İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/335 E. 2024/777 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/335
- Karar No
- 2024/777
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/335 Esas KARAR NO : 2024/777 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İstirdat DAVA TARİHİ : 26/08/2022 KARAR TARİHİ : 04/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının borçlu davalı şirkete verdiği ve fatura ettiği hizmetten dolayı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına sunulan faturalardan kaynaklanan davalı şirketten 150.000,00-TL bakiye cari hesap (açık hesap) alacağının bulunduğunu, müvekkili davacı şirketin söz konusu alacağını tahsil için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi açmışsa da, davalı borçlu .... Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin söz konusu icra takibinin tamamına itiraz ederek anılan icra takibinin durdurulmasını sağladığını, davalı şirketin icra takibine karşı yapmış olduğu itirazının hiçbir hukuki dayanağı olmadığı gibi takibe ve borca yaptığı itirazının haksız olduğunu, aslında davalının da müvekkili şirkete borçlu olduğunu bildiğini, ancak borca itiraz etmek sureti ile alacağın tahsilini geciktirmeyi amaçladığını iddia ederek; davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazının iptaline, borca haksız olarak itiraz edilip borç inkar edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek davalıdan, ticari avans faizi ile birlikte tahsiline ve borca ilavesi sureti ile takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı karşı davacı vekili tarafından cevap ile birlikte karşı dava açılarak cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davalı karşı davacı müvekkili şirket ile davacı karşı davalı şirket arasında araç kiralama hususunda anlaşmaya varıldığını, davacı karşı davalının müvekkiline araç kiralaması gerekirken anlaşmaya uymadığını ve araçları kiralamadığını, müvekkili şirketin başta okullar olmak üzere kamu kurumlarına servis taşımacılığı hizmeti verdiğini, iş bu servis araçlarının müvekkilinin envanterinde ve ilgili kamu kurumlarına bildirmesinin zorunlu olduğunu, davacı karşı davalının söz konusu haksız göndermiş olduğu faturada belirtiği araçları kiralamadığını, davacının açıkça şirket envanterinde bulunan hangi plakalı aracı kiraladığını, hangi araçlardan dolayı alacak talep ettiğini açıkça belirtmesi gerektiğini, kiraladığı araçlara ilişkin olarak hangi kurumlarda kullandıkları, hangi araçlara dair kiralama bedeli talep ettiğini belirtmesi gerektiğini, davacı karşı davalının mal ve hizmet vermemesinden dolayı, kestiği faturaların gerçek olmaması nedeni ile herhangi bir vergi incelemesine girip girmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulmasını gerektiğini, davacı karşı davalı yanca sağlayacağı araçlar nedeni ile ön ödeme olarak kendisine 06/07/2021, 31/05/2021, 28/04/2021 tarihlerinde toplamda 150.000.TL ön ödeme yapıldığını, ancak bu ödeme karşılığında davacı karşı davalının ne bir mal ne de bir hizmet verdiğini, davacı karşı davalının haksız aldığı ödemeleri müvekkiline faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini savunarak; davacı karşı davalının haksız davasının reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini, davacı karşı davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına yükletilmesine karar verilmesini, vaki karşı davalarının kayıt ve kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı karşı davacı şirketin cari hesap ilişkisi uyarınca borçlu olduğunun dilekçe ekinde sunulan çek uyarınca sabit olduğunu, aksini iddia eden davalının kesin delille bu durumu ispatlaması gerektiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca davalı şirkete 30.11.2020 tarihinde 118.000,00 TL; 11.01.2021 tarihinde 118.000,00 TL; 08.02.2021 tarihinde ise 64.000,00 TL tutarında faturalar keşide edildiğini, davalı şirketin ise bu cari hesap ilişkisi çerçevesinde 31.05.2021 tarihinde 50.000,00 TL; 06.07.2021 tarihinde 50.000,00 TL; 05.01.2022 tarihinde 50.000,00 TL ödemede bulunduğunu, fakat bu ödemelerden önce esasen ... Bankası tarafından basılan, keşidecisinin davalı şirket olduğu, .... seri numaralı çek keşide edildiğini, bu çek yaprağının 11.09.2020 tarihinde basıldığını, çekin gerçek düzenlenme tarihinin ise 28.02.2021 olduğunu, fakat çekin üzerine düzenlenme tarihinin hatalı olarak 2021 yerine 2020 yazılması nedeniyle bu çekin ibraz edilemediğini, işbu çekin, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca üçüncü faturanın 08.02.2021 tarihinde kesilmesi üzerine keşide edildiğini, görüldüğü üzere üç faturanın toplamında davalı şirketin davacı müvekkiline borcunun toplam 300.000,00 TL olduğunu, bunun üzerine davalı şirketin 2021 yılının Şubat ayında tam 300.000,00 TL tutarında çek keşide ettiğini, çekin tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davalı karşı davacı şirketin, Mayıs 2021 ve Ocak 2022 ayları arasında 150.000,00 TL ödemede bulunduğunu, işbu davanın konusunun bakiye 150.000,00 Türk lirasının ödenmesinden ibaret olduğunu, davacı müvekkilinin ispat görevini kesin delil niteliğindeki çekle yerine getirdiğini, başkaca bir ispat aracı talep etmenin davayı uzatmak amacı güden kötü niyetli bir talepten ibaret olduğunu, davalı karşı davacı şirketin, 300.000,00 Türk lirası borçlu olduğunu ekteki senette kabul ettiğini, davacı müvekkilinin alacaklı olduğunu ekteki çek; faturalar ve ödeme makbuzları ile ispat etmiş durumda olduğunu, aksini iddia eden davalının bu durumu aynı kuvvetteki delillerle ortaya koymasının zorunlu olduğunu, fakat davalı karşı davacının hiçbir delil sunmaksızın ispat külfetinin davacı müvekkilinde olduğunu iddia etmekle yetindiğini, dava dilekçesinin ekindeki ödeme makbuzları incelendiğinde, davalı karşı davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin “cari hesaba mahsuben” gerçekleştirildiğinin görüleceğini, davalı karşı davacı şirketin bu beyanıyla dahi taraflar arasında yürüyen ticari bir ilişki bulunduğunu kabul etmiş durumda olduğunu, davacı müvekkilinin 300.000,00 TL tutarında alacaklı olduğunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca senet niteliğindeki delillerle ispatlandığını, davalı şirketin yaptığı 150.000,00 TL tutarındaki cari hesap ödemesinin bu alacağın bir kısmına tekabül ettiğini, tam da bu sebeple icra takibi uyarınca talep edilen alacağın bakiye 150.000,00 TL olduğunu savunarak; asıl dava yönünden, davalı şirketin icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline; davalının dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine; karşı dava yönünden, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; Asıl dava yönünden faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine; karşı dava yönünden istirdat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;"Asıl davada; Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu cari hesaptan kaynaklı davacının alacağının olup olmadığı, alacaklı ise ne miktarda olduğu, icra takibine davalının itirazının haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı savunması kapsamında faturaya konu araç kiralama hizmetinin verilip verilmediği, davacının gerçeğe aykırı fatura kesip kesmediği, karşı davada; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında karşı davalı tarafça araç kiralama hizmeti verilip verilmediği, 150.000,00-TL'nin davalı karşı davacıya faizi ile birlikte iadesi talebinin kabul edilip edilmeyeceği" hususlarında olduğu anlaşılmıştır. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas 25/10/2023 tarih ve ... Sayılı kararı ile; "...Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası, 31/07/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında araç kiralama hizmetine dayanan ticari bir ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı karşı davalı tarafından cari hesap bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı karşı davacı hakkında icra takibine girişildiği, davalı karşı davacı tarafça borca, faiz ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli asıl davanın açıldığı, asıl davanın görülmesi sırasında davalı tarafça cevap-karşı dava dilekçesi ile karşı dava olarak alacak davası açıldığı ve karşı dava harcının yatırıldığı, asıl ve karşı davanın taraflarının her ikisi de ticaret şirketi ve tacir olup, aralarındaki davanın da ticari dava niteliğinde olduğu, TTK 4/2. Maddesi uyarınca davada basit yargılama usulünün uygulandığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli, yukarıda özetlenen 31/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı karşı davalı şirketin davalı tarafa 30.11.2020 tarihli ... no.lu 118.000,00- TL tutarlı, 11.01.2022 tarihli .... no.lu 118.000,00 TL tutarlı ve 08.02.2021 tarihli ... no.lu 64.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 300.000,00 TL tutarlı 3 adet fatura düzenlemiş olduğu, davacı karşı davalının düzenlemiş olduğu toplam 300.000,00 TL tutarlı 3 adet faturanın tamamının davalı karşı davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı karşı davacının cari alacağı teşkil eden faturalar mukabilinde toplam 150.000,00 TL havale yapmış olduğu, mezkur havalelerin davacı karşı davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 150.000,00 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; yukarıda özetlenen, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu gözönüne alınarak, her ne kadar davalı tarafça faturalara konu araç kiralama hizmetinin verilmediği iddia edilmiş ise de; davalı tarafından davacının düzenlemiş olduğu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması, cari alacağı teşkil eden faturalara istinaden toplam 150.000,00 TL ödeme yapılması, davalının bu faturaları ticari defterlerine kaydetmiş olması karşısında; takibe konu edilen faturaları yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalı karşı davacının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını ispatlaması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle bu anlamda davalı karşı davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, dosya kapsamında yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu ile dosyaya ibraz edilmiş olan faturalar, taraf şirketlerin ticari defterlerindeki kayıtlarla hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davacı karşı davalının vermiş olduğu araç kiralama hizmetinden dolayı davalı karşı davacıdan 150.000,00-TL bakiye alacaklı olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluşmakla, asıl davanın kabulü ile, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile, takibin 150.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiş, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle alacağın likit ve bilinebilir olduğu dikkate alınarak hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında, borçlu davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karşı davanın ise karşı dava dilekçesinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, karşı dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmayacağına dair bir hukuki düzenleme de bulunmadığı, bu nedenle, karşı davanın TTK'nın 5/A maddesindeki arabuluculuk müessesesinin istisnası olduğunun da söylenemeyeceği, karşı davacının karşı davasını açmadan önce anılan kanun hükümleri gereğince zorunlu arabuluculuğa başvurarak, 6325 sayılı HUAK'ın 18/a maddesi gereğince arabuluculuk son tutanağını dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunması gerektiğinden karşı davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu..." gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın kabulüne, karşı dava yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Bendinin son cümlesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2) ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin .... Esas .... Karar sayılı dosyasından verilen 25/10/2023 tarihli kararı, davalı karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ... Esas 28/02/2024 tarih ve .... Sayılı kararı ile: "... HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrı konulmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlendiği, Somut olayda, esas davada davacı tarafça, icra takibine faturadan kaynaklanan alacağın konu edildiği, faturaların konusunun araç kiralama bedeli olduğunun anlaşıldığı, karşı davanın ise, araç kiralama sözleşmesi gereğince ön ödeme olarak karşı tarafa ödediği bedelin, araç teslimi yapılmaması nedeniyle iadesi talebine ilişkin olduğu, Mahkemece taraflar arasındaki faturalara dayanak sözleşmenin ve karşı davaya konu sözleşmenin dosya arasına sunulması için davacıya süre verilmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin araç kiralama sözleşmesi mi, servis hizmet sözleşmesi mi olduğunun tespiti ile araç kiralama sözleşmesi olduğunun tespiti halinde Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken görev hususu çözümlenmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, Mahkemece taraflar arasındaki faturalara dayanak sözleşmenin ve karşı davaya konu sözleşmenin dosya arasına sunulması için davacıya süre verilmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin araç kiralama sözleşmesi mi, servis hizmet sözleşmesi mi olduğunun tespiti ile araç kiralama sözleşmesi olduğunun tespiti halinde Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken görev hususu çözümlenmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle HMK 353/1-a/3-6 maddesi gereğince mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; davacı vekiline taraflar arasındaki faturalara dayanak sözleşmenin ve karşı davaya konu sözleşmenin onaylı bir suretinin mahkememize sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili UYAP Bilişim Sistemi üzerinden dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığını ve işbu anlaşmaya binaen araç kiralama bedeline ilişkin faturalar tanzim edildiğini bildirmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 299. maddesinde; "Kira sözleşmesi, kiraya verenin birşeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. HMK'nun 4/1-a maddesinde ''Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler '' şeklinde düzenlenmiştir. Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Asıl davada davacı tarafça icra takibine konu alacak dayanağı faturaların konusunun araç kiralama bedeli olduğunun anlaşıldığı, karşı davanın ise, araç kiralama ilişkisi gereğince ön ödeme olarak karşı tarafa ödenen bedelin, araç teslimi yapılmaması nedeniyle iadesi talebine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin araç kiralama sözleşmesi olduğunun tespit edildiği, HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında kaldığı gözetilerek; davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl ve karşı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davaların, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/09/2024 Katip ... ¸ Hakim .... ¸