İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/473 E. 2026/256 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/473
Karar No
2026/256
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/473 Esas KARAR NO: 2026/256 DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/02/2020 KARAR TARİHİ: 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ------ tarihinde müvekkile satış işleminin gerçekleştirildiğini, davalının aracı satışa sonmuş olduğu---- vermiş olduğu ------ olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama da bulunulmadığını, satış öncesinde de bu hususta müvekkil şirkete hiç bir bilgilinin verilmediğini, aracı satın aldıktan sonra, kasko yapılma aşamasında, sistemin Kasko yapılmasına izin vermediğinin tespit edildiğini, sigorta şirketi ile yapılan iletişim akabinde aracın pert kaydı olduğu bu sebeple kasko yapılmadığının beyan edildiğini, davalıya gizli ayıbı örterek daha önce Pert olmuş aracı müvekkil şirkete satan davalının bu aracı geri alması gerektiği beyanla satın alma işleminden sonra araba üzerinde yapılan masraflar da eklenerek toplam --- tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın satış işleminden önce, davacı şirketin görevlendirmiş olduğu ----- tarihinde incelenmiş olduğunu, bu kişiye aracın geçmişte kazalara karıştığını, bunlardan birinin ağır hasar kaydı olduğunun beyan edildiğini, bu kişi tarafından davacı şirket yetkilisi olduğunu söylemiş olduğu ----- şahsın aranarak, aracın plakasında tramer sorgulamasının yaptırmış olduğu, aracı inceleyen -----cevap dilekçesi ekinde sunulmuş olan Tramer kayıt bilgisinin gönderildiğini, aracın toplam 8 adet kazaya karıştığını, bunlardan birinin ağır hasar olduğunu, tüm bunların araç incelenirken, hemde Tramer kayıtları ile davacı tarafından bilinmekte olduğunu, söz konusu aracın ----- bir araç olduğunu, başta kaportası olmak üzere bir çok yerden darbeli olduğunun belli olduğunu, ortada gizli ayıbın bulunmadığını, çünkü hem araç incelendiğinde, hem de tramer kaydına bakıldığında aracın geçmişinde ağır hasar veren bir kaza dahil bir çok kazaya karışmış olduğunun görülebildiğini beyanla

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, gizli ayıplı aracın satış işleminden kaynaklanan alacak davasıdır.Mahkememizce verilen ----Karar sayılı ilamı---- karar sayılı ilamı ile bozularak yukarıda yazılı esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda " Davacının davaya konu aracı davalıdan satın alma aşamasında uygulandığı sıradan bir inceleme ile, aracın daha önceden pert total olacak derecede ğır hasar görüp tamir edildiğini anlamasının mümkün olmadığını, satın alan kişinin tramer araştırması yapma zorunluğunun bulunmadığını, pert total olmuş bir aracın satış ilanında bu bilginin verilmesinin zorunlu olduğunu, dava konusu aracın ayıplı araç olduğunu, dava konusu ayıbın satın alma aşamasında fark edilmesinin mümkün olmadığı, Dava konusu araç gizli ayıplı olarak satıldığı " şeklinde rapor tanzim edilmiştir.Bozma sonrası alınan bilirkişi ek raporunda özetle; "Dava konusu aracın satış sözleşme bedeline ek olarak araca yapılan faturalı masrafların gizli ayıp sebebi ile yapılmadığı, yapılan masrafların kadri maruf olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur. Bozma sonrası alınan ikinci bilirkişi ek raporunda özetle; " Dava konusu aracın gizli ayıplı olarak satılmış olması neticesi davacının davalıdan talep edebileceği miktarın, nispi metoda göre, satış tarihi itibarıyla 11.775 TL olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Bozma sonrası alınan üçüncü bilirkişi ek raporunda özetle; " Dava konusu aracın gizli ayıplı olarak satılmış olması neticesi davacının davalıdan talep edebileceği miktarın, nispi metoda göre, satış tarihi itibarıyla 11.775 TL olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu 6098 sayılı Borçlar Kanunu(TBK)’nun 219 ilâ 231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anılan Kanunun “Ayıba Karşı Tekeffül”e ilişkin 219maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.”hükmü yer almaktadır. Ayıba karşı tekeffül, doktrinde; satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulması şeklinde tarif edilmektedir------- Şu hale göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür ------Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur. Ayıp sözüyle, bir şeyde bulunmaması gereken objektif bozukluklar ve eksiklikler kastolunmaktadır. Ayıp maddi şekilde olabileceği gibi hukuki veya ekonomik bir ayıp şeklinde de ortaya çıkabilecektir.Bir eşyanın aynı cinsten normal parçalarla karşılaştırıldığında kendi değerini veya elverişliliğini kaldıran ya da azaltan her türlü kötü nitelik maddi ayıptır.Satım sözleşmesinin yerine getirilmesi için geçirilen hakkın, objektif bir hukuk kuralından ötürü sakatlanmış bulunması, satılanın objektif bir hukuk kuralı nedeniyle öngörülen amaca hizmet edememesi ise “hukuki ayıp” olarak nitelendirilmektedir. Satılanın değerine ve ondan beklenen yarara etki eden ve objektif hukukun koyduğu bir takım sınırlama ve yasaklardan doğan eksiklikler “hukuki ayıp” olarak ifade edilebilir. -------- karar sayılı kaldırma ilamında" Davaya konu aracın ağır hasarlı olarak davacıya satıldığı, davacının araca ait tramer kaydına işli ağır hasar dahil geçmiş dönem kaza ve hasarlarından bilgi sahibi olarak aracı satın aldığı sabit ise de, aracın kaskosunun yapılamaması anında öğrendiği pert halinin yukarıda anılan ağır hasar ve kaza geçmişinden ayrı olarak satış anında bilinmediği, bu konuda satış ilanında açıklama olmadığı ve davacının anılı gizli ayıbı bilecek durumda olmadığı, ayıbın satın alma aşamasında bilinmesi mümkün olmadığı, satın alan kişinin tramer araştırması yapma zorunluluğu bulunmadığı, kaldı ki anılı kayıtlarda pert bilgisinin yer almadığı, aracın gizli ayıplı olarak satıldığı dosyada mevcut --------- raporuyla sabit olup, davacının basiretli tacir gibi hareket etmediği söylenemez. O halde ilk derece mahkemesince, yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda aracın gizli ayıplı olarak davacıya satıldığı kabulüyle, TBK'nun 227. Madde bütünü gözetilerek alıcının TBK 227/1 madde de düzenlenen sözleşmeden dönme hakkına haiz olup olmadığı tespit edilmeli, sözleşme bedeline ek olarak dava konusu araca yapılan faturalı masrafların gizli ayıp sebebiyle yapılıp yapılmadığı ve yapılan masrafların kadr-i maruf olup olmadığı konularında ek rapor aldırılarak ve tarafların yemin delili dahil tüm delilleri ve dosya kapsamı gözetilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği" yönünde yapılan değerlendirmede de belirtildiği üzere davacının davalıdan aldığı aracın gizli ayıplı olduğu sabit hale gelmiştir. Bozma sonrası alınan ek raporda davacının sözleşmeden dönerek araç bedelinin tarafına iadesi talebinin yanında yer alan plaka, tescil, yol izni, servis masraflarının irdelendiği, değişen parçaların aracın yaşı gereği rutin olarak değişmesi gereken parçalar olduğu, yaptığı bu masraf kalemlerinin gizli ayıp ile ilgisi olmadığı tespit edildiğinden davacının masraf talebine ilişkin talepleri yerinde görülmeyerek plaka, tescil, yol izni, servis masrafları talepleri reddedilmiştir. Uyuşmazlık aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak sözleşmeden dönme seçimlik hakkının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmıştır.TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.Aracın gizli ayıplı ve ayıp ihbarının da süresinde olduğu İstinaf ilamı ve bilirkişi raporları ile tespit edildiğine göre, davacı TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklarını kullanabilecektir. Davacının satıma konu aracın ağır hasarlı halini bildiği anlaşılmış ise de aracın pert total olduğunu bilmeden satın dikkate alındığında, davacının araçtan beklenen faydayı elde etmesi imkansız hale gelmiş olduğundan, somut olayda sözleşmeden dönmenin yasal koşulları da oluşmuştur. ----- Bu nedenle aracın davalıya iadesi ile satış bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; A- Davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu--------motor numaralı aracın takyidatsız olarak davalı tarafa iadesine, iade konusu araç bedeli olan 37.500-TL'nin satım konusu aracın fiilen davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-Davacı tarafın plaka, tescil, yol izni, servis masraflarına ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Karar harcı 2.561,62-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 877,79-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.683,83-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL başvurma harcı, 877,79-TL peşin nispi harç, 384,90-TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.317,09-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 4-Davacı tarafından yapılan 406,25-TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.700,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.106,25 -TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.536,66 -TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 37.500,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 13.900,00 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 963,04-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 356,96-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/473, K. 2026/256, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-473-e-2026-256-k-567e20a2fcf8