Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/615 E. 2025/893 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/615
- Karar No
- 2025/893
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/34 E., 2025/55 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile Nevşehir Belediye Başkanlığı arasında 27.10.2015 tarihli ve 2015/116532 ihale kayıt numaralı ile 20.09.2016 tarihli ve 2016/281145 ihale kayıt numaralı elektrik alım sözleşmelerinin imzalandığını, belediyeye yönelik olarak 12.12.2018 tanzim ve 31.12.2018 vade tarihli, 1.641.570,20 TL bedelli fatura düzenlendiğini, faturanın 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddesi gereğince çıkarılan 20.08.2018 tarihli ve 2018/11993 sayılı KHK uyarınca tahakkuk ettirildiğini, belediye aleyhine 31.12.2018 tarihli fatura sebebiyle Nevşehir İcra Müdürlüğünün 2019/42441 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, itirazın iptali için açılan davanın Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/560 Esas, 2021/448 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, bu karara karşı istinaf başvurularının ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2022 tarihli ve 2020/1720 Esas, 2022/1694 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, bu kararın da yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli ve 2022/7806 Esas, 2023/1003 Karar sayılı kararıyla onarak kesinleştiğini, hukuki süreçte Kamu İhale Kanunu'na göre hazırlanan sözleşmedeki hükümlerin dikkate alınmadığını, kanunun açık hükmüne aykırı davranılması ve hakkın yerine getirilmekten kaçınılması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46/c ve e maddelerinde belirtilen koşulların oluştuğunu, ihbar olunanlar tarafından sözleşmenin 14. maddesinin dikkate alınmadığını, yerel mahkemece Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan görüş alındığını ve fiyat farkı düzenlenemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmayıp fiyat farkı düzenlenebileceği şeklinde tespite rağmen davanın aleyhlerine sonuçlandığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek HMK’nın 109. maddesine göre şimdilik toplamda 11.000,00 TL davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; HMK’nın 46. maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığından davacının tazminat talep hakkının mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25.02.2025 tarihli ve 2024/34 Esas, 2025/55 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, hakimlerin yargısal faailiyetlerinden dolayı Devletin hukuki sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a)Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, b)Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, c)Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, ç)Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, d)Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, e)Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. Hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla birlikte, hakimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da teminat altına almak amacıyla hukuki sorumluluğunun tespiti özel bir usule tabi tutulmuştur. Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir. Hakimin sorumluluğu nedeniyle dava açılabilmesi için kanunda sayılan sebeplerin varlığı gerekmekte olup kanunda sayılmayan sebeplerden dolayı tazminat davası açılamaz. Bu tür davalarda davacı, hakimin yargılama faaliyetinin 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplerden birisine girdiğini, yani hakim tarafından hukuka aykırı (haksız) yargısal işlem/eylem yapıldığını, hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür. Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine açılan eldeki tazminat davasında davacı tarafından davaya dayanak yapılan iddialar özetle; 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu’nun geçici 3. maddesinde elektrik alım sözleşmelerine ek fiyat farkının düzenlendiğini, buna dayanılarak ek fiyat farkı faturası tanzim edildiği, yapılan takipte borca itiraz edildiği ve faturaların ödenmediği, açılan itirazın iptali davasının aleyhlerine sonuçlanarak kesinleştiğini, sözleşmenin 14. maddesinin dikkate alınmaması sebebiyle hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığı, fiyat farkı düzenlenmeyeceğine ilişkin bir hüküm ve tespit bulunmasına rağmen verilen kararlarla hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığı, adil yargılanma ve kanunilik ilkelerinden sapıldığı iddialarıdır. 6100 sayılı HMK'nın 46. maddesinde sayılan sebeplere bakıldığında bu sebeplerin tamamının nitelikleri gereği hukuka aykırılık taşıdığı ve hakimin ağır kusuruna (hatta kastına) dayalı olduğu (örneğin; taraf tutma, duruşma tutanağında yazılı olmayan sebeple karar verme, menfaat karşılığı karar verme, kanuna açık aykırılık, adalet dağıtmaktan kaçınma, duruşma tutanağını tahrif vs.) görülmektedir. Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez. Çünkü HMK'nın 46.maddesindeki koşullar hakimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde başka türlü yorumlanması mümkün olmayan hukuk kurallarının yanlış uygulanması söz konusu olduğunda oluşabilecektir. Somut olayda HMK'nın 46. maddesindeki koşullardan hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Davacı, HMK'nın 46. maddede sayılan sınırlı hukuki sorumluluk nedenlerinin eldeki davada gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan HMK’nın 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, bu konuda dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde bulundurulmuş ve 500,00-TL disiplin para cezasının verilmesinin uygun olacağı değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 46. maddesindeki koşullar oluşmadığından davanın esastan reddine, 2-HMK'nın 49.maddesine göre takdiren 500,00-TL disiplin para cezasının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL'den mahsubuna, kalan 187,80 TL'nin davacıdan tahsiline ve hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 11.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. GEREKÇE 8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır. 10. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.