Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1922 E. 2025/458 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1922
- Karar No
- 2025/458
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1922
KARAR NO: 2025/458
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/09/2021
NUMARASI: 2018/972 Esas - 2021/608 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan şirketin davalı şirketten 05.03.2015 tarihinde A seri ... sıra numaralı irsaliye ile ... LED BASKI MAKİNASI satın aldığını, satın alınan baskı makinasının arıza vb. sebepleri ile 15.06.2015 tarih ve ... sıra numaralı iade faturası ile davalı şirkete iade edildiğini, davaya konu baskı makinası davalı şirketçe teslim alınmış olmasına rağmen müvekkili tarafından nakden ödenmiş olan 76.000-TL makine bedelini iade edilmediğini, davalı şirkete gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 19.08.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade olunan ... LED BASKI MAKİNASI nın bedelinin tarafına iadesini talep ettiğini, bahsi geçen ihtarname davalı şirkete 24.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen makinanın bedelinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin iş bu alacağına dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesi gerektiğini, iş bu davaya konu makine alacağının iadesi talebiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000-TL lik 06.11.2015 tarihli belirsiz alacak davası açılmış açılan dava İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 E. Ve 2018/272 K. Sayısında görülüp karara bağlandığını, ilgili kararda davanın belirsiz alacak davası olduğu davacının fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 6.000-TLlik alacak davası açtığını, 60.402,50 TL müvekkili tarafından davalıya avans olarak ödendiğini ancak taleple bağlılık ilkesi gereği dava ıslah edilmemiş olduğundan davanın kabulü ile 6.000-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile iadesine karar verildiğini, ilgili dosya içerisinde fatura suretleri, bahsi geçen ihtarname sureti, keşif ve bilirkişi raporları mevcut olduğunu, açılan davanın belirsiz alacak davası olduğundan ve taraflarınca ıslahla dava değeri yükseltilmemiş olduğundan iş bu dava ile fazlaya dair haklarımızı talep etme ve bu amaçla bilirkişi raporunda belirtilen 60.402,50-TL alacak kaleminden 6.000-TL düşülmek suretiyle kalan 54.402,50 TL alacak kaleminin davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının davacının mükerrer olduğunu, davacının aynı konu, iddialar ve taleplerle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmış 2015/1103 Esas 2018/272 Karar sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü ve karara bağlandığını, 6100 sayılı HMK 115. Maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin iddialarında haksız olduğunu, davacı şirketin makine satışından kaynaklanan müvekkili olan şirkete 9.000-USD borcu bulunmakta olduğunu, davacı şirketin ihtarnamesine karşılık olarak, müvekkilince Beyoğlu ... Noterliği'nin 01.09.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname düzenlendiğini ve ihtarnamede satışa konu makinenin müvekkiline iade edilmiş olması, makine de arızanın bulunması sebebi ile olmadığını, davacının maddi sıkıntıya girdiğini ve makine bedelini ödeyemeyeceğini müvekkili olan şirkete bildirmesi üzerine, müvekkil şirketin, davacının mağduriyetini gidermek adına satış yapamadığı yönündeki iddialarını anlayışla karşılayarak, makineyi ikinci el olarak satmak ve ikinci el satış bedelinden kendi alacağı olan 9.000-USD yi aldıktan sonra makinenin ikinci el satış bedelinden kalan bedeli davacıya ödemek üzere makineyi iade aldığını, davacı taraf makinenin müvekkil şirkete arızalı olması sebebiyle iade edildiği iddiasında haksız olduğunu, davacı tarafın daha önce açtığı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 E. sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporunda davaya konu makinenin incelemesinin yapıldığını ve herhangi bir arızası olmadığı tespit edildiğini, davacı şirketin bedelini tam olarak ödemediği makinayı kullanmış ve yararlandığını, bu sebeple müvekkili olan şirket tarafından iade edilen makinenin davacının uhdesinde kaldığı ve makinayı kullandığı süre için 35.400-TL bedelli 01.07.2015 tarihli, ... seri numaralı kullanım bedeli faturası kesildiğini, davacının davasını kabul manasına gelmemek kaydı ile ve fakat davanın kabul edileceği bir an için farz edilecek olunsa dahi 35.400-TL. lik makina kullanım bedelinin de davacının iddia ettiği alacağından takas ve mahsubu gerekmekte olduğunu bu sebeplerle öncelikle daha önce belirsiz alacak davasıyla talep edilen alacağın ek dava ile talep edilemeyeceği ve davacının davasının mükerrer dava olması sebebi ile reddini, mahkeme aksi kanatte ise İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 E. ve 2018/272 K. sayılı ilamının kesinleşmesinin beklenmesini, davacının davasını kabul manasına gelmemek kaydı ile ve fakat davanın kabulüne karar verilecekse, müvekkilin alacaklı olduğu 9.000-USD, makinanın 2. el haline gelmesi sebebi ile makina da oluşan değer kaybı için şimdilik asgari 35.400-TL. değer kaybı ve makinanın davacı tarafından kullanılması sebebi ile 35.400-TL. kullanım bedeli yönlerinden terditli olarak ileri sürdüğümüz takas ve mahsub defilerinin kabulü ile takas ve mahsubuna, davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı tarafça ileri sürülen savunmanın yazılı delillerle kanıtlanamadığı gibi, davalının davacıya düzenlemiş olduğu 01.07.2015 tarihli “ UV Baskı Makinesi Kullanım Bedeli” açıklamalı 35.400 TL bedelli faturanın davacı tarafça kabul edildiği dosya kapsamı itibari ile davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu durumda, makinenin iade edilmesi nedeniyle davacının avans olarak ödediği 60.402,50 TL’den davalı sorumlu olup, ıslah edilmeyen ve harcı yatırılan kalan 52.402,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf daha önce aynı iddialar ve talepler ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2015/1103 Esas 2018/272 Karar numaralı dosyası ile alacağın tamamı belirlendiğinde talebini arttırmak üzere 6.000 TL bedelli belirsiz alacak davası açıldığını, davacı yanın açtığı dava görülmekte iken bilirkişi raporu alındığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişi raporunda alacağın 60.402,50 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak davacı, bilirkişi raporu neticesinde başlangıçta 6.000 TL bedelli olarak açtığı belirsiz alacak davasını bilirkişi raporunda tespit edilen bedele arttırmadığını ve davacının dava değerini yükseltmemesi üzerine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince davacının talebi doğrultusunda 6.000 TL alacağa hükmedildiğini, taraflarınca istinaf ve temyiz yoluna başvurulduğunu fakat ilk derece mahkemesi kararının onanması ile 23.11.2020 tarihinde kararın kesinleştiğini, davacının daha önce açmış olduğu davanın belirsiz alacak davası olduğu hususunda şüphe olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/22-1052 Esas ve 2015/1612 Karar sayılı 17.16.2015 tarihli kararında bahsedildiği üzere davacı vekili talebinin açıkça belirsiz alacak davası olduğunu belirttiği takdirde davanın kısmi dava olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hal böyleyken davacının İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/ 1103 E. sayılı dosyası ile belirsiz alacak davası olarak ileri sürdüğü taleplerini huzurdaki dosya ile de ileri sürdüğünün ve anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ışığında davacının daha önceki davasının belirsiz alacak davası olduğunun tartışmasız kabul edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince iş bu davanın mükerrer dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerekmekte iken İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1103 Esas 2018/272 Karar sayılı dosyasına ek alacak davası olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda da anılan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 E. ve 2018/272 K. Sayılı dosyanın bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacının mezkur makineyi satın aldığını ve herhangi bir ayıbı bulunmamasına karşın haklı bir sebebe dayanmaksızın davalı müvekkili şirkete iade ettiğini, davacının makine bedelini ödeyemeyeceğini, bu sebeple makineyi iade edeceklerini müvekkili şirkete bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin yine iyi niyetli davranarak davacı şirketin mağduriyetini gidermek adına makine iadesini kabul ettiğini, ilk derece mahkemesince taraflarınca ileri sürülen alacakların tespiti için araştırma yapılmadığını ve hatta hükmün gerekçesinde taraflarınca ileri sürülen alacağa ve takas, mahsup taleplerine yer dahi verilmediğini, bu bakımdan da kararın yerinde olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin 03.09.2021 tarihli karar duruşmasının zaptı incelendiğinde mahkemenin taraflara tahkikatın bittiğinin bildirilmesinin akabinde davacı tarafa son sözü sorulmuş iken taraflarına son söz hakkı verilmediğini, Yargıtayın yerleşik olarak benimsediği görüş dikkate alındığında mahkemenin HMK186/2. maddesinde açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/972 E. dosyasından tesis edilen 03.09.2021 tarih 2021/608 K. sayılı kararının istinaf sebepleri doğrultusunda incelenerek, kararın belirttikleri yönlerden kanuna aykırı olduğunun tespiti ile müvekkili lehinde olacak şekilde istinaf incelemesi sonucunda, istinaf taleplerinin kabulüne, davanın istinaf mahkemesinde görülmesi ve mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda müvekkili lehine olacak şekilde istinaf mahkemesince karar verilmesine, istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün belirttikleri yönlerden ve müvekkili lehine olacak şekilde bozulmasına/kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalıdan satın alınan cihaz için yapılan avans ödemesinin önceki davada talep edilmeyen kısmının iadesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın mükerrer dava olup olmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, davalının takas defi/mahsup itirazının yerinde olup olmadığı noktalarındadır.Taraflar arasında baskı makinesi alımı hususunda anlaşma bulunduğu ihtilafsızdır. Davacı , davalıdan satın alınan ve makinanın arızalı ve ayıplı olduğundan bahisle davalıya iade edildiğini fakat makina için yapılan avans ödemesinin taraflarına iade edilmediğini ileri sürerek davalı aleyhine ilk olarak İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 Esas sayılı dosyasında dava açmış olup, yapılan yargılama sonunda 6.000 TL üzerinden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 28.02.2019 tarih ve 2018/1068 Esas ve 2019/299 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş, karar temyiz incelemesinden geçerek 23.11.2020 tarihinde kesinleşmiştir. İstinafa konu eldeki davada da davacı aynı nedene dayalı olarak ilk davada talep edilmeyen tutarın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise satışa konu makinenin ayıplı olmadığını, ikinci el satışından kendi alacağını mahsup etmek suretiyle kalan kısmını davacıya ödeme koşuluyla makinenin davacıdan iade alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.1.Davalı tarafça ilk açılan davanın belirsiz alacak davası olduğu ileri sürülmüştür.Belirsiz alacak davası HMK'nın 107/1.maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddeye göre "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." Davacının belirsiz alacak davası açarken amacı alacağının tümünü dava etmek ve tümü hakkında karar verilmesini sağlamaktır; kısmi dava açmakta olduğu gibi alacağının bir kısmını dava etmek değildir. Davacının alacağı belirlenebilir hale gelmesine rağmen talep arttırım dilekçesi sunulmaması halinde, kalan tutar için ek dava açılmasına bir engel bulunmamaktadır. Kısmi dava ise alacak miktarının tamamının değil, belirli bir kısmının dava konusu yapıldığı dava türüdür. HMK’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre "(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir..(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez". Kısmî davada kesinleşen ilâmın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan eldeki davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmî dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmî davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmî dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur (Yargıtay HGK'nın 15.02.2023 Tarih ve 2021/5-337 Esas 2023/94 Karar sayılı kararı).Temyiz incelemesi sonucu kesinleşen istinaf dairesi kararına göre davacı tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000 TL üzerinden açılan dava, kısmi dava olarak kabul edilmiştir. Bu durumda istinaf incelemesine konu eldeki dava, bir ek dava olup, davalı vekilinin davanın mükerrer dava olduğu ve davanın ispatlanmadığı yönündeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.2.Davalı tarafça, davacıya satılan makinanın davalıya iadesi sonrası ikinci ele düşmüş olması ve iade öncesinde bir süre davacı tarafça kullanılmış olması sebebiyle dava konusu edilen alacağa ilişkin takas, mahsup talebinde bulunulmuştur.Takas ve mahsup iki farklı hukuki kurum olup, takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı olması, takasa konu edimlerin aynı cinste veya özdeş olmaları, her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir . Yenilik doğuran bir hak olan takas, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişiler alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re'sen nazara alınır. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(22)9-267 Esas, 2021/1463 Karar sayılı, 18/11/2021 tarihli ilamı) Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde davalının 01.07.2015 tarihli 'kullanım bedeli" açıklamalı fatura bedelinin dava konusu edilen alacaktan düşülmesi gerektiğine ilişkin savunması, mahsup niteliğindedir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1103 Esas sayılı dava dosyasında mahkemece, davalının makina yeni iken iadesi sonrası ikinci ele düşmüş olması ve bir süre davacı tarafça bu makinanın kullanılması sebebiyle bir zararı mevcut ise bu zararın tazminine yönelik açılmış bir karşı dava ya da takas mahsup iddiasının bulunmadığı kabul edilmiş ise de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce karar gerekçesinde davalı tarafça mahsuba konu edilen makina kullanım bedeline ilişkin faturanın davacının kabulünde olmadığı belirtilerek davacının avans olarak ödediği 60.402,50 TL'yi davalıdan isteyebileceği yönünde tespit hükmü de kurulmuş olup, kurulan bu tespit hükmü eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmektedir. Bu durumda mahkemece davalının mahsup talebi dikkate alınmaksızın ilk davada talep edilmeyen 52.402,50 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Diğer yandan eldeki dava, basit yargılama usulüne tabi olup, mahkemece deliller toplanıp, tahkikat bitirilerek karar verilmiştir. Salt davalının son beyanının sorulmaması sonuca etkili olmayıp, davalının tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 895,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.579,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.684,61 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025