Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/618 E. 2025/910 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/618
- Karar No
- 2025/910
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2025/90 E., 2025/101 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı Yargıtay 4. Hukuk Dairesine İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla 2025/58 Esas numarası ile adli yardım talepli olarak açılan ve tefrik edilerek yukarıdaki esas numarasına kaydedilen davada özetle; dava dışı ...Kozmetik ve Dış Ticaret Ltd. Şti’nin kurucusu ve %91 hisse ile hâkim ortağı olduğunu, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada sahte senet tanzim edilerek Avukat ... tarafından plan gereği alınan ihtiyati haciz kararı ile şirket merkezindeki tüm bilgisayarlara haciz konularak verilerin yok edildiğini, mahkeme hâkimlerince alınan hukuka aykırı kararlar ile şirketin tüzel kişiliğinin resen terkin edilmesine neden olunduğunu, avukatın sahte senetle başlattığı icra takiplerinde sahte kıymet takdiri raporları esas alınarak tüm ürünlerin yağmalandığını, şirketin batırılması akabinde hakkında sözü edilen avukatın sahte suç duyurularına istinaden Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında kırk civarında soruşturma başlatıldığını, bu soruşturmalarda Cumhuriyet Savcılarının delillerini toplamadığını, açılan ceza davalarında da aynı usulsüzlüklerin yapıldığını, kendisine ve aile efradına karşı işkence ve soykırım suçları işlendiğini, suç duyurusunda bulunduğunu, evrakın hâlen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunduğunu, şirketin batırılması ile ilgili İstanbul ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yaptığı şikâyetlerle ilgili olarak ısrarla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararlar verildiğini, sulh ceza hâkimleri tarafından itirazlarının reddedildiğini, avukatın sahte ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle yaptığı disiplin ve suç duyuruları bulunduğunu ileri sürerek Avukat ...’ın müsnet suçlarına rağmen kendisine avukatlık yaptırılması ile 1.000.0000 Euro’nun üzerinde zararına neden olunmasından dolayı ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla Adalet Bakanlığından 250.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Özel Daire Kararı 5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.05.2025 tarihli ve 2025/90 Esas, 2025/101 Karar sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamından davacının Cumhuriyet Savcıları ve ceza hakiminin yargısal faaliyetleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasına ilişkin olarak Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla 2025/58 E, 2025/100 K sayılı dosyada görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği; ilgili olduğu davalarda karşı taraf vekiline avukatlık yaptırılmasına ilişkin olarak tazminat istemi yönünden ise tefrik kararı verilerek yukarıdaki esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a)Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, b)Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, c)Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, ç)Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, d)Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, e)Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. Somut olayda HMK’nun 46 maddesine konu olabilecek şekilde bir yargılama faaliyeti söz konusu değildir. Davacı dava dilekçesinde eldeki dava yönünden taraf olduğu davalarda bazen karşı taraf vekili, bazen şüpheli, sanık veya müşteki olarak yer alan ... isimli kişiye yasal avukatlık yaptırılmasına izin verilmesi nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak tazminat istediği, yargısal faaliyete dayalı olmadığı, davalı idarenin haksız eylemine ve yürütülen idari görevde hizmet kusuruna dayanıldığı, davacının idari yargıda dava açılabilme imkanının bulunduğu, adli yargı yolunun görevli olmadığı dikkate alınarak dava dilekçesinin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Öte yandan davanın usulden reddine karar verilmekle HKM’nun 49 maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmemiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Dava dilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle HMK’nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,..." karar verilmiştir. 6. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 7. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının kararı adli yardım talepli temyiz ettiği dikkate alındığında adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı; adli yardım talebinin reddine karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin yatırılması bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 366. maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 344. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 8. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334. maddesinin 1. fıkrası, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 10. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 11. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419). 12. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise "taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması"dır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 13. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK'nın 336. maddesinin 2. fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 14. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 15. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır. Bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçütünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar). 16. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye geri çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427). 17. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, HMK'nın 337. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi uyarınca adli yardım talebi reddedilenin ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak tekrar talepte bulunması mümkündür. 18. Somut olayda davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine adli yardım talepli dava açtığı, dava dilekçesinde sahte ve hukuka aykırı eylemlerine rağmen Avukat ...'a avukatlık yaptırılması nedeniyle Adalet Bakanlığından maddi ve manevi tazminat talep ettiği, Özel Dairece tensiple yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verildiği, davacının gerek dava dilekçesine gerekse temyiz dilekçesine adli yardım talebinin kabul edildiğine ilişkin Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile yaşlılık aylığından yapılan kesintilere ilişkin belgeler ve ayrıca taşınmaz kaydı bulunmadığına dair derkenarın mevcut olduğu Maltepe Kaymakamlığına hitaben yazılan dilekçe sunduğu anlaşılmış olup sözü edilen belgeler kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, Özel Dairece dava dilekçesinin usulden reddine karar verildiğinden temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerekmekle bunlar yüklü bir miktar olmadığı gibi davacının kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmakla adli yardım talebinin HMK'nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından reddine karar vermek gerekmiştir. 19. Hâl böyle olunca temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından; a) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 344. maddesi uyarınca; i) Temyiz harçlarının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacıya yazılı olarak bildirilmesi, ii) Verilen kesin süre içinde temyiz harçları tamamlanmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek davacıya tebliğ edilmesi, b) Verilen kesin süre içinde; i) Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde, ii)Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.