 27/10/2010 tarihinde imzalanan kira sözleşmesinin 7 Maddesinde kiralayanın bizzat veya bağlantılı olduğu gerçek veya tüzel kişiler vasıtasıyla mecurda kurulu akaryakıt istasyonun ...bayiisi olarak fiilen işleticilik faaliyetinde bulunuyorsa her hangi bir sebep göstermeksizin kira dönemlerinin hitamından en az 3 ay öncesinde ikinci veya üçüncü kira dönemine tekabül eden kira süresince sözleşmeye devam iradesini yazılı olarak göstermediği takdirde (...) kiralayanın 2. veya 3. kira dönemine ilişkin kabul iradesini yazılı olarak göstermeyerek ilk beş yıllık veya ikinci beş yıllık kira süresinin hitamında tek taraflı olarak feshetmesi halinde,
- kira sözleşmesinin ilk 5 yıllık dönemi müteakip sona ermesi halinde kira sözleşmesinin sona erdiği tarihten, kira dönemi sonuna kadar işlememiş süre olarak kabul edilecek, döneme tekabül eden toplam 415.000+162.098-USD tutarındaki kira bedelini,
- işbu sözleşmenin imza tarihinde geçerli 12 aylık Amerikan Doları (USD) Libor+5 üzerinden, işlemiş kira süresi esas alınarak hesaplanacak faiziyle birlikte USD cinsinden veya fatura tarihinde geçerli T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak ödeneceği,
10.2-b maddesinde ise, kiralayanın işbu ahvalde fesih tarihinden/kira sözleşmesinin erdiği tarihten, kira dönemi sonuna kadar işlememiş süre olarak kabul edilecek, döneme tekabül eden kira bedellerini, işbu sözleşmenin imza tarihinde geçerli 12 aylık Amerikan Doları (USD) Libor+5 üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte USD cinsinden veya fatura tarihinde geçerli T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak ...'ye nakden ve defaten iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiği ifade edilmiştir.Sözleşmenin 13. Maddesinde; kira sözleşmesinin 2. veya 3. Kira dönemi olarak adlandırılan kira sürelerinin Rekabet Kurumu/Kurulu tarafından mevzuata aykırı olarak değerlendirilmesi ve/veya 2. ve 3. dönemin geçersizliği sonucunu doğuracak herhangi bir sebebin mevcudiyeti halinde tarafların işbu sözleşmenin ilk beş yıllık döneminin hitamında "kiralayanın sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı" başlıklı 7. maddesi çerçevesinde tasfiye edileceği hususunda mutabık kaldıkları düzenlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan 27/10/2010 tarihli kira sözleşmesinde sözleşmenin süresinden önce sona ermesi halinde işlememiş süreye tekabül eden kısma ilişkin kira bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmayıp, aksine anılan sözleşme hükümlerine göre kira sözleşmesinin sonraki dönemlere geçilmeden sona ermesi halinde karşılıksız kalan kira bedelinin iade edileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında ayrıca bayilik sözleşmesinin bulunmasının ya da kira sözleşmesinin sonraki dönemlerine davacının istememesi nedeniyle geçilememesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır Davalı vekilince faiz alacağına ilişkin olan 30.10.2015 tarih ve 196.304,16 USD bedelli faturaya bilirkişi raporunda vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş olan faiz hesabı yapıldığı, faturanın içeriği faiz alacağı olduğu halde bu faiz alacağı kalemine faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda 577.098,00 USD alacağa 27/10/2010-2015 tarihleri arasında işlemiş faiz 166.901,58 USD olarak hesaplanmıştır. Bu işlemiş faizin KDV'li tutarı ise 196.943,86 USD olarak hesaplanmıştır. Ancak bu kısma ilişkin fatura tutarı 196.304,16 USD'dir.Davacı tarafından faturaya konu edilmesi nedeniyle 577.098,00 USD alacağı KDV eklenmesi ile asıl alacak 680.975,64 USD olmuş ve bu tutarın 10/11/2015 tarihinden takip tarihi olan 24/10/2016 tarihine kadar işlemiş faizi 37.641,52 USD hesaplanmıştır. Ancak davacı tarafından icra takibinde bu döneme ilişkin olarak 32.359,88 USD işlemiş faiz talep edilmiştir. Buna göre davacının 680.975,64 USD asıl alacak ve 228.664,04 USD işlemiş faiz alacağı bulunmaktadır.Görüldüğü üzere sözleşme tarihinden sözleşmenin sona erdiği dönem ile fatura düzenlenmesinden sonra takip tarihine kadar olan iki dönem için asıl alacak üzerinden faiz hesaplanmış olup faize faiz uygulanması söz konusu değildir.Ayrıca davalı takip dosyası içerisinde yer alan ödeme emrine görüleceği üzere 909.639,04 USD tutarındaki alacak kalemine takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar %5,7653 oranında faiz işletilmesini talep ettiğini, takip konusu alacağın bir kısmının zaten faiz alacağı olduğunu ve faiz alacağını fatura edip bu alacak kalemine takip tarihinden sonra tekrardan faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ile sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince açıkça 680.975,64 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş olup, davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura ve faiz alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 57.200,00 TL harcın, alınması gerekli olan 228.541,68 TL harçtan mahsubu ile bakiye 171.341,68 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026