Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/118 E. 2026/300 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/118
- Karar No
- 2026/300
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3781-551
I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocukların kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.01.2021 tarihli ve 114-4 sayılı hükümlerin, katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 08.09.2021 tarih ve 1300-2226 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerinin kaldırılmasına, kasten öldürme suçuna yardımdan suça sürüklenen çocuk ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 39/2-b, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile; suça sürüklenen çocuk ...'un ise aynı Kanun’un 81/1, 39/2-c, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu hükümlerin suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.10.2022 tarih ve 4092-8323 sayı ile; "...Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'un, suça sürüklenen çocuk ...'ın eylemine iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından suça sürüklenen çocukların üzerilerine atılı kasten öldürme suçtan beraatlerine karar verilmesi gerekirken, koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde yardım eden sıfatı ile sorumlu tutularak mahkumiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 15.02.2023 tarih ve 3781-551 sayı ile; "Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın maktulün, hakkında hüküm kesinleşen suça sürüklenen çocuk ... ... tarafından öldürülmesi olayını, yardım eden olarak katılmadıkları gerekçesiyle, suça sürüklenen çocukların atılı suçtan beraatleri gerektiği gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiş ise de; olayın ani gelişen bir olay olmadığı, önce suça sürüklenen çocuk ... ...'ın maktulün yanında bulunan kızlara laf atması üzerine, maktul ve arkadaşının suça sürüklenen çocuklara bağırdıkları, suça sürüklenen çocukların bir müddet motorla gittikten sonra, ani bir kararla geri döndükleri, motorun suça sürüklenen çocuk ... tarafından kullanıldığı, ayrıca suça sürüklenen çocuk ... ...'ın diğer suça sürüklenen çocuk ...'dan bıçak aldığı, bu durum karşısında, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'un suça sürüklenen çocuk ...'ın maktul veya arkadaşlarına yönelik bir eylem gerçekleştireceğini bilmelerine rağmen motosikletle olay yerine getirmeleri, suçta kullanılan bıçağı vermeleri, ... ...'in eylemi gerçekleştirdikten sonra, onunla birlikte kaçmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu eyleme yardım eden konumunda katıldıklarında şüphe bulunmadığı, her ne kadar Yargıtay bozma ilamında, SSÇ ...'ın bıçağı ... ...'a olay nedeniyle verdiğine ilişkin delil bulunmadığı belirtilmişse de, ...'ın olay öncesi bakması için verdiği bıçağı, olaydan önce tekrar geri almamasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, kaldı ki; suça sürüklenen çocuk ...'ın olay anında, motordan indiği ve öldürme eylemini gerçekleştiren ... ...'a bu şekilde destek verdiği, onunla birlikte olay yerinden uzaklaştığı, suça sürüklenen çocuk ...'ın her iki suça sürüklenen çocuğun olay sırasında ve sonrasında yanında bulunmalarından güç alarak, söz konusu eylemi gerçekleştirdiği, bu nedenle TCK 39 maddesi kapsamında yardım eden konumunda kabul edilmemelerinin usul ve yasaya aykırı olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hükümler gibi suça sürüklenen çocukların mahkûmiyetlerine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükümlerin suça sürüklenen çocuklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2023 tarihli ve 34308 sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 06.02.2024 tarih ve 5568-711 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Direnme kararının kapsamına göre inceleme, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardımdan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ın inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ...’ın maktule yönelik kasten öldürme suçuna TCK’nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştirak edip etmediklerinin belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme raporundan; 07.06.2020 tarihinde saat 00.00 sıralarında, Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, 26... numaralı binalar arasında bir kişinin bıçaklanarak yaralandığının bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, 30 numaralı binadan 26 numaralı binanın önüne kadar kan damlalarının olduğu, 26 numaralı binanın önünde ayrıca bir kan birikintisinin bulunduğu, olaydan sonra hastaneye kaldırılan şahsın hastanede öldüğünün öğrenildiği, Otopsi raporundan; 178 cm boyunda, 64 kg ağırlığında, 18 yaşlarındaki erkek cesedinde, sol dirsek üst kısımda ve sol el sırtında 2 cm çapında yüzeysel ekimozlu sıyrık, sol yanakta 0,6 cm çapında ekimoz, sol el başparmak pulpasında 2 cm yüzeysel kesi vasıflı yara olduğu, göğüs duvarında, ksifoidin 2 cm yukarısında bir açısı dar, bir açısı geniş, 2x1 cm boyutlarında kesici delici alet yarası tespit edildiği, göğüs boşluğuna nafiz bu yaranın kalpte sağ ventrikülde kesiye neden olduğu, ölenin kanında alkol ve uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasıyla oluşan iç organ ve göğüs içi kanama nedeniyle meydana geldiği, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince suça sürüklenen çocuklar hakkında düzenlenen adli raporlardan; vücutlarında darp cebir izi bulunmadığı, alkolmetrenin arızalı olduğu, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 30.06.2020 tarihli uzmanlık raporundan; olay yerinden ve olayda kullanıldığı belirtilen bıçağın namlusundan alınan svap örnekleri ile maktulden alınan kan örneklerinin genotipik olarak uyumlu oldukları, olayda kullanıldığı belirtilen bıçağın kabza kısmından alınan svap örneği ile suça sürüklenen çocuk ...'dan alınan kan örneğinin de genotipik olarak uyum gösterdiği, Antalya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10.06.2020 tarihli rapordan; suçta kullanıldığı bildirilen bıçakta vücut izi saptanmadığı, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 15.06.2020 tarihli uzmanlık raporundan; kahverengi saplı, sol yüzeyinde "M Polat Malatya" ibaresi bulunan, 7,9 cm uzunluğunda, oluksuz, kesici ve delici vasıfta, tek ağızlı, sivri uçlu, sırtı küt, el yardımıyla açılıp kapatılabilen namluya sahip bıçağın 6136 sayılı Kanun uyarınca taşınması ve bulundurulması yasak bıçaklardan olmadığı, Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce suça sürüklenen çocuk ... hakkında düzenlenen 23.09.2020 tarihli rapordan; kişide, isnat olunan kasten öldürme suçuna karşı işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişimini etkileyecek mahiyette herhangi bir psikopatolojik bozukluk saptanmadığının bildirildiği, Antalya Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğünce suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu düzenlendiği, 08.06.2020 tarihli teşhis tutanağından; tanık ...’ın inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ı maktulü bıçaklayan kişi olarak teşhis ettiği, suça sürüklenen çocuk ...’un motosikleti kullanan, ...’ın ise motosiklette ...’un arkasında oturan çocuk olduğunu, ... ve ...’ın maktule ve kendilerine karşı bir davranışlarının bulunmadığını belirttiği, Anlaşılmaktadır. Katılanlar mahkemede; maktulün anne ve babası olduklarını, olayı görmediklerini, suça sürüklenen çocuklardan şikâyetçi olduklarını, Tanık ... kollukta; maktulün çocukluktan beri arkadaşı olduğunu, olay gecesi müşterek arkadaşlarını askere uğurladıklarını, saat 23.30 sıralarında kız arkadaşları tanıklar ... ve ...’i telefonla arayıp parka çağırdıklarını, buluşup dört kişi birlikte parka doğru yürüdükleri esnada yanlarından bir motosiklet geçtiğini, motosikletteki üç kişinin kız arkadaşlarını korkutmak için bağırdığını, şahıslara "Ne oluyor?" diye seslendiklerini, motosikletin ileride durup yanlarına geri geldiğini, kız arkadaşlarını parka gönderdiklerini, motosikletten inen şahıslarla aralarında itekleşme meydana geldiğini, maktulün motosikleti kullanan şahsa "Seni tanıyorum." demesi üzerine bu kişinin "Durun konuşalım." dediğini, maktulün, bağırarak rahatsızlık veren inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’a neden bağırdığını sorduğunu, motosikletten indiğinden beri eli belinde olan ...’ın "Ben bağırmadım lan!" diyerek elinde gizlediği bıçakla maktule hamle yaptığını, maktulün üzerinde kan gördüğünü, suça sürüklenen çocukların geldikleri motosiklete binerek olay yerinden kaçtıklarını, çok kanaması olan maktulün birden yere yığıldığını, kendisine gösterilen fotoğraflardan şahısları teşhis ettiğini, maktulü ...’ın bıçakladığını, ... ve ...’un ise kendilerine karşı herhangi bir saldırılarının olmadığını, Mahkemede; olay günü maktul ... ve kız arkadaşlarıyla birlikte parka gittikleri esnada motosiklete binmiş olan suça sürüklenen çocukların yanlarındaki kızlara doğru bağırdıklarını, en arkada oturan ...’ın özellikle bağırdığını gördüğünü, arkalarından "Neden bağırıyorsunuz?" diye seslendiğini, çocukların biraz ileri gidip orada birileri ile selamlaştıktan sonra gelip durduklarını, kızlardan uzak durmalarını isteyerek şahıslarla konuşmak için yanlarına gittiğini, kendisinin ...'la konuştuğunu, omzuna dokununca ...’a döndüğünü, maktul ...'ın da ...'a yöneldiğini, arkasına döndüğünde ...'ın maktulü bıçaklamış olduğunu gördüğünü, hemen ...'ı tuttuğunu, maktulü tutmasa ...’ın bir kez daha maktule vuracak olduğunu, bıçaklama anını görmediğini, ancak ...'ın elinde bıçak olduğunu gördüğünü, maktul ile ilgilenirken ...’un "Hadi kaçalım!" dediğini, üç suça sürüklenen çocuğun da motosiklete binerek kaçtıklarını, ...'ın bıçağı başkasından aldığını görmediğini, ...’ın bıçağı üzerinde taşıdığını düşündüğünü, suça sürüklenen çocuklarla aralarında herhangi bir darp, itiş kakışma yaşanmadığını, soruşturma aşamasında olayın şoku ile aralarında itişme olduğunu söylemiş ise de mahkemedeki beyanının doğru olduğunu, Tanıklar ... ve ... kollukta benzer şekilde; olay akşamı erkek arkadaşları olan maktul ve tanık ... ile buluştuklarını, parka doğru yürüdükleri esnada yanlarından bir motosiklet geçtiğini, motosiklette bulunan üç şahsın yanlarından geçerken kendilerine hitaben anlamadıkları şekilde bağırdıklarını, maktulün bu kişilere neden laf attıklarını sorduğunu, şahısların bunun üzerine motosikletle geri döndüklerini, motosikleti kullanan kişinin motosikletten inmediğini fakat diğer iki kişinin inerek yanlarına geldiğini, maktulün ... ve kendisinden geri durmalarını istediğini, bu iki şahısla, maktul ve tanık ... arasında bir itişme yaşandığını, maktulün kendilerine yöneldiğini ve "Hadi buradan gidelim." dediğini, bu esnada maktulün sol göğsünden kan geldiğini gördüklerini, maktulün yere düştüğünü, maktulü bıçaklayan ince yapılı, esmer şahsın bıçağı nereden çıkardığını görmediklerini, Tanık ... mahkemede; olay akşamı parka doğru yürüdükleri esnada motosiklete binmiş olan suça sürüklenen çocukların yanlarından geçtiklerini, kendilerine bakarak laf attıklarını ve ellerini, kollarını sallayıp bağırıp çağırdıklarını, suça sürüklenen çocuklara tepki göstermediklerini, zira sarhoş olduklarını anladıklarını, parkta oturacakları sırada çocukların motosikletle gelip yanlarında durduklarını, maktul ile ...’ın yüz yüze konuşup bağrıştıklarını, maktule sırtı dönük tanık ...’ın ise diğer iki çocukla konuştuğunu, ...'ın bıçağı çıkarıp ...'a sapladığını gördüğünü, olay sırasında her üç suça sürüklenen çocuğun da motosikletten indiklerini, yaralanmadan önce maktulün ...’a "Sen bizim mahalledensin, ayıp değil mi, neden böyle yapıyorsun?" dediğini, soruşturma aşamasında henüz olayın şokunda olduğu için bazı hususları farklı söylemiş olabileceğini, ...’ın bıçağı kendi cebinden çıkardığını bizzat gördüğünü, Tanık ... mahkemede; parka oturmaya giderken yanlarından geçen motosikletteki üç kişinin kendilerine doğru eğilip bağırarak laf attıklarını, ancak ne söylediklerini anlamadığını, bu kişilerin biraz gittikten sonra durduklarını, maktul ...’ın bu şahısların yanlarına gittiğini ve ...’la konuşmaya başladığını, ...’ın ise diğer iki çocukla konuştuğunu, maktulün ...'a "Sen bizim oralara gelip gidiyorsun, utanmıyor musun?" dediğini, bağırış, çağırış, itiş ve kakışma olduğunu ancak birbirlerine vurduklarını görmediğini, bıçaklanma anını da tam olarak görmediğini, diğer çocukların "Hadi kaçalım." dediklerini, ...’ın engel olmaya çalışmasına karşın motosiklete binip olay yerinden kaçtıklarını, olaydan önce her üç çocuğun da motordan indiklerini, ...’ın bıçağı cebinden mi çıkardığını yoksa başkasından mı aldığını görmediğini, soruşturma aşamasında henüz olayın şokunda olduğu için motoru süren kişinin motordan inmediğini söylemiş olabileceğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ... savcılıkta ve sorguda benzer şekilde; suça sürüklenen çocuk ...’u uzun zamandır tanıdığını, ...’la ise olaydan iki gün önce tanıştıklarını, olay günü ...’la ikinci kez görüştüğünü, saat 23.30 sıralarında, ...’la birlikte ...’un kullandığı motosiklete binerek gezdiklerini, iki kız ve iki erkekten oluşan yaya grubuna rastladıklarını, gruptakilerin el ile dur hareketi yaparak motosikletin önüne geçtiklerini, duran motosikletten inmesiyle bir erkek şahsın kendisini kaldırıp yere çarptığını, başından ve omzundan yaralandığını, yere düşmesine karşın bu şahsın kendisine vurmayı sürdürdüğünü, ayağa kalktığında on beş metre ileride grupta bulunan diğer erkek şahsın yere yüzüstü düşmüş olduğunu gördüğünü, bu şahısla itişip kakışmadığını, kendisini darbeden kişinin yere düşen bu arkadaşının yanına gittiğini, ancak motosikletten indiği sırada kendisini yere itenin olayda bıçaklanan kişi mi yoksa yanında bulunan diğer erkek şahıs mı olduğu konusunda emin olmadığını, korktukları için arkadaşları ile beraber ...’un kullandığı motosiklete binerek olay yerinden uzaklaştıklarını, ...’un evinin önünde ...’ın motosikletten inip gittiğini, olay esnasında gömleği yırtıldığı için ...’un kendisine bir tişört verdiğini, olay esnasında ...’ın kendisine bıçak vermediğini, ancak ilk karşılaştıklarında bıçağı ...’da gördüğünü, maktulü bıçaklamadığını, Mahkemede; olay tarihinde üç arkadaş motosikletle giderken dört kişilik bir grubun kendilerini durdurduğunu, neden durdurduklarını bilmediğini, tanıkların ileri sürüldüğü gibi kızlara laf atmadıklarını, kendi aralarında konuşarak gittiklerini, maktul ve yanındakinin motoru durdurduktan sonra üçünü de indirdiklerini, kendisini yere attıkları esnada gömleğinin yırtıldığını, bu şahısların kız arkadaşlarına uzaklaşmalarını söyledikten sonra içlerinden birinin elini beline attığını ve "Sizi delerim!" dediğini, bu esnada ...’ın kendisinde bulunan bıçağı uzatarak "Al, vur!" diyerek kendisini azmettirdiğini, korunmak için bıçağı alıp rastgele salladığını, hastanede söylemesine rağmen başındaki ve omzundaki şişliklerin raporda gösterilmediğini, yere düştükten sonra kendisine vurulmadığını, önceki ifadesinde korktuğu için maktulü bıçakladığını söylemediğini, ...’ın yalan konuştuğunu, kendisiyle en fazla kırk dakika beraber olduklarını, ...’da bıçak olduğunu bilmediğini, zaten bıçağı kullanacağı herhangi bir olay da yaşanmadığını, tanıkların da yalan söylediklerini, motosikletten inerken ...’ın "Al, vur!" diyerek bıçağı kendisine verdiğini, ...’un da olayı yanlış hatırladığını, Bölge adliye mahkemesinde; ...’la önceden tanıştıklarını, olay günü parkta karşılaştıklarını, kesinlikle kendisinden bıçak almadığını, on dakika kadar sonra ...’un motosikletle yanlarına geldiğini ve motosikletle gezmeyi teklif ettiğini, ...'un kullandığı motosiklete binerek üç kişi gezmeye çıktıklarını, kendi aralarında muhabbet ettiklerini, bağırıp çağırdıklarını, maktulü ve arkadaşlarını tanımadığını, maktul ve arkadaşlarının bu söz ve hareketleri kendilerine yönelik zannetmiş olabileceklerini, motosikletle geçip bir süre gittikten sonra parka geri döndüklerini, bu kez maktul ve arkadaşlarının kendisini motosikletten aşağıya indirip dövmeye başladıklarını, motosikletten inerken ...’ın "Bir şey olursa, al bunu." demesi üzerine bıçağı aldığını, maktulün elini beline atıp küfrettiğini, "Öldürürüm seni!" deyince çok korktuğunu, darbedildiği esnada korkutmak için bıçağı salladığını, maktulü kasten öldürmediğini, motosikletle giderken önleri kesilmese tüm bunların yaşanmayacağını, olaydan önce alkol almadığını, İfade etmişlerdir. Suça sürüklenen çocuk ... savcılıkta; ... ve ...’u önceden tanımadığını, gece dışarıya çıkıp parkta dolaştığı sırada ... ve ...’la tanıştığını, ...’un kullandığı motosiklete ... ile beraber binerek tur atmaya başladıklarını, yaya olarak giden iki kız ve iki erkeğin yanından birbirleri ile şakalaşarak geçtikleri esnada yürüyen erkeklerden birinin "Niye kızlara küfrediyorsunuz?" diyerek önlerine geçtiğini, ...'ı çekerek motosikletten yere indirdiğini, ...'ın gömleğinin yırtıldığını, olay yerine gelmeden önce, üzerinde taşıdığı bıçağı ...'a bakması için verdiğini ancak ...’ın bıçağı kendisine geri vermediğini, ...’ın bu bıçağı kendisini motosikletten çekiştirerek indiren şahsın karnına doğru bir kez sapladığını gördüğünü, kan geldiğini görünce ...’un kullandığı motosiklete binerek olay yerinden ayrıldıklarını, ...’ın "Ben katil oldum, ben adam öldürdüm!" diye bağırmaya başladığını, bir müddet gittikten sonra ...’un durduğunu, ...’ın bıçağı kendisine verdiğini, burada ... ve ...’tan ayrıldığını, babasının işlettiği peynir dükkânına gidip bıçağı yıkadığını, yastığının altına koyduğu bıçağı gelen polislere teslim ettiğini, kavgaya karışmadığını, kimseyi yaralamadığını, kimsenin de kendisine vurmadığını, suçsuz olduğunu, Mahkemede; olaydan bir buçuk saat önce ... ve ...’la buluşup beraber gezdiklerini, bıçağı ...'a olaydan önce bir şey keseceğini söyleyerek istemesi üzerine verdiğini, motosiklete bindiklerinde bıçağın ...’da olduğunu, motosikletle gezerken dört kişilik bir grubun kendilerini durdurduğunu, şahısların yanlarındaki kızlara küfrettiklerini sandıklarını, maktulün ...'ı çekip niye küfrettiğini sorduğunu, küfretmediklerini söylediğini, ...’ın yırtılan gömleğine bakıp ardından bıçağı çekerek maktule vurduğunu, ...’un motosikletten hiç inmediğini, ...’ın alkollü olduğunu, kendisinin olay sırasında motosikletten indiğini ancak kimseye vurmadığını, ... ile ...’ın tişörtlerini değiştirdiklerini ancak nedenini bilmediğini, ...’ın iddiasının aksine bıçağı olaydan önce ...’a verdiğini, buna ...'un da tanık olduğunu, bıçakla poşet kestiğini gören ...’ın bıçağı bir şey keseceğini söyleyerek kendisinden aldığını, bir süre elinde tuttuğu bıçağı sonra cebine koyduğunu, ...’ın bıçakla ne yapacağını bilmediğini, Bölge adliye mahkemesinde; olaydan yarım saat kadar önce bıçağı ...’a verdiğini, ... ve ...'u daha önceden tanımadığını, yeni arkadaş edinmeye çalıştığını, olay günü ...'la parkta olduklarını, ...’un motosikletle parka geldiğini, motosiklete binerek tur attıklarını, ... gelmeden önce ... bir şey keseceğini söyleyerek bıçağı kendisinden aldığını, bıçağın ...’da kaldığını, parkta maktul ve arkadaşlarının yanından geçerken ...’ın bağırdığını ancak kızlara laf atmadığını, biraz gittikten sonra motosikletle geri döndüklerini, maktul ve arkadaşlarının önlerini kestiklerini, maktulün ...'ı çektiğini, bu sırada ...'ın gömleğinin yırtıldığını, olay sırasında motordan indiğini ancak kimseye el sürmediğini, ...’un ise motosikletin üstünde olduğunu, ...'ın maktulün göğsüne bıçakla vurduğunu gördüğünü, maktulün geri gittiğini, ... ve ...’la birlikte motosiklete binip olay yerinden uzaklaştıklarını, ...’un evine gittiklerini, burada ...’ın bıçağı kendisine geri verdiğini, ...'la olay günü tanıştıklarını, Suça sürüklenen çocuk ... savcılıkta; olay gecesi babasına ait motosikleti alarak arkadaşları ... ve ... ile dolaşmaya çıktığını, kendi aralarında bağırarak şakalaştıklarını, yürümekte olan iki kız ve iki erkek arasından bir şahsın el kol hareketi yaparak kendilerine seslendiğini, motosikleti durdurduğunu, erkek şahıslardan birinin motosiklette oturan ...’ı çekerek yere indirdiğini ve ...’a yumrukla vurmaya başladığını, yine erkek şahıslardan birinin elini beline atarak “Takarım size!” dediğini, bu şahsın vücudundan kan geldiğini gördüğünü, bu şahsı bıçaklayanı görmediğini, kendisinin motosikletten inmediğini, ...’ın maktulle itişip kakıştığını, ...’ın maktulle itiştiğini görmediğini, motosiklete binerek üç arkadaş olay yerinden uzaklaştıklarını, evinin arkasında motosikletten indiklerini, ...’ın yanlarından ayrıldığını, ...’ın ise evin aşağısında beklediğini, üzerindeki tişört itişme sırasında yırtıldığı için kendisine tişörtlerinden birini verdiğini, ardından ...’ın da gittiğini, bir süre sonra polisin gelip kendisini karakola götürdüğünü, maktulü kimin bıçakladığını görmediğini, ...’ın elinde bıçak da görmediğini, Mahkemede; olay gecesi motosikletiyle markete giderken parkta ... ve ...'ı gördüğünü, birlikte gezmeyi teklif ettiğini, kabul etmeleri üzerine üç kişi gezmeye çıktıklarını, giderken ikisi kız, ikisi erkek olan dört kişilik bir grubun yanından geçtiklerini, bu esnada bir bağrışma işittiğini, önce ...’ın bağırdığını, sonra o gruptan bir bağırma sesi geldiğini, alkollü olan ...’ın parktan çıktıklarından beri şarkı söylediğini, bir tur atıp, ikinci defa olay yerinden geçerken bahsettiği kişilerin önlerine çıkıp kendilerini durdurduklarını, ...'a birkaç kez vurduklarını, kendisi motosiklette olduğu için kimin vurduğunu görmediğini, arkasını döndüğünde ...’ın maktule bıçakla vurduğunu, panikle hemen eve gitmek için motosiklete atladığını, ... ve ...’ın da motosikletin arkasına bindiklerini, evin yanına vardıklarında gömleği yırtılmış olan ...’ın kendisinden tişört istediğini, panikle eve çıkıp ...’a bir tişört verdiğini, ...'ın ...'a bıçak verdiğini görmediğini, ancak parkta iken ...'ın elinde bir bıçak olduğunu, bu bıçakla odun parçasını kestiğini gördüğünü, ... ve ...’la bir samimiyetinin olmadığını, ...'ın maktulü bıçaklama anını gördüğünü, yerden kalkan ...’ın elini beline atıp maktule bıçakla vurduğunu, korktuğu için önceki beyanlarında maktulün bıçaklanma anını görmediğini söylediğini, Bölge adliye mahkemesinde; olay gecesi şeker almak için babasının motosikletine binerek evden ayrıldığını, ...’ın kendisini durdurarak birlikte gezmeyi önerdiğini, ... ve yanındaki ...’ın motosikletin arkasına binmeleri ile dolaşmaya başladıklarını, yolda giderken maktul ve yanındakileri gördüklerini, alkollü olan ...’ın bağırıp çağırdığını, dönüş yolunda maktulün motosikletin önüne atladığını, durmak zorunda kaldığını, maktulün motosikletin arkasına oturan ...’a vurmaya başladığını, ...’ın üstü başı yırtık bir şekilde ayağa kalktığını ve bıçakla maktule bir kez vurduğunu, bildiği kadarıyla ...’ın bıçağı ...’dan aldığını ancak kendisinin ...’ı ...’dan bıçak alırken görmediğini, kaçmak için motosiklete bindiğini, ... ve ...’ın da motosiklete binmeleri ile olay yerinden uzaklaşarak eve gittiklerini, üstü yırtılan ...'ın tişört istediğini kendisinin de ...’a tişört vermek zorunda kaldığını, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 24.12.2025 tarihli ve 156-600, 21.04.2025 tarihli ve 196-181, 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme de; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Diğer taraftan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Olay tarihinde on altı yaşında olan suça sürüklenen çocuk ...’un, olay gecesi parkta rastladığı ve önceden tanıdığı on beş yaşındaki inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ile on üç yaşındaki ...’ı, kullandığı motosikletin arkasına bindirerek saat 24.00 sıralarında birlikte dolaşmaya çıktıkları, maktul ..., tanık ... ve kız arkadaşları tanıklar ... ve ...'nin ise parkta birlikte vakit geçirmek için olay gecesi sözleştikleri, maktul ve arkadaşlarının parka doğru yürüdükleri esnada yanlarından geçen ...’un kullandığı motosikletin arkasında oturan inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın, ... ve ...'ye bağırarak rahatsızlık verdiği, maktul ... ve tanık ...'ın bu duruma tepki göstermeleri üzerine suça sürüklenen çocukların motosikletle maktul ve arkadaşlarının yanına geri geldikleri, ...’un motosikletten inmediği, ... ve ...’ın ise motosikletten inerek maktul ve tanık ...’ın yanına gittikleri, ... ile maktul arasında yaşanan itişme sırasında ...’ın üzerinden çıkardığı bıçakla maktulün göğüs bölgesine bir kez şiddetle vurduğu, kalbine isabet eden bıçak darbesiyle maktulün yere yığıldığı, ...’un söylemesi üzerine motosiklete binen suça sürüklenen çocukların olay yerinden birlikte kaçtıkları, gömleğinin yırtıldığını belirten ...’a ...’un evden aldığı tişörtünü verdiği, suçta kullanılan bıçağın suça sürüklenen çocuk ... tarafından olaydan sonra evine gelen görevlilere teslim edildiği, maktulün kaldırıldığı hastanede kalp yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu öldüğü, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın soruşturma aşamasında suçu kabul etmemesine karşın kovuşturma sırasında, maktulü ...’ın verdiği bıçakla ve ...’ın azmettirmesi sonucu bıçakladığını ileri sürdüğü, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ın suçlamayı kabul etmedikleri ve kavgaya karışmadıklarını savundukları anlaşılan olayda; Tarafların birbirlerini önceden tanımamaları, gece vakti sözle rahatsızlık vermeden kaynaklanan tartışmanın ani şekilde gelişmesi, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'un olaya ilişkin daha önceden kavga çıkarıp bıçak kullanmaya dair hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen ... ile fikir ve irade birliklerinin bulunduğuna ilişkin kanıt ortaya konamamış olması, tanıklar ..., ... ve ...'nin soruşturma aşamasında alınan birbirleri ile uyumlu beyanları ve teşhis tutanakları içeriğine göre suça sürüklenen çocuk ...'un olay anında motosikletten hiç inmemesi, maktul ve arkadaşlarının yanına gitmediği gibi kavgaya sözlü ya da fiili olarak karışmaması, olay sırasında gömleğinin yırtıldığını belirten ...'a olaydan sonra kendi tişörtlerinden birini vermesinin de açıklandığı şekilde aniden gelişen kasten öldürme suçuna iştirak iradesini gösteremeyecek oluşu, suça sürüklenen çocuk ... yönünden ise; inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın olaydan hemen önce suçta kullandığı bıçağı ...’ın kendisine verip "Al hadi, vur!" diye kendisini azmettirdiğine ilişkin ilk kez mahkemede dile getirdiği iddiasının tanıklar ve suça sürüklenen çocuklar ... ve ... tarafından doğrulanmaması, ...’ın bıçağı henüz maktul ve arkadaşları ile karşılaşmadan ve kavga ortamı oluşmadan önce ...'a incelemesi için verdiğine ilişkin savunması, bunu teyit eden ...'un beyanı, tanıklar ..., ... ve ...'nin ilk ifadelerinde ...'ın maktule yönelik herhangi bir eyleminin bulunmadığını belirtmiş olmaları karşısında; kavgaya herhangi bir şekilde dâhil olmayan, maktulün öldürülmesinde icrai bir hareketleri bulunmayan ve hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen ...’ın suç işlemesini engellemek bakımından bir sorumlulukları da olmayan suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'un koşulları oluşmadığı hâlde kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatı ile sorumlu tutularak mahkûmiyetlerine karar verilmesinin isabetli olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen direnme kararına konu hükümlerin; suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ın inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ...’ın maktule yönelik kasten öldürme suçuna TCK’nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştiraklerinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurul Üyesi; direnme kararının isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 15.02.2023 tarihli ve 3781-551 sayılı hükümlerin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ın inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ...’ın maktule yönelik kasten öldürme suçuna TCK’nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştiraklerinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.