Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/405 E. 2026/327 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/405
Karar No
2026/327
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 20-82

I. HUKUKİ SÜREÇ Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/4-2. cümlesi ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis; sanık ...’ın TCK’nın 87/4-2. cümlesi, 29... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden aynı Kanun’un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ilişkin Sinop Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2015 tarihli ve 81-177 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafiileri, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.10.2019 tarih ve 3312-4370 sayı ile; "1-Sanıklar ..., ... ve ...'un TCK'nın 37. maddesi kapsamında birlikte fail sıfatıyla, beyin kanaması ve hayati tehlikeye neden olacak şekilde maktulü darp ettikleri, darbelerin şiddetiyle denize düşen maktulün karaya çıkmaya çalıştığı sırada tekme atılarak yeniden denize düşürüldüğü, darbelerin şiddeti, hedef alınan vücut bölgesi ve yaraların nitelikleri dikkate alındığında, sanıkların eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğuna dair bir tereddüt bulunmadığı, müşterek bu etkili eylemlerin yanında, sanık ...'un tekmesiyle denize düşen maktulün, boğulmanın da ortak etkisiyle öldüğü ve ölüme neden olan her iki hareketin de sanıklar tarafından bilerek ve istenerek gerçekleştirildiği anlaşıldığı hâlde, sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi, 2- Cezada 1/4'ten 3/4'e kadar indirim öngören TCK’nın 29. maddesinin uygulanması sırasında maktulden, sanık ... ve eşine yönelen söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında, asgariye yakın oranda indirim yapılması yerine, yazılı biçimde, daha az vahamet gösteren olaylarda uygulama olanağı bulunan 1/4 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 3- Maktulün, sanık ... ve eşine yönelik söz ve davranışlarının, aynı ortamda bulunan ve arkadaşları olan sanıklar ... ve ... lehine de asgari oranda haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirdiğinin düşünülmemesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Sinop Ağır Ceza Mahkemesince 01.07.2020 tarih ve 287-108 sayı ile sanıkların kasten öldürme suçundan TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 81, 29, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 6476-9850 sayı ile; "1-Sanık ... yönünden, TCK’nın 29. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zararın ağırlığı ve buna bağlı olarak haksız tahrikin ulaştığı boyut dikkate alınıp alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini yerine, bu konuda yapılan bozmaya uyulmasına rağmen haksız tahrikin derecesinde yanılgıya düşülerek azami oranda indirim yapılması, 2- Sanık ... yönünden, maktulün hareketlerinin sanık ... lehine de asgari oranda haksız tahrik indirim hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği gözetilmeden, bu konuda yapılan bozmaya uyulmasına rağmen TCK'nın 29. maddesi gereğince azami oranda indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma gereğini yerine getiren Sinop 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12.04.2023 tarih ve 20-82 sayı ile kasten öldürme suçundan sanık ...’ın TCK'nın 81, 29... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis; sanık ...’ın TCK'nın 81, 29... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden aynı Kanun’un 53... . maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin hükümlerin, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.01.2024 tarih ve 6888-518 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.03.2024 tarih ve 76331 sayı ile; "...Gerçekleşen ölüm neticesinden dava dışı sanık ...’un sorumlu tutulması gerektiği, sanıkların hukuki durumlarının ise farklı olup eylemlerinin haksız tahrik altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.06.2024 tarih ve 2912-4661 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI ve KONUSU İnceleme dışı sanık ... ... hakkında inceleme dışı mağdur ...'na yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet, inceleme dışı sanık ... ... hakkında inceleme dışı mağdurlar ... ve ...'a yönelik tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile inceleme dışı sanık ... hakkında maktule yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ve inceleme dışı mağdur ...'ı nitelikli kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş, dava dışı sanık ... ... hakkında müsnet suçtan açılan kamu davası firari olması nedeniyle tefrik edilmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. Müzakere görüşmelerine geçilmeden önce Ceza Genel Kurulu Başkanınca sanıklara isnat edilen suçun sabit olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine öncelikle bu husus değerlendirilmiştir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya içeriğinden; Maktul ile arkadaşları olan inceleme dışı mağdurlar ..., ..., ... ve ...'nın eğlenmek amacıyla maktule ait araçla 10.08.2013 tarihinde gece saatlerinde Kastamonu’dan Sinop’a geldikleri, burada inceleme dışı mağdur ... ile buluşup hep birlikte ... Apart Otel'de düzenlenen partiye geçtikleri, otelin giriş kapısından değil, sahil tarafından biletsiz olarak içeriye giriş yaptıkları, bir müddet hep birlikte sahne önünde eğlendikleri, daha sonra maktul ve ...’ın arkadaşlarından ayrılıp iskele kısmına yöneldikleri, beton iskelenin yan tarafında oluşturulmuş ahşap bölüme geçerek burada arkadaşları ile beraber oturmakta olan sanık ...’ın eşini taciz ettikleri, bu durumdan rahatsız olan ...’ın, alanın dar olduğunu ve başka yerde eğlenmelerini söylemesi üzerine aralarında münakaşa yaşandığı, akabinde bir arbede meydana geldiği, maruz kaldıkları darbın etkisiyle maktul ve ...’ın denize düştükleri, maktulün denizden çıkmak istediği sırada tekme atılmak suretiyle yeniden denize düşürüldüğü, tanıklar ..., ... ve ...’nun suya atlayarak maktulü karaya çıkardıkları, saat 00.50 sıralarında tanık ...’ın, Polis İmdat hattını arayarak adres bilgisini verdiği yerde kalabalık bir grup arasında kavga yaşandığı, bir şahsın denize atıldığı yönünde ihbarda bulunduğu, olay yerine intikal eden güvenlik ve sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan maktulün yolda hayatını kaybettiği, yapılan otopsi neticesinde, kanında 142mg/dL etonol ile esrar etken maddesi elde edilen maktulün baş ve boyun bölgelerinde ekimozlar tespit edildiği, saçlı deri altında yoğun ve taze kanamalarının gözlemlendiği, akciğerde intraalveoler taze kanama ve amfizematöz değişiklikler izlendiği, medulla spinaliste (omurilik) ve beyinde travma sonucu oluşan kanamaların tek başına ölüm meydana getirecek ağırlıkta olduğu, kişinin travma sonrası denize düştüğü, hareketsiz şekilde suyun yüzeyinde kaldığı ve bir süre sonra denizden çıkartıldığı belirtilmiş olmakla, ölümünün künt kafa ve boyun travmasına bağlı beyin ve medulla spinalis kanaması ve suda boğulmanın müşterek etkisi sonucu meydana gelmiş olduğunun, ölümü ile maruz kaldığı belirtilen darba bağlı yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği, Olay yerinde yapılan incelemede; sahilden denize doğru 10,50 metre uzunluğunda beton iskelenin olduğu, olayın iskelenin sağına bitişik vaziyetteki ahşap alanda meydana geldiği, denizden bu yere çıkmak için metal borudan oluşan dokuz adet merdiven kullanıldığı, beton ile ahşap bölümün birleştiği noktada üzerinde parmak izi incelemesi yapılamayacak derecede küçük cam kırıkları görüldüğü, olaydan sonra bu alanda temizlik yapıldığının, masa ve sandalyelerin kaldırılarak yerine şezlongların konulduğunun işletme sahibinden öğrenildiği, başkaca bir bulguya rastlanmayıp beton iskele boyunca deniz suyu derinliğinin 70-110 cm arasında, iskelenin su yüzeyinden yüksekliğinin ise 70-80 cm olduğunun tespit edildiği, olay yerinin aynı zamanda plaj kısmından da girişe müsait olup güvenlik kamerası bulunmadığı hususlarının tutanağa dercedildiği, Tahkikat kapsamında otel müşterisi olan tanık ... ...’in saat 02.40 itibarıyla şifahen dinlenmesinde; iskele tarafında bir kargaşa yaşandığını ve iki şahsın denize düştüğünü gördüğünü, şahıslardan birinin iskele demirine tutunarak sudan çıkmaya çalıştığını ancak beyaz gömlekli olup kollarını dirsek hizasında geriye doğru katlamış, 1.80 cm boylarında, 90 kg ağırlığında, yüzü tombul, dolgun yanaklı bir şahsın maktulün kafasına tekme ile vurduğunu, bunun üzerine maktulün tekrar denize düştüğünü, olay yerinin uzak olması ve eylemi gerçekleştiren şahısların yüzlerini net görmemesi nedeniyle teşhis yapamayacağını beyan ettiği, aynı gece ifadesine başvurulan tanık ...’nın; iskele üzerinde büyük bir kargaşa olduğunu, baktığında denizde iki erkek şahsın bulunduğunu gördüğünü, olaydan sonra öldüğünü duyduğu şahsın demirlere tutunmaya çalıştığını ancak iskele üzerinde bulunan ve üstünde kollarını geriye doğru katlamış beyaz gömlek, altında kot pantolon olan dolgun yüzlü bir şahsın maktulün bel kısmına doğru bir tekme attığını, bunun üzerine maktulün iskeleye doğru savrulduğunu, daha sonra uzun boylu, zayıf yapılı, güneşten bronzlaşmış, bıyıksız, sakalsız, üzerinde askeri yeşil ve krem renkli tişört altında aynı renklerde kapri pantolon olan başka bir şahsın maktulün vücudunun farklı yerlerine 4-5 defa tekme attığını, devamında maktulün denize düştüğünü ve yüzü suyun içerisinde kalacak şekilde hareket etmediğini beyan ettiği, iş yeri sahibi ...’nın olayı görmediğini ancak çalışanlarından ... ve ... ...’in kavgaya karıştıklarını duyduğunu ifade etmesi üzerine adı geçen şahısların aynı gün yakalandıkları, Tanık ...’nın çoklu ve canlı teşhiste kendisine gösterilen ... ve ...’u olay yerinde ve kavga anında görmediğini beyan ettiği, inceleme dışı mağdurlar ... ve ...'ın, çoklu ve canlı teşhiste kavgaya karışan ve olay yerinde bulunan şahıs olarak ...'u teşhis ettikleri, aynı teşhis işleminde sanıklara ilişkin bir anlatımda bulunmadıkları, 11.08.2013 tarihli Sinop Atatürk Devlet Hastanesince düzenlenen adli raporlarda, sanıklarda darp ve cebir izine rastlanmadığının bildirildiği, Anlaşılmaktadır. İnceleme dışı mağdur ...; arkadaşları ile birlikte eğlenmek amacıyla bahse konu yere gittiklerini, maktulün kendilerinden biraz uzaklaştığını, daha sonra maktulün olduğu taraftan kavga sesleri geldiğini, bunu ilk ...’ın fark edip o yöne doğru ilerlediğini, arkasından kendilerinin de gittiklerini, ancak kalabalıktan dolayı ileriye geçemediklerini, kendisine ve ...’a vuranları gördüğünü, maktule vuranları görmediğini, İnceleme dışı mağdur ...; maktulü en son iskelede kavga ederken gördüğünü, bu esnada çok sayıda kişinin maktule tekme ve yumruklarla vurduğunu, koşarak maktulün yanına gittiğini, sarışın, zayıf, orta boylu üzerinde mavi gömlek olan şahsın kendisine ve maktule yumruk attığını, İnceleme dışı mağdur ...; olayın birden geliştiğini, kavgaya katılanların yüzlerini tam hatırlamadığını, maktulü vuran kişiyi görmediğini, kendisine vuran olmadığını, İnceleme dışı mağdur ...; olay esnasında kendisine ve maktule vuran şahısları hatırlamadığını, olayın ahşap iskelede meydana geldiğini, kendisinin bu yöne koştuğunda ...’ın yanında beş altı kişi gördüğünü, konuşmak istediğini ancak fırsat bulamadan birisinin gözüne vurduğunu, Tanık ...; olay yerinde eşi ... ve arkadaşları ile beraber eğlenmekte olduklarını, arka masada eşinin akrabası olan ...'un oturduğunu, ...’ı ise sadece mekandan çıkarken gördüğünü, eşinin üzerinde uzun kollu mavi gömlek, altında lacivert kumaş pantolon olduğunu, bulundukları iskele tarafına gelen maktulün davranışları ile kendisini taciz ettiğini, yanındaki arkadaşının da aşırı derecede alkollü olduğunu, eşinin rahatsızlık duyarak uzaklaşmalarını istediğini, ...’ın eşine; "Lan sana bir kaç tane sıkar, öldürürüm burada!" şeklinde konuştuğunu, ayrıca elini de sanki silah varmış gibi sürekli beline doğru götürdüğünü, maktulün de aynı yönde eşini tehdit ettiğini, bunun üzerine eşi ile birlikte buradan ayrılmak için tahta iskele kısmından beton tarafa yöneldiklerini, bu esnada su sesi duyduğunu, baktığında maktul ve arkadaşını denizde gördüğünü, fakat bu şahısları kimin denize düşürdüğünü bilmediğini, devamında yanlarına farklı yerlerden ... ve ...’ın gelip ne olduğunu sorduklarını, onların da bu şahsa herhangi bir eylemde bulunmadıklarını, hep birlikte oradan ayrıldıklarını, Tanık ...; olay yerine yakın bir masada arkadaşları ile eğlenmekte olduğu sırada bir arbede yaşandığını, öncesinden tanıdığı ...’un maktulün kafasına doğru tekme attığını gördüğünü, maktulün darbenin etkisiyle denize düştüğünü ve hareketsiz hâlde suyun üstünde kaldığını, devamında mekanın güvenlik görevlisinin gelerek hemen suya atlayıp maktulü dışarı çıkarttığını, ...’un maktule tekme savurduğu sırada ...’ın iskelenin en ucunda bulunduğunu, ...’ın ise olayı ayırmaya çalıştığını ve "Yapmayın." dediğini duyduğunu, sanıkların herhangi birisiyle kavga hâlinde olmadıklarını, Tanıklar ..., ..., ... ve ... aynı yöndeki beyanlarında; kavga olayının yaşanmasından sonra buradan çıkarak başka eğlence yerlerine gittiklerini, sabah saatlerine doğru bir akaryakıt istasyonuna girdiklerini, burada aracına benzin almakta olan ...'u gördüklerini, ...'un yanlarına gelerek gece yaşanan olayı sorduğunu, denize düşen şahsın öldüğünü öğrenince "Ben olayı bizzat gördüm. Ölen adam sudayken vuran ...'dı." dediğini, Tanık ... olayın hemen akabinde 13.08.2013 tarihinde dinlenmesinde; sahnenin tam karşısındaki masada eğlendiği sırada kavga çıktığını, hemen kız arkadaşını alarak oradan ayrıldığını, kimin kime vurduğunu görmediğini, Diğer tanık beyanları üzerine 14.08.2013 tarihinde savcılıkta sorulduğunda; ...’ın denize düşenlerden birinin öldüğünü söyleyip olayı görüp görmediğini sorduğunu, olaydan sonra çevresinde son tekmeyi atan şahsın ... olduğunun konuşulması üzerine duyduğu bu hususu aktardığını, yoksa "... şahsa vurdu, ben bizzat gördüm." şeklinde söz söylemediğini, isimler birbirine benzediği için tanıkların bunu yanlış anlamış olabileceklerini, İfade etmişlerdir. Sanık ... aşamalarda; saat 23.30 sıralarında eşi ve arkadaşları ile birlikte olay yerine gittiklerini, üzerinde mavi gömlek ve lacivert pantolon olduğunu, beton iskelenin yanındaki ahşap bölümde oturdukları sırada maktul ve ...'ın bulundukları yere gelerek davranışları ile eşi ve diğer bayanları rahatsız etmeye başladıklarını, bunun üzerine kendisinin de; "Arkadaşlar biz burada ailecek eğleniyoruz, nerede eğleniyorsanız oraya gidin." dediğini, ...'ın; "Öldürürüm seni, kafana sıkarım, iki mermiye bakar!" şeklinde konuştuğunu, bu nedenle aralarında sözlü münakaşa yaşandığını, devamında ...’un gelip kendisini tuttuğunu, eşinin de kolundan çekerek kendisini uzaklaştırmaya çalıştığını, eşi ile birlikte beton iskele kısmına yöneldiklerini, arkalarından bir arbede sesi geldiğini, baktığında maktul ve arkadaşının denize düştüğünü gördüğünü, bu esnada ...’un nerede olduğunu bilmediğini, denize düşen şahıslara vurup vurmadığını da görmediğini, oradan ayrıldıkları sırada yanlarına ... ve kuzeni ...'ın geldiklerini, hep beraber eve gittiklerini, daha sonra saat 03.00 sıralarında ...’un kendisini arayıp olayda bir şahsın öldüğünü ve ifade vermeye gelmesini söylediğini, sadece bilgisine başvurulacağını düşündüğünü, şüpheli olacağını hiç aklına getirmediğini, çünkü olayda kimseye vurmadığını, maktul ve yanındakinin aşırı derecede alkollü olduğunu anlayınca hemen oradan ayrılmak istediğini, kendisini tahrik etmelerine rağmen bir eylemde bulunmadığını, tanıklar ... ve ...’nın beyanlarında geçen eşkâl bilgilerinin kendisiyle örtüşmediğini, Sanık ... aşamalarda; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında tek başına bahse konu yere gittiğini, üzerinde koyu renkli kot pantolon ve beyaz renkli tişört olduğunu, genelde yalnız eğlendiğini ancak orada karşılaştığı arkadaşları ile de sohbet ettiğini, daha sonra iskele tarafında bir kavga olduğunu fark ettiğini, kuzeni ..., eşi ve yanındaki arkadaşlarının sahil tarafına yöneldiklerini görünce kendisinin de peşlerinden gidip mekandan ayrıldığını, bu sırada baktığında denizde iki kişi gördüğünü, maktul ve arkadaşlarına vurmadığını, kendisine de vuran olmadığını, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Mevzuat ve Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. B. Hukuki Değerlendirme Sanıkların neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilerek ceza mahkûmiyetine gidildiği anlaşılan olayda; Tanıklar ... ve ... beyaz gömlekli, kollarını dirsek hizasında geriye doğru katlamış, dolgun yanaklı bir şahsın maktule tekme attığını ifade etmişlerdir. ... ilaveten, üzerinde askerî yeşil ya da krem renk gömlek, altında aynı tonlarda kapri pantalon bulunan şahsın maktulü defalarca tekmelediğini ve aldığı darbenin tesiriyle denize düşen maktulün suyun yüzeyinde hareketsiz kaldığını öne sürmüştür. Adı geçen görgü tanıkları ortamın loş ve kalabalık olması nedenleriyle maktulü ve yanındaki arkadaşını darp eden şahısların yüzlerini net bir şekilde görmediklerini söylemişler ve sanıklara ilişkin bir teşhis işleminde bulunamamışlardır. Sanık ... tarafından soruşturma aşamasında dosyaya sunulan ve olaydan hemen önce çekildiği anlaşılan fotoğrafların incelenmesinde de ...'ın, üzerinde uzun kollu mavi renkli bir gömlek bulunup ince yüz hatlarına sahip olduğu, fiziki özelliklerinin tanıkların verdiği eşkâl bilgileri ile uyumlu olmadığı görülmüştür. Aynı doğrultuda olmak üzere inceleme dışı mağdurlar ... ve ... da kalabalık bir grubun maktule saldırdığını ancak sanıkların bu grup içinde bulunup bulunmadığını görmediklerini söylemişlerdir. Diğer taraftan tanıklar ..., ..., ... ve ...'ın, olayın ertesi sabahı yanlarına gelen ...'un kendilerine; "Olayı bizzat gördüm, ölen adama sudayken vuran ...'dı." dediği yolundaki beyanlarına karşılık ifadesine başvurulan tanık ... olayı görmediğini, maktule son tekmeyi ...'un attığı hususunun etrafta konuşulması üzerine duyduklarını aktardığını açıklamıştır. Kaldı ki, tanıklar ..., ..., ... ve ...'ın görgüye dayalı bir bilgileri bulunmayıp isim benzerliği nedeniyle konuşmayı yanlış anlamaları da ihtimal dâhilindedir. Filhakika, kimi tutanaklarda anlatımın muhtevası ile örtüşmeyecek şekilde "..." yerine "...", "..." yerine "..." isimlerinin yazılı bulunduğu gözlemlenmiştir. Sanık ... tüm aşamalarda kimseye vurmadığını; sanık ... da münakaşa ettiği maktul ve arkadaşının alkollü olduklarını fark etmesi üzerine oradan uzaklaştığını savunmuş olup olay anını gösteren bir kamera görüntüsü mevcut olmadığı gibi sanıkların kavgaya karışıp maktul ve arkadaşlarını döverek denize düşürdükleri yönünde bir görgü tanığına rastlanmamıştır. Tartışmanın ...'ın eşinin taciz edilmesi nedeniyle başlamış olması ... ve onun kuzeni olan ...'ın her ahvalde müsnet suçu işlediklerini kabul etmek için yeterli değildir. Eylemin, tartışma sesleri üzerine vaziyeti öğrenen orada bulunan kişilerce gerçekleştirilmesi ihtimaller dahilindedir. Tanık ...'in, arbede esnasında ...'ı iskelenin bir ucunda, ...'ı da diğer ucunda gördüğü ve sanıkların herhangi biriyle kavga hâlinde olmadıkları, bilakis ...'ın "Yapmayın!" diyerek olayı ayırmaya çalıştığı yönündeki beyanı ile olayın hemen akabinde aldırılan adli raporlarda sanıklarda darp ve cebir izine rastlanmaması hususları da gözetildiğinde, ceza mahkûmiyetinin her türlü şüpheden arınmış delillere dayanması gerektiği cihetle, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanıkların isnat olunan eylemi işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. Müzakere esnasında ileri sürülen ön sorun bakımından, Sanık ... yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi ile sanık ... yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanıklara isnat edilen suçun sübuta erdiği, bu nedenle eylemin nitelendirilmesine ilişkin esas uyuşmazlığa geçilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Ulaşılan sonuç karşısında, suçun niteliğinin belirlenmesine ilişkin asıl uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.01.2024 tarihli ve 6888-518 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Sinop 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli ve 20-82 sayılı hükümlerinin, sanıklara isnat edilen suçun sabit olmaması nedeniyle beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabul edilerek Özel Dairenin onama kararı kaldırılıp Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle cezaların infazına başlanılmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanıkların bu suçtan cezaevine alınmış olmaları hâlinde başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil iseler DERHÂL SERBEST BIRAKILMALARI için MÜZEKKERE YAZILMASINA oy birliğiyle, 5- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, görüşmeler sırasında ileri sürülen ön soruna ilişkin, sanık ... bakımından 13.05.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede; sanık ... bakımından ise aynı oturumda yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamaması nedeniyle 20.05.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/405, K. 2026/327, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-405-e-2026-327-k-276d23fb562b