Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/592 E. 2026/268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/592
- Karar No
- 2026/268
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 243-296
I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2018 tarihli ve 466-246 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 18.10.2018 tarih ve 1198-1748 istinaf başvurusunun esastan reddine, bu hükmün de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 17.09.2020 tarih ve 4545-4179 sayı ile; "Temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan 20.07.2016 tarihli şikayet başvurusu ile buna bağlı olarak alınan 02.01.2018 tarihli bilgi alma tutanağı ve bir başka dosya şüphelisi ...'e ait şüpheli ifade tutanağı ve fotoğraftan teşhis tutanaklarında sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin aleyhe bayanlarda bulunulduğu nazara alındığında, anılan beyan ve ifadelerin onaylı birer suretlerinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde dosya içerisine alınarak, CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra, gerekirse tanık olarak ifadelerine başvurulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmesi" gerekçesiyle bozulmasına; bozma gereğini yerine getiren Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2020 tarih ve 280-312 sayı ile sanığın müsnet suçtan önceki gibi beraatine ilişkin hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 30.06.2021 tarih ve 1277-4641 sayı ile sanığın isnat edilen suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi ise 11.11.2021 tarih ve 243-296 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2022 tarihli ve 151866 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 06.11.2023 tarih ve 8121-8515 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına tevdi edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; sanığın, ... Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümünde öğrenimini tamamladıktan sonra aynı Üniversitede Eğitim Fakültesinde profesör doktor ünvanıyla öğretim üyesi iken 09.08.2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, 29.10.2016 tarihli 675 sayılı KHK ile de kamu görevinden çıkartıldığı ve böylelikle hakkındaki soruşturmanın başlatıldığı, Bank ...'da 06.08.2003 açılış tarihli hesabında, 20 12... tarihli katılım hesaplarının ve temditlerin, kart borcu ve vergi ödemelerinin, para yatırma ve çekme işlemlerinin yanı sıra otomatik ödemelerinin bulunduğu, hesabına 31.05.2013’te 14.981 TL yatırıp 31.665 TL ile katılım hesabı açtığı yine 30.01.2014’te 1.000 TL ve 4.700 TL, 02.07.2014’te 15.217 TL, 09.11.2014’te 38.450 TL ile katılım hesapları oluşturduğu, hesaptaki paranın 2014 Aralık ayında 58.529,74 TL, hesabın kapanış tarihinin ise 21.03.2016 olduğu, 11.04.2014 tarihinde fesholunan Malatya ... Merkezi Derneği üyeliğinden 012.04.2014’te ayrıldığı, Çocuklarının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılan ... Koleji'nde eğitim gördükleri, Evinde yapılan aramada "17.04.2015 Kırık Testi: İrşat mesleği ve iffet surları ... Hoca Efendinin sohbetleri" ifadesi ile başlayan ve "....org" isimli siteden alındığı anlaşılan üç sayfalık bilgisayar çıktısının ele geçirildiği, Anlaşılmıştır. Tanık ...; ... Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptığını, sanığı da tefsir dersleri verdiği özel toplantılara gelmesinden dolayı tanıdığını, söz konusu toplantıların konusunun sadece Kur'an-ı Kerim olduğunu, toplantılarda kesinlikle ... veya başka bir cemaat temsilcisinden bahsedilmediğini, bunun dışında sanığın FETÖ ile bağlantısına dair herhangi bir bilgisinin olmadığını, Tanık ...; emekli imam olduğunu, 2012 yılına verdiği tefsir derslerine sanığın da iştirak ettiğini, sonrasında sanığın ... cemaati ile ilgili bir eylemine şahit olmadığını, ders verdiği yerin ... gazetesinin bulunduğu binanın üst katında olduğunu ancak FETÖ/PDY ile bağlantılı bir yer olup olmadığını bilmediğini, sanığın birkaç defa bu toplantılara katıldığını, Tanık ...; 1998'de Malatya'ya geldiğini ve cemaatin düzenlediği sohbetlere katılmaya başladığını, bu sohbet grubunda sanığın da yer aldığını, sohbetlere katılımın bir süre sonra azaldığını, Tanık ...; çocuklarının kapatılan ... Kolejin'de sanığın çocuklarıyla aynı sınıfta olduklarını ve sanıkla bu okulda yapılan veli toplantısında tanıştığını, sanığı bu suretle 2010-2011 yıllarından beri tanıdığını, kendisinin o dönemde cemaat içerisinde yer aldığını ve sohbet grubunun olduğunu, sanığı da Kuran ve ilmihal okuduklarını söyleyerek sohbetlere davet ettiğini, sanığın da birkaç davete katıldığını, bu sohbetlerin 2014 ya da 2015 yıllarında yapıldığını, sanığın sohbetlere düzenli olarak katılım göstermediğini, himmet ya da burs adı altında para vermediğini, 20.07.2016 tarihli BİMER ihbarını yaptığı tespit edilen tanık ... mahkemede; sanığı tanımadığını, sanığın Fetö/PDY kapsamında herhangi bir eylemine şahit olmadığını, sanığın eşi ...'le 2011 yılında bir sohbet ortamında tanıştığını, Fetö okullarında çalıştığını söyleyen ...'in, eşinin de üniversitede olduğunu anlattığını, ...'in konuşmalarından sanığın da bu örgütten olduğu çıkarımında bulunduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık; Bank ...’daki hesabını hatırladığı kadarıyla 2002 ya da 2003 yılında açtırdığını, faizsiz işlem yaptığı için bu bankayı tercih ettiğini, 2008 yılında kızını Özel ... İlköğretim Okuluna kayıt ettirdiğini, okulun taksitlerini yatırmak için Bank ...'da hesabının olması gerektiğinin söylendiğini, bu hesabın çocuğunun okuldan ayrılış tarihi olan 2016 yılına kadar zorunlu olarak devam ettiğini, 17-25 Aralık sürecinden sonra hesabı kapatmak istediğini ancak çocuğu okula devam ettiği için kapatamadığını, 17-25 Aralık sürecinde bu bankada birikmiş 70.000 TL civarında parasının bulunduğunu, tahminen 40 ya da 45 bin TL'sini 2015 Şubat ayında çekip otomobil aldığını, kalan miktarı ise okul aidatları için hesapta bıraktığını, bankaya en son ne zaman para yatırdığını hatırlamadığını ve hesabı 2016 yılının ilk aylarında kapattırdığını, bankaya 17-25 Aralık sürecinden sonra destek vermek amaçlı para yatırmadığını, ev aramasında bulunan bilgisayar çıktılarının kendisine ait olmadığını, bunların çocuklarının zaman zaman okuldan eve getirdiği müsveddelerden olabileceğini, Malatya ... Merkezi Derneğine rica üzerine 2011-2012 yıllarında üye olduğunu, 17-25 Aralık olayları gerçekleşmeden 2013 yılı içerisinde dernekten istifa ettiğini, bahse konu örgütün içerisinde hiçbir zaman bulunmadığını ve sohbetlere katılmadığını, tanık ...'ın beyanındaki cemaat toplantısı ibarelerini kabul etmediğini, tanık ...'nun beyanlarının gerçekleri yansıtmadığını, tanığın, eşinin kardeşinin eski nişanlısı olması nedeniyle aralarında husumet olduğunu, tanık ...'ın ilmihal ve Kuran derslerine ilişkin tarih bilgisi vermediğini, tanık ...'in de yaptığı derslerin 2012 yılında son bulduğunu anlattığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44, 20.12.2018 tarihli ve 419-661, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 E. - 2017/3 K. karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266, Uğur Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28, İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280). Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). TCK’nın, "Hata" kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi durumunda ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu hâlde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibarıyla kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Diğer yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK'nın 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Bank ... nezdindeki hesabında mutad bankacılık işlemleri yapmak, çocuklarını örgütle iltisaklı olduğu için kapatılan okula göndermek ve örgütsel içeriği kesin olarak tespit edilemeyen toplantılara katılmak dışında, FETÖ/PDY'nin yöntem ve nihai amacını bilerek hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arzeden faaliyetlerde bulunduğuna dair delil elde edilemeyen sanığın, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine ilişkin verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 243-296 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün İSABETLİ OLDUĞUNA ve usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.