Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1324 E. 2026/949 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1324
- Karar No
- 2026/949
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1324 Esas
KARAR NO:2026/949
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/03/2022
NUMARASI:2021/452 Esas, 2022/250 Karar
DAVA:Çekişmeli Alacak (İİK 308-b)
KARAR TARİHİ:25/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu tarafından üstlenilen projeler kapsamında bir takım boru hatlarının denize çekilmesi ve döşenmesi için römorkaj ve vinç hizmetleri verdiğini, müvekkili tarafından verilen hizmetler karşılığı borçlu şirket adına faturalar düzenlendiğini, davalı borçlu şirket tarafından müvekkili tarafından verilen hizmetler karşılığında müvekkiline bakiye borç için verilen 30.06.2018 keşide tarihli 250.000,00 TL bedelli çekin muhatap ... Bankası A.Ş. tarafından davalı şirkete konkordato komiseri atandığı ve çekin üzerindeki kayıtlardan komiserin onayı bulunmadığı gerekçesiyle çekin işleme alınmadığını, çekin keşide tarihinin borçlu şirket tarafından konkordato başvuru tarihinden sonra olduğunu, çek bedelinin ödenmesi için gönderilen ihtarnameden ve ihtiyati haciz kararı alınmasından sonra borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu çek karşılığı takibe konu alacağın 287.246,16 TL olduğunu, yine müvekkilinin 09.02.2018-14.05.2018 tarihleri arasında verilen hizmetler uyarınca kesilen faturalara ilişkin borçlu şirkete müteaddit kereler başvurmasına rağmen borçlu şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin verdiği muhtelif hizmetlerin sabit olduğunu, hizmet karşılığı hak ettiği ve muaccel olan 30.03.2018 tarihli ... numaralı ve 19.05.2018 tarihli ... numaralı faturalar muhteviyatı alacağından bakiye 159.734,46 TL nin borçlu şirket tarafından ödenmediğini, bu faturalar için İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, müvekkilinin borçlu şirketten icra takibine konu 159.931,39 TL alacağı olduğunu, davalıya müvekkili tarafından verilen hizmetlere karşılık ödenmeyen 250.000,00 TL Bedelli 30.06.2018 keşide tarihli karşılıksız çek için 287.246,16 TL ile 30.03.2018 tarihli ... numaralı ve 19.05.2018 tarihli ... numaralı faturaların muhteviyatı alacağından bakiye 159.734,46 TL için 159.931,39 TL olmak üzere toplam 447.177,55 TL davalıdan müvekkilinin alacağı bulunduğunu, borçlunun 409.734,36 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, 37.443,09 TL'lik kısmını ise geçici mühlet tarihinden sonra faiz işlemeyeceğinden bu tarihten sonra işlemiş faiz alacağının talep edilemeyeceği ileri sürülerek reddedildiğini, borçlunun konkordato talep etmesinden sonra çeki müvekkiline vermesinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, herhangi bir ödeme niyeti olmadan keşidesi mümkün olmayan çeki bilerek vermesinin TMK 2. Maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu belirterek 37.443,09 TL tutarlı alacağın İİK md. 308/b uyarınca konkordato nisabına dahil edilmesine ve çekişmeli alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bir aylık hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, reddedilen 37.443,09 TL'lik kısmın geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilerek takip başlatılması nedeniyle talep edilemeyeceğini, komiser heyeti tarafından bu nedenle bu miktar kadar alacağın nisaba dahil edilmemesine karar verildiğini, çekle ilgili 24.12.2018 tarihinde takip başlatıldığını, konkordato davasında mahkemece 29.04.2019 tarihli ara karar ile 02.07.2018 tarihinden sonra müvekkili aleyhine başlatılan takiplerin iptaline karar verildiğini, geriye etkili kesin mühlet kararı verilmesi nedeniyle yasaklı dönemde başlatılan takipte takip masraflarının talep edilemeyeceğini, ayrıca faizin geçici mühlet tarihi olan 02.07.2018 tarihine kadar işletilebileceğini, çekin ibrazı mühlet içerisinde olduğundan çek tazminatının da talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının hak düşürücü süreye ilişkin itirazı bakımından; maddede kararlaştırılan 1 aylık dava açma süresinin, hakkın özünün kaybedilmesi anlamında bir hak düşürücü süre olmadığı, süresi içinde dava açılmamasının yalnızca ayrılan paydan ödeme yapılması hakkının yitirilmesi sonucunu doğurduğu, kaldı ki aksinin kabulü halinde dahi; arabuluculuk aşamasında geçen süreler dikkate alındığında eldeki davanın 1 aylık süresi içinde açıldığı, davacı tarafça konkordato nisabına dahil edilmeyen 37.443,09 TL konkordato nisabına dahil edilmesini talep edildiği, davacı alacağının bir adet çek ile faturalardan kaynaklı bakiye alacak istemine ilişkin iki ayrı icra takibine dayandığı, davacının faturalardan kaynaklı bakiye alacağının tamamının davalı şirket tarafından kabul edilerek konkordato nisabına dahil edildiği, 30/06/2018 tarihli 250.000,00 TL bedelli çek yönünden ise; çek bedeli yönünden ve alınan ihtiyati haciz masrafı ile vekalet ücreti yönünden alacak istemi kabul edilerek nisaba dahil edildiği, ancak çek bedeli yönünden nisaba dahil edilmesi istenilen faiz, çek tazminatı ve çek komisyonu ile icra takip masraflarına ilişkin alacak kalemlerinin nisaba dahil edilmediği, bu nedenle de bu alacak tutarlarının çekişmeli hale geldiği, davalı şirketin konkordato istemi ile mahkemeye başvurması üzerine mahkeme tarafından 02/07/2018 tarihinden itibaren davalı şirket hakkında 3 aylık geçici mühlet ve tedbir kararı verildiği, davalının konkordato projesinde aksine bir düzenleme de yer almadığından 02/07/2018 tarihinden itibaren davacının faiz talep edemeyeceği, davacı tarafından çekin, tedbir kararından sonraki bir tarihte bankaya ibraz edildiği, ancak verilen tedbir kararı kapsamında çekin işleme alınmadığı ve karşılıksız işlemine tabi tutulmadığı, bu nedenle davacının çek tazminatı ve çek komisyonu alacaklarının da muaccel olmadığı, Mahkeme tarafından verilen 20/03/2019 tarihli ara karar ile 02/12/2018 tarihi itibariyle 02/07/2018 tarihinde verilen tedbir kararının devam ettiğinin tespitine karar verildiği, 29/04/2019 tarihli ara kararla 02/07/2018 tarihinde sonra başlatılan icra takiplerinin iptaline karar verildiği, davacı tarafından icra takibinin 24/12/2018 tarihinde başlatıldığı, tedbir kararının yürürlükte olduğu dönemde icra takibi başlatıldığından davacı tarafından usulüne uygun olarak davalı aleyhine başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı, dolayısıyla bu takibe dayalı olarak masraf, faiz vs. isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin bünyesinde bulundurduğu römorkör, acente botu, duba ve yüzer vinç ile gemilere römorkaj, vinç, kurtarma yardım ve acentelik hizmeti verdiğini, müvekkili ile borçlu şirket arasında süregelen ticari ilişki gereği, müvekkilinin borçlu tarafından üstlenilen projeler kapsamında bir takım boru hatlarının denize çekilmesi ve döşenmesi için römorkaj ve vinç hizmetleri verdiğini, müvekkili tarafından verilen hizmetler karşılığı borçlu şirket adına faturalar düzenlendiğini, borçludan bu faturalar karşılığında ilk olarak 31.01.2018 itibari ile 472.320,96 TL olan borçlarına istinaden 30.03.2018 vadeli çek alındığını, vade öncesinde borçlu şirketin, çekin ödenemeyeceğini bildirerek ve yerine 2 adet 250.000,00 TL bedelli çek vereceğini bildirerek 30.03.2018 tarihinde çeki müvekkilden geri aldığını, akabinde 31.05.2018 keşide tarihli 250.000,00 TL, 30.06.2018 keşide tarihli 250.000,00 TL bedelli olmak üzere 2 adet çek düzenlenerek müvekkiline verildiğini, mezkur çeklerden 31.05.2018 tarihli ilk çekin ödenmesi için borçlu tarafından bankadan süre (1 hafta) istenerek bekletildiğini, borçlu şirketin borcu olan çek bedelini elden ödeyeceğini bildirmesi üzerine bankadan geri alındığını, müvekkiline 08.06.2018 tarihinde 250.000,00 TL ödendiğini, ancak kalan bakiye için düzenlenen 250.000,00 TL bedelli 30.06.2018 keşide tarihli çek ödemesinin ... Bankası A.Ş. tarafından işleme alınmadığını,... Bankası A.Ş. tarafından 30.06.2018 keşide tarihli çekin işleme alınmama sebebi olarak çek arkasına banka tarafından "keşideci firmaya İstanbul Anadolu 2. Ticaret Mahkemesinin 02.07.2018 - 2018/784 E. nolu dosyasından konkordato komiseri atandığını, çekin üzerindeki kayıtlardan komiserin onayı bulunmadığı anlaşıldığından, işbu çek işleme alınmamıştır." şeklinde şerh düşülerek müvekkiline ödeme yapılmadığını, 30.06.2018 keşide tarihli çek ödenmediği gibi bu konuda hiçbir bilgi de verilmediğini, çekin keşide tarihinin borçlu şirket tarafından konkordato başvurusu yapıldıktan sonra olduğunu, borçlu şirket tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 28.06.2018 tarihinde konkordato geçici mühlet kararı alınması için başvuru yapıldıktan sonra 30.06.2018 tarihinde müvekkilinin verdiği hizmetler karşılığı olarak çek keşide edildiğini, borçlu şirketin konkordato başvurusu sonrasında keşide etmiş olduğu anılan çek için ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu ve İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/136 D.İş sayılı dosyasında 19.12.2018 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, mezkur kararın İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, bu çek karşılığı alacağın 287.246,16 TL olduğunun Mahkemeye bildirildiğini, müvekkilinin borçlu şirkete 09.02.2018-14.05.2018 tarihleri arasında borçlunun boru döşeme projeleri için yüzer kreyn ve römorkör hizmetleri verdiğini, görülen bu hizmetler için 30.03.2018 tarihli ... numaralı ve 19.05.2018 tarihli ... numaralı faturaları düzenlediğini, müvekkilinin 09.02.2018-14.05.2018 tarihleri arasında verilen hizmetler uyarınca kesilen faturalara ilişkin borçlu şirkete müteaddit kereler başvurmuş olmasına rağmen borçlu şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin vermiş olduğu muhtelif hizmetler sabit olmakla hizmet karşılığı hak etmiş olduğu ve muaccel olan 30.03.2018 tarihli ... numaralı ve 19.05.2018 tarihli ... numaralı faturalar muhteviyatı alacağından bakiye 159.734,46 TL nin borçlu şirket tarafından ödenmediğini, bu faturalar için İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını ve borçlu tarafından takibe itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, müvekkilinin borçlu şirketten icra takibine konu 159.931,39 TL alacağı olduğunu, davalıya müvekkili tarafından verilen hizmetlere karşılık ödenmeyen 250.000,00 TL Bedelli 30.06.2018 Keşide Tarihli Karşılıksız Çek için 287.246,16-TL, 30.03.2018 Tarihli ... Numaralı ve 19.05.2018 Tarihli ... Numaralı faturaların muhteviyatı alacağından bakiye 159.734,46 TL için 159.931,39 TL olmak üzere toplam 447.177,55 TL alacağı bulunduğunu, bu alacak miktarının konkordato komiser heyetine alacak kaydı talebiyle bildirildiğini, alacakların bilançoya kaydı talep edilmişse de kayıt talebinde bulunulan alacağın bir kısmına haksız ve kötü niyetli olarak borçlu davalı tarafından itiraz edildiğini, müvekkilin davalıdan toplam alacağı olan 447.177,55 TL'nin 37.443,09 TL'lik kısmının davalı borçlu tarafından yersiz iddialar ile reddedilerek çekişmeli hale geldiğini, komiserler tarafından 14.11.2019 tarihli yazı ile alacağın kısmi olarak reddedildiği ve çekişmeli hale gelmesi sebebiyle alacaklılar toplantısında değerlendirilmeyeceğinin bildirildiğini, borçlunun 409.734,36 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, 37.443,09 TL'lik kısmının ise geçici mühlet tarihinden sonra faiz işlenemeyeceğinden bu tarihten sonra işlemiş faiz alacağının talep edilemeyeceği ileri sürülerek reddedildiğini, borçlunun reddettiği faiz ve icra masraflarının kaynağının borçlunun 30.06.2018 keşide tarihli çeki verdikten sonra 02.07.2018 tarihinde geçici mühlet talep etmesi olduğunu, daha önceden yapılmış olan alacak takiplerinin başladığı ve geçici mühlet tarihinin verilmesinden sonra yapılmış olan alacak takipleri duracağından davalının vermiş olduğu çek için herhangi bir ödeme niyeti olmadığının açık olduğunu, borçlunun basiretli bir tacir davranışından uzak herhangi bir ödeme niyeti olmadan keşidesinin mümkün olmayacağını bilerek çek vermesinin sadece basiretli bir tacir davranışından uzak olduğunu, aynı zamanda TMK 2. Maddesindeki dürüstlük ilkesine de aykırı olduğunu, davalının kötü niyetle davrandığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, müvekkilinin davalı borçlu tarafından itiraza uğrayan ve bilançoda yer verilmeyerek çekişmeli hale dönüşen 37.443,09 TL tutarlı alacağının İİK m.308/b uyarınca konkordato nisabına dahil edilmesine ve çekişmeli alacacın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; İİK'nın 308/b maddesi uyarınca çekişmeli alacağın konkordato nisabına dahil edilmesi isteminde ibarettir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı taraf, davalı tarafça konkordatoya başvurulduktan sonra çekin ödenmesinin mümkün olmadığı bilinerek kendisine kötüniyetle verildiği ileri sürülerek çekişmeli hale dönüşen 37.443,09 TL tutarlı alacağın İİK m.308/b uyarınca konkordato nisabına dahil edilmesine ve çekişmeli alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir."İİK’nın 308/b. maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğunun konkordato hukukunun kamusal karakterine aykırı olması, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, arabuluculuğa başvurmaları halinde tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması ve yine konkordato projesinde öngörülen ödemeler dengesini bozacak nitelikte olması nedeniyle yasal düzenlemelere uygun görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir." (Y. 6. HD. 08.04.2026 tarihli 2026/1125 E. 2026/1335 K. Sayılı İlamı) İİK'nın 308/b maddesinde ''Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirtilen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış alacaklılar bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." hükmü yer almaktadır. Mühlet kararından önce doğan alacaklar konkordatoya tabi olup, konkordato bu alacaklar için mecburi olduğundan alacaklının alacağını bildirmesi üzerine borçlunun alacağı kısmen veya tamamen kabul etmemesi halinde kabul edilmeyen alacak çekişmeli alacak haline gelmekte olup, İİK'nın 302/6. bendine göre çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların da konkordato alacakları kapsamında hesaba katılması ve konkordatoya tabi alacaklar içerisinde yer alıp almayacağı konusunda mahkemece bir karar verilmesi, kabul edilmeyen alacak bakımından ise İİK'nın 308/b maddesi gereğince tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içerisinde dava açılması ve çekişmeli alacağın tespit edilerek konkordatoya tabi olarak ödenmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Yine aynı maddeye göre süresi içerisinde dava açmamış olan alacaklının konkordato projesi kapsamında ödeme yapılmasını talep etme olanağı bulunmamaktadır.Dava konusu alacak çekişmeli alacağın tespiti ve konkordato projesi kapsamında ödenmesi amacıyla açılan bir dava olup, genel hükümlere dayalı bir dava değildir. Kaldı ki, İİK'nın 302/6. maddesi gereğince çekişmeli, geciktirici koşula bağlı veya vadesi belirli olmayan alacakların dahi konkordato projesinde alacak kaydı olarak yer alması mümkün olup, İİK'nın 308/c maddesi gereğince tasdik edilen konkordato tüm alacaklılar bakımından bağlayıcı olduğundan, alacağını takip ve tahsil etmek isteyen alacaklının açacağı çekişmeli alacak hakkındaki davada alacağın geçici mühlet kararından önce doğmuş ve konkordatoya tabi bir alacak olması koşuluyla İİK'nın 308/b maddesi gereğince çekişmeli alacak olarak dava konusu edilmesi mümkündür. İİK m. 308/b gereğince, alacaklı tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren çekişmeli hale gelen alacağı için dava açmazsa, tasdik kararı ile mahkeme tarafından belirlenen ve bir bankaya yatırılan kendi payına düşen kısmı talep edemeyecek, bankaya yatırılan pay borçluya iade edilecektir. Başka bir ifade ile, çekişmeli alacaklının konkordato gereğince kendisine düşen payı elde etmesi için, genel hükümlere göre alacak davası açması gerekmektedir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Prof.. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Prof. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 3. Baskı, syf. 657-658, Ankara 2023).Konkordatonun tasdiki kararının 27.04.2021 tarihinde TTSG de ve 29.04.2021 tarihinde ise Gazetede ilan edildiği, davacının 31.05.2021 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, 14.06.2021 tarihinde arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, iş bu davanın da 14.06.2021 tarihinde açıldığı görülmüştür. Her ne kadar arabuluculuğa tabi olmayan bir dava için arabuluculuğa başvurulması yeni dava açma süresi bahşetmez ise de yapılan açıklamalar uyarınca İİK'nun 308/b maddesinde düzenlenen bir aylık süre, dava açılması bakımından öngörülen bir hak düşücürü süre olarak kabul edilemez. Öte yandan çekte zamanaşımı süresi ibraz tarihinden üç yıldır. Çek hakkında icra takibi yapılmakla zamanaşımı süresi kesildiğinden dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır. Dolayısıyla davalının süre yönünden itirazı yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamında yapılan incelemede, davalı şirket tarafından konkordatoya 28.06.2018 tarihinde başvurulduğu, mahkemece 02.07.2018 tarihinden itibaren geçici mühlete ilişkin tedbir kararlarının verildiği, konkordato dava dosyası içeriğinden mahkeme kararının kaldırılmasından tasdik kararının verilmesine kadar ki süreçte de kesin mühlet içerisinde 02.07.2018 tarihinden itibaren mühlete ilişkin tedbir kararlarının verildiği, bu tarihten önce açılan takiplerin iptaline karar verildiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından 30/06/2018 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli çek bedelinin, 10.910,96 TL işlemiş faiz bedelinin, 25.000,00 TL çek tazminatının, 750,00 TL çek komisyon bedelinin, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafının ve ihtiyati haciz vekalet ücretinin tahsili amacıyla 24/12/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 27/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmediği, icra müdürlüğünün 22/05/2019 tarihli kararı ile konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, akabinde takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.Çekin 02.07.2018 tarihinde bankaya ibraz edilmesi üzerine 02.07.2018 tarihli konkordato mahkemesi kararı gereğince çek hakkında komiser heyeti onayı olmadığından çekin işleme alınmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça çeke dayalı başlatılan kambiyo takibine ilişkin takibin takip tarihi 24.12.2018, yani konkordato mahkemesi ara kararı gereğince takip yasağı olan dönem içerisinde icra takibi başlatılmıştır. İİK'nın 294/3. maddesi gereğince ''tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur" hükmü ve İİK'nın 288/1 maddesi gereğince "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.'' hükümleri göz önünde bulundurularak geçici mühlet tarihinden sonra alacağa faiz işlemeyecektir. Dolayısıyla takip yasağı olan dönemde çek ibraz edildiğinden ve takip başlatıldığından dolayı davacı çeke dayalı icra takibinde işlemiş faiz, çek tazminatı ve komisyon bedeli ile icra masraflarını talep edemeyeceğinden mahkemece davanın reddine dair tesis edilen karar yerindedir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/452 Esas, 2022/250 Karar sayılı ve 24/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 25/06/2026