Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/10 E. 2026/218 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/10
- Karar No
- 2026/218
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 99-379
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 103/1-2.cümlesi 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2015 tarihli ve 99-379 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 05.11.2024 tarih ve 12403-9457 sayı ile; "Sanık müdafiinin yüzüne verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 04.02.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1 fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı," gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ve "..vekalet ücretinin sanıktan alınarak Katılan’a verilmesine' ibaresinin çıkarılarak yerine 'vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile Katılan'a verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.07.2025 tarih ve 66559 sayı ile; "...Karar tarihi itibarıyla; 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin de süresinde olduğu ve bu itibarla aynı sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı temyiz isteminin esastan incelenmesinin gerektiği, sanık müdafisinin 23.12.2015 tarihinde tefhimle yüzüne karşı verilen hükme yönelik UYAP ortamında iki gün sonra 25.12.2015 tarihinde sunduğu dilekçesinin hükümden sonra verilmiş olması ve içeriğinde her ne kadar savunmaya yönelik ifadeler yer almışsa da sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiği ve dilekçesinin sunulduğu tarih ile içeriği gözetildiğinde hükmü temyiz iradesi içerdiği anlaşılmıştır. ...Bu itibarla temyiz talebinin süresinde olduğu ve hükmün esastan incelenerek karar verilmesi gerektiğinden, sanık ... hakkında, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2015 gün ve 2014/99 Esas - 2015/379 Karar sayılı hükmüne yönelik Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 05/11/2024 gün ve 2021/124 03... /9457 Karar sayılı ilamına ilişkin Yüksek dairenin sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin reddine ve '...IV' paragrafıda yer alan 'vekalet ücretinin sanıktan alınarak Katılan’a verilmesine' ibaresinin çıkarılarak yerine 'vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile Katılan'a verilmesine' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin düzeltilerek onanmasına ilişkin karara yönelik, CMK'nın 308. maddesinde yazılı itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurmak gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.10.2025 tarih ve 6227-8023 sayı ve ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında Özel Dairenin vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onama kararına karşı yapılan itirazın diğer sanıklara sirayetinin mümkün olmadığı görülmekle inceleme, Yerel Mahkemece sanık ... hakkında verilen hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık müdafiinin 25.12.2015 tarihinde UYAP üzerinden gönderdiği dilekçenin temyiz iradesi taşıyıp taşımadığı, taşımadığı sonucuna ulaşılması hâlinde Ceza Genel Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 99-536 sayılı içtihadı uyarınca kanun yolu başvurusu için ayrıca sanığa tebligat yapılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılamada 20.10.2015 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkında mütalaa verildiği, 23.12.2015 tarihli karar duruşmasında sanığın yokluğunda, sanık müdafiinin ise hazır bulunduğu duruşmada sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin 25.12.2015 tarihinde UYAP sistemi üzerinden havale ettiği 09.12.2015 tarihinde e-imza ile imzalanmış ve UYAP'a ayrıca 09.12.2015 tarihinde savunma dilekçesi olarak da sunulmuş dilekçenin konu kısmının: "Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanlarımız ve esasa ilişkin savunma" şeklinde olduğu, dilekçenin içeriğinde Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına katılmadıklarının, olaya dair somut delil bulunmadığının, katılan mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunun belirtildiği, dilekçenin sonundaki özet kısmında; katılan mağdurenin hayatın olağan akışına aykırı, çelişkili, hiçbir somut delille desteklenmeyen beyanlarının tek başına kabul edilmesine imkân olmadığı, sanığın ifadelerinin tutarlı, samimi olduğu ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği savunulduktan sonra sonuç ve istem kısmında; sanığın beraatine karar verilmesi, cezalandırılması hâlinde lehe olan hükümlerin uygulanması talebinde bulunulduğu, dilekçenin UYAP sisteminde "Temyiz Başvuru Dilekçesi" sekmesi altına kayıt edildiği, gerekçeli kararın sanık müdafiine 28.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığa ise tebligat çıkarılmadığı, 04.02.2016 tarihli dilekçede sanık müdafiinin dilekçesinin konu kısmının; "bozma talepli temyiz" şeklinde olduğu, içeriğinde sübut bulunmadığı, eksik araştırmayla hüküm verildiği sebepleriyle gerekçeli temyiz dilekçesi sunulduğu, Özel Dairece 05.11.2024 tarih ve 12403-9457 sayı ile sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine, katılan vekilinin temyiziyle yapılan incelemede hükmün vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği, sanık müdafii tarafından 25.05.2025 tarihli karar düzeltme talepli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan dilekçede 25.12.2025 tarihinde temyiz dilekçesinin hazırlanıp e-imza ile imzalandığını ancak sehven 09.12.2015 tarihli dilekçeyi 25.12.2015 tarihinde UYAP'a yüklediklerini belirttiği, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince 31.07.2025 tarihinde hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE 1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun "Temyiz sebebi" başlığını taşıyan 307. maddesi; "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir." hükmünü içermektedir. Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere CMUK’da temyiz sebebi kanuna aykırılık olarak belirlenmiştir. Bu kavram ''bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması'' şeklinde tanımlanmış olup öğretide de geçmişten bu yana kanuna aykırılık kavramı geniş yorumlanmış ve bu ifadenin yazılı hukukla sınırlı anlaşılmaması gerektiği, bu nedenle yazılı hukuka ek olarak; içtihada aykırılık, tecrübe ve mantık kurallarına aykırılık, öğretiye aykırılık, maruf ve meşhur olan şahsi bilgilerdeki hataların da kanuna aykırılık kapsamında denetlenebileceği, ayrıca uluslararası hukuka ve evrensel hukuki değerlere aykırılığın da temyiz nedeni olarak ileri sürülebileceği ifade edilmiştir. CMUK’un ''Temyiz istidası ve ihtiva edeceği noktalar'' başlığını taşıyan 313. maddesinde ise; "Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını talep etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir. Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci hâlde kanuna muhalif olan vak’alar izah olunur." ibarelerine yer verilmek suretiyle temyiz dilekçesinin hangi hususları içermesi gerektiği açıklanmıştır. Davasız yargılama olmaz. Temyiz yargılaması da kanunun öngördüğü usule uygun açılmış bir temyiz davasının varlığı ile mümkündür. Usulüne uygun bir temyiz davasının, temyiz edilebilir bir kararın/hükmün, temyize hakkı olanlarca, süresinde ve temyiz sebeplerini havi bir dilekçe ya da tutanakla ikame olunabileceğinde de tereddüt yoktur. Yargılama makamlarının verdikleri kararlarda bir aykırılık veya yanılma olması durumunda bu hataları giderme yetkisi kanun yolu adı verilen denetim ile sadece yargılama makamları tarafından yapılabilir. Kanun yolu, aykırılıkları gidermek ve isabetli karar verilmesini sağlamak bakımından, sanık için olduğu kadar toplum için de büyük bir teminat olduğundan, bir insan hakkıdır (Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2017, s. 859, 860.). "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" (Anayasa madde 36, İHAS madde 6). Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir( İHAS Ek 7 numaralı Protokolün 2. maddesinin 1. fıkrası). CMK'nın, 6352 sayılı Kanun'un 95. maddesi ile eklenen 38/A maddesinin üçüncü fıkrasında aynı Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve kararın elektronik ortamda düzenlenebileceği, işlenebileceği, saklanabileceği ve güvenli elektronik imza ile imzalanabileceği, dördüncü fıkrasında, güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararların diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderileceği, dokuzuncu fıkrasında ise elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda biteceği, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrasında taraf ve vekilleri ile diğer ilgililerin güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla birimlere elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilecekleri, 6. fıkrasında da gelen evraktan sorumlu personelin UYAP üzerinden birimlere gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhâl ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktaracakları, onay gerektiren evrakın ilgilinin iş listesine yönlendirileceği hüküm altına alınmıştır.(CGK.12.03.2019 tarihli ve 314-201 sayılı kararı) Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, 22.02.2018 tarihli ve 2015/19 50... .11.2022 tarihli ve 2018/20830 başvuru sayılı bireysel kararlarında; dilekçelerin sunulması yöntemine ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten kaçınmalarını, ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden bireylere yüklenmemesi gerektiğini, bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabileceğini, özellikle kanun yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan (süre tutum dilekçesi veren) başvurucular yönünden bu tür müdahalelerin, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabileceğini belirterek aksi yöndeki uygulamaların aynı maddede güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açtığını vurgulamıştır. 2. Hukuki Değerlendirme Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2015 tarihli ve 99-379 sayılı hükmün, sanığın gıyabında, müdafiin hazır bulunduğu duruşmada tefhim edilmesi üzerine, sanık müdafiinin UYAP üzerinden 25.12.2015 tarihinde söz konusu dilekçeyi gönderdiği, Özel Dairece 05.11.2024 tarih ve 12403-9457 sayı ile bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra 04.02.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, resen temyize de tabi olmadığından bahisle sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine karar verilerek katılan vekilinin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılan dosyada; Hükmün verilip tefhim kılındığı 23.12.2015 tarihli celseden iki gün sonra ve temyiz süresi içinde sanık müdafii tarafından gönderilen 25.12.2015 havale tarihli dilekçenin, konu kısmı her ne kadar "Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanlarımız ve esasa ilişkin savunma" şeklinde düzenlenmiş ise de UYAP sisteminde "Temyiz Başvuru Dilekçesi" sekmesi altında bulunduğu anlaşılmaktadır. Hüküm celsesin sonra gönderilen ve içeriği itibarıyla katılan mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğu ve sanığın beraatine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin savunmalara yer verilen dilekçenin sadece 20.10.2015 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen esas hakkında mütalaaya yönelik olduğunu kabul ederek temyiz iradesini taşımadığını kabul etmek, sanığın mahkemeye etkin erişim hakkını engelleyecek ölçüde aşırı şekilci bir yorumdur. Sanık müdafiinin 28.01.2016 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli karardan sonra 04.02.2016 tarihinde diğer temyiz sebeplerini de bildirmesi karşısında 25.12.2015 tarihinde gönderilen dilekçenin, hükmün kanun yolu denetiminden geçmesi isteğine ilişkin olduğu, bu itibarla mezkûr dilekçenin sanık hakkında verilen hükmü temyiz iradesi taşıdığı kabul edilmelidir. Ulaşılan bu sonuç karşısında sanığa ayrıca tebligat yapılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 05.11.2024 tarihli ve 12403-9457 sayılı sanık ... yönünden temyiz isteminin reddine ve katılan vekilinin temyiziyle incelenen hükmün vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına dair kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi de gözetilerek temyiz incelemesi yapılması için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.