İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/419 E. 2025/699 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/419
Karar No
2025/699
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/419 Esas KARAR NO : 2025/699 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/05/2025 KARAR TARİHİ : 17/07/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı ...'ın, davacı müvekkilinin abisinin eşi olup davalı ile davacı müvekkilin abisi arasında bir süredir anlaşmazlık sebebiyle problemler yaşandığını ve boşanma davasının devam ettiğini, davalı ... tarafından davacı müvekkili aleyhine 02.01.2025 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcunun bulunmadığını, davaya ve takibe konu senedin davalının davacı müvekkili ile bir borç ilişkisi olmaksızın, davacı müvekkilinin kardeşinin davalının iftirası suretiyle cezaevine girmesi durumundan kaynaklı korkutularak ve irade fesadına uğratılarak davacı tarafından alındığını, bu nedenle alacaklı olduğunun ispatının davalı alacaklıda olduğunu, takibe ve davaya konu senet incelendiğinde senet miktarı ile davalının anlaşmalı boşanma protokolündeki miktarın aynı olduğunun görüleceğini, davalı tarafından, davacı müvekkilinden alınan senedin hata, hile, ikrah (irade fesatlığı) yoluyla alındığını, davalı taraf, davacı müvekkilinin abisine öncelikle 22.10.2024 tarihinde İzmir...Aile Mahkemesi'nde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (çekişmeli) nedeniyle boşanma davası açtığını, davalının iş bu dava sonuçlanmadan kendi lehine hak çıkarmak amacıyla "elinde önceden oluşan 1x1 cm olan abrazyonun", müvekkil davacının abisi... tarafından yapıldığını iddiasıyla kolluğa şikayet ettiğini, davalının şikayeti sonucu, davacı müvekkilinin abisi...ın 13.11.2024 tarihinde tutuklandığını, tutuklanmasının akabinde davalı, davacı müvekkilinin eşi Tansu'ya ulaşarak; "davacıya haber vermesini, kendisine 1.000.000,00-TL verilmesi halinde şikayetinden vazgeçeceğini aksi halde...ın en az 6 yıl cezaevinde kalabileceğini" belirttiğini, davacı müvekkilinin, abisinin cezaevine girmesi şokunu atlamamışken, davalının daha fazla cezaevinde kalabileceğini belirtmesi tehdidi ve korkutmasıyla iş bu senedi imzaladığını, davalının, davacı müvekkilinin eşiyle iletişime geçmesi sonucu davalının avukatı Av. ...'ın ofisinde buluşmalarını söylediğini, davacı müvekkilinin avukatla iletişime geçtiğini ve Av. ...'ın ofisinin konumunu müvekkili davacıya gönderdiğini, davalı tarafın ofiste, tarafına 1.000.000,00-TL verilmesi halinde şikayetten vazgeçeceğini aksi halde davacı müvekkilinin abisinin uzun süre cezaevinde kalacağı tehdit ve korkutmasını yinelediğini, Müvekkili davacının o kadar parasının olmadığını belirtmişse de, davalı o zaman kendisine 1.000.000,00-TL'lik senet vermesini söylediğini, davacı müvekkilinin davalının korkutması sebebiyle ve abisini cezaevinden bir an önce çıkarabilmek için 14.11.2024 tarihinde, davalının avukatlık ofisinde önüne koyduğu senede imza attığını, Müvekkili davacının, henüz abisiyle görüşemeden ve abisinin alacağı cezanın ya da cezaevinde infazının ne kadar olduğunu dahi bilmeden, korku ve aldatılma sonucu davaya konu iptali istenen senedi imzaladığını, korkutma iddialarını doğrulayan bir diğer durumun ise davalı ile davacı müvekkilinin abisinin anlaşmalı boşanma protokolünün tarihi olduğunu, 14.11.2024 tarihinde davacı müvekkilden korkutma yoluyla senet alan davalının; avukatı aracılığıyla 14.11.2024 tarihli bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlediğini, iş bu protokolün davalının anlaşmalı boşanma olarak açtığı, İzmir...Aile Mahkemesi ... E. Sayılı dosyada bulunduğunu, anlaşmalı boşanma protokolünün üçüncü maddesinde, "..., tapuda ...(kardeşi) adına kayıtlı bulunan İzmir İli, Buca İlçesi...Mahallesi,... blok...nolu Bağımsız bölümün 1/2 hissenin kendisine ait olduğunu kabul ve beyan eder. Bilgileri yazılı olan bu taşınmaz 14.11.2024 tarihinden itibaren en geç 5 ay içinde satılacaktır. Bu satış sonrası, ..., ...'ın payı karşılığında kendisine 1.000.000,00 TL vermeyi kabul ve taahhüt eder" şeklinde ibare bulunduğunu, davalı tarafın avukatı Av. ...'ın, ilgili protokolü imzalatmak için 14.11.2024-20.11.2024 tarihleri arasında, İzmir 3 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan müvekkili davacının abisi ...'ı ziyaret ettiğini ve protokolü imzalamasını, aksi halde müvekkili davalının şikayetten vazgeçmeyeceğini belirttiğini, ... tarafından iş bu protokolün imzalanmadığını, davalı taraf ise kendisinin herhangi bir hak ya da alacağı olmadığı yukarıda bilgileri verilen evden pay alabilmek için müvekkil davacıya korkutma suretiyle imzalatılan senedi, icra takibi yoluyla işleme koyduğunu, davalının davaya konu senet miktarını ödeyecek durumu olmadığı gibi müvekkil ile arasında bir borç ilişkisi de bulunmadığını, taraflar arasında kayın hısımlığı mevcut olduğunu ve senedin irade bozukluğu haliyle alındığını, bu sebeple tanık delili ile ispatının mümkün olduğunu, takibe konu senette ödeme yeri kararlaştırılmadığını, bu sebeple senedin kambiyo vasfını haiz olmadığını, bu dava sürecinde, bu nedenlerle öncelikle İzmir...İcra Müdürlüğü’nün... e. Sayılı dosyalarının yargılama sonuna kadar teminatlı veya teminatsız olarak durdurulmasına (İİK.m.72/2), takibin durdurulması taleplerinin reddi halinde, icra kasasına giren ödemelerin davalıya ödenmesinin engellenmesine, İzmir...İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasına dayanak 14.11.2024 Düzenlenme 19.12.2024 vade tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle -her ne şekilde olursa olsun- müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, Haksız ve kötüniyetli girişilen icra takibi sebebiyle, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; öncelikle kötüniyetle açılan ve yalanlar üzerine kurulu, hiç bir somut gerçekliği olmayan, hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddini talep ettiklerini, davacı, dava dilekçesinde kendisinin korkutularak, tehdit edilerek ve iradesi fesada uğratılarak senet imzalatıldığını iddia ettiğini, işbu iddia büyük bir iftiradan ibaret olduğunu, davacının kardeşi olan ... ve müvekkil ... evli olup, derdest olan boşanma davaları mevcut olduğunu, 12.11.2024 tarihinde ...'ın müvekkili ... ve müşterek çocukları olan ... ve...ı darp ettiğini, davacı taraf, her ne kadar müvekkilinin ....nın abisine iftira attığını iddia etmiş olsa da, olay sonrası müvekkilinin ve çocuklarının hastaneye sevk edildiğini, anında darp raporu alındığını, müvekkilinin karakol ifadesi sırasında vekili sıfatıyla bizzat yanında olduğu için, müvekkilinin ellerinin kesiden kaynaklı olarak kanlar içinde olmasına ve çocuklardaki cebir izlerine bire bir şahit olduğunu, davacının abisi ...'ın İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile hem müvekkili hem de çocuklar yönünden ayrı ayrı ceza aldığını ve cezası onandığını, 12.11.2024 tarihinde yaşanan olay sonrası müvekkili ve çocukların ifadesi alındıktan sonra, müvekkili karakoldan ayrıldığını ve eşi ...'ın tutuklandığını, davacının eşi olan ...'dan öğrendiğini, davacının mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde müvekkilinin ...'ı arayarak, "...davacıya haber verilmesini, kendisine 1.000.000,00-tl verilmesi halinde şikayetinden vazgeçeceğini, aksi halinde...ın en az 6 yıl cezaevinde kalabileceğini" söylediğini iddia ettiğini, İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi...Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde ise ; "... abim cezaevinde iken ...'ın avukatı tarafından arandım. ve 1 milyonluk senede imza atmazsam abim...ın en az 5-6 yıl hapishanede kalacağını iddia etti" diyerek benim kendisini aradığımı iddia ettiğini, davacının, mahkemeniz dava dilekçesi ve İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi dilekçesi arasındaki beyanların çelişkili olduğunu, davacının davasına dayanak oluşturmak maksadıyla, tarafımıza iftira attığının ortada olduğunu, Davacı ...'ın, 14.11.2024 tarihinde 10:26 ve 10:28'de tarafıma cevapsız çağrı bıraktığını, ben, daha sonra aramalara dönüş yaptığında, kendisini tanıtmış ve ofise gelmek istediğini belirttiğini, davacı, ofisine geldikten sonra abisinden haber almadığını, babasının kanser hastası olduğunu, babasına abisi ile ilgili bilgi vermesi gerektiğini ve abisinin avukatına da ulaşamadığını söylediklerini, kendisinin de bunun üzerine öncelikle İzmir Barosunu arayarak, ...'ın avukatı olan ...'ya ulaşmaya çalıştığını, ancak avukatın telefon numarası olmadığı için iletişim kuramadım ve davacının ricası üzerine, abisi olan ...'ın durumunu öğrenmek için cezaevine ziyarete gittiğini, bu görüşme sırasında, kesinlikle kendisine bir protokol vs. İmzalatmasının söz konusu olmadığını, davacıya yardımcı olabilmek adına, ...'ın vekili olan Av. ...'nın mail adresine 18.11.2024 tarihinde "... Meslektaşım merhabalar, Av. ...... ben. Baroda numaranız kayıtlı olmadığı için mail yolu ile iletişime geçiyorum. ...'ın ailesi sizinle görüşmek istiyor. Bana dönüş yaparsanız memnun olurum. İyi çalışmalar" diyerek mail attığını ve avukatın aile ile iletişim kurabilmesi için, tabiri caizse her yolu denediğini, mail attığına dair yazı ayrıca dilekçe ekinde olduğunu, davacıyı kandırmak, abisi üzerinden korkutma gibi bir niyetlerinin olsaydı, avukat ile iletişim kurmaları için bu kadar çaba sarf etmeyeceklerini, ayrıca davacı, dava dilekçesinde, müvekkilinin şikayetten vazgeçme karşılığında 1.000.000-TL para istediğini ve ...'a boşanma protokolüne imza atmaması halinde, müvekkili ...'nın şikayetten vazgeçmeyeceği yönünde tehditler de bulunduklarını iddia ettiğini, işbu iddianın da somut bir gerçekliği olmayıp, koca bir yalandan, iftiradan ibaret olduğunu, müvekkilim, kimseden hiç bir karşılık almadan ve beklemeden, kendi rızası ile, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesi... Esas sayılı dosyasında, sanık eşi ... ile ilgili şikayetinden vazgeçtiğini, müvekkilinin veya tarafımın davacı ...'dan zorla bir senet alması veya baskı oluşturarak senet imzalatmasının söz konusu olmadığını, davacı, senet borcunu ödemediği için icra takibi açılmış ve icra takibini durdurabilmek için, önce İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi...Esas sayılı dosyası ile takibi durdurmaya çalıştığını, ancak, işbu mahkemedeki talepleri ret edilince bu kez sayın mahkemenize başvurarak, yalan ve iftiralar ile senedi iptal ettirmek için huzurdaki davayı açtığını, davacının kötüniyetle açıldığını, haksız ve kötüniyetle açılan davanın reddine, kötüniyetli olan davacının, alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir, DELİLLER: İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası, İzmir...Aile Mahkemesi... e. , İzmir....Aile Mahkemesi ... e. Sayılı dosyası, İzmir...Sulh Ceza Mahkemesi...Sorgu numaralı dosyası, Savcılık Dosyası, bono delil olarak değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, irade fesadı(korkutma) altında bono düzenlendiği iddiasıyla açılmış menfi tespit davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık İzmir...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen, keşidecisi davalı ..., lehtarı davalı ... olan, 14/11/2024 düzenleme ve 19/12/2024 ödeme tarihli 1.000.000,00-TL bedelli bononun irade fesadı altında düzenlenip düzenlenmediği, davacının abisi ve davalının eşi olan ...'ın eşe karşı kasten yaralama suçu nedeniyle süren soruşturma ve tutukluluk halinin davacının iradesini fesada uğratacak nitelikte olup olmadığı ve dava konusu bononun davacının iradesinin fesada uğratılarak düzenlenip düzenlenmediği noktalarında toplanmıştır. 3-Davacı tarafça dava dilekçesinde irade fesadı oluşturduğu ileri sürülen vakıa davacının abisi olan ...'ın davalıya karşı eşe karşı kasten yaralama nedeniyle İzmir...Sulh Ceza Hakimliği'nin...Sorgu numaralı dosyası kapsamında tutuklanması ve davalı ile davalı vekilinin; ...'ın soruşturma konusu suç nedeniyle uzun süre cezaevinden çıkamayacağına yönelik söz ve davranışlarıyla davacının iradesini fesada uğratarak korkutmak suretiyle 1.000.000,00-TL bedelli senedin imzalatıldığını ileri sürmüş, delil olarak tanık, cezaevi ziyaret kayıtları ve muhtelif dava dosyası içeriklerine dayanılmıştır. 4-Davalı vekili tarafından süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde tapuda davacı adına kayıtlı olan İzmir ili Buca İlçesi... Mahallesi... nolu bağımsız bölümün davalıya ait ziynet eşyalarının satılmasıyla ve davalı hesabından gönderilen paralarla alındığını, senedin bu paralara istinaden düzenlendiğini savunmuştur. Dava konusu bono üzerinde "nakden" kaydı bulunmakta olup davalının savunmasında yer alan hususların davacıya bir miktar paranın verilmesine işaret ettiği ve senedin ihdas nedeninin değiştirilmesi mahiyetinde bir cevap bulunmadığı anlaşıldığından ispat külfetinin yer değiştirmediği ve borçlu davacı üzerinde kaldığı değerlendirilmiştir. 5-Korkutma 6098 sayılı TBK'nın 37. maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür. " şeklinde düzenlenmiştir." şeklinde düzenlenmiştir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 38/1 inci maddesine göre korkutmanın gerçekleşebilmesi için korkutulanın içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı görülebilmesi gerekir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir. Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin tehdidi (korkutması) sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz(TBK m.37). Taraflardan birinin, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir irade beyanında bulunması ya da sözleşme yapması hâlinde korkutmadan söz edilir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.419 vd.; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.471 vd.; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.97 vd.). Korkutma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak senet dışındaki delillere başvurulmasına cevaz vermiştir(6100 sayılı HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297; Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.; Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.). Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı; kambiyo senetlerinin de korkutma suretiyle elde edilebileceği ve korkutma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır. 6-Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça korkutma oluşturan vakıa olarak davacının abisi olan ...'ın eşe karşı kasten yaralama suçundan cezaevinde tutuklu bulunması ve senet imzalanmazsa şikayetten vazgeçilmeyeceğine, uzun süre tutuklu kalacağına yönelik manevi baskı oluşturulduğuna dayanılmıştır. Dosyaya celp edilen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden davacının abisi ...'ın ...'a karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama suçuyla ilgili olarak 12/11/2024 tarihli adli raporda "Sağ el 3.proksimal falanksta 1x1 cm sınırları belirgin abrazyon-Hayati risk belirlenmemiştir." şeklinde Basit Tıbbi Müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmanın bulunduğunun belirtildiği, 15/11/2024 tarihli kati hekim raporunda "Şahısta ''sağ el 3.proksimal falanksta 1x1 cm sınırları belirgin abrazyon'' olarak tarif edilen cilt bütünlüğünün tam kat bozulmadığı, ciltaltına invazyon özelliğinin olmadığı) yumuşak doku travmasına neden olan yaralanmasının; 1-Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI, 2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU, 3-Vücutta kemik kırığına - çıkığına neden OLMADIĞINI bildirir rapordur." Şeklinde rapor düzenlendiği ve davalının yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğunun anlaşıldığı, şüpheli ...'ın İzmir ...Sulh Ceza Hakimliği'nin ...gu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, 17/12/2024 tarihinde tahliye edildiği, İzmir...Mahkemesi'nin... Esas ...Karar sayılı 21/01/2025 tarihli kararıyla 250 gün karşılığı adli para cezasıyla neticeten 25.000,00-TL adli para cezasına mahkum edildiği, kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleştiği, kesinleşme sonucu İzmir...Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasına denetim süresinde suç işlendiğinden bahisle ihbarda bulunulduğu görülmüştür, Buna göre, her ne kadar davacı tarafça davacının abisi olan ...'ın davalıya karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama suçu nedeniyle şikayet hakkının kullanılması ve cezaevinden uzun süre çıkarılmamasına yönelik korkutma içeren söz ve davranışlarla davacının manevi cebir altında bonoyu imzaladığı ileri sürülmüş ise de davacının abisi olan ...'ın soruşturma ve kovuşturma konusu olan eşe karşı kasten yaralama suçunun şikayete tabi suçlardan olmadığı gibi 12/11/2025 tarihli adli muayene raporunda dahi yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, davacının abisi ...'ın adli sicil kaydında daha önceden de yine HAGB açıklamasına konu olan İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyada eşe karşı kasten yaralama suçu nedeniyle yargılama yapılıp mahkumiyet hükmü kurulduğu dikkate alındığında davacının abisi ...'ın ilk kez eşe karşı kasten yaralama suçu nedeniyle ceza tecziyesiyle karşı karşıya kalmadığı, bu haliyle davacının, abisinin tutukluluk halinin sona ermesi için avukat bürosunda önüne konulan senede imza attığı ileri sürülmüş ise de şikayete bağlı olmayan ve basit yaralama niteliğindeki suç nedeniyle soruşturma altında olup tutuklu olmasının-özellikle cezasızlık algısının toplumda yaygın bir kanaat olarak yerleştiği son yıllarda- davacının iradesini fesada uğratabilecek nitelikte ağır ve yakın bir zarar tehlikesi olarak kabulünün mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. 7-Davacı tarafça dava dilekçesinde davacının kişisel durumu itibariyle abisiyle görüşmeden ve cezanın miktarını ve infazının miktarının ne kadar olduğunu bilmeden korku ve aldatma sonucu bononun imzalandığı ileri sürülmüş ise de ülkemizde ortalama yetkişkin bir bireyin yaralama cezalarında alınabilecek cezaların ve cezaevinde kalış sürelerini gerek çevre gerekse basın-yayın yoluyla bilebilecek durumda oldukları, hatta bu hususta ülkemizde yoğun bir cezasızlık algısının mevcut olduğu, basit yaralamaya nazaran çok daha ciddi düzeyde işlenen suçlarda bile sıklıkla yeterli düzeyde infazın sağlanmadığına yönelik herkesçe bilinen, maruf ve meşhur vakıa olarak kabul edilebilecek düzeyde bir algının bulunduğu, bu haliyle yetişkin bir birey olan davacının soruşturma konusu yaralama suçu nedeniyle abisinin uzun yıllar cezaevinde kalacağına yönelik korku duymasının olağan hayat akışına uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafça tanık deliline dayanılmış ise de tanıkların bir vakıayı ispat aracı oldukları, davacının dayandığı vakıanın abi ...'ın tutuklu bulunması nedeniyle tutukluluk halinin sonlandırılması amacıyla bononun imzalandığına yönelik olduğu, dayanılan vakıanın niteliği itibariyle "ağır" ve "yakın" bir zarar tehlikesi olarak değerlendirilemeyeceği düşünüldüğünde tanık beyanları dinlenilerek davacının bu şekilde korkutulduğuna yönelik beyanda bulunulsa dahi korkutma gerekçesi olarak gösterilen vakıanın irade fesadı oluşmasına yeter düzeyde ağır ve yakın bir tehlike içermediği, davalı tarafça davacının abisinin uzun yıllar cezaevinde kalabileceği söylenmiş olsa dahi bu durumun korkutma olarak irade fesadı oluşturacak niteliğinin bulunmadığı gözetilerek davacı tanıklarının dinlenilmelerine gerek görülmemiş ve mevcut deliller dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. 8-Davacı tarafça yemin deliline dayanılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere delillerin vakıayı ispata yarayan bir araç oldukları, davacının dayandığı vakıanın(...'ın cezaevinden çıkarılması için bononun imzalandığı) niteliği itibariyle korkutma oluşturacak düzeyde bir irade fesadına sebebiyet vermeyeceği kabul edildiğinden ispatlayacağı maddi vakıanın davanın davacı lehine sonuçlanmasına etkisi bulunmayacağından yemin delilinin hatırlatılmasına gerek görülmemiştir. 9-Yargılama sırasında davacı vekili tarafından süre talep edilmiş ise de davada basit yargılama usulünün uygulandığı, 6100 sayılı HMK'nın 321/1.maddesinde "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez. " hükmünün düzenlendiği ve yasal düzenleme uyarınca taraflara tahkikatla ilgili beyanda bulunmak için ayrıca süre verilmeyeceği, kaldı ki davalı cevap dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiği, mahkememizce yargılamaya etki edecek tüm delillerin toplandığı dikkate alındığından duruşmaya o celse getirtilen bir delil bulunmadığından taraf vekillerinin yeni bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek yeni bir delil veya vakıayla karşılaşmadıkları gözetilerek süre verilmesi talebi yerinde görülmemiş ve hüküm kurmaya elverişli delillerin mevcut olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir. 10-Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de mahkememizce icra takibiyle ilgili ihtiyati tedbir uygulanmadığı ve davalı alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı dikkate alınarak şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 17.077,50-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 16.462,10-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 152.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/419, K. 2025/699, T. 17.07.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-419-e-2025-699-k-833778480e26