İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/286 E. 2025/360 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/286
Karar No
2025/360
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/286 KARAR NO : 2025/360

DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 21/04/2022 KARAR TARİHİ : 22/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ... --- yer alan ---- parsel numaralı yerin maliki sanayici ve ---- Katılımcısı olduğu, Davalı--- sayılı OSB Kanununun geçici 5 inci maddesi gereğince ----hudutları içine dâhil edilmiş bulunan ve -- Uygulama Yönetmeliğinin 19 maddesinin 6,7,8 maddeleri gereği Katılımcı olarak tanımlanan ve Genel Kurullara Katılımcı olarak katılan --- içindeki sanayi kooperatiflerinin 4562 sayılı OSB Kanununun geçici 5 maddesi hükmü gereğince Yönetim Aidatlarını vermek zorunda oldukları açıkça hükme bağlanmış olmasına rağmen; ---- Yönetimi tarafından 386.073 m2 sanayi parseli olan ----, 83.099 m2 sanayi parseli olan ---- ve 181.163 m2 sanayi parseli olan ----- yönetimlerinden aidat alınmadığı, bu durumun OSB Kanunu ve - Uygulama Yönetmeliğinin amir hükümlerine aykırı olduğu, ---- Yönetim Kurulu başkan ve üyelerinin ----- gelir kaybına neden olmaları nedeniyle mali yönden Devlet Memuru gibi sorumlu olduklarından suç işlediklerini. 4562 sayılı OSB Kanunu'nun ve ------Uygulama Yönetmeliği'nin amir hükümleri gereğince --- olan sanayi sitelerinin ---- Sanayi Sitesi 386.073 (M2), ---- Sanayi Sitesi 83.099 (M2), ---- Sanavi Sitesi 181.163 (M2),Olmak üzere toplam 650.335 M2 sanayi parseli ile; Gene ----- katılımcıları olan ve sahibi oldukları sanayi parsellerin bir kısmından Yönetim Aidatı alınan bir kısmından alınmayan Katılımcılardan:-----. 238.740 (M2-----1.168 (M2) Olmak üzere toplam 239.908 --- sanayi parseli de dikkate alındığında, toplam 890.243 (m2) sanayi parselinden osb kanuna ve uygulama yönetmeliğine açıkça aykırı bir şekilde yıllarca yönetim aidatı ve alt yapı katılım payları alınmadığı, bunun üzerine davacı tarafından 4562 sayılı OSB Kanunu'nun 22 ve 23 maddeleri ile OSB Uygulama Yönetmeliği'nin 32 maddesi gereğince ---- denetim görev ve yetkisi olan T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Başkanlığı (CİMER) kanalı ile T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na yapılmış olan şikayet üzerine Bakanlık Müfettişleri ---- ve ----- tarafından düzenlenen 20.09.2020 tarihli, ------ sayılı İnceleme Raporunda konu detaylı incelendikten sonra 4562 sayılı Kanun'un 16'ncı ve Geçici 5'inci madde hükmünde yönetim aidatı konusunda amir ümlerin yer alması nedeniyle, yıllara sâri alınmış Genel Kurul Kararlarının emredici ümlere aykırılığından bahisle yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yıllara sâri 01/01/2011 tarihinden 30/06/2020 tarihine kadar tahsil edilmemiş olan ve geriye doğru tahsil edilmesi gerektiğinin belirtildiği, raporda; --- Sitesi 13.130.342,73 TL ---- Sitesi 523.523,70TL, ------ Sitesi 6.161.353,63 TL olmak üzere toplam . .. 19.815.220,06 TL KDV alacağı ile;---- 8.119.547,40 TL------ 22.016,80 TL.Olmak üzere toplam 28.141.564,20 TL KDV alacağı; Toplamda 27.956.784,26 TL * KDV ve faizleri birlikte tahsil edilmesinin gerektiğinin belirtildiği, belirtilen geriye dönük yıllarda davacı ve diğer katılımcılardan ---- giderleri için kullanılan Yönetim Aidatı ve katılım payları fazladan tahsil edildiği çok açık bir şekilde ortaya çıktığını, Muhatap ----- Yönetiminin müfettişlerce tespit edilen toplam 27.956.784,26 TL KDV'den davacının arsa payına düşen meblağın kendisine ödenmesi gerektiğini beyan ederek, davalı ----- bir kısım sanayicilerden (Katılımcılardan) hiç alınmaması ve bir kısmından da eksik alınması nedeniyle davacından haksız olarak fazladan tahsil edilmiş olan yönetim aidatı ve katılım bedelleri miktarının tespiti için belirsiz alacak davasının kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL.'nın temerrüt ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 12.maddesi ile - gelirleri sayılmış olup, m.12/b "Katılımcıların ödedikleri aidatlar ile arsa ve alt yapı katılım payları ve hizmet karşılıkları.", m.12/d "Yönetim aidatları." nı gelirler arasında sayıldığını, 4592 Sayılı Kanun "Yönetim aidatları" başlıklı m.16; "Yönetim aidatları ve hizmetlerin karşılıkları, müteşebbis heyet tarafından arıtma tesisi işletme masrafları hariç parsel büyüklüğüne göre belirlenir. Arıtma tesisi işletme masraflarına katılım payları ise debi ve kirletme parametreleri esas alınarak yönetim kurulunca tespit edilir. Yönetim kurulunun yıllık bütçesinde belirtilen, bölgenin alt yapı ve müşterek hizmetlerine ait tüm masraflar önceki yıla ait kesin hesap da dikkate alınarak katılımcılar tarafından karşılanır. Belirtilen hizmetlerden yararlanmadıkları gerekçesi ile yönetim aidatlarının ödenmesinden kaçınılamaz." hükmü âmir olduğunu,--- Uygulama Yönetmeliği'nin "Genel Kurulun Görev ve Yetkileri " başlıklı m.23/ş “Arsa tahsis ve satış prensiplerinin, katılımcı veya kiracılardan tahsil edilecek alt yapı katılım payları, elektrik, su, atık su, doğalgaz ve benzeri satış ve hizmet bedelleri ile ilgili prensiplerin ve bu aidat ve satış bedellerinin tahsilatında gecikme halinde uygulanacak yaptırımlara ilişkin esasların belirlenmesi." ile m.23/u "Yönetim aidatları ve hizmet karşılıklarının boş, inşaat halinde ve üretime geçme durumları dikkate alınarak parsel büyüklüğüne göre tespit edilmesi,Genel Kurulun katılım paylarını ve yönetim aidatlarını belirleme yetkisi ve görevi olduğu açıkça düzenlendiğini, müfettiş raporlarında da geçtiği üzere, ---- bünyesinde uzun yıllardır katılım payı alınmadığı, Katılım payı, ---- kuruluşu ile birlikte alt yapı ve giderler için ---- katılan her katılımcıdan tahsil edilmektedir ki bu hususa ilişkin ayrıntılı düzenleme 4562 Sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği'nde mevcut olduğunu, davacının huzurdaki davasında katılım payı alacağı-yönetim aidatı ayrımı yapması gerekmekte olup, bu hususta da mevzuatı ve uygulamayı inceleme muhtariyetleri bulunduğunu, bu kapsamda, davacının kendilerinden fazla tahsil edildiği iddia edilen ve katılımcılardan alınan yönetim aidatları, mevzuat düzenlemeleri ve Bakanlık belirlemeleri ile m2 üzerinden parsel büyüklüğüne göre hesap edilerek alındığı, Ödenecek aidatların m2 karşılığı da her yıl yine enflasyon verileri ile birlikte mevzuatın öngördüğü şekilde artırıldığı, belirlenen m2 değerin parsel büyüklüğü ile çarpılması neticesinde aidat tutarı belirlenmekte olup, herhangi bir m2 ye sahip parselden alınan aidat tutarının, m2'si daha az veya daha fazla olan başka bir parsele olumsuz bir etki etmesinin mümkün olmadığını, zira var olan toplu bir tutarın parsel büyüklüğüne göre paylaştırılması söz konusu olmadığı, aksine m2 fiyatı üzerinden parsel büyüklüğüne göre aidat tutarı belirlenip toplam --- geliri bulunduğunu. Belirtildiği üzere m2 fiyatı, ----- kuruluşundan bu yana mevzuat ile belirlendiğinden bu hususta hiçbir keyfi uygulama olmadığı, kaldı ki, katılımcılar da bu hususu bilmekle birlikte, Genel Kurul gündeminde de bu husus görüşülmekte ve oylandığını, dolayısıyla davalının aidat bedelini mevzuata uygun olarak belirlediği ve yıllık artışın da enflasyon verileri ile mevzuatın gösterdiği şekil ve oranda yapıldığını. Davacı tarafın, kendilerinden fazla aidat alındığı şeklindeki yersiz iddia ve itirazları yerinde olmayıp reddi gerektiğini, davacı taraf, kooperatiflerden (----) hiç aidat alınmaması ve diğer iki sirketten ise eksik aidat alındığını. bu nedenle kendilerinden fazladan aidat tahsil edildiğini ve alacakları doğduğunu iddia ettiği, ancak yukarıda izah edildiği üzere, bir katılımcıdan parsel büyüklüğüne göre m2 esası ile alınan aidatın, parseli daha küçük veya daha büyük olan başka bir katılımcıdan daha az ya da daha fazla tutarda aidat alınmasına neden olmayacağını, Bununla birlikte, davalı ... ---, kooperatiflerden oluşan diğer ---- farklı olup 4562 sayılı Kanun Geçici 5.maddenin tarif ettiği ---- tarifine girmemesi, kooperatiflerin -----alt ve üst yapıları ile sosyal alanlarının zaten kuruluş sırasında kooperatif yönetimleri tarafından yapılmış olması, davalının bu siteler için herhangi bir harcama yapmamış olması, aynı şekilde kooperatiflerin gerekli hizmetleri kendilerinin sağlıyor olması, ayrıca ---- kuruluş protokolünde, henüz daha ----- kurulurken yapılan anlaşma ve ekinde kooperatiflerden aidat alınmayacağına dair anlaşma maddeleri bulunması sebepleriyle yapılan genel kurullarda kuruluş protokolüne de uygun şekilde kooperatiflerden aidat alınmayacağı şeklinde karar alındığını, davacının davasının esasında hatalı hareket ettiği, bir kısım katılımcılardan kuruluş sözleşmesine/genel kurul kararlarına/mevzuata aykırı şekilde bir yönetim aidatı/katılım payı alınmaması gibi bir hususun olmadığını, katılım payı ve yönetim aidatının ayrı kavramlar olduğu ve davacının davasını bu noktadaki talepleri yönünden ayrıştırması ve açıklaması gerektiğini, katılımcılardan alınan aidatların mevzuat ve Bakanlık uygulamalarına göre belirlendiği ve enflasyon ile mevzuatın gösterdiği şekilde artış yapılmak suretiyle katılımcıların m2 üzerinden parsel büyüklüğüne göre ödeyeceği yönetim aidatının belirlendiğini, Yönetim aidatlarının toplamının ---- geliri olarak 4562 Sayılı Yasa'da açıkça sayıldığını, yani davacının iddiasının aksine ve mevzuattan da açıkça anlaşıldığı üzere ----- önceden bir toplam tutar belirleyip bu tutarı parsel büyüklüklerine göre katılımcılara paylaştırmadığını, davacının bu iddiasının hali hazırda mevzuatın incelenmesi ile dahi açıkça görüldüğünü, davacının huzurdaki dava ile ve her genel kurul toplantısından sonra ısrarla kararların iptali talepli davalar açması sebebiyle yalnızca ---- Tüzel kişiliğine karşı husumet beslediğine dair kanaatin oluştuğunu, davacının temelsiz, mesnetsiz ve zararı doğmadığı halde zarara uğradığı iddiası ile dava ikame etmesinin TMK m.'ye aykırı olduğunu beyan ederek; davacının davaya konu taleplerini açıklaması ve eksik yatırılan harcı tamamlaması için kesin süre verilmesine, davacının hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz davasının usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacılara tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.

Davalı şirkete yazılan ----- mevzuatı alanında kariyer sahibi ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi ve mali müşavir heyet kök raporu ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, taraflar arasındaki yönetim ilişkisi uyarınca, davalı tarafın davacı taraftan fazladan yönetim aidatı ve katılım bedeli tahsil edip etmediği, edilmiş ise miktarının ne olduğuna dair HMK 107 maddesi uyarınca açılmış 10.000,00 TL bedelli belirsiz alacak davasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde,bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesine göre tarafların sıfatına veya bir ticari işletme olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari dava olarak sayılan davalar mutlak ticari dava; tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ise nispi ticari davadır. Yargıtay ----- HD. Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 16.05.2022 tarih ---- esas ----- karar sayılı ilamında: "IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, ---- tacir olup olmadığı ve taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. B. İlgili Hukuk 1.Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir. 2. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun (4562 sayılı Kanun) 4 ve 5 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 ve 16 ncı maddeleri. C. Değerlendirme 4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca ---- özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan ---- ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple --- taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. V. KARAR 1.-- TACİR OLMADIĞINA, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNDE görülmesi gerektiğine, " şeklinde karar verilerek uyuşmazlık giderilmiştir. Yukarıda belirtilen içtihat ve kanun maddeleri ışığında somut olaya gelindiğinde; ---- tacir olmamasına bağlı olarak, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, iş bu davanın, aidat alacağı davasından kaynaklandığı ve mutlak ticari dava da olmadığı anlaşıldığından, davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin ---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği görev yönünden usulden REDDİNE, 2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Görevli ve yetkili mahkemenin ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna, 4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesine müteakiben iki hafta içinde talep halinde dava dosyasının yetkili ve görevli mahkeme olan ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına (kararın tebliği ile ihtarat yapılmış sayılmasına), bu usuli kararın verilmesi ve bu kararla birlikte harç hususunun re'sen karara bağlanması hususlarının re'sen gözetilmesine; re'sen gözetilmesi gereken hususlar dışında kalan yönlerden ise gerekirse talebe bağlı olarak değerlendirme yapılmasına, 5-Süresinde başvuruda bulunulması halinde yargılama harç ve giderlerinin 6100 Sayılı HMK 331/2. maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemede verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/286, K. 2025/360, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-286-e-2025-360-k-4b9e9b8acfff