İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/781 E. 2025/376 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/781
- Karar No
- 2025/376
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/781 Esas KARAR NO : 2025/376
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 16/11/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket; yapı malzemeleri satışı, dekorasyon ürünlerinin imalatı ve imal edilen işbu malzemelerin dağıtımını, satışını yaparak ticari hayatını sürdürmektedir. Müvekkil şirket imalatını yapmış olduğu duvar dekorasyon ürünü olan ... ürününün ülke çapında satışının yapılması amacıyla farklı şehirlerdeki kişi ve kurumlara distribütörlük vermektedir. Bu bağlamda davalı ... ile müvekkil arasında ... (... Bölgesi Distribütörlüğü ) ilinde 2019-2020 yılları arasında gerçekleşmesi planlanan bir distribütörlük ilişkisi amacıyla 23/11/2019 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Bu ticari ilişki çerçevesinde Van bölgesinde müvekkilimin imal ettiği ipek sıva dekorasyon ürünleri sözleşme şartları çerçevesinde davalı tarafından satılması konusunda anlaşılmıştır. Sözleşme uyarınca distribütörlük hizmeti verecek her kişi veya kurum belirtilen şartlarda malı müvekkilimden satın alacak ve işbu ilişkinin kurulması bedeli olarak 50.000-TL teminat bedeli ödeyecektir. Müvekkil şirket tarafından sözleşme çerçevesinde distribütörlük faaliyeti yapmasına izin verilen davalı ..., sözleşme gereği ödemesi gereken faaliyet bedelini (50.000-TL) ödememiştir. Davaya konu icra takibi ... 19. İcra Müdürlüğü'nde ... esas sayısı ile açılmıştır. Davalı taraf yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş ve bahse konu takip durdurulmuştur. . Davalı taraf ticari defter ve belgelerinde de yer alacağı gibi alacağımız hukuken mevcuttur. Yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak sair nedenlerle ; ... 19. İcra Müdürlüğü'nde ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve davanın kabulüne , davalı şirketin haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Benim ödeme emrinde alacaklı olduğu belirtilen şirkete karşı herhangi bir borcum bulunmamaktadır. Alacaklı olduğunu iddia eden şirket ile aramda hiç bir sözleşme imzalanmamıştır. Alacaklı olduğunu iddia eden şirket tarafından haksız ve hukuksuz bir şekilde icra takibi başlatılmıştır. alacaklı olduğu belirtilen şirkete karşı herhangi bir borcum bulunmamaktadır. Alacaklı olduğunu iddia eden şirket ile aramda hiç bir sözleşme imzalanmamıştır. Bu nedenle takip talebinin reddini ,yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacı ile davalı arasında Distribütörlük sözleşmesinin mevcut olup olmadığı, mevcut ise davacının teminat alacağına yönelik ...19. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan icra takibinde davalının itirazının haklı olup olmadığından ibaret olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklı, sözleşme gereği davalının ödemesi gereken teminat bedelini ödemediği iddiasıyla başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın iptali davasıdır. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan tek satıcılık sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir. Dava, yukarıda sayılan ve TTK'nın 4/1-son cümlesinde yer alan ticari davalardan da değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava yani nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ...sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir. TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan ... sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Benzer mahiyette İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ... esas,...karar sayılı kararında, "Dava; tek satıcılık sözleşmesinin ihlali iddiasıyla cezai şart ve iş kaybı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Aynı Kanun’un 5/2. maddesinde ticari davaların, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmış, maddenin 3. fıkrasında; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak belirlenmiştir. Eldeki davada gerçek kişi olan davacının ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tacir kaydının olmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 31/05/2021 tarihli yazısına göre davacının 10/11/2020 tarihinde bakkal ve marketlerde yapılan perakende ticareti faaliyetine başladığı, gerçek usulde vergilendirmeye tabi olduğu, ikinci sınıf işletme hesabı esasına tabi tüccar olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2020 yılı gayri safi hasılatının 10.362,91TL olduğunun bildirildiği , buna göre davacının tacir sıfatının bulunmadığından uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın mutlak yada nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Davanın HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmadığından, davalının yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. " Benzer mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı kararında, "Dava; alkollü içecek satışını konu alan tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan katkı payı ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Davalı duruşma gününü bildirir açıklamalı davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap dilekçesi de sunmamıştır. Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; dava mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının esnaf olup tacir sıfatının bulunmadığı, bu durumda somut olay bakımından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA," karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/06/2024 tarihli cevabi yazısında, davalının 26/10/2018 tarihinde ev içi çalışan personelin işverenleri olarak hanehalklarının hizmetleri faaliyetine başladığı ve bu faaliyetini 31/12/2021 tarihinde terk ettiği, söz konusu mükellefin dairede faaliyeti süresince işletme veya bilanço esasına göre defter tutmadığı, yalnızca işçi olarak mükellef olduğu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/06/2024 tarihli müzekkere cevabında ise davalının 26/05/2022 tarihinden itibaren minibüs ve dolmuş ile yapılan şehir içi ve banliyö yolcu taşımacılığı faaliyetinden kayıtlı mükellef olduğu, 2022 ve 2023 yıllarında işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2022 ve 2023 yıllarında VUK'un 177. Maddesi uyarınca 1. Fıkra, 1 ve 3 nolu bentteki limitlerin yarısını, 2 nolu bentteki limitin tamamını aşmadığı bildirildiğinden, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre esnaf olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalının esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimse olmadığı anlaşılmakla, davanın nispi ticari dava olduğunun kabulü de mümkün değildir. Bu sebeple eldeki davanın her iki tarafı tacir olmadığından ticari dava niteliğinde bulunmayan davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir. (HGK'nun ... esas,...karar sayılı ve 21/03/2019 tarihli emsal ilamı aynı yöndedir.) Uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE; HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden görevsizlik sebebiyle REDDİNE; 2-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra taleple bulunulması halinde mahkememizce davacının açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK 331 maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır