Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1900 E. 2026/523 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1900
- Karar No
- 2026/523
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1900
KARAR NO: 2026/523
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20/06/2022
NUMARASI : 2020/616 (E) - 2022/628 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 16/04/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin çocuğu olan ...'ün davalının Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesiyle sigortaladığı, malikinin dava dışı ..., sürücüsünün ise dava dışı ... olduğu ... plakalı araç ile ...plakalı aracın 02/12/2019 tarihinde yaptıkları trafik kazasında vefat ettiğini, vefat eden oğlunun müvekkiline maddi ve manevi destek olduğunu, vefatından sonra bu destekten yoksun kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvurudan ve zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 01/05/2022 tarihli dilekçesi ile talebini 156.233,02 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "davanın kabulü ile; 156.233,02 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden dava tarihi olan 15/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı taraf sigorta şirketi olduğundan yerleşik Yargıtay kararları ve mevzuat gereği sigorta şirketlerinin işlerinin ticari olması, davanın mahiyeti itibariyle mutlak ticari dava olması hasebiyle tazminata hükmederken yasal faiziyle hükmedilmesi hatalı olup, avans faizi ile tahsiline karar vermek gerektiğini, ilk derece mahkemesinin re'sen toplamda %40 gibi yüksek oranda hakkaniyet indirimi uygulaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Temmuz 2022 tarihinde asgari ücrette artış meydana gelmiş olduğundan yeniden hesap edilerek tazminatın güncel asgari ücret olan 5.500 TL üzerinden hesabının gerekli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; davacı tarafından gerekli tüm belgelerin sigorta kuruluşuna ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu, zorunlu belgeler sunulmadan dava yoluna gidilmesi durumunda davanın usulden reddi gerektiğini, bu raporların sunulmadan dava yoluna gidilmesi aynı zamanda hakkın kötüye kullanımı anlamına geldiğini, tazminatın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Genel Şartları ve eklerinde yer alan kural ve ilkelere göre hesaplanması ve kaza tarihinden önce son 3 aylık vergilendirilmiş yıllık ücret ortalamasının esas alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatının desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil desteğinden yoksun kalanlarına ait olduğunu, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, hükmolunacak tazminat tutarına Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, söz konusu kazada yolcu konumunda bulunan başvurucunun maluliyet hesaplamasında hatır taşımacılığı indiriminin uygulanması gerektiğini, kaza tespit tutanaklarının, kusur tespiti, dağılımı ve derecesi yönünde görüş bildirme gibi bir etkisi bulunmadığını bu sebeple mahkemece de hükme esas alınamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalıya zorunlu trafik sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın 02/12/2019 tarihinde çift taraflı meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olan davacının oğlu ...'ün vefatı nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup, eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulünün yerinde olmasına, desteğin araçta yolcu konumunda olduğu da dikkate alındığında alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlendiği anlaşılan kusura ilişkin değerlendirmenin ve tazminat hesabına ilişkin bilirkişi tarafından hesaplanan maddi tazminat tutarının yerinde olmasına, davacının desteğinin, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeni ile mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen sonuç tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmasında ve yerleşik yargısal içtihatlara göre indirim oranının %20 olarak uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamından müteveffa ile aracı kullanan sürücünün ve bir arkadaşlarının daha birlikte araçla seyir halindeyken çift taraflı trafik kazası meydana gelmiştir. Soruşturma aşamasında alınan ifadelerden desteğin ve araç sürücüsünün arkadaş oldukları kaza günü araçla birlikte gezdikleri, bu haliyle hatır taşımasından bahsedilemeyeceği kabul edilse de, davacı vekili tarafından sunulan 01/05/2022 tarihli bedel artırım dilekçesinde bilirkişi tarafından hesaplanan sonuç tazminat tutarından %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapıldıktan sonraki miktar yönünden bedel artırımı talep edilmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.
Ancak, KTK'nin 99. maddesine göre, ... Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı sigorta şirketine başvuru yapılan tarihten 8 iş günü sonrası olan 05/03/2020 tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine,
B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile
Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,
Buna göre:
1-Davanın kabulü ile 156.233,02 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketine başvuru yapılan tarihten 8 iş günü sonrası olan 05/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 10.672,28 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.617,88 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14 maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen 1.300 TL bilirkişi ücreti, 106 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.406 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 108,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2/3. maddesine göre belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-HMK’nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
C-İstinaf İncelemesi Bakımından:
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 136,50 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 10.672,28 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.668,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.004,21 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/04/2026