Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1234 E. 2026/1408 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1234
- Karar No
- 2026/1408
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1234 - 2026/1408 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1234 KARAR NO : 2026/1408
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/348 Esas DAVACI : YAPI VE KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : HEPSİ ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLER GERİ DÖNÜŞÜM MAKİNA TEKNİK HİZMETLER VE YAPI SİSTEMLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -... DAVA TÜRÜ : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 16/04/2026
KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 14/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; hakkında ödemeden men kararı bulunmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde davalı tarafından ele geçirilen ve Kuveyt Türk Katılım A.Ş. Bankasına ibraz edilen "Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye ait ... nolu 31.07.2025 tarih ve 63.915,00-TL bedelli" çekin davalıdan istirdadına karar verilmesi gerektiğini beyan ederek öncelikle; Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye ait ... nolu 31.07.2025 tarih ve 63.915,00 TL bedelli" çek yönünden tedbir kararı verilerek çekin icra takibine konu edilmemesi ve takibine konulmuş olması halinde takibin durdurulmasına, icraya yatan paranın alacaklıya ödenmemesine, davanın kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 22/04/2026 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi gereğince hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ve dava konusu çeke ilişkin icra takibi yapılabileceği, çekin haksız surette tahsil edilebileceği, ciro silsilesi içerisinde gerçek alacaklıların ve borçluların mağduriyete uğrayacağı; tedbir kararı verilebilmesi için davanın tüm şartlarının oluşmasının beklenmesine gerek bulunmadığı hususları göz önüne alındığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gereken şartların bulunduğu kabul edilerek dava konusu çekin icra takibine konulmaması, konulmuş olması halinde takiplerin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/348 Esas sayılı 22/04/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; istirdat istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 22/04/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacının Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye ait ... nolu 31.07.2025 tarih ve 63.915,00 TL bedelli çekin müşterisi Ayben Pastacılık San Tic Ltd Şti. tarafından bankaya tahsil için verildikten sonra kargoda kaybolduğu, davalının usulsüz cirosu ile çeki ele geçirdiği, bu nedenle bu çek yönünden tedbir kararı verilerek çekin icra takibine konu edilmemesi ve takibine konulmuş olması halinde takibin durdurulmasına, icraya yatan paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Mahkemece tedbir talebinin davacının son yetkili hamil olduğunu ispat edememesi ve başlatılmış bir icra takibi bulunmaması nedeniyle talebin reddedildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790. maddesinde ise; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).
Somut olayda; bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı tarafından çek Ayben Pastacılık San Tic Ltd Şti.'nin cirosu bulunurken, davalı tarafından alınıp cirolandığı iddia edilmiş ise de, davalının cirosundan önce BOFS Tekstil ve Kimyevi Ürünler Ltd. Şti.'nin cirosunun bulunduğu, davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu ve çekin hamil iken elinden kaybolduğunu bu aşamada kanıtlayamadığı ve iddialarının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşulunun henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Karar başlığında; tarafların ve davacı vekilinin adresinin yazılmaması 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*