Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1293 E. 2026/545 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1293
- Karar No
- 2026/545
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1293
KARAR NO:2026/545
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/01/2022
NUMARASI:2018/1235 Esas - 2022/29 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... Şti ile davacı şirket arasında yapılan anlaşma gereği, davacı şirketin, davalı şirkete ait yolcuları taşıma görevini üstlendiğini, yolcu taşıma hizmet bedelinin, iş bitiminde fatura karşılığında davalı tarafça ödeneceği konusunda anlaşma sağlandığını, bu kapsamda 31/05/2017 tarihli, 30/06/2017 tarihli 2 adet, 10/07/2017 tarihli 2 adet, 23/07/2017 tarihli, 31/07/2017 tarihli, 30/08/2017 tarihli, 14/09/2018 tarihli faturalar düzenlendiğini ve davalı tarafa tebliğ edildiğini, ancak davacı şirketin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına karşın verdiği hizmetler karşılığında davalı tarafça 493.929,45TL bedelli faturaların sadece 340.188,39TL lik kısımı ödendiğini, bunun üzerine davalı tarafa, Kartal ... Noterliği'nden gönderilen 18.06.2018 tarihli ... nolu ihtarname ile bakiye borcun, ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ tarihi olan 30.08.2018 tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödemesi için süre verildiğini, verilen sürede de borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında 27.07.2018 tarihinde Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasıyla 153.741,61TL asıl alacak ve 1.313,12TL işlemiş faiz toplamı 155.054.73TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, açıklanan nedenlerle; davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesinin, davalı yanın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yalnızca davacı şirket ile değil birçok şirket ile çalışmakta olup işbirliği içinde bulunduğu firmaların hiç birinde iddia edildiği şekilde ödeme makbuzları ile ilgili bir problemin yaşanmadığını, davacının tüm bu bedelleri elden tahsil ettiğini ve imzalanın şirket yetkilisinin oğlu ile muhasebecisinin attığını, ancak davacı tarafın paraları tahsil etmesine rağmen elden, davacı elden tahsil etmiş olması nedeni ile aynı tarihte makbuzlar kestiğini, resmi şekilde belgelendirilemeyeceğinden makbuz bedellerinin 7.000,00-TL'nin altında tutulduğunu, davacının alacağın oluştuğunu iddia ettiği tarih ile davalı şirket hakkında takip başlattığı tarih arasında geçen süre ve davacının bu süre içerisinde alacak talebinde bulunmamasının yine makbuzlarla ilgili şikayet yapmamış olmasının dahi davacının mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirket ile davacı şirketin resmi kayıtları incelendiğinde, davalı şirketin bahsi geçen ödemeleri eksiksiz yaptığının ortaya çıkacağını, bir usulsüzlük mevcut ise bunun davalı şirketten değil davacıdan sadır makbuzlardan kaynaklanmakta olup, bu hususta gerekli makamlara şikayetin gecikilmeksizin yapılacağını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Çözüme kavuşturulması gereken husus ödemenin yapılıp yapılmadığı olduğu için davalı tarafın yolcu listelerine göre tahsilat kaydı hesap talebinin, yolcu listelerinin fatura yerine geçen belge olmasının davalının davacı şirkete ödeme yaptığına dair delil sayılamayacağından bu talebinin ve raporlara ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.Davalı taraf yemin deliline dayanmış olup davacı şirket yetilisine yemin teklif edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi "Davalı ile imzalamış olduğum taşıt kira/ taşıma sözleşmesine istinaden, yetkilisi bulunduğum şirkete ait bulunan araçlar ile komisyon karşılığında davalı şirkete yolcu taşıma hizmeti verildiğine bu sözleşmeden kaynaklanan komisyon ücretlerinin yatırılmadığına, 2017 yılı yıl sonunda şirket muhasebe sorumlusu ...'ın huzurunda ödeme makbuzlarını imzalamadığıma, bu makbuzlardaki imzanın benim elimin ürünü olmadığına, kimin imzaladığını bilmediğime, taşıma hizmetini yapan otobüs şoförlerine otogar çıkışlarında ödeme yapılmadığına, bu makbuzların o ödemelerin teyidi kapsamında imzalanmadığına, tarafımıza bu günlük ödemeleri gösteren yolcu listeleri ile ilgili mail atılmadığına, davalı tarafından ödenen her tutarın tam ve eksiksiz şekilde kayıtlara alındığına" dair yemin etmiştir. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de,"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; ödeme iddiasının davalı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davalı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin belge ibraz edilmediğinden davanın kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedildiğine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada, sözlü yargılama için süre verilmesi gerektiğini, davalı şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, karar celsesinde taraflarınca sözlü yargılama için süre talep edilmesine rağmen yargılamanın basit usule tabi olduğunun belirtildiğini, yargılama usulünün, sözlü yargılama için süre verileceği celsede değiştirilmesi davalı yönünden hak kaybı arz ettiğini, dosyaya sunulan tahsilat makbuzlarının imza incelemesi raporuna istinaden ödeme delili olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, beyan edilen üzerine davacı şirket yetkilisinin paraf imzaları üzerinde inceleme yapılmamış olup bu hususun incelemeye muhtaç olduğunu, davacı tarafından sunulan tatbike medar imza örneklerinin dahi davacıya ait çıkmadığı bilirkişi raporu ile sübut bulmuşken davacının imza itirazının haklılığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, huzurdaki dava dosyasında, yerel mahkemenin ara kararı ve davacı şirket yetkilisinin itirazı üzerine ödeme makbuzları üzerinde imza incelemesi yapıldığını, iki belgeyi dosyadaki incelemeye dahil etmediğini, yerel mahkeme nezdinde bu husus sorulduğunda davacı şirket yetkilisinin eşinin kendisi adına imza atabildiğinin beyan edildiğini, bu iki belge dahi, davacı şirket yetkilisinin farklı belgelere farklı imzalar atabildiğinin en önemli göstergesi olduğunu, daha önce imza incelemesi için ara karar oluşturulmasına yönelik yerel mahkemeye sunulan talep dilekçesinde belirtildiği üzere kurumlardan gelen cevaplarda sadece son sayfa imzaları gönderilmiş olup davacı şirket yetkilisinin diğer sayfalardaki paraf imzalarının gönderilmesi bu dosya açısından önem arz ettiğini, davacı şirket yetkilisinin makbuz üzerindeki imzaları paraf niteliğinde olup dosyada da paraf örneklerinin yer almadığını, dava konusu döneme ait tüm yolcu listeleri temin edilmiş ve incelenmek üzere bilirkişiye e posta aracılığı ile iletilmişse de bu belgelerin incelemeye konu edilmediğini, mahkeme huzurundaki sektörel bilirkişinin gerekliliği konusundaki itirazların karşılanmadığını, taraflarca yıl sonunda mutabakata varılarak ve yolcu listeleri baz alınarak günlük ödenen bedellere ilişkin tahsilat makbuzu düzenlenmesinin davacı yetkilisi tarafından imza edildiğini, yapılan incelemede imzaların paraf imza olduğu ve inkar edildiği düşünüldüğünde, davacı şirketin haklılığını ortaya koyacak tek delilin bu yolcu listeleri olduğunun izah edilemeyeceğini, yolcu listelerinin dökümü yapılmış ve e posta aracılığı ile bilirkişiye iletilmişse de incelemeye dahil dahi edilmediği rapor ile açıkça ortada olduğunu, bilirkişi ile ne sebeple bu belgeleri incelemeye dahil etmediği görüşülmüş ve kendisinden yolcu listelerinin vergi usul kanununa tabi olmadığı cevabı alınmışsa da yolcu listeleri resmi kayıt olup fatura niteliğini haiz belge ve vergi usul kanununa tabi olduğunu, bu husus gerekçede bu belgelerin ödeme belgesi sayılamayacağı yönündeki kanaat ile hata yapıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, yolcu taşıma sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşıma ücretinin ödenip ödenmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap" sebebine dayalı olarak 153.741,61 TL asıl alacağın, 1.313,12 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 27/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 153.741,61 TL asıl alacağa ilişkin olarak itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Usule ilişkin olarak, davalı tarafça yazılı yargılama usulüne tabi olan davada sözlü yargılama için süre verilmediği itirazı ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince karar celsesinde miktar yönünden davaya basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Karar tarihi itibariyle basit yargılama usulünün uygulanmasına ilişkin sınır 500.000,00 TL olup, basit yargılama usulünün uygulandığı hallerde sözlü yargılama için süre verilmesi gerekli değildir. Bu nedenle davalının anılan itirazı yerinde görülmemiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, davacı tarafından düzenlenen toplam 493.929,45 TL faturaya karşılık davalıdan toplam 340.155,49 TL ödeme alınmıştır. Davalının ticari defterlerine göre ise, davacı şirketten alınan hizmet faturaları toplamı 494.042,43 TL olduğu belirlenmiş ancak davacının fatura tutarı 493.929,45 TL olduğundan bu miktarın esas alınması gerekmiştir. Davalının defterlerinde ise 340.278,39 TL ödeme kayıtlı ise de, davalı lehine 122,88 TL kaydın dayanağı ispat edilemediğinden davacının defterlerindeki ödeme kaydı 340.155,49 TL'nin esas alınması gerekir. Bu halde taraf ticari defterleri mutabık hale gelip davacının 153.773,96 TL alacağı bulunmaktadır.Mali müşavir bilirkişiden talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda davalının EFT ile yaptığı ödemelerin tutarının 340.278,39 TL olduğu, tahsilat makbuzu ile ödeme iddiasına konu ödemelerin toplamının ise 176.201,00 TL olduğu, ancak tahsilat makbuzları tarihleri ile kasa hesabından yapılan ödemelerin tarihleri ve tutarlarının birbiri ile uyumlu olmadığı belirtilmiştir.Davalı cevap dilekçesinde davalının tüm bedelleri elden tahsil ettiğini ve imzaların şirket yetkilisinin oğlu ile muhasebecisinin attığını, paraları elden tahsil etmesi nedeniyle aynı tarihte makbuzlar kestiğini savunarak bir kısım tahsilat makbuzları sunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan imza itirazına ilişkin bilirkişi incelemesinde bu makbuzlardaki imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı rapor edilmiştir. Buna göre dosyaya sunulan deliller itibariyle davalı tarafça bahsi geçen tahsilat makbuzlarındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu ispatlanamamış olup, bu halde davalının dayandığı tahsilat makbuzları ödeme iddiasını ispata elverişli değildir.Davalı, sektör uygulamasında yola çıkacak otobüsün yolcu listesi kontrol edildikten sonra liste ve yolcu taşıma karşılığı tutarın liste altına yazılarak bu tutarın hakediş olarak otobüs şoförüne, ödeme bilgisinin ise otobüsü işleten firmaya verildiğini, taraflar arasında yolcu listeleri baz alınarak günlük ödenen bedellere ilişkin tahsilat makbuzu düzenlenerek davacı yetkilisi tarafından imzalandığı iddia edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda da belirtildiği gibi davalının EFT ile ödemeler yaptığı da nazara alındığında yolcu listeleri fatura yerine geçse dahi tek başına elden ödeme iddiasını ispata elverişli değildir. Davacı şirket yetkilisi kendisine teklif olunan yemini usulüne uygun olarak yerine getirmiş olup, davalı tarafından ödeme iddiası ispatlanamadığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.625,52 TL harcın, alınması gerekli olan 10.502,08 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.876,56 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/03/2026