Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/23 E. 2026/216 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/23
- Karar No
- 2026/216
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 262-1162
I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın olası kastla nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-g, 21/2, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.11.2020 tarihli ve 275-298 sayılı resen istinafa tabi hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından da istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 28.09.2021 tarih ve 262-1162 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.02.2024 tarih ve 6851-734 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.06.2024 tarih ve 2023/74559 sayı ile; "...Gece yarısından sonra sabaha yakın saatlerde inceleme dışı sanık ...’ın sevk ve idaresinde olan otomobil ile aynı yöne gitmekte olan sanık ...'in kullanımında bulunan motosikletin beraberlerinde yolcu olarak bulunan tanıklar ... ve ... ile seyir hâlinde bulundukları sırada sanıklar ... ile ... arasında yol verme sebebi ile tartışma yaşanması sonrası araçlarından inerek karşılıklı olarak birbirlerinin üzerine yürüdükleri sırada ...'ın üstünde taşıdığı ruhsatsız tabancayı çekerek sanık ...'in ayağına doğrulttuğu, bu sırada olay yerinden geçmekte olan resmi polis otosunun durduğu, tanık ...'nin ...'da tabanca olduğunu söyleyerek yardım istemesi ve arbedeyi görmeleri nedeniyle polis memurları maktul ... ile tanık ...'in araçtan indikleri, bunu gören ...’ın silahı beline koyduğu, polislerin iki ayrı yönden kavga edenlerin yanına yaklaştığı esnada sanık ...'in ...'ın belinden tabancayı bir anda çekip alarak kabzası ile ...’ın omuzuna vurduğu ...’ın geri çekilerek karşı koyduğu sırada ikinci kez vurduğunda silahın patladığı ve yanlarına yaklaşmış olan polis memuru ...’in silahtan çıkan kurşun ile yaralanarak kaldırıldığı hastanede ölmesi şeklinde gerçekleşen olayda; Olay yerine ait mobese ve özel kişilere ait kamera kayıtları izlendiğinde; 1- İlk derece mahkemesinin gerekçesinde belirtilen, hedef gözetmeksizin ateş etme veya nişan alarak silah kullanma gibi bir olayın olmadığı, 2- Saat 04:38:50 de sanıkların itiş kakış halinde bulundukları, sanık ...'in ...'ın belinden 04:38:54 de tabancayı alıp omuzuna vurduğu, beş saniye sonra ...'in ...'ın omuzuna ikinci defa sopa şeklinde kullanarak elindeki tabancanın kabzasıyla vurması sonrası silahın patladığı ve olaya müdahale için yan taraftan yaklaşmakta olan maktül ...'in yaralandığı, 3- Sanık ...’in bunu fark ederek kavgayı derhal bırakıp yaralının yanına geldiği, 4- Diğer inceleme dışı sanığın arkadaşıyla birlikte olay yerinden hemen uzaklaştığı, görülmüştür. Silahın kim tarafından kurulduğu görüntülerden net olarak anlaşılamadığı gibi, iki sanıkta bunu kabul etmemiş, görgü tanıkları da birlikte oldukları sanıklar lehine beyanda bulunmuşlardır. Asıl muhatabı olan ...’a karşı bile tabancanın kabzesiyle yaralama kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanığın ölürse ölsün düşüncesiyle fiili işlediğinin kabulü tüm dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Sanığın silahı kurduğu kesin olmamakla birlikte öyle olsa bile patlama ihtimalinin varlığı bir an için kabul edilse dahi sanık sonucu istememiştir. Polis memurunun ölümünü kabullenebileceğini gösteren bir oluş ve delil bulunmamaktadır. Olayın hemen ardından diğer sanık kaçtığı halde O'nun yaralıyla ilgilenmesi de bunu göstermektedir. Muhatabının belinden bir anda aldığı tabancayı ona karşı 'sopa' gibi kullanan sanığın hareket halinde kavga ettiği kişiye yönelik bu davranışı esnasında yine bir anda çerçeveye dahil olan maktüle yönelik fiilinin olsa olsa bilinçli taksir olarak kabulü ile oluşa göre üst sınıra yakın bir cezaya hükmolunması gerekirken aksi kabul ile olası kasta dayalı bir değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır....'' görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.11.2024 tarih ve 5058-7312 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanığın maktule yönelik olası kastla nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktule yönelik eylemini olası kastla mı yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; İnceleme dışı sanık ...'ın sevk ve idaresindeki araçla sağ ön yolcu koltuğunda oturan tanık ... ile birlikte seyir hâlinde iken motosikletiyle aynı yöne gitmekte olan sanık ve arka tarafında bulunan kardeşi tanık ... ... ile yol verme hususunda tartışmaya başladığı, tartışmanın büyümesi üzerine de kavga etmek amacıyla ruhsatsız tabancasını çekip bacağına bitişik vaziyette tutarak araçtan indiği, ardından tabancasını sanığın ayağına doğrulttuğu, bu sırada olay yerinden geçmekte olan ve içerisinde maktul polis memuru ve tanık ...'in bulundukları resmî aracın tarafları görmesiyle durduğu, tanık ...'nin polis aracının yanına giderek inceleme dışı sanık ...'da tabanca olduğunu söyleyip yardım istediği, maktul ile tanık ...'in araçtan indikleri, o sırada polislerin geldiğini gören inceleme dışı sanık ...'ın tabancasını beline koyduğu, polislerin iki ayrı yönden yaklaşmaya çalıştığı sırada sanığın inceleme dışı sanık ...'ın belinde bulunan tabancayı aldığı ve adı geçenin omzuna tabancanın kabzası ile vurmaya başladığı, inceleme dışı sanık ...’ın geri çekilerek sanığa karşı koymaya çalıştığı, sanığın ikinci kez inceleme dışı sanık ...'ın omuzuna tabancayla vurduğu sırada patlayan tabancadan çıkan merminin maktule isabet ettiği, 07.06.2019 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre maktulün sol meme başının 12 cm altından giren ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması sonucu aort ve iç organ yaralanmasından gelişen kanama ve komplikasyonlar sonucu öldüğü, olay yeri MOBESE görüntüleri, uzmanlık raporları, tanıklar ve inceleme dışı sanığın anlatımları ile sanığın ikrar içeren savunmalarından anlaşılmıştır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir" şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır. Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde; "...Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır. Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir. Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir. Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir." şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde kanunda tanımlanmış haksızlık olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Taksirli suçlarda, gerek icrai gerekse ihmâli hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk Ceza Kanunu'nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir. TCK'da taksir; basit ve bilinçli taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; basit taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. TCK'nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi" şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır" biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği kabullenme ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Olası kastla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde "Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir...Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir" şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri ...-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304). Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirme Sanığın, kendisine tabanca doğrultan inceleme dışı sanık ... ile tartışmasına müdahale etmek amacıyla bulundukları yere gelen polis memurlarından maktulü, inceleme dışı sanık ...'ın tabancasını alıp kabzasıyla omzuna vurduğu sırada tabancanın ateş alması sonucu öldürdüğü Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Sanığın husumetinin asıl muhatabı olan inceleme dışı sanık ...’a karşı dahi tabancanın kabzasıyla yaralama kastıyla hareket ettiği dosyaya yansıyan delillerle sabittir. Dolayısıyla sanığın ölüm sonucunu kabullenerek olursa olsun düşüncesiyle maktule yönelik fiili işlediğinin kabulü genel hayat tecrübesiyle bağdaşmamaktadır. Taraf ifadeleriyle uyumlu MOBESE görüntüleri ve tanık beyanlarında da tabancanın, sanığın silahın kabzasıyla inceleme dışı sanık ...'a vurduğu sırada patladığı anlaşılmaktadır. Olayın hemen akabinde sanığın vurulan maktulün yanına giderek yardımda bulunduğu ve abisini 112 Acil Çağrı Merkezini araması yönünde uyardığı hususları da dikkate alındığında; sanığın, istemediği ancak öngördüğü ölüm neticesinin meydana gelmesine yol açma şeklindeki eyleminin, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğunda zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin olası kastla nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.02.2024 tarih ve 6851-734 sayılı hükmün onanması kararının KALDIRILMASINA, 3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.09.2021 tarihli ve 262-1162 sayılı kararının, sanığın eyleminin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca kararı veren Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bilgi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.