Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1002 E. 2026/1474 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1002
Karar No
2026/1474
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2026/1002 KARAR NO : 2026/1474

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12.02.2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/906 E., 2026/70 K. DAVACI : ... - ... VEKİLİ : DAVALI : ...

DAVA : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 14.07.2026 YAZIM TARİHİ : 14.07.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 25.08.2007 tarihli genel kurulda ... ve ... ile birlikte ... ... ... yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, aynı toplantıda kooperatife ait Ayvacık İlçesi parsellerde bulunan taşınmazların kooperatif adına 150.000 TL'den aşağı olmamak üzere üç yönetim kurulu üyesinin oy birliği ile satılabileceğine karar verildiğini, bu kararın kooperatif ana sözleşme yükümlülüğüne aykırı olup, yok hükmünde sayılması gerektiğini, 25.08.2007 tarihli genel kurul kararında sözü edilen yönetim kurulu üyelerinin tamamının imzalarının olması gerektiğine ilişkin kararın sırasıyla ana sözleşme kooperatifler kanunu ve nihayet anayasaya aykırı bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinden ... ... ... satış ile alınması gereken yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, bunun üzerine ana sözleşmeye uygun olarak diğer iki yönetim kurulu üyesi tarafından satış yapılabileceğine ilişkin yönetim kurulu kararı alındığını, kooperatife ait iki adet taşınmazın satış işlemlerinin yönetim kurulu üyelerinden ... ... ve müvekkilinin imzaları ile satıldığını, bu hususun 25.08.2007 tarihli genel kurulda alınan karara aykırı olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğunu ve zimmet suçlamasıyla ceza davası açıldığını, Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/534 esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında zimmet suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiğini, dosyanın istinaf incelemesinde bulunduğunu ileri sürerek 25.08.2007 tarihli davalı kooperatifin genel kurul toplantısında alınan kararın ana sözleşme ve hukuka aykırı olması sebebiyle mutlak butlan nedeniyle yokluğuna karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Somut olayda davacının ortağı olduğu davalı kooperatifin 28.05.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında 10. gündem maddesine alınan kararın iptali yönünden davanın yasal 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gibi 1163 sayılı kooperatifler kanunu 53. maddesi uyarınca yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptal isteminde bulunabilmek için toplantıya katılan üyenin ret oyu kullanması ve oylama sonrasında karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtmesi gerekir iken davacının asaleten katıldığı genel kurul toplantısında alınan kararların katılanların oy birliği ile alınmış olduğu anlaşıldığından iptal yönünden yasal dava açma koşulları oluşmamıştır. Dava konusu edilen 25.08.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10. Gündem maddesinde "kooperatife ait olan iki adet arsanın 150.000,00 TL'den aşağı olmamak kaydıyla yönetim kurulu üyelerinin 3 ( üç) üyenin de oy birliği ile satılması genel kurulda oy birliği ile kabul edildi. " şeklinde karar alındığı aynı genel kurulun 8. Gündem maddesinde ise yönetim kuruluna ..., M. ... ... ve ... ...'nin seçilmiş oldukları tespit edilmiştir. Dava konusu edilen genel kurul kararında yokluk ve butlan sebeplerinin varlığı halinde davacının olumsuz oyu ve muhalefet şerhinin varlığı aranmayacağından bu yöne ilişkin yapılan değerlendirmede; 25.08.2007 genel kurul tarihi itibariyle davalı kooperatife kayıtlı ortak sayısının 14 olup genel kurula katılan ortak sayısının 6 olduğu, buna göre toplantı nisabının gerçekleştiği, en az karar nisabı 4 olmakla 10. gündem maddesinde toplantıya katılan 6 ortağın olumlu oyu ile alınan kararda toplantı ve karar nisaplarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından, dava konusu edilen genel kurul kararının ana sözleşmenin 47. maddesinde ön görülen kooperatifin 2 (iki) yönetim kurulu üyesinin imzası ile temsil ve ilzam edileceği hükmüne aykırılık teşkil ettiği iddia edilmiş ise de; ana sözleşmenin 23/1. maddesinin 9. bendi gereğince kooperatife ait gayrimenkullerin satımında takip edilecek usulü belirleme yetkisinin genel kurulun devredilemeyen yetkileri arasında bulunduğu, yine ana sözleşmenin 45 /2. maddesinin 13. bendinde yönetim kuruluna, genel kurulda karar almak şartı ile kooperatifin taşınmaz mallarını satma yetkisi verildiği, 25.08.2007 tarihli genel kurul toplantısının 10. günden maddesinde alınan kararın yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşmenin 47 maddesinde ön görülen temsil ve ilzam şekline ilişkin bir karar olmadığı, ana sözleşmenin 23/1-9 hükmü gereğince kooperatife ait taşınmazların satımına ilişkin usul kapsamında olmak üzere ana sözleşmede ön görülen yönetim kurulu karar nisabının daha fazlası olan 3 (üç) yönetim kurulu üyesinin oy birliği ile genel kurul kararında belirtilen koşullarda taşınmazların satımının yapılmasına karar verildiği, bu kararın ana sözleşme değişikliği olarak nitelendirilemeyeceği aksi düşünülse dahi anılan kararın toplantıya katılan 6(altı) ortağın tamamının olumlu oyu ile oy birliği ile alınmış olması karşısında 1163 sayılı yasanın 45/3 ve 51/1 maddesi ile ana sözleşmenin 33/1. maddesinde ön görülen toplantı ve karar nisapları oluştuğu gibi ana sözleşme değişikliği için toplantıya katılanların 2/3 çoğunluğunun olumlu oyunu gerekli kılan 1163 sayılı yasanın 51/2. maddesi ile ana sözleşmenin 33/4. maddesinede aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu edilen genel kurul kararlarının yokluk ve butlanını gerektiren koşulların hiç birinin gerçekleşmediği, öte yandan dava tarihinden 18 yıl önce 25.08.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına davacının asaleten katılarak dava konusu edilen kararın oylamasında olumlu oy kullanmış olması karşısında talebin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına da uygun düşmediği sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece ana sözleşme değişikliği konusunda karar alınabilmesi için olağan toplantılardaki nisaptan yola çıkılarak değerlendirme yapıldığı ve davaya konu kararın ana sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunun dikkate alınmadığı, alınan karar ana sözleşme maddesinin tamamen değiştirilmesine yönelik olup, mevcut üyelerin oybirliğini gerektirecek nitelikte olduğu, mutlak butlan konusunun kamu düzenini ilgilendirdiği, davaya konu değişiklik sonucunun, olağan işlerde uygulanmakta olan nisabın kooperatif malvarlığının satışı işlemleri hakkında değiştirilmiş olması nedeniyle müvekkilinin mağduriyete uğradığı, hukuken geçerliliği olmayan bir karara istinaden müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunulmasının ve ceza yargılamasına konu olmasının müvekkilinin mağduriyetine yol açtığı nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif genel kurul toplantısında alınan kararların mutlak butlan nedeniyle yok sayılması taleplidir. HMK 344 madde gereğince istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunlar hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içende harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, 346'ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. Somut olayda davacı vekilinin gerekçeli kararı süresi içerisinde istinaf ettiği, istinaf başvurma harcını yatırdığı ancak istinaf karar harcının tamamlamadığı, mahkemece istinaf karar harcının ikmali için HMK 344 madde gereğince usulune uygun olarak düzenlenen muhtıranın davacı vekiline 18.04.2026 tarihinde tebliğ edildiği, harcın süresinde tamamlanmadığı, 13.05.2026 tarihli ek kararla davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvuru talebinin yapılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 14.07.2026

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1002, K. 2026/1474, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1002-e-2026-1474-k-ad06ed432544