Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/111 E. 2025/469 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/111
- Karar No
- 2025/469
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM ...HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:. T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : . KARAR NO :.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
.
İNCELENEN KARAR : Bursa .Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/111 E. 2025/469 K.
DAVACI : . DAVALILAR :
DAVA : Haksız Rekabet Sebebiyle Tazminat KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalılardan ...’un 20.06.2012-14.10.2019, ...nın ise 07.10.2015-14.10.2019 tarihleri arasında müvekkil şirkette proje sorumlusu olarak iş sözleşmesi ile çalıştıklarını, bu iki davalının müvekkili şirkette bulundukları pozisyon gereği, işleyişi devam eden projelere ilişkin know how, sır kapsamında ticari ve teknik bilgi, fiyat listesi gibi şirket bünyesinde korunması gereken ve gizli tutulan bilgileri bilen iş sorumlusu kişiler olduklarını, davalı ...müvekkili firmada çalıştığı tarihte, müvekkilinin birlikte iş yapmak için teklif sunduğu ... firması ile görüşmeler yaptığını, bu görüşmeler neticesinde müvekkil firma için 2.127,448,28 Euro teklif verdiğini ve bu rakamın daha altına inilmemesi gerektiği yönünde müvekkil şirket yetkililerine yazılı beyanda bulunduğunu, ancak, müvekkil şirket yetkililerinden gizli ve habersiz şekilde, yine iş akdi sona ermeden kendilerinin kurduğu davalı ...Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti için teklif vererek kendi nam ve hesaplarına işi aldıklarını, davalı şirketin kuruluş tarihinin iş akdinin sona ermesinden sonra olduğunu, davalılar hakkında eylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında davalı şirket adresinde arama yapıldığını, aramada tüm ortaklar ve çalışanların(tüm davalıların) şirkette olduğu, müvekkili firma ile ilgili olduğu anlaşılan çok sayıda dijital belge ve dosyalara el konulduğunu, davalı ... askerlik öncesi 05.12.2013-26.01.2018, askerlik sonrası 11.03.2019-06.12.2019 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, davalıların imzaladığı iş sözleşmesinde, gizlilik ve sır saklama yükümlülüklerini ihlal ettiklerini ileri sürerek davalılarınnın fiilinin haksız rekabet olduğunun tespiti ile haksız rekabetinin önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 100.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminata haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden sonra haksız rekabetin önlenmesi hususunun Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetesinde ilan ettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilleri ile davacı arasındaki iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, iş sözleşmesi devam ederken rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddia edildiğinden TTK m.55 vd hükümlerin uygulanamayacağını, müvekkilerinin işten ayrıldıktan sonra davalı şirket organizasyonu içinde yer aldıklarını, müvekkili şirketin yurt dışındaki firmaya sunmuş olduğu fiyat teklifinin davacı şirketin teklifinden farklı olduğunu, müşteriye verilen tekliflerin PMAR (Maliyet Analiz) raporlarının hiçbirisi müvekkil şirket yetkilisi ... tarafından hazırlanmadığını, teklif hazırlama, müşteriye teklifi verme hususunda inisiyatif sahibi olmadıklarını, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Her ne kadar, davalı şirkete yönelik açılan dava bakımından TTK m.55 vd hükümlerine dayalı haksız rekabete dayalı olarak davaya bakma görevi iş mahkemesine ait değil ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesinin düzenlendiği, buna göre hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu, aynı Kanun'un 166. maddesinde de bağlantılı davaların birleştirilebileceğinin öngörüldüğü, HGK'nın 14.02.2019 tarih,... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere bağlantılı davaların daha özel nitelikteki mahkemede görülmesinin, göreve ilişkin usul kurallarına uygun düşeceği hususları birlikte değerlendirdiğinde, bu yönden de davaya iş mahkemesinde bakılması gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 2014/31784-33075 E.K. sayılı ilamında da, esasında iş mahkemesinin görevinde olmayan bir davanın, iş mahkemesindeki dava ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde, özel görevli iş mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek iş mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalı şirketin haksız rekabet ile davacı şirkete zarar verdiğini, iki ticari firma arasındaki husumetin iş mahkemesinde çözülemeyeceğini, kararın davanın açıldığı tarih olan 2020 yılından günümüze kadar 5 yıldan fazla süren yargılamanın ardından verildiğini, Yargıtay.... Hukuk Dairesinin... K. nolu ilamında belirtildiği şekilde, rekabet yasağına ilişkin TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen hükümlerin doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceğini, ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, iki tarafın da tacir olduğunu, davalı şirket yetkililerinin davacı şirkette uzun yıllar çalışıp, bir şirket kurduktan hemen sonra işten ayrıldıklarını, iş akdi sona erdikten sonra faaliyete geçen şirket vasıtasıyla haksız rekabette bulunulduğu göz önüne alınırsa uyuşmazlığa ticaret mahkemesinin bakması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalar vekili istinaf talebinin haksız olduğunu ileri sürerek reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava haksız rekabet sebebiyle tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesi kararında da açıklandığı üzere haksız rekabete yönelik bir takım eylemlerin iş akdi sürerken başladığı konusunda tereddüt yoktur. Elbette iş akdi sürerken, işçinin bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareketlerin iş akdi çerçevesinde ele alınması doğrudur. Ancak eldeki dava iş akdi sona erdikten sonra açıldığı gibi, haksız rekabet iddiasına dayanak teşkil eden eylemlerin büyük oranda iş akdi sona erdikten sonra gerçekleştiği açıktır. Bu durumda henüz iş akdi sürerken başladığı söylenen eylemlerin daha çok hazırlık hareketi kapsamında olduğu değerlendirilmelidir. İş akdi sürerken elde edilen bilgilerin iş akdi sona erdikten sonra etkin biçimde kullanılması halinde, haksız rekabetin de ağırlıklı olarak iş akdi sona erdikten sonra gerçekleştiğinin ve belki de devam ettiğinin kabul edilmesi daha doğrudur. Bu delilleri ve ortaya çıkacak tazminatı da ticaret mahkemesinin takdir etmesi en doğrusudur. Bu tür davalarda eylemlerin ne zaman başladığından çok, iş akdi sürerken dava açılmış olmasına dikkat etmek gerekir. Çünkü kural olarak haksız rekabet bir ticari davadır. İstisnaen iş akdine yani özen ve bağlılık yükümlüğüne veya varsa iş sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık tartışılacaksa iş mahkemesi görevli olabilir. Ancak eylemlerin iş akdinden kaynaklanan görev ve sorumluluklar dışında meydana gelmesi ve özellikle davanın iş akdinin sona ermesinden sonra açılması halinde davaya ticaret mahkemesi bakmalıdır. Somut olay özelinde de davanın geldiği aşama nazara alındığında, davanın açılmasından beş yıl sonra, deliller büyük oranda toplanmış olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmesi usul ekonomisine uygun düşmeyecektir. Görev kamu düzeninden olup her aşamada nazara alınması gerekirse de bu aşamadan sonra görevsizlik kararı verilmesi daha büyük hak kaybına neden olacaktır. Yukarıda izah ettiğimiz üzere hazırlık hareketleri iş akdi sürerken başlamış olsa da eylemlerin ağırlıklı kısmı iş akdinin sona ermesinden sonradır. Üstelik davalılardan birinin şirket olması ve şirketin eylemlerinin ne oranda haksız rekabet oluşturacağı konusunda iş mahkemelerinin yeterli uzmanlığa sahip olamayacağını da gözetmek gerekir. Tüm bu sebepler gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. . ... Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...