İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/929 E. 2026/229 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/929
Karar No
2026/229
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/929 KARAR NO : 2026/229

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2022 KARAR TARİHİ : 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı yabancı şirket arasında 05.08.2020 ve 20.12.2020 tarihlerinde olmak üzere toplamda 2 adet “PVC Pencere Satış Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmelerde müvekkili şirketin satıcı, davalının ise alıcı olduğunu, ilgili sözleşmelerin taraflar arasındaki yakın ticari ilişkiler ve güven sebebiyle süreklilik arz eden alım-satım ilişkilerinin genel şartlarını ve aralarında herhangi bir uyuşmazlık yaşanması halinde uygulanacak olan hükümleri belirlemek maksadıyla imzalandığını, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmelerde yetki şartının öngörüldüğünü ve uyuşmazlık bakımından yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, işbu uyuşmazlık bakımından Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, iş bu alacak davası ikame edilmeden önce taraflarınca dava şartı arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak davalı ile anlaşma sağlanamadığını, davalının müvekkili şirkete 119.680,24.-EUR tutarında ana para borcu bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini gereği gibi ifa ettiğini, tüm bu nedenlerden dolayı; temerrüt faizi ve fazlaya ilişkin sair hakları saklı kalmak üzere 119.680,24.-EUR'un (aynen / yabancı para olarak) davalı tarafından davacı müvekkil şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun yurt dışı tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 05/08/2020 ve 20/12/2020 tarihli “PVC Pencere Satış Sözleşmesi” kapsamında davalıya (Gümrük veya şantiye sahasında) teslim edilip bedeli ödenmeyen ürünlerle ilgili fatura miktarının, fatura bilgilerinin neler olduğu, taraflar arasında satım sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam edip etmediği, davacının ihraç kayıtlı on bir adet (14/10/2020 tarihi ile 28/06/2021 tarihi arasında düzenlenen) fatura kapsamında davalıdan talep edebileceği mal bedelinin ne kadar olduğu, uygulanacak hukukun Türk Hukuku olup olmadığı konularından ibarettir. Dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı tarafından inkar edilmeyen 05/08/2020 tarihli satış sözleşmesine göre 351 adet Camlı PVC Pencere ve Balkon Kapısı olarak belirlenen ürünlerin Gümrük veya Şantiye Sahasında teslim edilmesinin, karayolu ile taşınacak ürünler için 169.000 Euro nakliye dahil ihraç kayıtlı fatura kesileceğinin, ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakla MÖHUK 1. maddesi ve 24/4 maddesi uyarınca Türk Hukukunun uygulanmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacı vekilince her ne kadar malların teslimine ilişkin beyanlarının tespiti için tanık dinlenilmesini talep etmiş ise de malların teslimine dair itiraz ve iddialarla ilgili tanık dinlenmesi mümkün olmadığından tanık adına davetiye tebliği talebinin ve tanık dinlenmesi isteminin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Dava konusu faturaların davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, teslimine ilişkin belgelerin mevcut olup olmadığı, davacının banka hesaplarına ve 2020, 2021, 2022, 2023 yılları ticari defterlerine göre teslim edilip bedeli ödenmeyen mallardan kaynaklı alacaklarının hangi faturalarla ilgili olduğu ve dava tarihi itibari ile davacının alacak miktarı konusunda rapor tanzim edilmesi için dosyanın 1 gümrük ve dış ticaret uzmanı, 1 mali müşavir ve 1 taşıma/lojistik konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişilere davacı şirketin 2020, 2021, 2022, 2023 yılları ticari defterlerinde 01/03/2024 günü 10:00-17:00 saatleri arasında şirket merkezinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş, ihtar edilmesine rağmen davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine davacı defterleri incelenerek düzenlenen 28.05.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle, incelenen gümrük evraklarına göre; Davacının 7 adet ihracat beyannamesi kapsamında, davalıya ihraç etmiş olduğu mal bedeli toplamının 217.575,00 EURO olduğu, davacı yanın transit ticarete konu olduğu bahisle sunmuş olduğu teslim tutanaklarının, belge bakımından transit ticareti temsil ve tevsik etmediği, dolayısıyla bu tutanaklara konu edilen 68.430,24 EURO tutarlı malın davalıya teslim edildiğini göstermediği, netice olarak, davacının davalı yana ihraç ettiği toplam mal bedelinin 217.575,00 EURO olduğu, mali incelemelerde tespit edilene göre, davalı yanın 166.325.-Euro ödemesi bulunduğu, sonuca göre davacının, davalıdan 51.250.-Euro alacağı olacağı gözüktüğü, dosyadaki veriler ışığında davacı ve davalı arasında iki adet satış sözleşmesinin yazılı olarak imzalandığı, bu sözleşmenin çerçeve nitelikte olduğu, dönemler içerisinde bu sözleşmeler kapsamında muhtelif tarihlerde davalı ile aralarında ihracata dayalı satışların gerçekleştirildiği, faturalar ile bunların sabit olduğu, söz konusu faturaların gerek lojistik gerekse mali inceleme kısımlarında incelendiği, dosya içeriğine sunulan veriler içerisinde bir adet CMR Senedi (... numaralı) ve numarası görülemeyen Uluslararası Hamule Senedi içeriklerinin gözlendiği, bu senetler uyarınca sırasıyla... A.Ş. ve ... işletmelerinin ... olduğu; ... numaralı CMR Senedi içeriği uyarınca Kıraçlar isimli bir işletme ile FİİLİ ve ALT Taşıyıcı olarak ISD Lojistik'e hizmet verdiğinin anlaşıldığı, ... numaralı CMR Senedi taşıma sürecindeki yüklerin konusunun ... numaralı satış-ihracat faturası kapsamına dayandığı, ... Senedinin işaret ettiği taşıma sözleşmesinin konusunu yüklerin ise ...numaralı fatura içeriğine işaret ettiği, bu iki doküman haricinde, diğer ihracat faturalarının taşıma süreçlerine ilişkin CMR Konvnasiyonu kapsamında taşıma sözleşmesi niteliği taşıyacak Taşıma Senedi-Taşıma Evrakı belgesinin gözlenmediği, diğer ihracat faturalarının içeriği ve bu ihracat süreçlerine ilişkin incelenen gümrük beyannameleri üzerinde, taşıma süreçlerinin bu evraklar üzerinde farklı-muhtelif lojistik işletmelerince yürütüldüğünü işaret eden kayıtların yer aldığı, davacı yanca sunulan teslim tutanaklarının satış sözleşmesi tarafları olan SATICI- ALICI arasındaki ürünlerin teslimini işaret edebileceği ancak rapor içerisinde belirtilen (C2. Başlığı) sebepler doğrultusunda bu husustaki takdirin mahkemede olduğu, davaya konu cari hesapta yer alan faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin açılış-kapanış onaylarının TTK 64.maddesinde yer alan sürelerde yapıldığından delil vasfı taşıdığı, davacı şirket tarafından düzenlenen 11 adet faturanın ihracata konu olup bununla ilgili malların teslimi hususunda değerlendirmeler yapıldığı üzere fatura içerikleri malzemelerin tamamının davalı şirkete tesliminin kabulü halinde davacı şirketin 119.680,24Euro alacağı olacağı, transit ticaret ile satışa dair teslimlerin kabul edilmemesi halinde bu sefer davacı şirketin davalı şirketten 51.250.-Euro alacağı olacağı, bununla birlikte takdiri mahkemeye ait olmak üzere sözleşmedeki aylık %5 oranın kabulünde davacının, davalıdan 119.680,24Euro alacağı olduğuna karar verilmesi halinde hesaplanan faizin dava tarihi itibari ile 114.544,79Euro olduğu, 51.250.-Euro alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde ise dava tarihi itibari ile hesaplanan faizin 51.390,41 Euro olacağı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Davalı süresince cevap dilekçesi sunmayıp defterlerinin davalı şirket merkezinde incelenmesi de mümkün olmadığından; davalının varsa 2020, 2021, 2022, 2023 yılları ticari defterlerinin 01/03/2024 günü 10:00-17:00 saatleri arasında mahkememiz duruşma salonunda incelenmesi gerektiği, inceleme gün ve saatinde ticari defterlerin ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde davacı defter ve kayıtlarına itibar edilerek yargılamaya devam edileceğinin davalıya ihtar edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. Maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “ (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği , bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulmaması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafın ticari işletmesininden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğu, davacı ticari defterlerinde davalıdan 119.680,24 Euro alacaklı olduğunun kaydedildiği, bu bedelin davalı ticari defterlerinde borç olarak kayıtlı olup olmadığının tespiti için davalı ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davalının ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ibrazdan kaçınması sebebi ile davacı ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiği , davacı defterlerinde davalıya mal teslimi nedeniyle alacak kaydedilen 119.680,24 Euro yönünden davacının ispat külfetini yerine getirdiği ve 119.680,24 Euro alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 119.680,24 Euro'nun davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 159.295,20 TL olduğundan peşin alınan 39.823,81 TL harcın mahsubu ile eksik 119.471,39 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılıp mahsup edilen harç tutarı 39.823,81 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 141,25 TL ile bilirkişi ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 6.141,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 344.472,38 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/03/2026

BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/929, K. 2026/229, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-929-e-2026-229-k-bce483441564