Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1194 E. 2026/507 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1194
- Karar No
- 2026/507
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1194
KARAR NO:2026/507
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/04/2022
NUMARASI:2019/207 Esas - 2022/316 Karar
DAVA:İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ile davacı şirket arasında varolan ticari ilişki nedeniyle davalının davacıdan almış olduğu mallar karşılığında davacıya borçlandığını, davalının borcundan kalan bakiyeyi davacıya ödemediği gibi borcunu ödemekten kaçınmak amacıyla Gebze ... Noterliği’nin 06.08.2018 tarihli ... Yev. No'lu ihtarname ile kaplaması yapılan malzemelerin ayıplı olduğunu iddia ettiğini, Davacı yan tarafından da Kadıköy ... Noterliğinin 13.08.2018 tarih, ... Yev. No’lu ihtarı ile davalı tarafından gerçeği yansıtmayan tüm ihtarın içeriğine ayrıntılı olarak itiraz edildiğini, daha sonra alacağın tahsili amacıyla borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, 07.11.2018 tarihinde başlatılan icra takibine borçlu davalı tarafından itiraz edildikten sonra davalı tarafından davacı yana 12.12.2018 tarihli mail ile mutabakat yazısı gönderildiğini, mutabakat formunun yazı içeriğinde davalının davacıya 30.09.2018 tarihi itibariyle 17.775,04 TL. borçlu olduğunu beyan ettiğini, davalının huzurdaki davaya konu icra takibine itiraz ettikten sonra takip miktarı kadar borcu olduğunu kabul etmesi dahi takibe itirazında kötü niyetli olduğunu gösterdiğini beyan etmiş, bu nedenlerle davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasında geçmişe dayanan bir ticari ilişki olduğunu, davalının davacıya "kaplama" işinin yapılması amacıyla malzeme teslim ettiğini, dava konusu uyuşmazlığında yine bu tip bir kaplama işinden doğduğunu, davalı yan tarafından davacı yana, çeşitli tarihlerde teslimatı yapılan malzemelerle ilgili olarak, 11 Ekim 2017 tarihinde bir e-mail gönderildiğini ve ... A.Ş’nin ...projesi kapsamında kaplanacak malzemelerin teknik şartlarının iletildiğini, Bu e-mail'da; proje başlamadan önce ...'ın istemiş olduğu çinko-nikel kaplama ile ilgili beyaz pas min. 168 / Kırmızı pas min. 720 saat şartının olduğunun davacı tarafa bildirildiğini, davacı tarafça kaplanıp gönderilen malzemeler üzerinde yapılan testlerde, parçaların istenen dayanıklılık şartlarına ulaşmadığının görüldüğünü, konuyla ilgili olarak davacı ile pek çok yazışma yapıldığını ve hatta davacı şirket yetkilisinin de katılımıyla pek çok toplantı da gerçekleştirildiğini, davalı şirketin, davacıya kaplattığı malzemeleri, asıl iş sahibi olarak da adlandırabilecek ...'a ileteceğinden ve bu parçalar ordumuza ait askeri araçlarda kullanılacağından, hem konunun özel hassasiyeti gereği hem de ...'ın önemli bir iş ortağı olması nedeniyle konu üzerinde titiz bir yaklaşım sergilediğini, ancak davacı tarafça bir türlü istenen dayanım ve kalitede iş yapılamadığını ve davalının ...'a karşı mahcup duruma düştüğünü, zira kaplaması davacı tarafından yapılan malzemelerden bazıları asıl iş sahibi olan ... A.Ş.’ye gönderildiğini ve ...tarafından yapılan korozyon testlerinde, kaplanan malzemelerin çabuk paslandığı ve testleri geçemediğinin tespit edildiğini ve bu durum yine ... tarafından da davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketinde, parçalardaki sorunların ve müşteri şikayetlerinin devam etmesi nedeniyle davacıya 06.08.2018 tarihli bir ihtarname keşide ettiğini ve kaplaması davacı tarafça yapılan 903 kg miktarındaki çinko nikel kaplamalı metal malzemenin davacı tarafça iade alınmasını ve iki gün içerisinde bedelsiz olarak yeniden kaplanarak teslime hazır edilmesini, aksi takdirde, kaplama işinin üçüncü şahıslara yaptırılarak, bedelinin davacıya fatura edileceğini ve uğranılan/uğranılacak olan tüm zararların da davacıya yükleneceğini ve zararların tazmini için her türlü hukuki yola başvurulacağının ihtar edildiğini, davacı yanın ise bu ihtara rağmen, imalatındaki hataları gidermediğini ve konuyu bu şekilde kapatmayı tercih ettiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde davalı şirkete göndermiş olduğu cari mutabakatın bir alacak ikrarı olarak yorumlamasının taraflarınca anlaşılamadığını, davacı tarafça kaplaması yapılan parçalara ilişkin fatura gönderilmesi ve bunun mali kayıtlara alınması ve hatta ödemesinin bile yapılmış olmasının, davalı şirketin ayıplı malı/hizmeti kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, zira her şeyden önce ürünlerdeki ayıpların bir çoğu gözle muayene ile anlaşılamayacak türden olduğunu, yukarıda da açıkladıkları üzere dayanıklılık testlerine sokulduklarını, dolayısıyla davacı tarafça kesilen faturaların yasal süre içerisinde reddini gerektirir bir nedenin ilk etapta olmadığını, burada anlatmak istedikleri hususun, davacının mutabakat metninde yer aldığını iddia ettiği alacağın yalnızca kaydi nitelikte olduğu ve gerçek bir alacak olmadığını, zira davacının yapmış olduğu işlerle ilgili onlarca yazışmanın, işle ilgili şikayet ve memnuniyetsizliği ortaya koyduğu sabitken, davacının bir "borç ikrarından" bahsetmesi anlamsız olduğunu, Bu denli temel bir hukuki gerçeğin davacı tarafça davaya dayanak yapılmaya çalışılması da izah edilmesine gerek bile olmayan bir kötü niyet taşıdığını, davacının ayıplı ürünler hakkında diğer mazeretlerinin de özetle; "Kaplanacak ürünlerin en az 35 kg miktarında gönderilmesinin sağlanamadığı, Uygun saklama koşullarının müvekkil şirketçe sağlanamadığı (sıcaklık-nem vs.), Malzemeler üzerinde mekanik işlem uygulandığı yönündedir." şeklinde olduğunu, ancak davacının tüm bu mazeretlerinin geçersiz olduğunu, çünkü İşin görüşülmesi aşamasında davalı şirkete ürünlere ilişkin bu bilgilerin verilmediğini, hatta taraflar arası mail yazışmaları incelenecek olursa, davacı yanında bu konuda net bilgi sahibi olmadığını, son olarak davacı tarafın, davalı şirketi açıkça mağdur ettiğini ve büyük müşterisi karşısında mahcup duruma düşürdüğü bir meselede davalı şirketten alacak talebinde bulunmakta kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini beyan etmiş, bu nedenlerle davanın reddine, davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," ..18.01.2022 tarihli Makine Mühendisi, Mali Müşavir, Kimya Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi raporu dayanak yapılarak:Taraflar arasında ticari ilişki olduğu, takibe ve davaya konu alacağın mesnedi malların davalıya fatura karşılığında teslim edildiği hususlarında ihtilaf bulunmadığı,Davalı tarafından Gebze ... Noterliği'nin 06.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğu, ayıp ihbarı ile TBK 227. Maddesine göre seçimlik hak olarak ücretsiz onarım talebinde bulunduğu, davacı tarafından ise Kadıköy ... Noterliği'nin 13.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile cevap verildiği, ayıp ihbarının reddedildiği, Davacı tarafa ait mali müşavir bilirkişi tarafından incelenen ticari defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğu, davacı lehine delil vasfına haiz olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin alıcılar hesabında kısa vadeli alacak olarak kaydedildiği, davacı tarafından davalı adına 20.05.2018 tarihli, ... fatura nolu, 23.600,84 TL, 08.06.2018 tarihli, ... fatura no'lu, 29.346,05 TL, 19.06.2018 tarihli, ... fatura no'lu, 30.910,52 TL, 29.06.2018 tarihli, ... fatura no'lu, 26.809,45 TL, 14.07.2018 tarihli, ... fatura no'lu 29.245,93 TL bedelli faturalar düzenlendiği, takip tarihi itibari ile davacı tarafın davalı taraftan faturalar nedeniyle 17.775,04 TL bakiye alacaklı olduğu,Davalı tarafa ait mali müşavir bilirkişi tarafından incelenen ticari defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğu, davalı lehine delil vasfına haiz olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin satıcılar hesabında kısa vadeli borç olarak kaydedildiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 20.05.2018 tarihli, ... no'lu fatura nolu, 08.06.2018 tarihli, ... no'lu fatura, 19.06.2018 tarihli,... no'lu fatura, 29.06.2018 tarihli, ... no'lu fatura 14.07.2018 tarihli, ... no'lu faturanın kayıtlı olduğu, takip ve dava tarihi itibari ile davalı tarafın davacı tarafa 17.775,04 TL borçlu olduğu, Davalı tarafından alacağın zamanaşımına uğradığı yönünde def'i de bulunulmuş ise de, dava ve takip konusu alacağın TBK 146. Maddesine göre 10 yıllık zamanaaşımına tabi olduğu, takip ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddinin gerektiği, Davaya ve takibe konu malların ayıplı olduğuna dair davalı tarafından Gebze ... Noterliği'nin 06.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulmuş ise de:Takip dosyası ile ödeme emri tebliğinden sonra davalı tarafından 12.12.2018 tarihinde ve dava tarihinden önce 12.03.2019 tarihlerinde mutabakat mektubu ile davacı alacağının kabul edildiği, Noter ihtarı ile ayıp ihbarından sonra da taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, (işin davacı tarafından yapıldığı) ayıp ihbarına konu ürünlerin takibe dayanak tüm ürünler olduğu, davacı tarafından irsaliyeli fatura ile ilk ürünün 20.05.2018 tarihinde, son ürünün ise 14.07.2018 tarihinde davalı tarafa teslim edildiği, ayıp ihbarının ise 06.08.2018 tarihinde yapıldığı, davalı tarafın TTK 18. Maddesine göre basiretli tacir gibi davranması gerektiği, TTK 23. Maddesine göre açık ayıplarda 2 gün, gizli ayıplarda 8 gün içerisinde yazılı olarak ihbarda bulunması gerektiği, ayıp iddiasına konu ürünlerin davacı tarafından davalı tarafa en son 14.07.2018 tarihinde irsaliyeli fatura ile teslim edildiği, davalı tarafından ayıp ihbarının Gebze ... Noterliği'nin 06.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile yapıldığı, ihtar tarihi itibari ile 8 günlük yasal süresinin geçtiği, TTK 23. Maddesine göre ayıp ihbarının yasal süresinde olmadığı, TBK 231. maddesine göre de makul sürede ayıp ihbarının yapılmadığı, ayrıca 06.08.2018 tarihli ayıp ihbarından sonra taraflar arasında 12.12.2018 ve 19.03.2019 tarihli mutabakat mektubu düzenlendiği, mutabakat mektupları ile davalı tarafın davacı alacağını kabul ettiği, mutabakat mektupları ile davalı tarafın ayıp iddiasından ve seçimlik hakkından vazgeçtiği, TBK 117. Maddesine göre davalı taraf ihtar veya ihbar ile temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, tarafların tacir, yapılan işin ticari iş mahiyetinde olduğundan takip tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz talebinin yerinde olduğu, davalı tarafından ayıp ihbarının noter ihtarı ile yapıldığı, borca itirazda haksız olmadığı, mutabakat mektubunun takip tarihinden sonra yapıldığı, icra ve inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin 17.774,69 olarak takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya dair talebin reddine, alacağı faturaya dayalı alacak olduğu, fatura ve muhteviyatının davalı tarafa teslim edildiği, takibe dayanak faturaların davalı ticari defterine kayıtlı olduğu, alacağın davalı tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, davalı tarafından noter ihtarı ile ayıp ihbarında bulunulduğundan borca itirazda haksız olmadığı, mutabakat mektubunun takip tarihinden sonra yapıldığı, icra inkar koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurunda çözüm bekleyen uyuşmazlığa konu işbu dosyada üç adet bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, ayıpların gizli mi açık mı olduğu konusunda daha önceki raporlarda yaşanan görüş farklılıkları son bilirkişi raporuyla giderilmiş ve gizli ayıp olduğunun açıkça tespit edildiğini, gerek işbu dilekçelerinde gerekse de 01.02.2022 tarihli dilekçelerinde açıkladıkları üzere davacı ile yapılan mail yazışmaları müvekkili şirketin imalattaki ayıpları derhal bildirdiğini açıkça göstermekte olup, müvekkili şirket müşterisinden gelen e-postanın tarihi bile davacıya yapılan bu ihbarların tarihi ile uyuştuğunu, bilirkişiler imalatın ayıplı olduğuna karar verdikten ve son raporda ise ayıbın gizli olduğunu da tespit ettikten sonra, davanın kabul edilmesinin gerekçesinin taraflarınca anlaşılamadığını, öte yandan, taraflar arasında sabit olan bir durumun da bilirkişi incelemesinde gereksiz bir şekilde detaylıca incelenmesinin de konunun esasından uzaklaşılmasına yol açtığı, müvekkili şirket defter ve kayıtlarında davacının "kaydi" olarak alacaklı görünmesi son derece normal olup, bilirkişiler BA-BS formlarını incelemek gibi işlevsiz bir yola bile başvurduklarını, müvekkili şirket davacıdan partiler halinde kaplanmış mal teslim almakta olup, faturalar yasal süresinde işlenmekte ve sekiz günlük yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmesinin mümkün olmadığını (muayene süresinin yukarıda açıkladığımız üzere 30 günü bulması nedeniyle) bu durum neticesinde de davacı taraf müvekkili şirketten "kaydi" olarak alacaklı gözüktüğünü, bilirkişilerin, açıklaması son derece basit bu durumu bile sayfalarca tartıştıklarını, bu durumun da hukuki incelemeyi ikinci planda bıraktığı, oysaki dosyanın geldiği durum göstermiştir ki; dava konusu uyuşmazlıkta ihtilaflı kalan kısım artık mali ya da teknik değil hukuki nitelikli olduğunu, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/207 Esas sayılı dosyasından verilen 21.04.2022 tarihli usul ve yasaya aykırı kararın istinaf incelemesinin yapılarak öncelikle icrasının tehiri ile kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı tarafından teslim edilen malzeme üzerinde davacı tarafça yapılan kaplama işinin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyası ile "ek'li hesap özetinde belirtilen alacak" sebebine dayalı olarak 17.774,69 TL asıl alacak ve 968,60 TL geçmiş gün faizinin tahsili istemiyle 07.11.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, davacıya çeşitli tarihlerde teslimatı yapılan malzemelerle ilgili olarak e-mail gönderildiği ve ... A.Ş’nin ... projesi kapsamında kaplanacak malzemelerin teknik şartlarının iletildiği, davacı tarafça kaplanıp gönderilen malzemeler üzerinde yapılan testlerde parçaların istenen dayanıklılık şartlarına ulaşmadığının görüldüğü, ... A.Ş. tarafından yapılan korozyon testlerinde, kaplanan malzemelerin çabuk paslandığı ve testleri geçemediğinin tespit edildiği belirtilerek ayıp savunmasında bulunmuştur.Taraflar arasında ağırlık olarak kaplama işinin yapımına ilişkin bir ticari ilişki söz konusudur. Buna göre taraflar arasında kurulan sözleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 470 ve devamı maddeleri hükümlerine göre eser sözleşmesidir.Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisi kullanılabilir. Anılan maddede ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.Eser sözleşmelerinde ayıp bildirimi, süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi, bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır.Eser, iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp, süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı kararı)Eldeki uyuşmazlıkta tacir olan tarafların ticari defterlerinin incelemesinde; davacı tarafından düzenlenen 2018 yılına ait faturaların davalı tarafça BA Formlarında bildirildiği, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve her iki tarafın ticari defterlerinin 2018 yılı itibariyle davacının davalıdan 17.775,04 TL tutarında alacaklı olduğu konusunda örtüştüğü ,açık hesaba konu alacağı oluşturan faturalara davalı tarafça 8 gün içerisinde itiraz edilmediği tespit edilmiştir.Davalı tarafça 11.01.2018 tarihli mail yazışmasında, ürünlerin istenilen şartları taşımadığı davacıya bildirilmiş olmakla birlikte sonrasında taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği ve davalının, Gebze ... Noterliği'nin 06.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ayıptan doğan haklardan olan onarım isteme hakkını kullanacağı yönünde ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında, davacının dava konusu ürünleri belirlenen özelliklerde teslim etmekle yükümlü olduğu ve davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu belirtilmiş ise de ayıptan kaynaklanan hakların kullanılmasına yönelik usulüne uygun olarak süresinde karşı dava açılmamış ya da takas mahsup definde bulunulmamış olduğundan davalının ayıp savunmasının davacı alacağına bir etkisi yoktur. Mahkemece taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu değerlendirilerek inceleme yapılmış ise de taraf defterlerine göre tespit edilen 17.775,04 TL açık hesap alacağı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 304,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.214,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 910,19 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.13/03/2026