Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1196 E. 2026/509 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1196
- Karar No
- 2026/509
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1196
KARAR NO:2026/509
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/04/2022
NUMARASI:2021/372 Esas - 2022/267 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcun ödememesi üzerine davalı şirket aleyhinde İstanbul Anadolu 13. icra Müdürlüğü .... sayılı dosya uyarınca icra takibinin başlatıldığını, taraflarınca başlatılan icra takibine 04.05.2021 tarihinde davalı/ borçlu şirket vekilince itiraz yapılarak takibin durdurulduğunu, ancak işbu hususta izah olunması gereken hallerin mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı-borçlu ile girmiş olduğu ticari ilişki ile müvekkilinin davalıya vermiş olduğu hizmetin C/H ilişkisi ile sabit olduğunu, davalı/borçlu şirketin borcu olmadığına dair itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira taraflar arasındaki ticari ilişki inkâr edilmediği gibi, arabuluculuk aşamasında da aradan geçen süreye rağmen yalnızca asıl alacak kabul edilecek şekilde ödeme teklifi yapıldığını, arz ve izah edilen sebeplerden dolayı davalarının kabulü ile davalı borçlunun tamamen haksız olan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ve 6098 sy. TK.m.1530/7 hükmü gereği %8 fazlası ile birlikte tahsiline, davalının haksız itirazından ötürü %20' dan aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı alacaklının sözleşme kapsamında henüz muaccel hale gelmiş alacağının bulunmadığını, müvekkil şirket ile davacı arasında ticari ilişkiye dayalı bir sözleşme imzalandığını, fakat davacı yan işbu sözleşmeye istinaden ticari ilişki gereği yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirmemiş olup, haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki alacak miktarı olarak yer alan Üsküdar... Noterliği'nin 12.03.2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ekindeki 70.267,38 TL'lik fatura müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, takip talebindeki borç miktarına müvekkil şirket tarafından itiraz edildiğini, zira davacı yanın vermediği hizmetin ücretini talep ederek hakkı olmayan bir parayı talep etmekte olduğunu, davacının sözleşme kapsamında henüz muaccel hale gelmiş alacağı bulunmamakta olduğunu, davacı yanın başlatmış olduğu icra takibinin kötü niyetli olduğunu, izah edilenler ile mahkememizce re'sen gözetilecek sebeplerle, davanın reddine, kötü niyetli davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılarak lehlerine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında taraflara ait ticari defter ve kayıtlarının, Noter İhtarnameleri, faturalar, arabuluculuk anlaşamama son tutanağı, BS-BA formları, bilirkişi marifetiyle incelenmesinde tarafların ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak , davalı ... Şirketinin davacı tarafa cari hesap bakiyesi 50.404,00 TL tutarında borçlu olduğu, tarafların cari hesap bakiyesi 50.404,00 TL tutar bakiyede mutabık oldukları, aynı şekilde taraflarca vergi dairesine sunulan BS-BA formlarınında 97.800 TL üzerinden mutabık olduğu, çelişkili olmadığı, Üsküdar ... Noterliğinin 12/03/2021 tarih ve ... yevmiye nolu düzenlenen ihtarnameye istinaden tarafların mutabık kaldıkları 50.404,00 TL nin ödenmesi için davacının davalıya 2 iş günü mühlet tanıdığı, böylece davacı yanın davalı şirketi 19/03/2021 tarihinde temerrüde düşürdüğü, bilirkişi tarafından temerrüd tarihi ile takip tarihi arasındaki faiz alacağının hesaplaması yapılacağı yerde 10/12/2018 tarihinden takip tarihi olan 07/04/2021 tarihine kadar talep edilen faizin yerinde olduğunu tespit ettiği, oysa davacının takipten önce davalıyı Üsküdar ... Noterliğinin 12/03/2021 tarih ve ... yevmiye nolu düzenlenen ihtarnameye istinaden temerrüde düşürdüğü, böylece bilirkişinin hesapladığı temürrüd faizinin yerinde olmadığı ancak durumun hesaplama ile giderileceğinden dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edilmeksizin mahkememizce temerrüd tarihi olan 19/03/2021 ile takip tarihi olan 07/04/2021 tarihi arasındaki temerrüd süresi nazara alınarak 360,77 TL temerrüd faizi hesaplanarak davacının itirazının iptali davası açmakta haklı olduğu ve İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında asıl alacak 50.404,00 TL ve 360,77 TL temerrüd faizi olmak üzere toplam 50.764,77 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir. Alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca 12.03.2021 tarihinde Üsküdar ... Noterliği ... yevmiye no'lu ihtarname keşide edildiğini ve müvekkilince tanzim ve teslim edilen işin karşılığı olan bakiye 50.404 TL ve işlemiş faizinin ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, tebliğ şerhli ihtarnamenin de dosyada mevcut olduğunu, temerrüt üzerine; borcun keşide edilen ihtarnameye rağmen yine ödenmemesiyle davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasınca icra takibine girişildiğini, taraflarınca başlatılan icra takibine davalı tarafından tamamen haksız ve kötüniyetli şekilde itiraz edildiğini ve bu itiraz üzerine itirazın iptali davası açmak gerektiğini,TTK madde 95'e göre; TTK'nın 8. maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işleyeceğini, bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamayacağını, bu hükme aykırı sözleşme öngörülemeyeceğini, bu kanun maddesi uyarınca alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işleyeceğini, bu nedenle asıl alacak olan 50.404 TL bakiye cari hesap alacağına bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacak olduğu da göz önüne alınarak 10.12.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken temerrüt tarihinden takip tarihine kadar faiz işletilmesinin isabetsiz olduğunu, bu hesaplamanın yargılama sırasında tanzim edilen bilirkişi kök raporuna ve ek raporuna da aykırılık teşkil ettiğini, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiye belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işleyeceğini, ilk derece mahkemesinin asıl alacak miktarı yönünden verdiği kabul kararının onanmasına, işlemiş faiz bakımından verdiği kararının itirazları ve beyanları doğrultusunda yeniden değerlendirilerek işlemiş faiz yönünden kararın kaldırılmasına, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın başından beri belirttikleri üzere müvekkili ile ticari ilişkiye dayalı bir sözleşme imzalamış olup davacı tarafın sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirmediğini, davacı alacaklının sözleşme kapsamında henüz muaccel hale gelmiş alacağı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; bir an için davacının sözleşme kapsamında yaptığı ve bedelini alamadığı imalatları olduğu düşünülse dahi, bu bedellerin ancak idareye yapılan kesin hakediş ile birlikte tespit edildiğinde kendisine ödeneceğini, dolayısıyla davacının ortada vadesi gelmiş, miktarı belli ve ödenmeyen bir borç olmamasına karşın haksız ve mesnetsiz bir şekilde ilamsız takip yaptığını, bu sebeple müvekkili şirketin davacıya bu aşamada herhangi bir borcu olmadığını, bu bakımdan da mahkemenin işbu hususların dikkate alınmadan hazırlandığı bilirkişi raporundaki hesaplamayı kabul edip hükmünü bu şekilde oluşturmasının taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/372 Esas ve 2022/267 Karar ve 14/04/2022 tarihli kararının aleyhe hükümlerinin kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.Somut olayda davacı, davalı ile girmiş olduğu ticari ilişkide davalıya vermiş olduğu hizmetin, cari hesap ilişkisi ile sabit olduğunu, davalının borcu olmadığına dair itirazının haksız olduğunu ve davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş; davalı ise davacının sözleşme kapsamında henüz muaccel hale gelmiş alacağının bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı bir sözleşme imzalandığını fakat davacının bu sözleşmeye istinaden ticari ilişki gereği yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul Anadolu 13. icra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında ''bakiye cari hesap alacağı '' sebebine dayalı olarak 50.404 TL asıl alacak, 19.863,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.267,38 TL'nin tahsili istemiyle 07.04.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Somut olayda taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, incelenen BA-BS formlarına göre 2017 yılında herhangi bir işlem olmadığı, 2018 yılında davacı tarafından 4 adet 97.800 TL tutarında fatura düzenlendiği, bu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ile davalının cari hesap bakiyesinin 50.404 TL tutarda mutabık olduğu tespit edilmiştir Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmakla TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Davalının ödemezlik define ilişkin savunmasına dayanak sözleşmeyi dosyaya sunmadığı, kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan davacı faturalarına itiraz ettiğine ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı ve davalı tarafça iade faturası da düzenlenmediği anlaşılmakla davacının açık hesap nedeniyle davalıdan 50.404 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece asıl alacak yönünden davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesi isabetli olmuştur.Diğer yandan somut olayda TTK'nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağından TTK'nin 95.maddesine göre işlemiş faiz hesabı yapılması mümkün olmayıp, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesi gereği davacı tarafından keşide edilen ihtarname esas alınarak temerrüt tarihinin tespiti ve temerrüt tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılması yerinde olmuştur . Bu nedenle mahkemece hesaplanan işlemiş faiz üzerinden davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesi isabetli olmuştur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 870,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.467,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.597,74 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.13/03/2026