Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1807 E. 2025/810 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1807
Karar No
2025/810
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1807 KARAR NO : 2025/810 KARAR TARİHİ : 17/04/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2021 NUMARASI : 2020/416 Esas 2021/369 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 17/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2025

Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İzmir 28. İcra Md. 2020/5534 E. Sayılı dosyası ile 30.06.2020 tarihinde takip açıldığı, borçlunun 09.07.2020 tarihinde borca itiraz ettiği, yapılan haksız itiraz sonucu takibin durduğu, borçlu davalı ile cari hesapları bulunduğu, 21.04.2020 tarihinde Bornova 3. Noterliği 09992 yevmiye numaralı ihtarname ile 8.743,80-TL'lik ve 4678,70-TL'lik toplam 13.422,50-TL ve Kalan Toplam Cari hesaplarının davalı/borçludan istendiği ve buna ilişkin ihtarname düzenlendiği, ihtarname tarihinden itibaren davalı/borçlunun temerrüdü ile talep edilen faizi ile birlikte 28.669,92-TL bakiyenin müvekkilime ödenmesi gerektiği, gerçekleştirilen arabuluculuk toplantısının da olumsuz sonuçlanması hasebiyle iş bu davanın açılma zorunluluğu hasıl olmadığı, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun İzmir 28. İcra Md. 2020/5534 E. Sayılı dosyasına itirazının iptali ve takibin devamına, %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama sonuna kadar alacağımızın teminat altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkilinin kendilerine böyle bir borcu bulunmadığı, davalı müvekkilinin 27/03/2020 tarihli iade faturasında belirtilen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan etiketleri tedarikçilerden, işlemesi yapılıp 3.kişi müşterilere satılacak kumaşlara eklenmek üzere davalı yandan tedarik edildiği, Tüm Dünya'da ve ülkemizde alınan tedbirler karşısında müvekkilinin ticaret yaptığı 3.kişi müşterilerin siparişlerini birer birer iptal ettikleri ve bu sebeple de müvekkili tarafından fatura konusu edimleri yerine getirmek imkansızlaştığı, somut olayda da meydana gelen Covid-19 salgınının mücbir sebep teşkil ettiği, bu hususun davacı yana İzmir 30.Noterliği'nin 30/03/2020 tarihli ve 08326 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ve İzmir 35.Noterliği'nin 04/05/2020 tarihli ve 12368 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile de bildirildiği, davanın reddine, icra takibinin iptaline ve kötüniyetli alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesaba dayalı ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2020/5534 Takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı görülmüştür. Tüm deliller toplanmış, İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2020/5534 Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden getirtilerek incelenmiş, borçlunun 09/07/2020 tarihli dilekçesi ile borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. Dava, İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Dosya ve taraflara ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılmasına karar verilerek SMMM bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişinin mahkememize verdiği 08/04/2021 havale tarihli raporunda özetle; davacı ve davalı şirketin incelemeye sunduğu 2020 ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ihtilaf konusu faturaların öncesinde davacı ve davalı şirketin kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, 29.02.2020 itibari ile her iki tarafın cari hesabında davalı şirketin davacı şirkete 14.614,66.-TL.borçlu olduğunun görüldüğü, her iki tarafın cari hesap dökümü incelendiğinde 29.02.2020 tarihinde bakiyede mutabık olduğu, davalı şirketin 14.614,66.-TL borçlu olduğu, sonrasında davalı şirketin davacı şirkete verdiği siparişlerin içeriğini oluşturan iki adet faturaya covid-19 sebebi ile 3.kişi müşterilerinin siparişlerini iptal ettiği bu sebeple ekonomik sıkıntılar yaşandığı,satın alınan malların iade etme zorunluluğunun doğması nedeni ile iade etmeleri üzerine 30.06.2020 takip tarihi itibari ile; Davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten 28.037,16.-TL.alacaklı olduğu, Davalı şirketin incelenen ticari defterlerinde ise 30.06.2020 takip tarihi itibari ile davacı şirkete 14.614,66.-TL.borçlu olduğunun görüldüğünü bildirmiştir. Mahkememizin 27/05/2021 tarihli oturumunda davacı vekili; ürünlerin teslim edildiği ni, ürünlerin sipariş üzerine yapılan özel nitelikli ürünler olduğu, ürünün ivedilikle davalı firmaya teslim edilmesi şeklinde mail silsilesi gözüktüğü, fatura ve irsaliyenin söz konusu olduğu, ürünlerin halen davalı uhtesinde olduğunu, davalı firmanın diğer firma ile anlaşmazlığını kendilerine yansıtmasının basiretli tacir tanımına ters düştüğü, bu yüzden özel nitelikli ürünlerin fatura bedelinin taraflarına ödenmesi gerektiği, 28.000 TL ilk faturaya ilişkin bakiyenin söz konusu olduğu, her ne kadar davalı firma son 2 faturayı ticari deftere işlemediği iddia olunsa da dava dilekçelerindeki mail yazışma silsilesini belirttikleri, bu faturadaki ürünlerin özel sipariş üzerine yapılan etiket ürünler olduğu, bu faturaya istinaden ürünlerin irsaliyeli fatura ile teslim edildiği, bedelleri taraflarınca ödenmediği, iade iddialarının süresinde olmadığının kabulü mümkün olmadığı, davalı firmanın başka firmalarla olan ticari ilişkisinin kendilerine karşı sergilediği durumda haklılık göstermemekte ve basiretli tacir ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle cari bakiye dışında mevcut teslim edildiği ve davalı firmanın uhtesinde bulunan fatura ürünleri dahil tüm davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Yine aynı oturumda davalı vekili; önceki cevap ve beyan dilekçelerini tekrar ettiklerini, taraflarınca ürünlerin davacı yana iade edildiği, ihtarname ile İzmir 30. Noterliğinin 30/03/2021 tarihli ve 08326 yev nolu ihtarnamesi ile ürünlerin iadesi için adres bildirmesi talep edildiyse de bu ihtarnameye cevap verilmediği, bu sebeple ürünlerin tarafları uhdesinde bulunmadığı, dava konusu ürünlerin taraflarınca ticari defterlere de işlenmediği, bilirkişinin tespit ettiği 14.000 küsürlük kısmın önceden değeri devam eden cari hesaba ilişkin kalan borç olduğu, iade etmek istedikleri ancak karşı tarafın bir adres göstermediği mallara ilişkin olan bedellerin olduğu faturaların ise işlenmediği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak; davacı ve davalı şirketin incelemeye sunduğu 2020 ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ihtilaf konusu faturaların öncesinde davacı ve davalı şirketin kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, takip tarihi itibari ile; Davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten 28.037,16.-TL.alacaklı olduğu, davanın kısmen kabulü ile; İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2020/5534 takip sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile 28.037,16 TL asıl alacak üzerinden avans faiziyle birlikte takibin kısmen devamına, Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur, gerekçesi ile; "1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2020/5534 takip sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile 28.037,16 TL asıl alacak üzerinden avans faiziyle birlikte takibin kısmen devamına, Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtarname ile davalının temerrüde düştüğünü ve ihtarname tarihinden takibe kadar işlemiş faiz kaleminin kabulünün gerektiğini, takip talebinde belirtilen asıl alacak olan 28.037,16-TL'nin kabulü ile takibe kadarki işlemiş faiz olan 632,76-TL'nin reddine karar verildiğini, şöyle ki takip tarihinin 30.06.2020 olup 21.04.2020 tarihinde Bornova 3. Noterliği 09992 yevmiye numaralı ihtarname ile 8.743,80-TL'lik ve 4678,70-TL'lik toplam 13.422,50-TL ve kalan toplam cari hesabının davalı/borçludan istendiğini ve buna ilişkin ihtarname düzenlendiğini, bu itibarla borçlu davalının ihtarname tarihi olan 21.04.2020 tarihinde temerrüde düştüğünü, bu itibarla takip talebinde talep edilen 21.04.2020 tarihinden takip tarihi olan 30.06.2020 tarihine kadar takip öncesi işlemiş faiz konusunda davanın kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu itibarla ihtarname ile temerrüde de düşürülmüş olan borçlu hakkında takip tarihine kadar işlemiş faiz kaleminin de kabulü gerekmekte olup kısmen red kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçeli kararında özetle hükme esas alınabilecek bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin davacı yana 28.037,16.-TL borçlu olduğuna kanaat getirerek davanın kısmen kabulüne karar vermişse de iş bu kararın somut olayla bağdaşmadığı gibi hakkaniyete de aykırı olduğunu, TBK m. 136 hükmüne göre; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen bir mücbir sebebin varlığı halinde, ifanın imkânsızlığına ilişkin hükümler uygulanır. Bu durumda, TBK m. 136 f. 2 uyarınca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, imkansızlık nedeniyle borcu sona eren taraf, karşı edimini isteyemez. Karşı edimini almışsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlüdür. Nitekim somut olayda meydana gelen Covid-19 salgınının mücbir sebep teşkil ettiğinin aşikar olduğunu, bu hususun davacı yana İzmir 30.Noterliği'nin 30/03/2020 tarihli ve 08326 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ve İzmir 35.Noterliği'nin 04/05/2020 tarihli ve 12368 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile de bildirildiğini, yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatı yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, İcra İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi gereğince itirazın iptali davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız ve alacağın likit olmasının zorunlu olduğunu, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin öngörülebilir olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmasının gerektiğini, ancak dava konusu uyuşmazlıkta yerel mahkemece bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak alacaklının icra takibinin iptaline ve kötüniyetli alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2020/5534 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde Covid-19 salgınının mücbir sebep teşkil ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde : Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2021 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.880,00 Türk Lirasıdır. Davacı yönünden davanın 632,76-TL üzerinden kısmen reddine karar verildiği, davacının istinafa konu ettiği miktar 632,76-TL olduğundan 27/05/2021 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2829 Esas ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında HMK 346/1. madde uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde : Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, 28.037,16 TL alacak miktarının 14.614,66 TL kısmının her iki taraf defterinde kayıtlı olduğunun, bakiye bölüm yönünden malın davalıya teslim edildiğinin ve bedelinin ödenmediğinin, somut olayda mücbir sebep koşullarının bulunmadığının, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2.maddesi uyarınca miktar yönünden kesin olması nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına. 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, B-1- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/05/2021 tarih, 2020/416 Esas ve 2021/369 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.915,21 TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 478,80 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.436,41 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi.17/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1807, K. 2025/810, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1807-e-2025-810-k-f89b80e611be