Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1292 E. 2026/547 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1292
Karar No
2026/547
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1292

KARAR NO:2026/547

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:31/01/2022

NUMARASI:2020/583 Esas - 2022/109 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, kağıt emtia ürününden dolayı davalı şirketten alacaklı olduğunu, ürün bedelinin ödenmemesi üzerine taraflar arasında görüşmeler yapıldığını, fakat yapılan tüm görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamayınca davacı şirket tarafından söz konusu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 26.12.2019 tarihinde Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, bu nedenlerle; borçlu/davalı tarafından Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı icra dosyasına yapılmış olan haksız itirazın iptali ile takibe devam kararı verilmesini, kötü niyetli takip borçlusunun %20'den aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, bu duruma rağmen davacı tarafça başlatılan takibin iyi niyetten uzak olduğunu, ayrıca davalı şirket tarafından davacı şirketin benzer konuda başkaca kişilere de açtığı birçok davanın olduğu haricen öğrenildiğini, davalı şirketin takibe itirazında hiçbir kötü niyeti bulunmadığının sabit olduğunu, davacı tarafça takibin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iyi niyetten uzak olarak başlatıldığının ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve davacı tarafın % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " dava ve icra takibine konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı göz önünde bulundurulduğunda; davacı tarafın faturaya konu ticari emtianın davalı tarafa teslim edildiğini ispat yükü altında olduğu, dinlenilen tanık beyanlarında teslimatların davacı şirket çalışanları nezaretinde yapıldığının beyan edildiği, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalının BA bildirimlerinde de yer almadığı, faturanın yalnızca davacının defterlerinde kayıtlı olmasının alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, davacı tarafın açıkça yemin deliline başvurmadığı, bu durumda teslim olgusunu ispat edemediği hususu göz önünde bulundurulduğunda dava ve icra takibine konu faturadan kaynaklı alacağından da söz edilemeyeceği, basiretli tacir olan davacı şirketin davalıya teslim ettiğini iddia ettiği mallara ilişkin herhangi bir kayıt tutmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği, netice itibariyle davacının dava ve icra takibine konu faturaya dayanak ticari emtianın davalı tarafa teslim edildiğini ve bu durumda davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine , ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme huzurunda dinlenen şirket yetkilisi tanıkların emtianın teslim edildiği konusunda bir itirazda bulunmadığını, emtianın depoya girdiği konusunda bir şüphenin olmaması gerektiğini, bunun aksinin istikamette yapılan yorumların külliyen hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor, davalı şirketin borçlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere faturaya konu emtia, davalı şirketin deposunda iken davacıya veya 3. bir şahsa gönderilmediği gibi bedelinin de ödenmediğini, bilirkişi tarafından ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davalı şirketin borçlu olduğu açıkça ortaya konduğunu, davacı şirket, faturaya konu lojistik hizmetini davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirket, söz konusu hizmetin yapıldığını beyan etse de davacı şirkete herhangi bir hizmet verilmediğini, bilirkişi raporunda da davalı şirketin, hizmetin sunulduğuna dair herhangi bir belge sunamadığını, dava konusu fatura içeriğinde, KDV dahil 147.490,56 TL’lik emtianın davacı tarafından, faturaya çıkışı yoktur açıklaması düşülerek davalı şirkete fatura edildiğinin görüldüğünü, ticari kayıtlar incelendiğinde, davacı şirket kayıtlarında emtianın stok bakiyesi bulunmadığını, davacı şirketin lojistik hizmeti talep etmiş olmasına rağmen hizmeti alamadığını, davacı şirket tarafından düzenlenen, davalı şirkete gönderilen dava konusu 147.490,56 TL bedelli fatura davalı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında yapılan incelemede, söz konusu faturanın kayıt altına alınmadığını, söz konusu durumun sebebi, davalı şirket tarafından açıklanmaya mahkum olduğunu, davalı tarafın borcu sabit olduğundan herhangi bir belge sunamadığını, bilirkişi tarafından ticari kaytların incelenmesi sonucunda da davalının, davacı şirkete borçlu olduğu belirtildiğini, hal böyle iken davalının borca haksız itirazda bulunduğunu, davalı taraf, kendisine teslim edilen ürünlerin bulunduğunu ancak bu ürünlerin depolama ve istif sırasında fire verdiğini belirtmekle bileşik ikrarda bulunmuş ve ispat yükünün taraf değiştirdiğini, davalı taraf, davaya cevap dilekçesinde depolama ve lojistik hizmeti kapsamında kendilerine teslim edilen emtianın bulunduğunu kabul ve beyan ettiğini ve devamla bu emtianın çıkışının yapıldığını ifade ederek yeni bir vakıa ortaya attığını, bu aşamada belirtmek gerekir ki davalı bu ifadeleriyle bileşik ikrarda bulunduğunu, davalının havaleyi bizzat kendisinin yaptığı yönündeki ikrarı, karinenin aksinin ispatı mahiyetinde olduğunu, davalının ceza mahkemesindeki savunması dikkate alındığında işlemin bizzat davalı tarafından yapıldığına yönelik ikrarı ile ikrarına eklediği vakıa olan borç ödemesi vakıası arasında hiçbir bağlantı olmadığını, doktrinde ve uygulamada bağlantısız bileşik ikrarın bulunduğu durumlarda, ikrarın bölünebileceğini, burada ikrar edenin ikrarına eklediği vakıanın, diğer tarafın iddia ettiği vakıa ile de bir ilgisi olmadığını, ikrara eklenen vakıanın tamamen davalının savunmasının dayanağı olan yeni bir vakıa olduğunu davalı tarafın ispat etmesinin gerektiğini, bu aşamada davalı tarafın, emtianın depolanmak üzere davalıya teslim edildiğini kabul etmesi ancak teslim edilen ürünlerde işlem sırasında fire oluştuğunu iddia etmesi karşısında davacıya ispat yükü atfedilemeyeceğini, yerel mahkemenin ise bu durumu dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, davacı, davalı şirkete hurda kağıt değil bobin ve palet halinde işlenmiş kağıt teslim ettiğini ve depolama dışında herhangi bir hizmet almadığını, davalı tarafça dosya kapsamına sunulan ek savunmalara muvafakat etmediğine yönelik beyanlarına halel gelmemek kaydı ile davacıdan davalıya teslim edilen emtiada herhangi bir bozulma ya da eksilme olması halinde depo hizmetinin gereği olarak davacı derhal bildirilmesinin gerektiğini, yerel mahkemenin bu durumu da dikkate almadığını, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere faturaya konu emtia, davalı şirketin deposunda ilen davacıya veya 3. bir şahsa gönderilmediği gibi bedeli de ödenmediğini, bilirkişi tarafından ticari defterlerin incelenmesi sonucunda, davalı şirketin borçlu olduğunu açıkça ortaya konduğunu, davacı şirket, faturaya konu lojistik hizmetini davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirket, söz konusu hizmetin yapıldığını beyan etse de davacı şirkete herhangi bir hizmet verilmediğini, bilirkişi raporunda da davalı şirketin, hizmetin sunulduğuna dair herhangi bir belge sunamadığını, davacı şirket yetkilisinin yaptığı açıklamalarda maddi vakıayı aydınlatacak nitelikte olduğunu, dava konusu fatura içeriğinde, KDV dahil 147.490,56 TL’lik emtianın davacı tarafından, faturaya çıkışı yoktur açıklaması düşülerek davalı şirkete fatura edildiği görüldüğünü, bu durumun bilirkişi raporunda açıkça görüldüğünü, ticari kayıtlar incelendiğinde, davacı şirket kayıtlarında emtianın stok bakiyesi bulunmadığını, bu durumun da davacı şirketin lojistik hizmeti talep etmiş olmasına rağmen hizmeti alamadığını, bu nedenle davalı şirket yetkilisinin beyanlarının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına ters düşen beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacı şirket tarafından düzenlenen, davalı şirkete gönderilen dava konusu 147.490,56 TL bedelli fatura davalı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu,davalı şirketin ticari defter kayıtlarında yapılan incelemede, söz konusu faturanın kayıt altına alınmadığını. söz konusu durumun sebebinin, davalı şirket tarafından açıklanmaya mahkum olduğunu ancak davalı şirket yetkilisinin duruşmada dahi konuya açıklık getiremediğini, bilirkişi tarafından ticari kayItların incelenmesi sonucunda da davalının, davacı şirkete borçlu olduğunu, hal böyle iken davalının borca haksız itirazda bulunduğunu, tüm bunlara rağmen mahkemenin malların davalıya teslim edildiğinin ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olması açıkça hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, saklama sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, saklanması için davacıya faturaya konu malın bırakılıp bırakılmadığı noktasındadır.Davacı tarafından davalıya 17/12/2019 tarih ve 147.490,56 TL bedelli fatura ... açıklaması ile düzenlenmiştir. Faturada ayrıca "... 14/04/2018 çıkışının teslimatı yoktur" ibaresi yazılıdır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "asıl alacak" sebebine dayalı olarak 147.490,56 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 26/12/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Davacının incelenen ticari defterlerine göre takip konusu faturanın düzenlenmesi ile davalıdan 146.390,68 TL alacaklı hali gelmiştir. Davalının ticari defterlerinde ise ihtilaf konusu fatura kayıtlı olmayıp, davacıdan 1.101,88 TL alacaklı görünmektedir. Ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Aynı şekilde akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez.Davacı tarafça, davalının cevap dilekçesinde bileşik ikrarda bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak davalının cevap dilekçesinde "çalışma sistemi" ve "süregelen usul"den bahsedilmiş, ayrıca dayanak faturada belirtilen emtianın stokunun isimsiz - etiketsiz yapıldığından takibi yapılamayacağının davacının ikrarında olduğu beyan edilmiş olup, bu beyanlar arasında faturaya konu malın davalının deposuna teslim edildiği yönünde açık bir ikrar bulunmamaktadır. Hurda kağıtların depolama ve istif sırasında fire verdiği yönündeki beyanlar da ikrar niteliğinde değildir.Alacağın dayanağına ilişkin fatura sunulmuş ise de bu faturaya konu olan ve davalının davacıya veya üçüncü bir kişiye sevk etmediği iddia olunan malın, davalı deposuna teslim edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut olmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere davalının bu yönde bir kabulü de söz konusu değildir.Davacının ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına davacının iddialarını ispata elverişli değildir. Dava konusu malın davacının stok kayıtlarına alınmasının da sonuca bir etkisi yoktur. Bu nedenle davacının ticari defterlerinin lehe delil niteliği bulunmamaktadır. Bu haliyle ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1292, K. 2026/547, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1292-e-2026-547-k-4f9579036f21