Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1110 E. 2026/679 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1110
- Karar No
- 2026/679
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1110
KARAR NO : 2026/679
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07/01/2022
NUMARASI : 2019/628(E) - 2022/3(K)
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... teminatı altındaki davalının sahibi olduğu, sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı motosiklet ile karşıdan karşıya geçen yaya ...'ya çarptığı ve sürekli sakat kalacak şekilde yaralandığını, İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/483 E. - 2014/225 K. sayılı kararı ile sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mağdur yaya ...'nun Sigorta Tahkim Komisyonu'na (STK) başvurması ve Hakem Heyetinin 20/05/2015 tarihli, 2015/E.148.40E - 2015/4247K sayılı kararını icraya koyması sonucunda Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasına 15/06/2015 tarihinde 72.847,82 TL ve ... vekilinin hesabına 23/02/2015 tarihinde 16.601 TL olmak üzere toplam 89.448,82 TL ödendiğini, sigortalı ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın kaza anında sürücü belgesi olmadığı için genel şartların B.4.b maddesi gereğince sigortalıya rücu edilebileceğinden ödenen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durdurulduğunu, bu nedenle itirazın iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince ; davacının davasının kısmen kabulü ile davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 20.199,82 TL asıl alacak olmak üzere toplam 21.400,42 TL üzerinden iptaline, takibin 20.199,82 TL asıl alacağa takip talebindeki talep gibi devamına, icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından davacının talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bu karara istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarının farklı olduğunu, mahkemenin hangi kusur oranını geçerli kabul ettiğini açıklamadığını, raporların çelişki doğurduğunu, ATK'nin resmi bir kurum olduğunu ama zorunlu bilirkişi kurumu olmadığını, yerel mahkemenin neden diğer rapordaki maluliyet oranını göz önünde bulundurmadığını gerekçeli kararda açıklamadığını, maluliyet oranında sigorta tahkim komisyonunca verilen kararın kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda fren mesafesine ilişkin yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın esas yönünden incelenerek kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu davaya ilişkin görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığının tespit edildiğini, aynı raporda dava dışı ... için 1.867,59 TL belirlenen bakıcı gideri tazminatının hesaplandığını ancak müvekkilinin bu tutardan sorumlu olmadığını, dava dışı ...'nun kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, aksi halde %15 oranında kusura denk gelen kısımdan sorumlu tutulmaları gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın ehliyetsizlik nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmamasına, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olmasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranın kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında tespit edilen kusur durumu ile uyumlu olmasına, bilirkişi tarafından hesaplanan sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin tazminat tutarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3- Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.461,86 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 512,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 949,51 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvuruları nedeniyle sarf ettiği yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davacı yönünden HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere, davalı yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2026