İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/340 E. 2025/491 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/340
Karar No
2025/491
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/340 Esas KARAR NO : 2025/491

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece İcra Dairesi dosyasında alacaklı olan müvekkilinin, borçlu konumundaki davalıdan, fatura nezdinde alacaklı olduğunu, ancak borçlu/davalı, faturada bulunan hizmeti işletmesi için almışsa da, üzerinde anlaşılmış olan 135.000-TL'lik bedeli ödemediğini, davalı/borçlunun borcu, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas numaralı dosyası ile yasal takip altına alınmışsa da borçlu vekilince bu borca itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, dosyanın işbu davanın açıldığı tarihteki kapak hesabı UYAP sistemi üzerinde 174.033,90-TL olarak görüntülendiğini, müvekkilinin, ... Yemek gibi teslimat firmaları özelinde davalının işletmesinde olan restoranın bu firmalarla çalışması için gereken görüşmeleri, sepet düzenlemelerini ve takiplerini yapmış, 90 gün boyunca sürdürdüğü bu hizmetin sonunda davalı ile anlaşılan ücret kadar faturasını kesmiş olduğunu, davalının, 6102 S. Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesi hükmü gereğince 8 günlük süre içerisinde işbu faturaya itiraz etmeyerek bu fatura içeriğini kabul ettiğini, süresi içerisinde yapılan itiraz sonucunda takip durdurulmuş, dava şartı olarak arabuluculuğa tarafımızca başvurulmuş olduğunu, Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun .... numaralı dosyası kapsamında borçlu vekili ile yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma yoluna gidilememiş, dosya anlaşamama sonucu ile kapatılmış olduğunu belirterek; icra takibi nezdinde yapılan haksız itirazın iptali ile en az %20 icra inkar tazminatı ile birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafından davanın Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasında açılmış olduğu; Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/05/2024 tarih ... E. .... K. Sayılı ilamı ile; "... davanın Asliye Ticaret mahkemesine hitaben açıldığı, mahkememizin ticaret mahkemesi sıfatının bulunmadığı, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanması gerektiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu kararına göre Büyükçekmece adli sınırlarına giren ticari davalara bakma görevinin, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, bu durumda eldeki davada ticaret mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, tarafların kararı İstinaf etmemesi üzerine hükmün 07/04/2025 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği, davanın Mahkememizin ... Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Başakşehir ve Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tarafların gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı hususunun bildirildiği görülmüştür. Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davacının ikinci sunıf tüccar olarak işletme usulüne ait defter tuttuğunun, VUK 177'nci maddesinin 2 numaralı bendinde yer alan tutarı aşmadığının, mükellef tarafından beyan edilen 2024 yılına ait Gelir Vergisi Beyannamesinden anlaşıldığının bildirildiği görülmüştür. Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalının 01/03/2018 - 31/08/2018 tarihleri arasında mali müşavirlik hizmetinden dolayı, 19/08/2024 tarihinden itibaren ise ''Genel Lokanta ve Restoranların'' yönünden gelir vergisi mükellefiyeti kaydının yer aldığının görüldüğü, 2024 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannamesinde 213 sayılı VUK'nun 176.maddesi 2 fıkrası kapsamında 2. Sınıf tüccar sıfatı ile işletme hesabına göre defter tuttuğunun görüldüğü bildirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın, taraflar arasındaki fatura kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, Mahkememizce tarafların tacir olup olmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Esenyurt ve Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüklerine yazı yazıldığı, müzekkerelere verilen cevaplarda tarafların gerçek kişi işletme kaydı bulunmadığı, davacının ikinci sunıf tüccar olarak işletme usulüne ait defter tuttuğu, VUK 177'nci maddesinin 2 numaralı bendinde yer alan tutarı aşmadığı, davalının 01/03/2018 - 31/08/2018 tarihleri arasında mali müşavirlik hizmetinden dolayı, 19/08/2024 tarihinden itibaren ise ''Genel Lokanta ve Restoranların'' yönünden gelir vergisi mükellefiyeti kaydının yer aldığının görüldüğü, 2024 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannamesinde 213 sayılı VUK'nun 176.maddesi 2 fıkrası kapsamında 2. Sınıf tüccar sıfatı ile işletme hesabına göre defter tuttuğu hususlarının bildirildiği, tarafların tacir olmadığı eldeki davada yukarıda belirtilen madde hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin karşı görevsizliğine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin Büyükçekmece 11. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de Büyükçekmece 11. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halline dair merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/340, K. 2025/491, T. 05.05.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-340-e-2025-491-k-deb47ef94890