İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/679 E. 2024/644 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/679
- Karar No
- 2024/644
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/679 KARAR NO : 2024/644 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... .... Av. ... - .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVA : Menfi Tespit / Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 02/10/2023 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 KARAR Y.TARİHİ : 07/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının oğlu olduğunu, davalının, müvekkilinin annesi dava dışı ... ile mevcut evliliğini sonlandırma aşamasında olduğunu, davalının, boşanma sürecinde annesinin tarafını tuttuğu iddiasıyla, müvekkilinden daha önceden aldığı boş imzalı bir kağıdı, verilen amaç dışı bir şekilde dava konusu edilen 200.000,00 Amerikan Doları tutarlı senet/bono haline getirerek müvekkili hakkında .... sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının, çıplak mülkiyeti müvekkili adına kayıtlı olduğu halde, her türlü kullanım hakkı davalıda bulunan yazlık vasfında, tapuda .... İlçesine bağlı taşınmazın, yönetimsel sorunlarını çözmek amacıyla, müvekkilinin yaşının küçüklüğü, .... İlinde öğrenci olması nedeniyle belirtilen yazlıktaki bir takım iskan ve imara ilişkin sorunların çözümünde ve ayrıca, site genel kurul ve toplantılarına davacının vekili sıfatıyla katılmak amacıyla sonradan vekaletname olarak doldurmak üzere, boş A4 kağıtlara imza attırmak suretiyle müvekkilinden boş kağıtlar aldığını, müvekkili tarafından .... sayılı takibe karşı, .... sayılı dosyası üzerinden itirazda bulunduğunu, icra tetkik merci tarafından yapılan imza incelemesi neticesinde oluşan bilirkişi raporunda; imzanın müvekkilinin eli ürünü olduğu ancak, dosya içeriği belgenin boş olarak verilen kağıdın sonradan bilgisayar çıktısı olarak senet haline getirildiği yönünde rapor tesis edildiğini, müvekkili ile davalı arasında baba-oğul ilişkisi haricinde bir ticari ilişki, bir para transferi, alacak borç ilişkisi bulunmadığını belirterek; taraflar arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığını, davacının dava konusu icra dosyası ve takibe konu 200.000,00 Amerikan Doları miktarlı bono ile davalıya borçlu olduğunun tespitine, takibe konu alacağın %20'si tutarında kötü niyetli davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ....Mahkemesince yapılmış olan yargılama sonucunda imzanın davacıya ait olduğunun ispatlandığını, söz konusu raporda; belgenin boş olarak verilen kağıdın sonradan senet haline getirildiğine dair bir tespit bulunmadığını, müvekkili hakkında, imzanın kötüye kullanılması iddiası ile yapmış olduğu suç duyurusuna ilişkin davacı aleyhine kesinleşmiş takipsizlik kararı bulunduğunu, ayrıca davacı yana ait bir adet taşınmaz bulunmakla birlikte davalı müvekkili tarafından davalıya senet tutarı kadar para transferinin mevcut olduğunu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının yaklaşık ispat şartını sağlayamadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Takibe konu bono niteliğindeki senet altındaki imzaya yönelik ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; davaya konu edilen takip konusu bononun imzalı boş kağıdın üzerinin doldurularak bono haline getirilip getirilmediği ile buradan varılacak sonuca göre takibe konu bonodan ötürü davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 200.000,00 USD senet alacağı, 3.912,33 USD işlemiş faizin tahsili amacıyla 22/06/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür. 6. .... sayılı soruşturma dosyasında; davacı yanca davalı babasına yönelik suç duyurusunda bulunulduğu, bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından ötürü yapılan soruşturma neticesinde .... kararı verildiği, karara karşı yapılan itirazın reddedildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 7. Davaya ve takibe konu senedin incelenmesinde; 20.11.2019 keşide, 04.01.2021 vade tarihli, keşidecisi ..., Lehtarı ... olan 200.000,00.-USD tutarlı bononun tüm unsurlarını taşıdığı görülmüştür. 8. ...., sayılı kararının incelenmesinde, davacının ..., davalının ... olduğu, dava konusunun icra takibine itiraz olduğu, yapılan yargılama neticesinde, davacının imzaya itirazı ile davacı borcunun bulunmadığını 169/a maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlayamadığından borca itirazının, takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin reddine dair karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 9. ....Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, incelemeye konu senet üzerinde ... adına atılı bulunan imzanın her ne kadar imzalalrın genel görünümleri itibariyle tam bir uyum görülmemiş ise de; söz konusu senet üzerinde yazıl ... isim ve soyadı yazısının ... elinden çıkmış olması, ayrıca senet üzerinde yazılı bulunan ... isim ve soyadı yazısı ile ... adına atılı bulunan imzanın yazımlarında/atımlarında kullanılan kalem kürekkeplerinin aynı/benzer mavi mürekkepli kalemle yazılmış/atılmış olmaları hususları ile mevcut mukayese imzalarında tespit edilen şekilsel e kaligrafit-itiyadi benzerliklere atfen ... elinden çıktığı belirtilmiştir. 10. Mahkememizce ...'nden alınan 31/05/2024 tarihli raporda özetle; senedin güvenlik özelliği ihtiva etmeyen, ticari faaliyetlerde kullanılan ve piiyasadan kolaylıkla temin edilebilen matbaa baskısı matbu senetlerden olmadığı, söz konusu senedin, çizgisiz kağıt üzerine, metin içeriği kağıt orta kısmına gelecek şekilde yazıcı ile oluşturulmuş olduğu, senedin sol üst köşesinde yazıcı ile oluşturulmuş "+" işaretinin bulunduğu, senet metninin iki, üç ve dördüncü satırları arasındaki boşlukların 5 mm, senet metninin diğer satırları arasındaki boşlukların ise yaklaşık 8 mm genişliğinde olduğu, senedin alt kısa kenarında kesilme izleri ve buna bağlı deformasyonların olduğu, senet üzerinde sadece bir adet imza olduğu, senet üzerinde yer alan ... ibareli el yazıları ile atılı bulunan imzada kullanılan mürekkebinin bir cins olduğu bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 11. Dava, davacının, bonoya dayalı olarak yapılan takipten ötürü borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 12. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, başka bir amaçla sonradan doldurulmak üzere boş A4 kağıtlara imza attırmak suretiyle takibe dayanak bonoyu oluşturduğunu beyanla borçlu olmadığı iddiasında bulunmuştur. 13. Davalı yan ise, savunmasında davacının oğlu olduğunu, kendi rahatsızlıkları nedeni ile geçireceği ameliyatları gözeterek takibe konu bono içeriğindeki 200.000,00.-USD tutarındaki paranın bu süreçte davacı hesabında kalması için davacının banka hesabına aktardığını, ancak güvence olması maksadı ile de takibe konu bononun düzenlendiğini ileri sürmüştür. 14. Öncelikle davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ( ....). 15. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. 16. Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ( ....). 17. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder ( ....). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır. 18. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ( ....). 19. Kambiyo senedinin hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. 20. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır ( ....). 21. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin "hatır" için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz (TBK m. 133/2); kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu halde hamil, biri asıl borç ilişkisinden, biri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkına sahip olmaktadır. Kambiyo münasebetinden, doğan hakkın, herhangi bir nedenden dolayı düşmesi halinde, hamilin asıl borç ilişkisinden dolayı sahip olduğu talep hakkı saklıdır. 22. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. 23. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. 24. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. 25. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada "bedelsizliğe dayalı" menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır ( ....). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. 26. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Diğer müracaat borçluları bakımından ise bedelsizlik iddiası ancak ciranta ile ciro edilen arasında sözkonusu olabilecektir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. 27. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. 28. Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. 29. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin hatır senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin hatır senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. 30. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. 31. Öte yandan senedin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Çek bakımından TTK 818/1-e atfıyla m. 687). 32. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı yan kambiyo taahhüdünde bulunma iradesi bulunmadığını, başka bir işlem için boş olarak verdiği kağıdın takibe konu edilen bono olarak oluşturulmuş olduğunu, ayrıca davacı ile davalının baba oğul olduğunu aralarında borç doğurucu her hangi bir para alış verişi olmadığını vakıalarına dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunmuştur. 33. Davacı yanın ileri sürdüğü vakıaların hukuki tavsifini yapmamız gerektiğinde hem kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğu hem de bedelsizlik sebebine dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 34. Öncelikle kambiyo taahhüdünün geçersizliğine yönelik ileri sürülen vakıa bakımından değerlendirme yapıldığında, davacının takibe konu edilmiş olan bono altındaki davacı adına atfen atılmış imzanın kendisine ait olmadığı yönünde her hangi bir iddia ileri sürülmemiş olduğundan bu hususta çekişme bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davacı tarafından yalnızca imzalanmış olan boş kağıdın bono vasfına dönüştürüldüğü yönündeki iddia bakımından, bu hususta davacının aksini ortaya koyar her hangi bir yazılı belge sunulmamış olduğu, bu yöndeki vakıanın ispatına yönelik tanık ve bilirkişi incelemesi delillere dayanıldığı, mahkememizce taraflar arasında HMK m. 203 hükmü anlamında yakınlık bulunmasına karşın HMK m. 201 hükmü uyarınca senede karşı tanıkla ispat yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmakla bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 35. Öte yandan davacı yanın imzalı boş kağıdın (açığa imza) bonoya dönüştürüldüğü vakıasını ispata yönelik olarak dayandığı bilirkişi incelemesi için .... görevli üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden teşekkül ettirilmiş olan bilirkişi heyetince yapılan inceleme neticesinde "açığa atılmış imzanın bulunduğu boş belgenin veya farklı bir amaç için düzenlenmiş belgenin mevcut seneden dönüştürülüp dönüştürülmediği hususunda bir tespit ya da değerlendirmede bulunmak mümkün olamamıştır" yönünde tespit yapılmıştır. 36. Yine davalı hakkında açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedin kullanılması suçlarından ötürü .... Soruşturma sayılı dosyasından yapılan soruşturma neticesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilmiş olduğu, bu karara karşı davacı yanca yapılmış olan itirazın ise Sulh Ceza Mahkemesince reddine karar verildiği, bu bakımdan ileri sürülen suçlardan ötürü yapılan soruşturmanın kesinleştiği anlaşılmaktadır. 37. Ayrıca .... Mahkemesi'nin 01.02.2022 tarih, .... sayılı dosyasında davacı tarafından borca itiraz yargılamasında yaptırılan bilirkişi incelemesi kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda takibe konu edilmiş olan bono altındaki imzanın davacı eli ürünü olduğu yönündeki değerlendirme yanında davacı tarafından imzalı kağıdın matbu bölümlerinin bilgisayar ortamında düzenlenmesi suretiyle halen mevcut haline getirildiği tespiti bakımından ise özellikle değerlendirmenin son paragrafında parantez içerisinde (muhtemel) ibaresini kullanmak suretiyle varsayıma dayalı bir değerlendirme olmasının yanında, yapılan incelemenin HMK hükümleri ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olarak gerekli incelemeye yeterli teçhizatla yapılmamış olması nazara alındığında hükme esas almaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. 38. Bu bakımdan Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli açıklama, inceleme ve gerekçeye sahip olduğundan İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun da bir önceki paragrafta açıklanan nedenlerle hükme esas almaya yeterli vasıfta olmaması nazara alındığında her iki rapor arasında çelişki varlığından da sözedilemeyeceği değerlendirilmiştir. 39. Yapılan bu inceleme ve tespitler neticesinde davacının kambiyo taahhüdünün geçersiz olduğu yönündeki vakıanın ispat edilememiş olduğu Mahkememizce değerlendirilmiştir. 40. Davacının bedelsizlik vakıasına yönelik olarak sunmuş olduğu deliler kapsamında az yukarıda belirtilen deliller dışında her hangi bir delile dayanmamış olduğu bu bakımdan bedelsizlik vakıasını da ispat edemediğinin kabulü yönünde değerlendirme yapılması gerekmiştir. 41. Davalı yan ise savunmasında takibe konu bononun güvence olarak alındığını ileri sürmüş olması bakımından bu beyanın hukuki tavsifinin teminat olarak değerlendirilmesi gerektiği, bononun teminat olarak verilmiş olmasının vasfını etkileyeceği bu durumda teminatın karşılıksız kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiği, davalı yanca vade tarihinde ödenmemesi üzerine bonoda belirtilen tutarın ödenmesi için ihtarname çekilmiş olduğu, buna karşın davacı yanca sözkonusu tutarın ödenmemiş olduğunun anlaşılması karşısında teminatın da karşılıksız kaldığının kabulü gerekmiştir. 42. Davacı vekilince delilleri arasında yemin deliline dayanılmış ise de; davacı menfi tespit talebini davaya konu senedin, davacı tarafından isim ve imza yazılmış boş kağıdın, sair kısımların davalı tarafından sahtelik suretiyle doldurulduğu iddiasına dayandırmaktadır. HMK 226/1-c maddesinde, yemine konu olamayacak vakılar düzenlenmiş ve "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar." hükmü getirilmiştir. Davacı tarafça, davalıya atfedilen eylemler davalıyı bir ceza kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak eylemler olması ve nitekim o soruşturmanın yapılıp takipsizlik kararının da kesinleşmiş olması itibariyle (yeminin icrası neticesinde yeni bir delil ortaya çıkması ile yeniden soruşturma açılabileceği), yemine konu olamayacak vakıların menfi tespit talebine dayanak yapıldığı kanaatiyle davacı tarafa yemin delili hatırlatılmamıştır. 43. Yapılan açıklamalar kapsamında, davacı yanca, başka işlemler için boş olarak imzaladığı kağıdın davalı yanca bono haline getirildiği iddia edilmiş olup, esasen sahtecilik iddiasında bulunulduğu, boş olarak imzalanan bir kağıdın bono vasfını alacak biçimde doldurulması halinde bu durumda senet vermeme iradesinin ispatının davacı yanca ispatı gerektiği, mahkememizce davacının beyanları doğrultusunda inceleme yaptırılmış ve sahtelik iddiası belirlenememiştir. Öte yandan bedelsizlik iddiasının da ortaya konulan deliler ile ispat edilememiştir. 44. Şu durumda ispat için sunulmuş olan tüm delillerle ileri sürülen vakıalar ispat edemediğinden davanın reddine, ayrıca davalı alacaklı vekilince % 20 oranında kötü niyet tazminatı talep edilmiş olduğu, Mahkememizce davacı yanın ihtiyati tedbir talebi üzerine takibin durdurulması yönünde ara karar verildiği ve bu kararın icra müdürlüğüne bildirilmiş olması nedeni ile icra edilmiş olması nazara alınarak davalı yanın tazminat isteminin kabulüne dair karar verilmesi gerekmiştir. VI. HÜKÜM 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı yanın kötü niyet tazminatının kabulü ile dava konusu 200.000,00.-USD tutarlı bononun dava tarihindeki efektif satış kuru olan 5.472.000,00.-TL'nin %20'si olan 1.094.400,00.-TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Karar ve İlam Harcı 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4-Davalı tarafından yapılan 434,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 7-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 8-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 550.700,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/11/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"