Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1868 E. 2025/554 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1868
- Karar No
- 2025/554
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1868
KARAR NO:2025/554
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/02/2021
NUMARASI:2018/935 Esas - 2021/114 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının uluslararası nakliyat ve taşımacılık yapan lojistik şirketi olduğunu ve müşterisi ... şirketinin davalı ile Irak'ta 2017'de gerçekleştirilen projede beraber çalıştıklarını, Irak'ta kullanımı tamamlanan 2 adet ısıl işlem makinesinin, davalı tarafından Türkiye'ye geri getirme bedelinin karşılanacağı ve taşınma siparişinin verildiğini, dilekçeleri ekindeki yazışmalardan görüleceği üzere bu konuda mutabakata vardıklarını, davacı şirketin 13.11.2017 tarihinde 2 adet ısıl işlem makinesini Irak-Erbil'den yükleyerek Türkiye'ye getirdiğini ve bu taşıma işlemi karşılığında 2.350.- USD navlun bedeli ile 350.- USD gümrükleme bedeli iki adet faturayı davalıya gönderdiğini; Davalının tüm konuşmalara ve sözlü uyarılara rağmen davacıya bu bedeli ödemediğini, ... sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine takibe geçtiklerini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, iş bu davanın ikame edilmesinden önce iyiniyetle davalıya tutarın ödenmesi için ihtarname gönderdiklerini, davalının ihtarnameye cevap vermediğinden iş bu davanın ikame edildiğini belirterek alacaklarının likit ve muayyen olmasına rağmen davalının zaman kazanmak amacıyla kötü niyetli ve haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini, davalı şirketin alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olan Beypazarı/Ankara mahkemesi olduğunu, yetkiye itiraz ettiklerini; Davacı yanın dava dilekçesinde dayandığı ancak icra takip dosyasında dayanmadığı delillerden: mail yazışmaları, cari hesaplar ve ödeme dekontları, davacıya ait ticari defterler ve belgelere ilişkin itiraz ettiklerini, icra takip dosyasında dayanılan faturalar dışında bir alacak sebebine dayanılmasını kabul etmediklerini; Takibe ve davaya dayanak olarak sunulan 17.11.2017 tarihli ... numaralı fatura ile 08.12.2017 tarihli ... numaralı faturaların davalı tarafa hiçbir suretle bildirilmediğini, 2 davalıya keşide edilmiş hiçbir ihtarname de bulunmadığını, söz konusu faturalarda davalının imzasının da bulunmadığını, davalının bu faturalardan icra dosyasından gönderilen ödeme emriyle haberdar olduğunu, tek taraflı olarak düzenlenen bir evrak olması nedeniyle alacağı tek başına ispatlayamayacağını; 6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ... nolu tebliğin 1. Maddesinin 7 numaralı bendi: ''Türkiye'de yerleşik kişiler kendi aralarında aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dahil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.'' şeklinde düzenlendiğini, ayrıca aynı maddenin 24. bendine göre yeniden belirlenme zaruretine rağmen taraflar arasında yeniden belirlenme mutabakatının gerçekleşmediğini, iddia edilen alacağın dava tarihindeki kur değeri üzerinden TL'ye çevrilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; İddia edilen borcun likit olmadığını, likit olmayan bir alacağa ilişkin olarak icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisizliğine, karşı yanca açılan davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibin girişen davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 2700 $ alacaklı olduğu, takip ve dava konusu fatura ve eklerindeki gümrük beyannameleri, CMR belgesi ve faturalardan,...Firması tarafından 13.11.2017 tarihinde Isıl Teknik ...'na geri satıldığı anlaşılan 4 kap, 2670 kg ağılığında, 65 KW Isıl İşlem Makinesinin Erbil-Irak'tan İstanbul-Türkiye'ye ...'ya, akdi taşıyıcı olarak davacı ... Şti.'nin sorumluluğunda dava dışı alt taşıyıcı ...Şti. tarafından ...... plakalı araçla nakliyesinin yapıldığı, CMR belgesinde belirtilen adrese sağlam ve çekincesiz olarak teslim edildiği, davacının navlun ücretine ve daha önce üzerinde anlaşılan diğer giderlere ait ödemeleri almaya hak kazandığı, davacının ...'ya emtiayı teslim ile sorumluluğunun sona erdiği anlaşılmakla; davalının borca itirazında haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın 2700,00 $ asıl alacak ve 98,62 $ ( 2798,62 $ =17.60331 TL) işlemiş faiz üzerinden KISMEN KABULÜNE, alacağın faturaya dayalı ve likit olması karşısında icra inkar tazminatı talebinin kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının niteliği itibari ile davacının icra takibinde öne sürdüğü alacak sebepleri ve takip dayanağı belgelerle bağlı olmasına karşın yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmaksızın usul ve yasaya aykırı şekilde karar tesis edildiğini, faturanın tek başına alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, faturaya dayalı alacak taleplerinde teslim olgusunun yazılı delille ispatlanması zorunlu olmasına karşın yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin açıkça hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; taleple bağlılık ilkesi gereğince dava tarihindeki kur üzerinden ve yalnız asıl alacak hakkında karar tesis edilmesi gerekirken harçlandırılmamış kısım için davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına karşın reddedilen miktar yönünden usul ve yasaya aykırı olarak lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın "likit" olması gerekmesine karşılık yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde icra inkar tazmimatına hükmedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, CMR konvansiyonu kapsamında yapılan taşımaya ait navlun ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; itirazın iptali davasında icra dosyasına sunulmayan delillere dayanılıp dayanılamayacağı, faturaya dayanak taşıma işinin yapılıp yapılmadığı, taleple bağlılık kuralının aşılıp aşılmadığı, reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının yerinde olup olmadığı, hükmedilen alacağı TTK 1530 kapsamında faiz yürütülüp yürütülemeyeceği, alacağın likit olup olmadığı noktalarındadır. Davacının taşıma işler ile iştigal ettiği, dosyada bulunan CMR alıcı nüshasına göre ... firmasınca davalıya satılan "ısıl işlem makinesi"nin Erbil/Irak'tan İstanbul'da bulunan"..."ya taşınması işinin üstlenildiği, davalının alıcı olduğu, ürünün bahsi geçen antrepoya teslim edildiği, taşıma konusu yükün gönderen tarafından alıcıya satılmış olduğu, davacı ve davalı arasında sadece bu taşımaya ilişkin ticari ilişki bulunduğu, uyuşmazlık konusu faturaların davacı bs formlarında beyan edilirken davalı ba formlarında beyan edilmediği gibi davacı ticari defter kayıtlarında yer alırken davalı ticari defter kayıtlarında yer almadığı, taşımaya konu "..."nin davalının demirbaş defterinde kayıtlı olduğu ve tek gelirinin bu makineden olduğu, davacı akdi taşıyıcının dava dışı gümrük firmasına 350 USD masraf ödediği, bu bedellerin dava konusu faturalara yansıdığı, mail yazışmalarından davalının davacıdan fiyat teklifi istediği, davacının fiyat teklifi verdiği, davalı tarafça da yüke ait ağırlık ve cins bilgisinin verilmesi ile taraflar arasında 2150 usd navlun bedeli konusunda anlaşmanın kurulduğu, CMR üzerinde herhangi bir çekince kaydının bulunmadığı belirlenmiştir.Davacı tarafça davalı hakkında ... dosyası ile "17/11/2017 tarihli ... sıra nolu 2.350 $ fatura alacağı, 08/12/2017 tarihli ... sıra nolu 350 $ lık fatura alacağı" borcun sebebi gösterilerek ve fatura örnekleri takip talebine eklenerek 2.700 USD asıl alacak ve 216,21 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.916,21 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takibi başlatıldığı, davalı tarafça borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesiyle takibin durduğu ve 2.700 USD harca esas değer gösterilip TL karşılığı da 14.305,95 TL olarak belirtilerek davalı borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ve icra inkar tazminat talepli eldeki davanın açıldığı görülmektedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) İİK'nın 58. Maddesinin 2. fıkrası uyarınca “Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir."Bu noktada alacaklı; takibe konu alacağı belgeye dayalı olduğu hâlde, belge aslını veya örneğini takip talebi anında icra dairesine ibraz etmesine dair yasal zorunluluğu yerine getirmeden giriştiği ilamsız takibe itiraz üzerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmiş ise alacaklı yönünden ispat vasıtası olan belgelerin verilmemesine dair takip talebi ve ödeme emrindeki bu noksanlığın, itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilmesi olanaksızdır. İİK'nın 58. maddesinde öngörülen takip talebi şartlarının eksikliği ve buna dayalı ödeme emrine karşı çıkılması, aynı Kanunun 16. maddesi doğrultusunda borçlu tarafından icra mahkemesine yapılacak şikâyetle olanaklıdır. Söz konusu takip talebi ve ödeme emrine şikâyet yoluyla karşı çıkılmaması halinde, bu şikayet itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilemez.Ödeme emrine şikayet yolu ile karşı çıkılmaması halinde, bu hususun itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir (Yargıtay 12. HD'nin 17.09.2012 Tarih ve 2012/8764 E. - 2012/26542 K. Sayılı kararı). Davalı tarafça, anılan şekilde icra mahkemesine yapılmış bir şikayet bulunmadığı müddetçe takibin dayanağı belgenin itirazın iptali davasında sunulmasına engel bir hal bulunmamaktadır.Kaldı ki itirazın iptali davasında yapılacak yargılamada takip talebinde dayanılan borcun sebebi değiştirilmemek kaydıyla delil sunma prosedürü içinde sözleşme ve eklerinin sunulmasına, bilirkişi, keşif yemin gibi HMK da düzenlenen diğer delilere dayanılmasında ve bu delillerin sunulmasına da bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Dava konusu taşımanın Türkiye ile Irak arasında kara yolu ile gerçekleştirilen uluslararası taşıma olması sebebiyle eldeki uyuşmazlığa CMR hükümleri uygulanacaktır.Dosyada toplanan deliller ile taraflar arasında davalının satın aldığı"..."nin Erbil/Irak'tan İstanbul'da bulunan "..."ya taşınması işi konusunda anlaşma yapıldığı, yükün hasarsız bir şeklide varış yerindeki antrepoya teslim edildiği, taşıma işinin akdi taşıyan davacı tarafça tamamlandığı, navlun ücretini hak ettiği, faturanında taraflar arasındaki sözlü yapılan ve bir kısım içeriği inkar edilmeyen mail yazışmaları ile belirlenen tutara uygun düzenlendiği sabit olmakla davalının asıl alacağa yönelik istinaf istemleri yerinde değildir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir.Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçe olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlıdır. Buna göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir.TBK 117/2 maddesi gereği borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüd oluşur.Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmemiştir.Davacı alacaklının icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunması mümkün olmadığından mahkemece takip öncesi faize hükmedilmesi isabetli olmadığından davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerindedir.Davacı tarafça takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden harca esas değer belirtilip bu miktar üzerinden peşin harç yatırılmış, ilk derece mahkemesince de davacıya süre verilip talebi açıklatılmamış, harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilip hüküm kurulmuş olmakla somut olayda takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığının kabulü ile asıl alacak yönünden davanın kabulü gerekir iken aksi yönde kurulan hüküm isabetli olmamıştır.Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kesinlik sınırı dava tarihindeki kur esas alınarak, İcra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması da gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). ...bankası internet sitesinden alınan verilere göre takip tarihi olana 27 Eylül 2018 tarihli 1 USD efektif satış kuru 6.0953 TL, dava tarihi olan 28/12/2018 tarihli 1 USD efektif satış kuru 5.2783 TL olup, takip tarihinde 2.700 USD TL karşılığı 16.457,31 TL dava tarihindeki değer ise 14.251,41 TL dir.İstinaf yoluna sadece davalı başvurmuş olup dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği davacı yararına 14.251,41 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, istinaf edenin sıfatına göre aleyhe kaldırma yasağı gereği ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan vekalet ücretinin hükmedilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece verilen hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ İLE; davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN 2.700 USD asıl alacak yönünden İPTALİ takibin bu miktar üzerinden devamına, 2- Asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata kamu bankalarınca uygulanan en yüksek oranda faiz uygulanmasına,3-İtirazın iptaline karar verilen alacağın( 2.700 USD'nin takip tarihindeki TL karşılığı olan 16.457,31 TL nin) %20'si oranındaki 3.291,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Harçlar yasası uyarınca( dava değeri 14.251,41 TL üzerinden) alınması gereken 973,51 TL harçtan peşin alınan 113,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 859,56 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 113,95 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 3.011,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Karar kesin olduğundan kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı, 54,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/04/2025