Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/209 E. 2026/463 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2026/209
Karar No
2026/463
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1782-1889

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın göçmen kaçakçılığı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1-a, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluğuna ilişkin Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.09.2023 tarihli ve 401-630 sayılı hükme yönelik sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyanın gönderildiği Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 04.12.2023 tarih ve 1007-1215 sayı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesi uyarınca kaldırılarak sanık hakkında CMK'nın 223/2-d maddesi uyarına ceza verilmesine yer olmadığına; bu hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 16.04.2025 tarih, 3621-6886 sayı ve oy çokluğu ile; "...Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2020 tarih, 2018/116 E. 2020/279 K. sayılı kararı uyarınca, yasal olmayan yollardan Türkiye'ye giren, ikamet ya da çalışma izni olmayan, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istediği anlaşılan Afganistan uyruklu göçmenleri, kaçak olduklarını bildiği hâlde istihdam etmek ve bu şahsın ülke içerisinde bir yerden başka bir yere gitmelerine aracı olmak suretiyle göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarına imkân sağlaması, kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmen yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi hâlinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 79/1-a maddesi kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu, sanığın bu eylemi aynı zamanda çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştırma kabahatine de uymakta ise de Kabahatler Kanunu'nun 15/3. maddesi uyarınca yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 79/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; "…Özellikle Suriye'deki iç savaş üzerine ülkemize gelen çok sayıda Suriye vatandaşının bulunması, bu kapsamda 22.10.2014 tarihinde geçici koruma yönetmeliğinin yürürlüğe konularak Suriye vatandaşlarının ülkede kalmalarına izin verilmesi, ülkemizde farklı iş kollarında çok kişinin çalışıyor olması, sanığın bilgi düzeyi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel şartlar göz önünde bulundurulduğunda sanıkların göçmenleri çalıştırması eyleminin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünün kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle sanığın fiilinin haksızlık oluşturduğu konusunda düştüğü kaçınılmaz hata nedeniyle hakkında TCK 30/4 ve CMK 223/3 madde uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın usul ve yasa'ya uygun olduğu, onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki düşüncesine katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Bölge Adliye Mahkemesi ise 24.09.2025 tarih ve 1782-1889 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2025 tarihli ve 124293 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 11.02.2026 tarih, 11692-3102 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen göçmen kaçakçılığı suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hüküm kurulmadan önce usulüne uygun olarak Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün alınıp alınmadığının, bu bağlamda hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve ayrıca son söz sanığa verilmeden yargılamaya son verilip hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince bozmadan sonra yapılan yargılamanın 24.09.2025 tarihli oturumunda bozma ilamı okunarak hazır bulunan sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısından bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının; "Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur." şeklindeki beyanından sonra Cumhuriyet savcısına esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve sanığa son sözü de sorulmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243; 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Özel Dairenin bozma kararı sonrasında gerçekleştirilen 24.09.2025 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur." şeklindeki düşüncenin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağının bulunmadığı, bu nedenle Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve sanığa CMK'nın 216/3. maddesine aykırı olacak şekilde son sözü de sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince kurulan direnme kararına konu hükmün bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince verilen 24.09.2025 tarihli ve 1782-1889 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve sanığa son sözü sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2026/209, K. 2026/463, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2026-209-e-2026-463-k-3c6586c39c0a