Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1402 E. 2026/510 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1402
Karar No
2026/510
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1402

KARAR NO:2026/510

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/04/2022

NUMARASI:2016/396 Esas - 2022/293 Karar

DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile davalı ...'nün, ....Şti.’nin kurucu ortağı olduklarını, şirketin % 70 hissesinin ...'na, % 30 hissesinin ...’ye ait olduğunu, kuruluşta her ikisinin de şirketin müdür sıfatıyla münferiden yetkilisi olduklarını, diğer davalı ...'nün ise tarafların ortağı olduğu ....Şti’nin muhasebecisi ve mali müşaviri olduğunu, davalı ...'nün, .... Şti.’nin ... ... Şubesi nezdindeki ...-...nolu hesabın açıldığı günden bu güne kadarki tüm hesap dökümleri celp edildiğinde davalının çektiği ve şirkete, diğer ortak ...'na vermediği ve teslim etmediği, zimmetine geçirdiği paraların miktarının ortaya çıkacağını, davalı ...’nün usulsüz eylemleri sebebiyle, yapılan ortaklar kurulu toplantısında 05/04/2014 tarihinde şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisinin kaldırıldığını, ayrıca davalı aleyhine ortaklıktan çıkarılma davası açıldığını, davalının da genel kurul kararının iptali davası açtığını, bu davaların birleştirildiğini ve İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/737 E. sayılı dosyasıyla yargılamanın devam ettiğini, davalının şirket nam ve hesabına aldığı, şirkete ait, şirket hesabından çektiği ve şirkete teslim etmediği, zimmetine geçirdiği paralara ilişkin olarak, davalı aleyhinde Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile 367.975,00-TL’lik icra takibi yapıldığını, ancak davalı tarafından takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının şirketin hesabından zimmetine geçirdiği paraların yaklaşık olarak 471.983,24-TL olduğunu, davalılardan ... ile şirketin muhasebecisi ...’nün, elbirliği ve işbirliği içinde ... şirket hesabından paraya çektiği halde ticari defterlerde ... çekmiş gibi gösterdiğini, ...'nun kendi hesabından şirket hesabına yatırdığı paraları ... yatırmış gibi gösterdiğini, ticari defterler, kayıtlar, banka dekontlarıyla bu hususun sabit olduğunu, hesap tablosunda görüleceği üzere şirketin muhasebecisi davalı ...'nün, 97.341,30-TL’yi şirketin ticari defterlerine gerçeğe aykırı olarak ... şirket hesabından paraya çektiği halde ticari defterlerde ... çekmiş gibi gösterdiğini, ...'nun, ortağı ...’den ...’nin 2012 ve 2013 yılına ait hesaplarını istediğini, ancak hesapların getirilmediğini, ...'nün değişik tarihlerde şirketin ... Şubesi’ndeki ... şube ...nolu hesabından farklı miktarlarda para çektiğini, çekilen paraların şirket hesabına yatırılmadığını, ...'nün 2012 yılına ait kebir ve envanter defterlerini çaldığını ve ...'ndan sakladığını, şirketin 2012-2013-2014-2015 mayıs ayı dahil kurumsal muhasebe hesaplarını tutan mali müşvair ...'nün muhasebe defterlerinde usulsüzlük yaptığını, ...'nün hesabından zimmetine geçirdiği paraları ... çekmiş gibi gösterip ...'nun şirketten alacağından düşüldüğünü, ...'nün, imza yetkisi olduğu dönemde, ... firmasının %70 ortağı ...'na haber vermeden ... firmasının fatura borcuna karşılık 23.772,26-TL'lik keşide no ... çek ödemesini yine zimmetine geçirdiğini, ... Şubesi ... iban nolu hesabı açtığını, şirketin ...firmasından ... yetkilisi olarak, yetkisi olmadığı tarihte firma adına çektiğini ve paraları zimmetine geçirdiğini, 28/05/2014 tarihinde 5000,00-TL, 11/06/2014 tarihinde 5000,00-TL, 16/05/2014 tarihinde 10.559,44-TL keşide no ... çek ödemesini bankadan çekip zimmetine geçirdiğini, o günden sonra bir daha şirkete uğramadığını ve borcunu da ödemediğini, ... Plakalı ... aracın ödemesi 1.000,00-TL peşin 17/04/2012 tarihinde 42.250,00-TL ... iban nolu bireysel hesabından ödemesini yaptığını, 1.554,00-TL ... ödemesini ...bank kredi kartından yaptığını, ... firmasının ...'na geri ödeme yapmadığını ve şu anda şirketin ...'na borçlu olduğunu, ...plakalı ... marka aracın ödemesinin ...'nun ...bankası... nolu şube ... nolu bireysel hesabından yapıldığını, ... kurumsal hesabından, ... marka araca karşılık 13/03/2013 tarihinde 71.000,00-TL ... adlı kişiye ödeme yaptığını, yani aracın parasını ...'nun şirkete borç verdiğini, ...'nün, ... adına kimin kullandığı bilinmeyen ... hattı aldığını ve faturaların aylarca şirket tarafından ödendiğini, davalıların... birliği içinde yaptıkları daha pek çok işlem ve eylemlerle davacı şirketi zarara uğrattıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.00,00-TL'nin 19/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı ...'nün 97.341,30-TL'Den sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, serbest muhasebeci mali müşavir olarak hizmet verdiği davacı şirket müdürünün var ise usulsüz işlemlerinden sorumlu olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığını, davacı şirket eski müdürünün yapmış olduğu iddia edilen usulsüz işlemler nedeniyle davacı şirkette herhangi bir sorumluluğu bulunmayan müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya yasa ile belirlenen konular çerçevesinde verilen hizmetlerin gereklerini tamamı ile ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkili tarafından gerçekleştirilen... ve işlemler kendisine davacı şirket tarafından kendisine iletilen bilgi ve belgeler çerçevesinde yasalara uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacı tarafından müvekkiline atfedilen usulsüz işlemlerin kabulü mümkün bulunmadığını, müvekkili tarafından davacı şirket ile ilgili tüm işlemler usulüne uygun olarak yapıldığını ve defterler usulüne uygun olarak tutulmuş olmakla müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından alacak davası açılabilmesi için TTK 618/3-c maddesi uyarınca ortaklar kurulu kararı alınması gerektiğini, bu hususun dava şartı olup Mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğini, ortaklar kurulu kararı bulunmaması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde belirtilmiş olan beyanların asılsız olduğunu, müvekkilinin şirkete sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği 18.000,00-TL'yi ödediğini, şirkete ait bazı borçların müvekkili tarafından ödendiğini, araçlar ile ilgili davacının ödediğini belirttiği vergilerin ... cari hesabında ve kredi kartlarında gösterildiğini, ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortasının müvekkilinin kredi kartından ödendiğini, davacı firma yetkilisi ...'nun, diğer davalıyı, evrakların tutulması için şirketin muhasebecisi olarak işe bizzat başlattığını, müvekkilinin hiçbir şekilde diğer davalıyı tanımadığı gibi diğer davalı ile menfaat ilişkisi içinde olamayacağını, müvekkili tarafından çekilen paralarla işçilerin yevmiyelerinin ödendiğini, malzeme alımı vb. harcamalar yapıldığını, bunların da envanter defterlerinde mali müşavirin tutmuş olduğu dosyalarda mevcut olduğunu, davacı şirket yetkilisinin çekmiş olduğu paraların hiç birinin açıklamasını yapamadığını, ...'nun, başından beri müvekkiline şirket ile ilgili gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, yurtdışı işi olan ... İnşaat ile yapılan sözleşmeyi kendi adına yapıp, şirket adına gönderilen 30/07/2013 tarihinde ... Şb. Hesabın 33.868,22-USD yatırıldığını, ...'nun bu para benim diyerek 06/08/2013 tarihinde 12.000,00-USD'sini çektiğini, geriye kalan parayı müvekkilinden işi ben yaptım diyerek talep etmekte olduğunu, müvekkilinin şirkete borçlu olmasını ise buna bağladığını, şirket hesabından müvekkili şahsı adına hiçbir şekilde usulsüz para kullanımının söz konusu olmadığını, 2013 yılında müvekkili ile ... arasında geçen husumet ve tartışmalar sonucu ...'nun şirket hesaplarının hiçbir şekilde kullanımına izin vermediğini, müvekkilinin kendisini SSK, vergi, diğer ödemeler için defalarca uyarmasına rağmen şirket hesap dökümlerini anlamadığından sorunlar çıktığını, Nisan 2014 tarihinden sonra şirket hesaplarına hiçbir şekilde müvekkilinin müdahale etmediğini, ...'nun, şirket yetkilerini usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden aldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, davacı tarafça, davalı ...'nün davacı şirket ortağı olduğu, şirket temsilcisi olduğu dönemde, şirketin mali müşaviri olan diğer davalı... ile birlikte hareket ederek, usulsüz işlemler yaptıkları ve şirketi zarara uğrattıkları gerekçesiyle şirket yöneticisinin sorumluluğu ve mali müşavirin haksız fiil sorumluluğuna dayalı olarak dava açılmış olduğu anlaşılmıştır.Davanın niteliği gereği davayı ispat külfeti davacı şirkete ait bulunmaktadır. Dosya kapsamında temin edilen rapor ve ek raporlarda bir takım tespitlerde bulunulmuş, ancak özellikle 2012 yılı ticari defter ve kayıtların sunulmaması nedeniyle tam bir belirleme yapılamadığı belirtilmiştir. Davacı taraf, 2012 yılı ticari defterlerinin, davalı ... tarafından çalındığını, defterlerin şirkette olmadığını ileri sürmektedir.Davalı ... defterlerin kendisi tarafından alınmadığını, diğer davalı ... ise kendisinde bulunan defterleri 2015 yılında şirketin yeni mali müşavirine teslim ettiğini belirtmektedir. Davacı tarafın tacir ve limited şirket oluşu da dikkate alındığında öncelikle ticari defter ve kayıtların şirkette bulunması ticari hayatın olağan bir sonucudur. Davacı taraf, 2012 yılı defterlerinin davalı ... tarafından çalındığını belirtmekte ise de, davanın 2016 yılında açılmış olması, yargılamanın 6 yıldır sürmüş olmasına rağmen, söz konusu defterlerin çalındığına ilişkin Cumhuriyet Savcılığına herhangi bir ihbarda bulunulmadığı, defterlerin zayi olduğuna ilişkin bir dava açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu anlamda davacı tarafın 2012 yılı ticari defter ve kayıtlarının çalınmış olduğu yönündeki beyanına itibar edilmemiştir. Bu anlamda söz konusu ticari defterlerin davacı tarafça dosyaya sunulması gerekmekte ise de, davacı tarafa 2012 yılı ticari defterlerini verilen sürelere rağmen dosyaya sunmamıştır. Bu nedenle davacı tarafça sunulan diğer defter, kayıtlar ve banka kayıtları ile şirketin zarara uğramış olduğu iddiasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır. Yine bilirkişiler tarafından uğranıldığı belirtilen bir zarar miktarı belirlenmişse de, bu zararın şirketin ortağı olan ...'nun zararı ve alacağı olduğu yönünde tespit yapılmış olduğu görülmektedir. Oysa davacı şirketin, ortağı olan ...'ndan ayrı bir tüzel kişiliği bulunmakta olup, şirket ortağı olan ...'nun uğradığı bir zarar söz konusu ise bu zararın ... tarafından talep edilmesi gerekmektedir. Bu anlamda bilirkişiler tarafından belirlenen zarar(alacak) miktarının şirket zararı olmadığı da anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, davacı tarafça, açılan davanın ispat edilemediği anlaşılmakla, davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakim değişikliği ile sil baştan yargılama yapıldığını, kesin süre ile oluşan önceki usuli müktesep hak doğuran ara kararların yok sayılarak karar verildiğini, mahkemenin ihtaratlarına rağmen davalıların ticari defterleri dava dosyasına ibraz etmediğini, ticari defterlerin sunmayan taraf aleyhinde delil teşkil edeceğini, alacak davasında talep edilen meblağın büyük çoğunluğunun 2012 yılı ticari defterlerine dayandığını ve raporda da 2012 yılı ticari defterlerinin davalılarca ibraz edilmediğinden alacağın tam olarak hesaplanmadığının belirtildiğini, davacı şirket ticari defterlerinin anuna/mevzuata uygun olduğunu, davanın kesin delil ile ispatlandığını, ... ait ... nolu 21.10.2013 tarihli 1.5000 TL şirket çekinin ...'nün kendi şahsına kullandığını, yine şirket hesabını dolaylı yollardan zimmetine aktardığını, çeki nereye kullandığının belli olmadığını, her hangi bir fatura karşılığında verilmediğini, ayrıca ...'ye ait şirket Kredi Kartı borcunun 4.410,48 ₺'sinin 18.04.2014 tarihinde şirket hesabından ödendiğini, ...'nün, 2012 yılına ait kebir ve envanter defterlerini çalıp evine götürdüğünü ve ...’ndan sakladığını, bu defterlerin saklanma sebebinin ise ...'nun 2012 yılına ait kayıtlarının muhasebe defterlerini tutan ...’den aldıktan sonra anlaşıldığını, ...'nun sahtekarlığın boyutunu defter kayıtları ile şirketin kurumsal ... hesaplarını karşılaştırdığında gördüğünü, ...'in ... adına kimin kullandığı bilinmeyen ... hattı aldığını ve faturaların aylarca şirket tarafından ödendiğini, ... Plakalı ... araç bedelinin ...'nun İşbankasındaki bireysel hesabından ödendiğini, dekontların dosyada bulunduğunu, ...Plakalı ... aracın bedelinin aynı gün ...bankasındaki bireysel hesaptan ... kurumsala 71.000-TL aktarıldığını, bu durumun hesap dökümleri ve dekontlarla sabit olduğunu, davalıların HMK 222/5 ve HMK 220/1 maddeleri gereğince ticari defter ve belgeleri kesin süreye rağmen ibraz etmediklerinden dosyada yer alan deliller, bilgiler ve belgeler ile yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davanın kesin delil ile ispat edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yaklaşık 6 yılın sonunda mahkeme tarafından daha önce kurulan ara karara aykırı şekilde araştırılan hususlarda yeniden inceleme yapılmaya başlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; eldeki uyuşmazlıkta davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı taraf davalı ortağın ....Şti.’nin kurucu ortağı ve % 30 hissedarı olup, kuruluşta her iki ortağın da şirketin müdür sıfatıyla münferiden yetkilisi olduklarını, diğer davalı ...'nün ise şirketin muhasebecisi ve mali müşaviri olduğunu, davalı ...'nün diğer davalı ile işbirliği halinde şirket hesaplarında ve işlemlerde usulsüzler yaparak şirketi zarara uğrattıklarından bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.00,00-TL'nin 19/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı ...'nün 97.341,30-TL'Den sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. 05/04/2014 tarihine kadar şirketin münferiden temsile yetkili müdürü olan ... iddiaların doğru olmadığını savunmaktadır.Diğer davalı ..., şirketin işlem ve eylemlerinde herhangi bir katkı ve sorumluğunun bulunmadığını, kendisinin şirketin muhasebeci olduğunu savunmaktadır. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçekten de, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Eldeki uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından sorumluluk davası açmak üzere genel kurul kararı dosyaya ibraz edilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.İlk derece mahkemesince deliller toplanmış, dosyaya kök ve ek bilirkişi raporları alınmıştır. Raporlarda ortak yön 2012 yılının ticari defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle sağlıklı bir inceleme yapılamadığıdır.Ticari defterleri muhafaza etmek davalı şirketin sorumluluğundadır.Davalı şirket muhasebecisi ... beyanlarında 2012 ticari defterlerini davalı o dönem şirketin yetkili müdürü olan ...'ye diğer defterleri ise şirketin diğer ortağına teslim ettiğini beyan etmiştir. Davacı tarafça ticari defterlerin zayi olduğuna dair bir başvuru yapılmadığı gibi ... tarafından çalındığı iddia edilmesine rağmen bir suç duyurusunda da bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Şirketin zara uğradığının ve tutarını ispat yükü davacı şirkete aittir. Dosyaya kazandırılan raporlarda; eldeki dava yöneticinin şirketi zarara uğratmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Ortaklar Cari hesabındaki alacaklar ise ödünç sözleşmesi kapsamındadır. Yine şirketin diğer ortağının şirketten olan alacağı uyuşmazlık konusu değildir.Davalı şirket müdürü ortağa yönelik davanın ispatlanmadığı, diğer davalının şirket müdürü davalının eylemlerine katıldığı, veya şirketi bağımsız olarak zarara uğrattığı hususlarının da ispat edilmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ispatlanmayan davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1402, K. 2026/510, T. 13.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1402-e-2026-510-k-d0eb258a4a06