Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1719 E. 2025/595 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1719
- Karar No
- 2025/595
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1719 Esas
KARAR NO:2025/595
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/07/2021
NUMARASI:2018/650 Esas, 2021/558 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/04/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin müteahhit firmaların projelerinin kalitesini vs. denetleyen bağımsız bir denetim firması olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin, davalının müteahhitliğini yaptığı çeşitli projelerde inşaat, plan, proje, ruhsat takibi vs. gibi işlerin davalının, müvekkiline tahsis ettiği şantiyeler kullanılarak yada müvekkilinin merkezinden takip edilerek yapıldığını, davalının, müvekkiline tahsis ettiği ve müvekkilince kullanılan şantiyeler karşılığında tanzim ettiği faturaların müvekkili tarafından ödendiğini, bunun dışında müvekkili tarafından davalının ileride müteahhitliğini yapacağı projelerde de şantiyelerini kullanmak amacıyla davalıya avans ödemeleri yapıldığını, ancak bu projelerde birlikte çalışma durumunun gerçekleşmediğini, buna rağmen müvekkili tarafından davalıya çeşitli tarihlerde ödenen toplam 201.500,00 TL'nin iade edilmediğini belirterek söz konusu avans ödemelerinin davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle bir kişinin denetim firmalarında şirket yetkilisi ve müdürü olabilmesi için inşaat mühendisi, mimar vb. meslek grubundan olması gerektiğini, bu nitelikte olmayan davacı şirket müdürü olarak görünen ...'ın verdiği ve bu nedenle yasal olmayan vekaletname ile dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin müteahhitliğini yaptığı 6 projede davacının yapı denetim hizmetini üstlendiğini ve tüm hizmet bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, bunun dışında henüz ortada olmayan, yapılıp yapılmadığı belli olmayan projeler için davacı tarafından müvekkiline yapılan bir ödemenin olmadığını, davacının, müvekkilinin kendisine tahsis ettiği şantiyeleri kullanarak hizmet verdiği iddiasının doğru olmadığını, zira toprak sahibi çalışma koşullarını sağlamakla yükümlü olduğundan şantiyenin kullanılması karşılığında denetim firmasının bir bedel ödemediğini, ayrıca müvekkilinin yaptığı yerler 1000 m2'yi geçmeyen yerler olduğundan davacının iddia ettiği gibi şantiyede kalınarak işin takip edilmesini gerektirecek bir durumun da bulunmadığını, davacının avans olarak yaptığını belirttiği ödemelerin müvekkiline olan borcunun karşılığı olduğunu, Yargıtay'a göre banka havalesinin borcun ödenmesi amacına yönelik olduğunu, aksinin ispatının havaleyi gerçekleştiren tarafa düştüğünü, 6 adet proje ile ilgili davacıya 50.000,00 TL - 60.000,00 TL civarında ödeme yapılmışken ileride yapılma ihtimali olan projeler için 201.500,00 TL ödeme yapılmış olmasının da hayatın olağan akışına ve tacirin basiretli olması kuralına aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, ayrıca davacı şirket yetkilisinin 17/09/2024 tarihinde imzaladığı yazı ile hiçbir alacağının kalmadığını beyan ettiğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; sözleşmesel ilişkiden doğan uyuşmazlıkların 10 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğu, buna göre dava süresinde açıldığından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, yapılan teknik ve mali inceleme neticesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler çerçevesinde davacı tarafından davalıya verilmesi söz konusu yapı denetim hizmet bedelinin 39.654,55 TL olduğu, ancak davacı tarafından davalı adına yapı denetim hizmetine ait herhangi bir fatura düzenlenmediği, davalı tarafından düzenlenen 4 adet fatura toplamı 29.500,00 TL karşılığı davacının, davalıya ait şantiye hizmet açıklaması ile fatura düzenlediği, faturaların her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıya banka havaleleri ile yapılan ödemelerden söz konusu 29.500,00 TL'nin mahsubu sonrasında davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 201.500 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre ise davacıya 173.500,00 TL borçlu olduğu, her iki tarafın 2012 yılı ticari defter açılış kayıtlarının birbirini doğruladığı, tarafların 2012 ve 2013 yılı içindeki kayıtlarında davacı tarafından davalıya yapılan 13/06/2012 tarihli 11.000,00 TL, 14/06/2012 tarihli 1.000,00 TL ve 01/04/2013 tarihli 15.000,00 TL havale olmak üzere toplam 27.000,00 TL bedelin davalı ticari defterlerinde kaydına rastlanmadığı, işbu tutarlar dışındaki kayıtların birbirini doğruladığı, bankadan getirtilen davacının hesabından davalıya yapılan ödemeleri gösterir 2009-2017 yılları arası hesap ekstresi incelendiğinde 13/06/2012 tarihli 11.000,00 TL ve 14/06/2012 tarihli 1.000,00 TL bedelli ödemelerin kayıtlarının bulunmadığı, 01/04/2013 tarihli 15.000,00 TL bedelli ödemenin kaydının ise olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı alacak olan 173.500,00 TL'ye banka havale yoluyla davalıya ödendiği anlaşılan 15.000,00 TL'nin ilavesiyle bulunan alacak tutarı olan 188.500,00 TL kadar davacının, davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafça delil olarak her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayanılmış olup her ne kadar 04/03/2020 tarihli dilekçede yapılan ödemelerin davacı şirketin davalıya olan borcuna karşılık olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı şirketin borçlu olduğuna ilişkin herhangi bir somut delil sunulmadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, 188.500,00 TL alacağın temerrüt tarihi 23.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle bir kişinin denetim firmalarında şirket yetkilisi ve müdürü olabilmesi için inşaat mühendisi, mimar vb. meslek grubundan olması gerektiğini, bu nitelikte olmayan davacı şirket müdürü olarak görünen ...'ın verdiği ve bu nedenle yasal olmayan vekaletname ile dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle dava konusuz kaldığından reddi gerektiğini, müvekkilinin müteahhitliğini yaptığı 6 projede yapı denetim hizmetini yerine getiren davacıya tüm hizmet bedelinin ödendiğini, bunun dışında henüz ortada olmayan, yapılıp yapılmadığı belli olmayan projeler için davacı tarafından müvekkiline yapılan bir ödemenin olmadığını, davacının, müvekkilinin kendisine tahsis ettiği şantiyeleri kullanarak hizmet verdiği iddiasının doğru olmadığını, zira toprak sahibi çalışma koşullarını sağlamakla yükümlü olduğundan şantiyenin kullanılması karşılığında denetim firmasının bir bedel ödemediğini, ayrıca müvekkilinin yaptığı yerler 1000 m2'yi geçmeyen yerler olduğundan davacının iddia ettiği gibi şantiyede kalınarak işin takip edilmesini gerektirecek bir durumun da bulunmadığını, bunun ancak büyük inşatlarda mümkün olabileceğini, bu hususta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve bilirkişiden bilgi istenmesi taleplerinin değerlendirilmediğini, ilk bilirkişi raporunda da böyle bir hizmetin olmadığının belirtildiğini, inşaat sektöründe böyle bir hizmetin sözkonusu olmadığı gibi bunun hayatın olağan akışına da ters düştüğünü, davacının avans olarak yaptığını belirttiği ödemelerin müvekkiline olan borcunun karşılığı olduğunu,Yargıtay'a göre banka havalesinin borcun ödenmesi amacına yönelik olduğunu, aksinin ispatının havaleyi gerçekleştiren tarafa düştüğünü, 6 adet proje ile ilgili davacıya 50.000,00 TL - 60.000,00 TL civarında ödeme yapılmışken ileride yapılma ihtimali olan projeler için 201.500,00 TL ödeme yapılmış olmasının da hayatın olağan akışına ve tacirin basiretli olması kuralına aykırı olduğunu, davacının, müvekkilinden hiçbir alacağının kalmadığını, davacı şirket yetkilisinin 17/09/2024 tarihinde hiçbir alacağının kalmadığına dair yazı imzaladığını, ancak bu hususun Mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca davacının usulüne göre tutulmayan davacı defter kayıtlarına itibar edilerek karar verilmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu, davacı şirketin ilk müdürü olan ...'ın vekili vasıtasıyla sunduğu beyan dilekçesi ile müvekkilinin, davacıya böyle bir borcunun olmadığını beyan ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, avans olarak verildiği iddia edilen 201.500,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece taraf ticari defterleri ve banka havalelerine göre davacının, davalıdan 188.500 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, davalının, davacı tarafından yapılan havalelerin borca karşılık olduğuna yönelik savunmasına ilişkin somut delil sunamadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, davacı tarafından banka yoluyla davalıya havale edilen bedellerin avans ödemesi niteliğinde olup olmadığı, bu sebeple iadesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.Bilirkişi heyeti (2 kişilik) tarafından sunulan 14/02/2020 tarihli raporda; davacı şirketin ticari defterlerinin 2011-2013 yıllarında açılış tasdiklerinin zamanımda yapıldığı, 2012 yılına ait yevmiye defterinin kapanış tasdiki görülmesine rağmen 2011 ve 2013 yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapıldığının belgelendirilmediği, ancak defterlerde kapanış maddelerinde davalıya ait borç alacak bakiyelerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, kapanış tasdiklerinin zorunlu olması nedeni ile ... ilgili madde hükümlerine göre defterlerin davacı lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığının Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının BA formlarının incelenmesi neticesinde alım faturaları ile ilgili 2012 Nisan BA formunda 5. sırada, 2012 Mayıs ayına ait BA formunda 2. sırada davalıdan alınan mal bedellerinin bildiriminin yapıldığının görüldüğü, davacının hesabından davalıya EFT/havalelerin yapıldığının ...bank AŞ ... Şubesi tarafından teyit edildiği, tüm havalelerin "şantiye içi hizmet ödemesi" açıklaması ile gönderildiği, sonuç olarak davacı kayıtlarına göre davacının, davalıdan alacağının 201.500,00 TL olduğu, davalının defterlerinin inceleme gününde görüldüğü, buna göre 2011 yılı yevmiye defterinin kapanışının yapılmadığı, defteri kebirin hiç işlenmediği ve tamamen boş olduğu, 2012 yılında envanter defterinin hiç işlenmediği, 2013 yılında defterlerin yazılı olduğu, davalı defterlerinin bu hali ile delil niteliği taşımadığı, davacının sunduğu cari hesap hareketlerinden sondaj usulü tespit edilen 9 tanesinin davalı kayıtlarında da bulunduğu, dosya kapsamında yer alan taraflar arasındaki yapı denetim hizmet alımına ilişkin sözleşmelerine göre toplam yapı denetim hizmet bedellerinin 40.857,61 TL olduğu, bu denetim hizmeti verilen yapılar 1000 m2'yi geçmediğinden yapı denetim hizmet sözleşmesi kapsamında peşinen yatırılmasının yasal bir zorunluluk olduğu, yapı denetim firmaları bünyesinde hizmet verilecek yapı ile ilgili sabit bulunma durumundan kaynaklı şantiye ortamında bulunulma durumlarının olduğu, fakat yerleşik uygulamalarda bu vasıftaki küçük metrajlara sahip olunan alanlardaki yapılarda şantiye kullanım bedeli olarak yerleşik şantiye ortamında kalınmasının gerekmediği, yapı denetim uygulama yönetmeliğinde fenni mesuliyetler uyarınca da zaten hem mühendislik hem mimarlık gruplarının yapı denetim mesuliyet metrajları belirlendiğinden davalı ile davacı arasındaki yapı denetim hizmet sözleşmeleri kapsamında sabit olarak mühendis ya da mimar duramayacağı kanaatine varıldığı, davacının defter kayıtları ve banka belgeleri ile 201.500,00 TL alacaklı olduğu ve avans ödemelerinin, şantiye içi hizmet ödemesi adı altında yapıldığının tevsik edildiği bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti (3 kişilik) tarafından sunulan 04/03/2021 tarihli raporda; davalının müteahhitliğini yaptığı ve davacının yapı denetim hizmeti verdiği inşaatlar ile ilgili dosyaya sunulan 2008 - 2012 yılları arasında imzalanan beş adet sözleşmenin tamamında toplam inşaat alanının 1000 m2'den düşük olduğu ve toplam yapı denetim hizmet bedelinin 39.654,55 TL olduğu, yapı denetim hizmeti verilen inşaatlarda genel olarak yapı denetim firmasına çalışması için ayrı bir mahal verilmediği, yapı denetim elemanının gelip yapıda yapması gereken denetim işini yapıp raporunu tutarak şantiyeden ayrıldığı, bu nedenle geçmiş dönem için bu şekilde şantiyede paralı bir mahal tahsis edilmesine gerek olmadığı kanısında oldukları, uygulamanın da bu şekilde olduğu, ileride yapılması planlanan inşaatlar için ödeme yapılmasının alışıldık olmayan bir durum olduğu, buna rağmen davalının, davacıya bir kısım faturalar kestiği ve davacının da banka kanalıyla davalıya ödemeler yaptığı, davacının 2011, 2012, 2013 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, 2011 ve 2013 yılı yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, 2011 ve 2013 yılı defterlerinin takdiri delil olduğu, 2012 yılı defter kapanışının süresinde olduğu ve delil niteliğinde olduğu, davacı kayıtlarında yer alan hesap ekstresine göre davacının, davalıya banka havaleleri ile yapılan ödemelerden dolayı "159.01.008 Nolu Verilen avanslar hesabına göre" 201.500,00 TL alacaklı olduğu, davalının 2011, 2012, 2013 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, 2011 yılı yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, 2011 yılı defterlerinin takdiri delil niteliğinde olduğu, 2012 ve 2013 yılı defter kapanışlarının süresinde yaptırıldığı ve delil vasfında olduğu, incelenen ticari defterlerine göre davalının, davacıya 173.500,00 TL borçlu olduğu, davalının defter ve muavin kayıtlarının birbirini doğruladığı, tarafların 2011 yılı ticari defter kayıtlarında, 2011 yılından 2012 yılına devreden hesap bakiyelerine göre davalının, davacıya 48.500,00 TL borçlu olduğu ve her iki tarafın 2012 yılı ticari defter açılış kayıtlarının birbirini doğruladığı, tarafların 2012 ve 2013 yılı içindeki kayıtlarında, davacı tarafından banka havalesi ile davalıya yapılan 13.06.2012 tarihli 11.000,00 TL havale, 14.06.2012 tarihli 1.000,00 TL havale ve 01.04.2013 tarihli 15.000,00 TL havale olmak üzere toplam 27.000,00 TL bedelin davalı ticari defterlerinde kaydına rastlanmadığı, bu tutarlar dışındaki kayıtların birbirini doğruladığı, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 201.50000 TL alacaklı olduğu, davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre ise davacıya 173.500,00 TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalı adına yapı denetim hizmetine ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediği, buna karşılık davalı tarafından davacı adına düzenlenen 4 adet fatura toplamı 29.500,00 TL karşılığında davacının, davalıya "şantiye hizmeti" açıklaması ile fatura düzenlediği ve işbu faturaların her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu bildirilmiştir.Dosya kapsamında yer alan ...bankası ... Şubesi tarafından gönderilen davacı tarafından davalıya yapılan havale işlemlerine ilişkin hesap ekstresinde, 27/07/2011 - 01/04/2013 tarihleri arasında farklı zamanlarda toplamda 214.000,00 TL tutarında "şantiyi içi hizm. ödemesi (sadece 1 havale işleminde hizmet bedeli)" açıklaması ile havale işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı bu ödemelerin, davalının ileride müteahhitliğini yapacağı projelerde şantiyelerini kullanmak amacıyla davalıya avans ödemeleri olarak yapıldığını iddia etmiş olup davalı ise bu ödemelerin, davacının borcunun karşılığı olduğunu ileri sürmüştür."...6098 sayılı Kanun'un "Havale" ana başlıklı 555 inci maddesi ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini, havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve 2004/4-362 E., 2004/347 K. sayılı kararı)..." (Yargıtay 3 HD'nin 2023/533 Esas 2024/4059 Karar sayılı ilamı)."...Davalı taraf, davaya konu toplam 77.000 TL'nin kendisine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, havalenin davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir nedenle (mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. Davalı tarafın ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir. Bu durumda, davacı taraf, davaya konu havalenin sehven gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı tarafın borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır..." (Yargıtay 3 HD'nin 2017/14178 Esas 2019/3264 Karar sayılı ilamı).Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (222/2). İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (222/4). 6102 sayılı TTK'nun 64. maddesinin 1. fıkrasında, her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun'a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş olup aynı maddenin 3. fıkrasında ise, aynı Kanun'un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar noterde yaptırılması gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda, alınan bilirkişi raporunda, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 201.500,00 TL alacaklı olduğu, davalının ise kendi ticari defter kayıtlarına göre davacıya 173.500,00 TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya banka yoluyla yapılan ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 1.000,00 TL, 11.000,00 TL ve 15.000,00 TL tutarlı havalelerin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bunun dışındaki diğer kayıtların birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 222/4 maddesi uyarınca, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının 2011 ve 2013 yılı yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, davalının ise 2011 yılı yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, buna karşılık her iki tarafın 2012 yılı yevmiye defterinin ve davalının 2013 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırıldığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının 2012 yılı dışında usulüne uygun tutulmayan ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 201.500,00 TL alacaklı olduğu ve ticari defterlerinde aleyhine bir kayıt bulunmadığı, buna karşılık davalının ise 2012 ve 2013 yılı dışında usulüne uygun tutulmayan ticari defterler kayıtlarında davacıya 173.500,00 TL borçlu olduğuna dair aleyhine kayıt bulunduğu anlaşılmakla HMK'nun 222/4 maddesi uyarınca davalının, davacıya bu miktarda borçlu olduğunu kabul etmek gerekir. Mahkemece bu miktara 01/04/2013 tarihli ve 15.000 TL tutarlı havale miktarı da dahil edilerek sonuç alacağın 188.500,00 TL olduğu tespit edilmiş ise de, davacının ticari defterlerinde kaydı bulunan bu işleme yönelik davalının ticari defterlerinde bir kayıt bulunmamaktadır.O halde havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcut olduğundan somut olayda ispat külfeti üzerinde olan davacı bu yasal karinenin aksini yani havalenin iddia ettiği gibi avans olarak yapıldığını ispat etmesi gerekirken buna karşılık davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.Buna göre ise dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacı söz konusu 15.000,00 TL tutarlı havalenin avans olarak gönderildiğini usulüne uygun ve yazılı delillerle ispatlayamadığından davanın 173.500,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken 188.500,00 TL üzerinden hüküm tesisi isabetli olmamıştır.Dosya kapsamında yer alan 19/03/2021 tarihli beyan dilekçesinde, Av. ... müvekkili ...'ın davacı şirketin ilk müdürlüğünü yaptığını, işbu davadan haricen bilgisi olması sebebiyle beyanda bulunma gereği duyduğunu belirterek davacı tarafından gönderilen havalelerin davalıya borcuna karşılık olduğunu ifade etmiştir.Ancak adı geçen avukatın beyan dilekçesi ekinde sunduğu vekaletname ... AŞ vekilliğine ilişkin olup adına beyanda bulunduğu ... ile ilgili bir vekaletname sunulmamıştır. O halde ...'ın ne kendisi ne de vekili tarafından usulüne uygun şekilde sunulmuş bir beyan dilekçesi bulunmadığından söz konusu beyan dilekçesinin dikkate alınması mümkün değildir.Davalı vekili istinafında, bir kişinin denetim firmalarında şirket yetkilisi ve müdürü olabilmesi için inşaat mühendisi, mimar vb. meslek grubundan olması gerektiğini, bu nedenle davacı şirket müdürü olarak görünen ...'ın verdiği ve yasal olmayan vekaletname ile dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Adı geçen kişinin dışarıdan temsil yetkisi verilerek müdür olarak atanmıştır. Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 10/1 fıkrası uyarınca, yapı denetim kuruluşuna ortak olabilmek için mimarlık, inşaat mühendisliği, makine mühendisliği veya elektrik mühendisliği diplomasına sahip olmak şartı aranacağı belirtilmiş olup müdürler bakımından böyle bir zorunluluk öngörülmediğinden davalının bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Davalı bir diğer istinaf sebebi olarak, davacının, davalıdan alacağının kalmadığına ilişkin mutabakat yazısının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.Dairemizce ilk derece Mahkemesine müzekkere yazılması üzerine UYAP üzerinden gönderilen 17/09/2014 tarihli "Mutabakat" başlıklı belgenin ... ve ... arasında 2008 yılında başlayıp 2013 yılında biten ticari faaliyetine ilişkin olduğu, belgede yazan ".. ile hiçbir ticari alacağım ve vereceğim kalmamıştır" ifadesinin altında ...ile onun altında şahitler ... ve ... imzasının atılı bulunduğu görülmüştür. Söz konusu belgede davacı ve davalı şirketlerin isminin zikredilmediği, bu anlamda belgenin davanın tarafları ile ilgili bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, kaldı ki belgede davacı şirket yetkilisi olan ...'ın imzası bulunup muhatabı olan ...'nun bir imzasının bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/650 Esas, 2021/558 Karar sayılı ve 05/07/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 173.500,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 23/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 11.851,79 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.441,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.410,67 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından karşılanan 3.441,12 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.482,22 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d)Davacı tarafından yapılan toplam 4.227,00 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre (%86,10 kabul, %13,90 ret) hesaplanan 3.639,44 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,f)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince 28.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden:3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.220,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.604,60 TL harcın talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından karşılanan 777,50 TL istinaf harçlarının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24.04.2025