İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/44 E. 2025/246 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/44
- Karar No
- 2025/246
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/44 Esas KARAR NO : 2025/246 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2017 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/07/2017 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ...'nın ikamet ettiği ... Üzerinde kendisine ait ... plakalı aracını park ettiği sırada aracın arka camının kırılması ile aracın arkasında bulunan çantanın çalınması suretiyle meydana gelen hırsızlık sebebiyle 14/07/2017 tarihinde ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ... Polis Merkezi Amirliğine başvuruda bulunulduğunu, müvekkilinin çantasında bulunan ...firmasına ait şirket kaşesi, temsilciler ... ve ...'a ait imza sirküleri, vekalet evrakları ile...ile ... seri numaralı ihtiva eden 1 adet fatura koçanı ile ...bank ... şubesinin... hesabı üzerine keşide edilen 16 adet boş çekin çalındığını, bu kapsamda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunulduğunu, çek yapraklarından davaya konu ...bank ... şubesine ait ... seri numaralı, 30/10/2017 tarihli 50.000 TL bedelli çekin müvekkili adına sahte imzalarla imzalanarak davalı ... emrine piyasaya sürüldüğünü, diğer davalıların ciroladığını, bu kapsamda dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen çekin hiçbir zaman müvekkilinin uhdesinde bulunmadığını, müvekkilinin çekte kaşe ve imzasının bulunduğunun dava dilekçesinin tebliğ alındıktan sonra haberdar olunduğunu, çekteki imzasının müvekkiline ait olmadığını, bu kapsamda savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece ...ile arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, diğer davalılar ile davacı şirketler arasında ticari bir ilişkisinin bulunmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. Diğer davalılara usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da bu davalılar yönünden gelen olmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE Mahkememizce dava konusu ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir. Mahkememizce dava konusu celp edilen ... 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip alacaklı ... tarafından borçlular ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ...Ltd. Şti. ile ...adına 50.000 TL asıl alacak, 507,53 TL faiz, 5.000 TL Çek tazminatı ile 150,00 TL komisyon bedelinden oluşan toplam 55.657,53 TL bedelin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlataldığı tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; takibe konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Mahkememizin 25/10/2019 T ... E ... K sayılı kararı ile verilen karar İstanbul BAM 44. HD'nin 21/12/2023 T ... E...K sayılı kararı ile dosyanın konusunun ...bank ... Şubesine ait 30.10.2017 keşide tarihli ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çek olmasına rağmen mahkemece dava konusu olmayan çek üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı ve davaya konu çek ile ilgili karar verilmesiği gerekçesi ile kaldırılmıştır. İstinaf kaldırma kararından sonra davaya konu çek olan ...bank ... Şubesine ait 30.10.2017 keşide tarihli ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çek üzerinde imza incelemesi yapılamak üzere söz konusu çekin temini için yazılan müzekkerelere ...bank tarafından verilen 17/09/2024 tarihli cevabi yazıda çek aslının işlemsiz iade edildiği bildirilmiş ve cevabi yazı ekinde çek fotokopileri incelendiğinde çekin davalı ...Tic. Ltd. Şti. Tarafından ibraz edildiği ve çek aslının ...Ltd. Şti.'nde olması gerektiği anlaşılmıştır. ... Ltd. Şti.'ne çek aslını sunması ve çek aslı elinde değilse aynı sürede çekin nerede olduğu hususunda mahkememize bilgi vermesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş fakat çek aslı şirket tarafından mahkememize ibraz edilmediği gibi çekin bulunduğu yer ile ilgili bilgide verilmemiştir. HMK 220/ 1 maddesinde "İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir." hükmü bulunmakta olup ,HMK 220/3 Maddesinde "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü bulunduğundan, davacı taraf dava dilekçesi ile davaya konu olan ...bank ... Şubesine ait 30.10.2017 keşide tarihli ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çek üzerindeki imzayı inkar ettiğinden ve ...'tan gelen yazı cevabı ile bu çekin davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin elinde olduğu anlaşıldığından davalı şirkete HMK 220/1 maddesi gereği süre verilmiş ve verilen süre içerisinde çek aslı mahkememize sunulmamıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Menfi tespit davalarında ise ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). HMK’nın 201. maddesinde “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur (HMK m. 200). Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Somut olayda ise ispat külfeti davalı alacaklıdadır. Davalı davaya konu çek altındaki imzanın davacı borçluya ait olduğunu ispatlamak durumundadır. Davalı taraf davaya konu çekin kendisinde olduğunun anlaşılması üzerine HMK 220/1 maddesi gereği kendisine verilen sürede çek aslını mahkememize ibraz etmediği gibi çek aslının bulunduğu yeri de mahkememize bildirmediğinden HMK 220/3 maddesi de dikkate alındığında üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmemiştir ve bu sebeple mahkememizce davaya konu çek altında bulunan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığına karar verilmiş ve davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Davanın kabulü ile ...bank ... Şubesine ait ... seri numaralı 30.07.2020 tanzim tarihli 50.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Şirketi olan çek sebebi ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.415,50-TL harçtan peşin alınan 853,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 -TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvurma harcının 853,88-TL peşin harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına 5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 1.445,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır