İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/652 E. 2026/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/652
- Karar No
- 2026/210
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Borçlu tarafından itiraz edilen icra dosyasının Konya . İcra Müdürlüğünde olması sebebi ile itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin Konya Mahkemeleri olduğu; takip dayanağı çeklerin zamanaşımına uğraması ile çek niteliğini kaybettiğini, ilgili icra takip dosyasında dava konusu olayda taraflar tacir olduğunu, borcun sebebi de ticari ilişkiye dayandığını, müvekkilinin davalı borçluya sattığı CDlere karşılık takibe dayanak çekleri aldığını, bu sebeple itirazın iptali davasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu ve her ne kadar yetkisizlik sebebi ile dosya Konya . İcra Müdürlüğüne gönderilmişse de ilk takip tarihinin 13.06.2013 olduğu ve faizin bu tarihten itibaren başladığı açık olduğunu, borçlu davalı aleyhine 13.06.2013 tarihli takip talebi ile İstanbul . İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasıyla ilamsız icralarda genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, borçlunun İstanbul . İcra Müdürlüğünun yetkisine itiraz ettiğini ve alacaklı taraf olarak itirazına muvafakat ederek, ilgili icra dosyasının yetkili olan Konya İcra Dairelerine gönderilmesini talep ettikten sonra İstanbul . İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası yetkisizlikten kapatıldığını ve yeni yetkili Konya . İcra Müdürlüğünde ... Esas numarasıyla tekrar takip başlatıldığını, Konya . İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında icra ödeme emri 24.08.2022 tarihinde düzenlendiğini ve borçluya tebliğ olduğunu, tebliğ olduktan sonra borçlu borca ve takibe 29.08.2022 tarihinde itiraz ettiğini ve aynı gün verilen tensiple takip durdurulduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilen bu takipte gibi takip dayanağı ilgili çekler, borçlu tarafından borcuna karşılık olarak alacaklı müvekkiline verildiğini, borçlu borcunu ödemediği gibi ödememesi sebebiyle açılan icra takibinde de borçlu, ilgili icra dosyasına da ödemede bulunmadığını, borçlunun asılsız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, borçlunun imzası bulunan ilgili çekler ilgili icra dairesine sunulduğunu, İstanbul . İcra Müdürlüğü ... numaralı yetkisizlik sebebi ile kapanan dosyada icra takibi kesinleştirdiğini ve yıllarca takip devam ettiğini, davalı borçluya satmış olduğu ticari mallar nedeniyle doğan alacağını tahsil için başlattığı İstanbul . İcra Müdürlüğünün ... E no'lu dosyaya vaki itirazın iptali/ kaldırılması ve dosya borcunun ödenmesi için İstanbul Arabuluculuk Bürosu 'nun ... Başvuru ve ... Arabuluculuk sayılı dosyası ile Arabulucuya başvurulmuş fakat görüşme sonucu anlaşılamadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, alacağın tahsilini teminen borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının teminatsız ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davaya konusu icra takibine konu çekler zamanaşımına uğradığını, esasen davacı dava dilekçesinde icraya konu çeklerin zamanaşımına uğradığını kendisi ikrar ettiğini, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımına uğrayan çekler için ancak şartları mevcut ise bir yıl içerisinde sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunulabileceğini, davacının dava dilekçesinde sunmuş olduğu İstanbul bam kararı ise sebebsiz zenginleşme zamanaşımı ile ilgili olmadığını, ödünç sözleşmesine dayanıldığı için dava şartı görevle ilgili bir karar olduğunu, davacının ilamsız icra takibinde dayandığı çeklerin keşide tarihleri 2010 ve 2011 yılları olduğunu, bu yıllarda çeklerde zamanaşımı 6 ay olduğunu, bu zaman aşımı süresi 31.01.2012 tarih 6273 sayılı Kanun ile üç yıla çıkarıldığını, 6273 sayılı Kanun değişikliğinden önce icra takibine konu on çekten ilk dokuzunun zaten zamanaşımı dolduğunu ve yeni Kanuna tabi olmadığını, davacı tarafından ilk yapılan icra takibinin 2016 yılında yapıldığı dikkate alındığında bu tarihin hem bütün çeklerin zamanaşımına uğradığı ve TTK m.732 deki sebepsiz zenginleşme davaları için öngörülen 1 senelik zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra icra takibi yapıldığı açık olduğunu, dava konusu çekler zamanaşımına uğramamış olsaydı dahi, davacının müvekkil davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, bu konu bizzat davacı tarafın “... Dağıtım Prodüksiyon Pazarlama ... ve Ortağı” ticaret unvanıyla tutmuş olduğu ticari defterlerinden ve davacı tarafından müvekkil davalıya verilen kendi el yazısının da bulunduğu 2010 ve 2011 yıllarına ait ticari cari hesap ekstrelerinden de açıkça anlaşıldığını, ancak zamanaşımı itirazının uyuşmazlığın çözümü ve davanın reddi için yeterli olduğundan bu aşamada usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek daha fazla bir açıklama yapmaya hukuken ihtiyaç duyulmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve davacının davalıdan takipteki kadar alacaklı olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Konya . İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır. Tarafların yerleşim yerindeki Ticaret Sicili Müdürlüğüne, tarafların yerleşim yerindeki Esnaf Ve Sanatkârlar Odaları Birliği Esnaf Ve Sanatkâr Sicil Müdürlüğü' ne müzekkere yazılarak tarafların kendi adına tacir veya esnaf kaydının olup olmadığı sorulmuş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır. Tarafların yerleşim yerindeki Vergi Dairesine müzekkere yazılarak; tarafların vergi mükellefi olup olmadığının bildirilmesi, vergi mükellefi ise bilanço usulüne göre mi yoksa götürü usulde mi vergi mükellefi olduğu hususunda araştırma yapılması ve ayrıca tarafların 2022 yılında vermiş olduğu gelir beyannamesi suretinin ve eklerinin gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır. Davacı tanığı ... İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat duruşmasına bizzat katılarak; " Ben 1997 yılından beri Unkapanı'ndayım ve sektördeyim, o yıllardan bu yana davacı ...'yu da tanıyorum, davacı ile davalı arasında 2002 yılından bu yana devam eden bir ticari ilişkin var, 2011 yılından sonra davalı ...'in ödeme sıkıntıları başladı, davacının çeklerini de ödemedi, bu sebeple davacı zor dönemler yaşadı, arabasını satmak zorunda kaldı, banka kredileri çekti, bizlerden borç aldı, davalı tarafça ödeme yapılmadı, çeklerin karşılığında davacı, davalı tarafa kaset ve CD vermişti ancak ödemeler yapılmadı, ama ..., çekleri firmalara ciro ettiği için, ciro ettiği firmalara da ödemelerini de yaptı, ben bunlara bizzat şahit oldum," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat duruşmasına bizzat katılarak;" Ben ... Müzikte satış müdürü olarak 2007 yılından bu yana görev yapıyorum, davacıyı da sektörde olması nedeniyle uzun yıllardan bu yana tanıyorum, bizim davacı ile kaset ve CD satışı üzerine ticari ilişkimiz var, davacı 2010-2011 yılında davalıdan aldığı çekleri bize ciroladı, davalı ... çekleri ödemeyince davacı ... tarafından çeklere ilişkin olarak bize ödemeler yapıldı, davacıdan aldığımız bilgiye göre davalı çeklerden kaynaklı olarak davacıya herhangi bir ödeme yapmamış, davacı ile davalı arasında kaset ve CD satışından kaynaklı ticari ilişki mevcut" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisinin 27/09/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Raporları içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ve davalı yan ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacı taraf ticari defter kayıtları mahkemeye sunulmuş olan belgeler ve dava dosyası ve ekleri üzerinde gerekli incelemeler 16.05.2023 tarihli yetki belgesi gereğince “bilirkişi” sıfatıyla tarafından yapılmış olduğunu, varılan sonuçlar, ” Davacı ... tarafından incelemeye sunulan 2008 yılı defterlerinin hiç olmadığı 2009-2010-2011 yılına ait Yevmiye, Kebir ve Envanter defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Yevmiye defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64/5 hükmüne göre bulunması gereken kapanış (görüldü) tasdikinin 2009-2010 yılları için mevcut olduğu ve 2011 yılı defteri kapanış (görüldü) tasdikinin olmadığı görüldüğünden, davacı şirkete ait 2008 defterlerinin kayıp 2009-2010 defterlerinin usulüne uygun 2011 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu kanaatine varıldığı, Davalı ...'in defterlere ulaşılamaması nedeniyle herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu yüzden açılış kapanış bilgilerinin belirtilemediği davacı şirkete ait 2008- 2009-2010-2011 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespit edilemediği, davacı taraf ticari defter kayıtları, yerinde incelemesi yapılmış olup tutanak eklendiği, sahibi lehine kesin delil niteliğine haiz 2008-2009-2010-2011 yıllarına ait defterlerinin kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği fakat davacı ticari defterlerinde eksiklik olduğu; 2008 yılına ait defterlerin hiç olmadığı,2011 defterlerinin yazılmadığı ve yevmiye kapanış(görüldü) tasdikinin — olmadığı defterlerin tekrar yazdırılamayacağı bilgisayar programlarından silindiği, yan ticari defter kayıtları olan cari hesap bilgilerini(muavin döküm) de içerecek şekilde verilemediği, verilen hesap ekstralarının resmi olmamasından kaynaklı dikkate alınmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222.maddesine göre ticari defterlerin , ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu, bu durumda Davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, davacı şirketin ile davalı şirket arasındaki ticari işlemlere ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmakla beraber ,faturaların kesilmiş yani mal ve hizmet satışı yapılmış olması nedeniyle, davalı tarafından davacı adına dönem içinde ödemeler yapmış , keşide edilmiş çeklerin varlığı davacı şirket ile davalı şirket arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalıya ait defterlere ulaşılamaması nedeniyle herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu yüzden açılış kapanış bilgilerinin belirtilemediği davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre davacıya ne kadar borçlu göründüğü, tarafların kendi defter kayıtlarının birbirini teyit ettiğinin tespit edilemediği, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre; takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı şirketten en son 31.12.2010 kapanış rakamı olan 6.408,40.-TL tutarında alacaklı göründüğü, davacı şirket ile davalı şirket arasında temerrüde ilişkin bir sözleşmenin ibraz edilmemiş olması, ayrıca davacı şirket tarafında davalı şirkete bahsi geçen faturalarla ilgili bir temerrüt ihtarının bulunmaması sebepleri ile temerrüdün takip tarihinde başladığı, bu sebeple işlemiş faiz talebinin Sayın Mahkemenin takdirinde bulunuğu rapor edilmiştir. Mahkememiz 12/03/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyanın yeni bir mali müşavir bilirkişisine tevdii ile, davacının defterlerinin bulunduğu yerde yerinde inceleme yetkiside verilerek davacı tarafın 2011 yılı defterleri de incelenmek ve davanın dayanağının zaman aşımına uğramış çekler olması da nazara alınarak taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davaya konu çeklerin (10 adet) davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıtlı olduğu, bu çeklerin ödenip ödenmediği ve neticeten takip tarihi itibari ile davacının takibe konu çeklerden dolayı var ise alacak miktarının hesaplanması hususunda ara karar kurulmuş, SMMM bilirkişisinin 22/01/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Taraflar arasında ticari ilşki bulunduğu, davacı tarafın 2009-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, davacının Mal alışı yaptığı yerlere ciro ettiği çeklerin karşılıksız çıktığından dolayı davalı tarafın hesaplarına sehven borç kaydı yapılmadığı,eklerin ciro edildiği firmalar tarafından davacı tarafa iade edildiğine dair davacı tarafların beyanlarının arz ettiği, davacı tarafa çek asıllar ve çek alış bordroları makbuzlar sorulduğunda bu belgelerin mahkemeye ibraz edildiğinin beyan ettiği bu tesbitlerin Davalı tarafın dava konusu çekleri ödemediğinin karinesi olacağının Mahkemenin takdirinde olduğu, bu tesbitlerin davacı tarafa çek asıllar ve çek alış bordroları/makbuzlar sorulduğunda bu belgelerin Sayın Mahkemeye ibraz edildiğinin beyan ettiği, bu tesbitlerin Davalı tarafın dava konusu çekleri ödemediğinin karinesi olacağının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,Bu durumda ; 120 Cari hesaptan 6.408,00 TL, ödenmeyen çeklerden 62.950 TL olmak üzere davacı tarafın Takip tarihi itibari ile 69,358,00 TL alacaklı olacağı rapor edilmiştir. Dava, lehtar tarafından zamanaşımına uğramış çeklere dayalı alacağın tahsili için sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde keşideciye karşı girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali isteğine ilişkindir. Davacı/alacaklı, davalı/borçlu aleyhine takibe konu çeklere dayalı olarak 13/06/2013 tarihinde ilamsız takibe girişmiş, borca itiraz ile İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz kabul edilerek dosya yetkisizlikten kapatılmış ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas numarasıyla tekrar takip yapılmıştır. Davalı taraf, çeklerin zamanaşımına uğradığını ayrıca davacının alacağının bulunmadığını savunmuştur. Takip tarihinde zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo senedi vasfını kaybettiği uyuşmazlık konusu olmayan ilamsız takibe konu çeklerle ilgili lehtarın keşideciden temel ilişki kapsamında talepte bulunup bulunamayacağı uyuşmazlık konusudur. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasında, bono hamilinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77 ve devamı maddeleri uyarınca nedensiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciye müracaat edebileceği kabul edilmektedir. Çeke ilişkin olarak davacı kendisinden önceki cirantaya karşı zamanaşımı süresi içerisinde temel ilişkiye dayanarak, keşideciye karşı ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilir. Keşideci sebepsiz zenginleşmediğini ya da ödeme yaptığını kanıtlamak zorundadır. Aksi halde sorumludur. (Yargıtay . HD'nin ... - ... E. - K. Sayılı ilamı). Davacı, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilecek belgeye dayanarak aralarındaki temel ilişkiyi her türlü delille kanıtlamak suretiyle alacağını davalıdan talep edebilir. Dava konusu çeklerin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek hamili olan davacı taraf, çekleri kendisine ciro eden davalıya karşı temel ilişkiye dayalı olarak bu davayı açmış olduğundan, zamanaşımı süresinin de temel ilişkiye göre belirlenmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki ilişki satım sözleşmesine dayalı olduğundan zamanaşımı süresi TBK'nın 146.(BK 125. maddesine) maddesine göre 10 yıldır. Takip ve dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Zamanaşımına uğrayan çekler yazılı delil başlangıcı teşkil edeceğinden davacı alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabilir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 27.03.2018 tarih ... E., ... K. Sayılı kararı, Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 02.06.2009 tarih ... E., ... K. Sayılı kararı da bu yöndedir.) Tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede; SMMM bilirkişisinin 22/01/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Taraflar arasında ticari ilşki bulunduğu, davacı tarafın 2009-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, davacının Mal alışı yaptığı yerlere ciro ettiği çeklerin karşılıksız çıktığından dolayı davalı tarafın hesaplarına sehven borç kaydı yapılmadığı, çeklerin ciro edildiği firmalar tarafından davacı tarafa iade edildiğine dair davacı tarafların beyanlarının arz ettiği, davacı tarafa çek asıllar ve çek alış bordroları makbuzlar sorulduğunda bu belgelerin mahkemeye ibraz edildiğinin beyan ettiği bu tesbitlerin Davalı tarafın dava konusu çekleri ödemediğinin karinesi olacağı, bu tesbitlerin davacı tarafa çek asıllar ve çek alış bordroları/makbuzlar sorulduğunda bu belgelerin Sayın Mahkemeye ibraz edildiğinin beyan ettiği, bu tesbitlerin Davalı tarafın dava konusu çekleri ödemediğinin karinesi olacağı, bu durumda 120 Cari hesaptan 6.408,00 TL, ödenmeyen çeklerden 62.950 TL olmak üzere davacı tarafın Takip tarihi itibari ile 69,358,00 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Hem alınan tanık beyanları hem de ticari defter incelemeleri ile takibe konu çeklerle ilgili olarak davacı tarafın temel ilişkiyi ispat ettiği, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun sabit olduğu ve davacının takibe konu çeklerden kaynaklı alacaklı olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; -Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 72.950,00- TL üzerinden aynı hal ve şartlarla DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak miktarı olan 72.950,00 TL'nin %20'si olan 14.590,00- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.983,21 -TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 1.245,81-TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 3.737,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından karşılanan 80,70-TL başvurma harcı, 1.245,81- TL peşin harç, 704,50-TL posta ve tebligat gideri, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 11,50-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 7.042,51-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, 7-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 12/03/2026
Katip ... Hakim ...