Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/580 E. 2026/383 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/580
- Karar No
- 2026/383
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 43-215
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...’ın nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden, sanık ...’ın ise nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.05.2016 tarihli ve 364-173 sayılı hükümlerin, katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.11.2019 tarih ve 3635-4940 sayı ile; sanıkların nitelikli kasten öldürme suçundan mahkûm edilmeleri gerektiği gerekçesiyle bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; beraat hükümlerinin onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.10.2020 tarih ve 43-215 sayı ile; "...Sanıkların gerçekleşen suça herhangi bir sıfat ve suretle iştirak ettikleri tam olarak belirlenememiş, bu hususta oluşan şüpheden sanıklar yararlandırılarak ilk hükümde direnilmek suretiyle sanıkların CMK'nın 223/2-e maddesi çerçevesinde ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozma ilamına direnerek önceki hükümler gibi sanıkların beraatlerine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.03.2023 tarih ve 6246-1160 sayı ile hükümlerin onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiş; Daire Üyesi...; sanıkların eylemlerinin nitelikli kasten öldürme suçuna yardımı oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.05.2023 tarih ve 113170 sayı ile; "...Sanıklar ... ve ...'in aralarındaki iş bölümü uyarınca, fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak ve olay yeri yakınında bekleyerek fiilin işlenmesi sırasında cesaret verip suç işleme kararlarını kuvvetlendirmek şeklindeki davranışları ile diğer sanıkların eylemine yardım eden olarak katıldıkları anlaşıldığından, tasarlayarak öldürme suçuna yardım etmek suçundan cezalandırılmaları yerine beraatlerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.10.2023 tarih, 4298-6511 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirme, sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ...’ın, nitelikli kasten öldürme suçuna TCK'nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 11.03.2014 tarihli tutanaktan; Elazığ Adliyesinde davası bulunan maktul ...’in olay günü polisi arayarak adliyeye geleceğini ancak boşandığı eşi inceleme dışı sanık ...’ten korktuğu için koruma talep ettiği, hakkında koruma tedbir kararı bulunmasa da nöbetçi amirin talimatı üzerine, maktulün adliyedeki işlerini bitirip ilden ayrılana kadar koruma altına alındığı, adliyede maktule etrafta şüphelendiği bir kişi olup olmadığının sorulması üzerine maktulün boşandığı eski eşi ...’i işaret ettiği, bunun üzerine ... ile yanında bulunan kardeşi ...’in maktule yaklaşmaması ve olay çıkarmamaları konusunda uyarıldıkları, duruşma bitip maktul, polisler arasında adliyeden çıktığı esnada ... ...’ın 1,5 metre mesafeden maktule birden fazla kez ateş etmeye başladığı, şahsın suç aletiyle birlikte olay yerinde yakalandığı, Olay yeri inceleme raporundan; olayın Elazığ Adliyesi önündeki alanda meydana geldiği, maktulün hastaneye kaldırıldığı, merdivenler üzerinde on bir adet 9 mm çapında kovan ile kan birikintisi, mermi sekme izi ve bir adet mermi gömlek parçası bulunduğu, Yakalama ve muhafaza alma tutanağından; maktule ateş eden ... ...’ın polislerce yakalanıp yere yatırıldığı, kaba üst araması sonucu üzerinde bir adet tabanca, şarjörde bir adet, namluda bir adet ve cebinde bir adet olmak üzere üç adet 9 mm çapında mermi bulunduğu, ayrıca içerisinde on dört adet mermi bulunan bir adet yedek şarjör daha olduğunun görülmesi üzerine belirtilen tüm suç eşyasının muhafaza altına alındığı, Otopsi raporundan; 167 cm boyunda, 40 yaşlarında, 65 kg ağırlığındaki kadın cesedinde yapılan inceleme sonucunda, maktulün çok sayıda mermi çekirdeği isabetinin meydana getirdiği kalp, akciğer ve karaciğer yaralanması sonucu oluşan iç kanama nedeniyle hayatını kaybettiği, kanında alkol ve uyutucu, uyuşturucu madde bulunmadığı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 26.05.20 14... .06.2014 tarihli uzmanlık raporlarından; inceleme dışı sanıklar ... ve ...’ten alınan svaplarda atış artığına rastlanılmadığı; incelemeye gönderilen Belçika yapısı, yarı otomatik Browning marka tabancanın atışa engel mekanik arızasının bulunmadığı, maktulün bedeninden çıkarılan üç adet mermi çekirdeği parçası ile olay yerinde bulunan on bir adet mermi kovanının incelemeye konu tabancadan atılmış oldukları, Elazığ Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 13.03.2014 tarihli uzmanlık raporlarından; suçta kullanılan tabanca, şarjör ve şarjörde bulunan üç adet mermide vücut izi tespit edilemediği, yedek şarjörde bir adet parmak izi bulunduğu ancak bu izin mukayeseye elverişli olmadığı, Malatya Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 09.05.2014 tarihli uzmanlık raporundan; Mobese kamerası kayıtlarından inceleme dışı sanıklar ... ve ... arasında bir temasın olduğu ancak sanıklara olan mesafenin uzaklığının bir nesne alıp verme eyleminin tespitini engellediği, ... Hizmetleri Ticaret ve Limited Şirketince düzenlenen 21.07.2014 havale tarihli görüş yazısından; inceleme dışı sanık ...’ın, ...’e bir nesne teslim ettiği iddiasına ilişkin görüntülerin incelenmesi sonucu, ...’ın vücut ve omuz hareketlerinden ve sağ kolunun hareketinden ...’e bir nesne verecek şekilde hareket ettiğinin görüldüğü, ancak görüntülerin net olmaması nedeniyle kesin bir sonuca ulaşılamadığı, nesnenin ne olduğunun da kayıt açısı nedeniyle tespit edilemediğinin bildirildiği, 14.03.2014 tarihli telefon inceleme ve tespit tutanağından; inceleme dışı sanık ...’in maktulün kardeşi katılan ...’ye 25.01.2014 tarihinde; "Bu saatten sonra Allah’a yemin ederim, dayımı, babamı tanımıyoruz, biz artık mahkemeye kadar susuyoruz, gerisini sen düşün, senin şerefsiz bacın çocuklara ‘Beni de babanızı da istemeyin, yurtta kalın’ diyor. Biz sadece mahkemeye kadar sabredeceğiz, ondan sonrasını sen düşün"; 06.01.2014 tarihinde maktule; "Senin yüzünden çocuklarımı kaybedersem artık sen düşün."; "Sayende çocuğum yurda gitti, artık ya sen bize kurban olursun, ya da biz sana" şeklinde mesajlar gönderildiği, PTS inceleme tutanağından sanık ...’e ait aracın olay günü 17.27’de Elazığ il merkezinden çıktığının tespit edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktul ... ile inceleme dışı sanık ...’in kızı olduğunu, anne ve babasının 2011 yılında boşandıklarını, üç kardeşiyle birlikte velayetlerinin annelerine verildiğini, 2013 yılının yaz mevsiminde annesinin bir başkasıyla evleneceğini söylemesi üzerine, kardeşi 14 yaşındaki ...’in annesine tepki göstererek evden ayrılıp babasının yanına yerleştiğini, 2013 yılının Eylül ayında annesinin katılan ...’le dini nikâh kıydığını ve birlikte yaşamaya başladıklarını, bu durumu herkesten gizlediklerini, ... ile Amasya’ya gidip hep birlikte yaşamaya karar verdiklerini, ancak annesinin ...’le birlikte yaşadığının duyulması üzerine dayısı ...’in kendisini ve iki kız kardeşini zorla evden alarak babasının evine götürüp bıraktığını, annesinin ise Amasya’nın Suluova ilçesine ... ile birlikte gittiğini, annesinin orada resmî nikâh kıyarak ...'le evlendiğini, babasının bu evliliği bilmediğini, babalarının evinde üç hafta kadar kaldıklarını, bu dönemde gerek kendisinin gerekse de kardeşlerinin annelerinin yerini söylemeleri için babası ve onun kardeşi ... tarafından tehdit edildiklerini, hem babasının hem de amcası ...’in annesini öldüreceklerini söylediklerini, annesinin evlendiğini duyan amcasının kendisine annesinin yerini tekrar sorduğunu, söylemeyince darbettiğini, babasının da kendisine hakaret ettiğini, elinden telefonunu aldıklarını, ertesi gün babası okula gelip üzerine yürüyünce okul idaresinin polise haber verdiğini, kardeşleri ile birlikte yurda yerleştirildiklerini, kendisini yurtta ziyaret eden babasının annesine yönelik tehditlerini sürdürdüğünü, anneleri ile telefonla görüştüklerini, bir görüşmelerinde annesinin velayet davasına katılmayacağını söylediğini, annesine "Anne eğer gelmezsen mahkeme bizi babama verecek." dediğini, annesinin de bunun üzerine mahkemeye gelmeye karar verdiğini, bu hususu kardeşlerine dahi söylemeyip gizli tuttuğunu, olaydan bir gün önce annesinin yurda gelerek kendilerini ziyaret ettiğini, bir kadın arkadaşının evinde geceyi geçireceğini, sabah duruşmaya katılıp aynı gün Amasya’ya döneceğini söylediğini, babaları ile aynı köyden olan yurt çalışanı ...’ın bu sırada kendilerini gördüğünü, hatta annesi ile konuştuğunu, bu şahsın annesinin Elazığ’a geldiğini babasına söylemiş olabileceğini, annesinin ölümünden babasının amcalarının sorumlu olduğunu, bu kişilerin azmettirici olduğuna inandığını, İstinabe olunan mahkemede; boşandıktan sonra annesinin internet vasıtasıyla ... ile tanıştığını, ...’in, dini nikâh kıyarak üç ay maktulle beraber Elazığ'da kaldığını, annesinin evlendiğini duyan dayısı ...’in eve gelip annesini dövdüğünü, kendisini ve kardeşlerini alıp babalarının evine götürdüğünü, annesinin ise Amasya'ya ...’in yanına gittiğini, babasının evinde kaldığı dönemde amcası ...’in kendisini dövdüğünü, babasının ise tehdit ettiğini, bunların maksatlarının annesinin yerini öğrenmek olduğunu, amcasının, annesini öldüreceğini söyleyip durduğunu, babasının ise başlarda öldüreceğini söylemesine karşın bir süre sonra böyle konuşmaktan vazgeçtiğini, babası okula gelip olay çıkarınca yurda yerleştirildiklerini, Nisan ayına kadar yurtta kaldıklarını, annesinin bu süreçte de babası ve amcası tarafından ölümle tehdit edildiğini bildiğini, annesinin telefonu kendisine teslim edildiği için tehdit mesajlarının hâlâ kayıtlı olduğunu, olaydan sonra teyzesi ...’nın kendisine bir mektup gönderdiğini, mektupta olaydan bir gün önce babası, amcası, ..., ..., ... ve ...’nın, dedesinin Elazığ'daki evinde toplanıp annesi hakkında öldürme kararı aldıklarını yazdığını, "Kendinize dikkat edin, size de zarar verebilirler." diye uyardığını, yine mektupta sanıkların kardeşi ...'e annesini öldürmesi hususunda yönlendirme yaptıklarının da yazılı olduğunu, fakat kardeşi ...’in bunu kabul etmediğini, kendisinin böyle bir yönlendirme olduğunu duymadığını, annesinin günlük tuttuğunu, vefatından sonra günlüğün kendisine teslim edildiğini, günlükte "Eğer bana bir şey olursa, sorumlusu eski eşim ve abilerimdir." yazdığını, Katılan ... kollukta; maktulün kardeşi olduğunu, olaydan yedi ay kadar önce yeğeni ...’in kendisine telefon ederek annesinin bir başkasıyla evleneceğini söylediğini, bunun üzerine maktulü aradığını, maktulün kendisine; ...’in ...’i kışkırttığını, kendisini öldürmesi için baskı yaptığını, bu nedenle ...’in kendisine bıçak çekip saldırdığını ancak yara almadan kurtulduğunu ifade ettiğini, 09.01.2014 tarihinde velayet ve nafaka işleri ile ilgili olarak tanık ...’in talebi üzerine adliyeye gittiğini, burada sanık ... ve ... ile buluştuğunu, ...’in kendisine "Sen nasıl ...’i evlendirirsin, boşanmış bir kadının tekrar evlenmesi töreye uygun mudur!" diye bağırdığını, ...’nın araya girdiğini, ...’e "Ne o, adam mı öldüreceksiniz?" diye sorduğunu, ...’in de "O sonraki iş." dediğini, Katılan ... kollukta; maktulün kardeşi olduğunu, boşanmadan sonra doğan velayet ve nafaka sorunları çözmek için inceleme dışı sanık ... ve sanık ...’le buluştuklarını, bu buluşmada ...’in "Bu iş namus meselesi, bizim gelinimiz gidip evlenemez, biz ne gerekiyorsa onu yapacağız." dediğini, bunu üzerine ...’in "Ben kendimi feda ediyorum, törelerimizi çiğnettirmem." dediğini, yine buluşmadan bir hafta sonra ...’in ...’in babası ...’a "Sen ne konuşuyorsun, konuşma bitti, namusumuz kirlendi, yerde mi kalacak!" dediğini, ...’ın ise "Senin işin değil!" diyerek ...’i kovduğunu, inceleme dışı sanık ...ile ...’in kendilerine yönelik ölüm tehdidinde bulunduklarını, kendilerini hiçbir şeyin durduramayacağını, kan döküleceğini söylediklerini, Katılan ... kollukta; maktulün kız kardeşi olduğunu, Elazığ’da yaşadığı dönemde hemen her gün maktulle konuşup dertleştiklerini, maktulün boşandığı eşi ...’ten şikâyet ettiğini, ...’in hakaret edip kendisini dövdüğünü söylediğini, olaydan yaklaşık bir ay önce maktulün oğlu 14 yaşındaki yeğeni ...’in kendisine misafir geldiğini, ikram ettiği yemeği yemediğini görünce ne olduğunu sorduğunu, ...’in de kendisine "Nasıl yiyeyim teyze?" dedikten sonra babası ..., amcası ..., onların amcaları olan ...ve ..., ...’in oğlu ... ve ...’ın evlerinde toplanıp annesini öldürme kararı aldıklarını, yaşı küçük olduğu için kendisinin bu işi üstlenmesini söylediklerini aktardığını, o sırada evde bulunan ...’ın da bu durumu doğruladığını, Tanık ... kollukta; maktulün akrabası olduğunu, olay günü misafirliğe gittiği ablasının evine gelen inceleme dışı sanık ...’nın "Biz adamı böyle vururuz, alnının çatından vururuz!" diye Zazaca konuştuğunu, "Maktulün çocukları var, yazık değil mi?" diye kendisini uyarınca bu kez "... de büyünce kız kardeşlerini vursun. Adliyede camdan bakıyordum, maktul vurulup yere düşünce abdestimi alıp namaz kıldım." dediğini, ...’nın o gün kendisini telefonla arayan kardeşine "Kapatın telefonlarınızı, evinizde oturun, bir şeye karışmayın." dediğini, yine ...’le konuşurken de "İnşallah ölmüştür, vurduğunuza değmiştir, telefonlarınızı kapatın." dediğini işittiğini, olaydan bir hafta önce ...’nın kendisine "... çocukların velayetinden vazgeçsin, nafaka almasın yoksa öldürülür." dediğini, "Kim öldürecek, yazık değil mi?" diye itiraz edince de "... bekâr, gitsin yatsın." dediğini, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; inceleme dışı sanık ...’nın eşi olduğunu, ...’nin doğru söylemediğini, Tanık ... kollukta; maktulün akrabası olduğunu, boşanmadan sonra ...’in, çocukların velayetini alma ve nafakanın kaldırılması hususunda çok ısrarcı olduğunu, "Bunlar yapılmazsa bu aileden birisi ölür." dediğini, kendisini ikaz etmesi üzerine, "İsteklerim yerine gelse dahi ... Elazığ’a ayak basarsa ölür." dediğini, kendisini ikna edemediklerini, Tanık ... kollukta; maktulün akrabası olduğunu, maktulün boşanmasından sonra doğan sorunları çözmek için bir araya geldiklerinde ... ve ...’in tehdit içerikli sözler sarf ettiklerini, Tanık ... kollukta; maktulün akrabası olduğunu, inceleme dışı sanık ...’nın "Ya ...’i öldürürüz, ya da kızını kaçırıp iğfal ederiz. Bu namus davası ancak böyle temizlenir, bizim töremiz budur." diye tehditler savurduğunu, Tanık ... kollukta; maktulün oğlu olduğunu, adliyede amcası ... ile bekledikleri sırada amcasının isteği üzerine cep telefonlarını değiştirdiklerini, bunu neden yaptıklarını bilmediğini, amcasının duruşmadan çıkınca kendisini aramasını istediğini, adliyede iken yanlarına gelen ...’ın "...’i gördüm, adliye dışında bekliyor." dediğini, annesi adliye kapısından çıkarken amcasına verdiği, aslında kendisine ait olan telefonu aradığını, "Amca biz çıkıyoruz." dediğini, adliyenin önünde amcasının annesine ateş ettiğini, polisler amcasına müdahale edince polisleri iteklediğini, annesi vurulduğu esnada ...’in adliyenin aşağısında bulunduğunu, olaydan sonra ...’la birlikte ...’in kullandığı araca binerek ikametgâhına geldiğini, Tanık ... kollukta; maktulün amcasının oğlu olduğunu, olaydan bir gün önce saat 20.00 sıralarında inceleme dışı sanık ...’nın evine gelerek maktulün Elazığ’a gelip gelmediğini sorduğunu, kendisinin ise bilmediğini söylediğini, ...’nın maktulün abileri ... ve ...’i öldürteceklerini, bu işi sözünü dinleyen ... ve ...’in yapacaklarını, nedenini sorunca da ...’in çimento fabrikasında çalıştığını, maaşından nafaka kesildiğini söylediğini, akraba olduklarını, olayı kendisinin çözeceğini söylediğini, ...’nın tekrar "Yarın mahkeme var, maktul ... davaya katılacak." dediğini, bunun üzerine ...’ya birlikte adliyeye gidip sorunu çözmeyi önerdiğini, adliyede ...ile buluştuklarını, maktulün adliyeye polis eşliğinde girdiğini gördüğünü, maktulün yanına gidip, çocuklardan ve nafakadan vazgeçmesini istediğini, maktulün ise "Nafakadan vazgeçerim ancak ölsem çocuklarımdan vazgeçmem." dediğini, ..., kardeşi ..., oğlu ... ve ...’dan sonra sanık ...’in de adliyeye geldiğini, ...’in telefonunu çıkarıp oğlu ...’i aradığını, "Onu al gel." dediğini, kısa süre sonra ...’in adliyeye geldiğini, babası ...’e bir şey verdiğini görmediğini, bir süre sonra da ...’ın adliyeye geldiğini, ..., ..., ..., ... ve ...’la koridorda beklediklerini, ...’nın zemin kata doğru indiğini, kendisini bir daha görmediğini, ..., ..., ... ve ...’in birlikte dışarı çıktıklarını, peşlerinden de maktul ve polislerin dışarı çıktığını, ... ve ...’in ...’in aracına gidip oturduklarını, sonra araçtan çıktıklarını, ...’in ...’i arkadan ittirdiğini, ...’in silah çıkararak maktule 7-8 el ateş ettiğini, ...’in tabancayı nereden aldığını görmediğini, olayı ... ve ...’nın planladıklarını, ...’in tabancayı getirdiğini, ... ve ...’in de gerçekleştirdiğini düşündüğünü, Cumhuriyet Başsavcılığında; ... maktule kurşun sıktığı esnada ...’in "Adamı öyle vurmazlar böyle vururlar." dediğini, ateş etmeden önce de ...’in ...’i arkasından iterek "Korkma, biz buradayız." şeklinde sözler sarf ettiğini, olaydan sonra ... polisler tarafından yakalanıp yere yatırılınca ... ile sanıklar ... ve ...’in polise saldırdıklarını, bu dediği hususun kamera kaydında neden görünmediğini bilmediğini, Tanık ... kollukta; inceleme dışı sanıklar ... ve ...’in annesi olduğunu, sabah evden çıkan ...’in olay günü bir daha eve gelmediğini, ...’in silah taşıdığını görmediğini, İnceleme dışı sanık ...... kollukta; sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ..., ve ...’in amcası olduğunu, olay günü ...’in maktul ile olan davasına yardımcı olmak için adliyeye gittiğini, dava sırasında koridorda beklediğini, ardından mescide giderek namaz kıldığını, olayın bu esnada olduğunu, olaya tanık olmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün öldürülmesi için kimseyi azmettirmediğini, boşanan kadının yeniden evlenmesini kabul etmeyen bir törelerinin bulunmadığını, maktulün çocukları vermemesi durumunda kan döküleceği, maktulün abilerini öldürecekleri, katılan ...’un kızını iğfal edecekleri, olaydan önce "Yarın ...’in son günüdür.", olaydan sonra da "Biz adamı böyle vururuz, alnının çatından vurdular, abdest alıp namaz kıldım.", "Telefonlarınızı kapatın, dinliyorlar." şeklinde sözler sarf etmediğini, aksini iddia eden katılan ve tanıkların doğru söylemediklerini, İnceleme dışı ... ... kollukta; 1997 yılında babasının dayısının kızı olan maktul ile evlendiğini, dört çocuklarının olduğunu, 2011 yılında maktul ile boşandıklarını, mahkemenin çocukların velayetini maktule verdiğini ve 400 TL iştirak nafakasına hükmettiğini, evliyken yaşadıkları evi maktul ve çocuklarına bırakarak evden ayrıldığını, anne ve babasının evinde kalmaya başladığını, olaydan üç ay kadar önce maktulün kardeşi ...’in maktulün evlenme kararı aldığını bu nedenle çocukları kendisine teslim edeceğini söylediğini, bunu olgunlukla karşıladığını, ancak nafakanın akıbetinin ne olacağını sorduğunu, onun da maktulün dilekçe yazarak nafakadan feragat edeceğini söylediğini ve buna kefil olduğunu belirttiğini, bunun üzerine Elazığ Aile Mahkemesine çocukların velayetini geri almak için dava açtığını, davanın 11.03.2014 tarihinde saat 10.00’da yapılacağının kendisine tebliğ edildiğini, yine kardeşleri vasıtasıyla maktulün kardeşleriyle irtibat kurduğunu, maktulün kardeşlerinin maktulün evlenerek yerleştiği Amasya’ya giderek kendisinden çocukların velayetinin kendisine verilmesine rıza gösterdiğine ilişkin bir belge aldıklarını, aynı zamanda bu belgeyi mahkeme dosyasına da sunduklarını, Karakoçan’da barajda çalışan kardeşi inceleme dışı sanık ...’in izinli olduğu için olay günü evde bulunduğunu, gerek kendi gerekse de maktulün ailesinin olay günü davalarının olduğunu bildiklerini, olay sabahı 07.40’ta evden yalnız başına çıktığını, babasının kendisini telefonla arayarak amcası inceleme dışı sanık ...ile maktulün amcasının oğlu tanık ...’in kendisini adliyede beklediklerini söylediğini, maktulün dilekçesine karşın maaşından iki kez daha kesinti yapıldığını, haber vermesi üzerine maktulün kardeşi katılan ...’in kesilen ilk tutarı kendisine iade ettiğini, ancak olaydan önce ikinci kez maaşından kesinti yapıldığını, bildiği kadarıyla bu işi çözmek için ...ile ...’in erkenden adliye geldiklerini, minibüsle adliyeye gittiğini, ...ve ...’le icra dairesinde buluştuğunu, 580 TL kesinti yapıldığını öğrendiğini, ardından davanın görüleceği salona yöneldiğini, maktulü sivil giyimli üç polis memurunun arasında gördüğünü, maktulün kendisine evlilikleri ilgili davaya neden ... ve ...gibi üçüncü kişileri karıştırdığını sorduğunu, evlendikten sonra artık kendisiyle muhatap olmayacağı için bu kişileri aracı kıldığını söylediğini, kardeşi ... ile oğlu ...’in de duruşmaya geldiklerini ancak kendilerini adliyeye çağırmadığını, salonun dışında sıralarını beklediklerini, ...’in on dakika süresince yanından ayrıldığını sonra geri geldiğini, nereye gittiğini sorduğunda "Buradayım." dediğini, ... geldikten kırk dakika sonra salona çağrıldıklarını, maktul ve oğlu ...’le birlikte salona girdiklerini, ..., ..., ...’in ise dışarıda kaldığını, maktulün Sosyal Hizmetler görevlisi ile görüşmesine karar verilerek davanın başka güne ertelendiğini, dışarı çıkınca ...’in kendisine davanın sonucunu sorduğunu, cevabı öğrenince eve gideceğini belirterek yanlarından ayrıldığını, bu esnada amcası sanık ...’in duruşma salonun önünde ...ve ... ile konuştuğunu gördüğünü, ...’in duruşmadan haberdar olduğunu ancak nasıl geldiğini bilmediğini, maktulün Sosyal Hizmetler biriminde görüşme yaptığı sırada kendisinin koridorda bekleyenler arasında dayısının oğlu inceleme dışı sanık ...’ı, ...ve ...’in yanında gördüğünü, neden geldiğini sorunca davayı takip etmek için geldiğini söylediğini, işinin bittiğini, eve gideceğini söylemesi üzerine ...’in kendisinden maktulün çıkışını beklemesini, maktulden, yatan nafakayı çekerek kendisine iade etmesini isteyeceğini söylediğini, kabul etmesi üzerine yaklaşık bir saat kadar daha maktulün işinin bitmesini beklediklerini, maktulün polislerle birlikte çıktığını, sanık ... ve ...’ın ayrı ayrı yola doğru gittiklerini, kendisinin ise ...’le birlikte polisler eşliğinde gitmekte olan maktule yaklaştığını, ...’in maktule parayı karşıdaki bankamatikten çekip kendisine vermesini söylediğini, maktulün de "Söz senin paranı yemem, Amasya’ya gidince paranı hesaba yatıracağım." dediğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini, tek başına yürüdüğü esnada on metre uzağında kardeşi ...’i gördüğünü, ...’in kendisine "Parayı ne yaptın?" diye sorduğunu, kendisinin ise "Sorun yok." diye cevap verdiğini, ...’in "Geliyorum." dedikten sonra adliyeye doğru yürüdüğünü, belinden bir tabanca çıkarıp maktule ateş etmeye başladığını, maktulün yere yığıldığını, ...’in ise polisler tarafından yere yatırılarak yakalandığını, olay sabahı ...'in elinde silah görmediğini, tabancayı nereden aldığını bilmediğini, ...’in maktulü öldüreceğinden haberdar da olmadığını, adliyeden çıkınca ...’e telefon etmediğini, ... ile ...’in adliyede neden telefonlarını değiştirdiklerini bilmediğini, ...’i maktulü öldürmesi için azmettirmediğini, suçsuz olduğunu, maktulün ruhsal sorunları bulunduğunu, bu nedenle hastanede tedavi gördüğünü, Cumhuriyet Başsavcılığında; davaya maktulün geleceğinden haberdar olmadığını, ...’in silahı olduğunu bir yıldır bildiğini, bu silahı bazen üzerinde taşıdığına da tanık olduğunu, ... ... kollukta; inceleme dışı sanık ...’in küçük kardeşi olduğunu, evlenmediğini, boşanmış olan abisi ... ve anne babası ile birlikte yaşadığını, Karakoçan ilçesindeki Özlüce Barajında G3 piyade tüfeğiyle nöbet tuttuğunu, olay günü izinli olduğu için evde bulunduğunu, ... ile maktulün davasından haberdar olduğunu, olay sabahı yeğeni ... ile birlikte evden çıktığını, ...’i bir çay ocağında gördüğünü, birtakım işlerini hallettikten sonra adliyeye geleceğini söylediğini, saat 10.00 sıralarında adliyenin giriş kapısından içeri girdiklerini, maktulün bağırarak ...’in üstüne yürüdüğünü, ...’i olay yerinden uzaklaştırdığını, adliyede amcası ...ile tanık ...’i de gördüğünü, duruşma salonunun önünde maktule seslenerek "Evlenmişsin artık çocukları bırak." dediğini, maktulün ise "Çocukların hepsini alacağım." diye cevap verdiğini, beklemekten sıkıldığını, yeğeni ...’i kenara çekerek dava bitince kendisine haber vermesini, kendilerini alıp eve götüreceğini söylediğini, yoksa "Maktul adliyeden çıkınca haber ver." şeklinde bir şey söylemediğini, adliyeden çıkıp dolmuşa binerek eve gittiğini, annesinin bu sırada evde olduğunu ancak kendisini fark etmediğini, evde bulunan tabancasını ve yedek şarjörü alarak taksiyle adliyeye geri geldiğini, adliyenin biraz uzağında on beş dakika kadar beklediğini, ...’i arayıp işlerinin bitip bitmediğini sorduğunu, işlerin sürdüğünü söylemesi üzerine ...’ten işleri bitip adliyeden çıkarlarken kendisini aramasını istediğini, birkaç dakika sonra ...’in kendisini aradığını, maktulü polisler eşliğinde adliyeden çıkarken görünce ona doğru yürümeye başladığını, belinden çıkardığı tabancayla maktule 2-3 metre mesafeden 9-10 el ateş ettiğini, rastgele değil fakat maktulü hedef alarak ateş ettiğini, maktul adliyede iken çocukları alacağını söyleyince onu öldürmeye karar verdiğini, maktulün olay günü adliyeye geleceğini bilmediğini, öldürme kararını alınca ...’ten, adliyeden çıkarken kendisine haber vermesini istediğini, bu nedenle kontörü olmayan ...’le telefonlarını değiştirdiklerini, dayısının oğlu olan inceleme dışı sanık ...’ı olay günü adliyedeyken aradığını, ancak görüşemediğini, yarım saat sonra ...’ın kendisini aradığını, hâl hatır sorduğunu, ...’ı adliyeye çağırmadığını, zaten bu konuşmadan önce maktulü öldürmeye karar vermiş olduğunu, evden tabanca alıp adliyenin önüne geldiğinde ...’ı uzaktan gördüğünü, kendisine selam veren ...’a "Yaklaşma!" dediğini, ardından maktule ateş ettiğini, sanıklar ... ve ...’i adliyeye çağırmadığını, bu kişileri adliyede görüp görmediğini hatırlamadığını, maktulü planlayarak öldürmediğini öldüreceğinden de kimsenin haberdar olmadığını, pişman olduğunu, İnceleme dışı sanık ... ... kollukta; inceleme dışı sanıklar ... ve ...’in dayılarının oğlu olduğunu, böbrek hastalığı nedeniyle çalışamadığını, maktul ile ... arasındaki davalara ilişkin duyuma dayanan bilgisinin olduğunu, olay günü saat 11.00 sıralarında ...’in kendisini telefonla aradığını, ancak görüşemediklerini, kısa süre sonra kendisinin ...’i aradığını, hâl hatır sorduğunu, adliyede olduğunu öğrenince adliyeye geleceğini söylediğini, ...’in de bunu kabul ettiğini, saat 11.30 sıralarına evden çıkarak otobüsle adliyeye gittiğini, adliyeye doğru yürürken yolun sol tarafında sanık ...’in içinde oturduğu aracı gördüğünü, selam verip ...’i sorduğunu, adliyede olabileceğini söylemesi üzerine adliyeye gittiğini, üst katta ...ile ...’i görüp yanlarına vardığını, bir süre sonra ... ardından da ... ile sanık ...’in birlikte yanlarına geldiklerini, bir saat kadar bu kişilerle koridorda beklediğini, maktulün, ... ve polis memurları ile birlikte adliyeden çıktığını, kendisinin ise ... ve ... ile birlikte maktulün ardından yürüdüğünü, ... ve ...’nın adliyeden çıkıp çıkmadıklarını görmediğini, caddeye doğru yürürken karşıdan ...’in geldiğini gördüğünü, nerelerde olduğunu sorunca ...’in kendisine "Sen git." dediğini, bir süre sonra 5-6 el silah sesi işittiğini, ...’in maktule ateş ettiğini gördüğünü, ortalığın karıştığını, adliyenin önüne tekrar giderek ...’i de yanına alıp sanıklar ... ve babası ...’in bulunduğu araca bindiğini, araçla il merkezine gelince kendisinin araçtan indiğini, telefonla görüşme yaptıktan sonra arama kaydını silmeyi alışkanlık hâline getirdiğini, duruşma bitince kimseyi aramadığını, maktulün öldürüleceğinden haberinin olmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü ...’e hiçbir şey vermediğini, bunun aksine olan raporları kabul etmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; önceki bir tarihte kaza yapan oğlu ile hasta olan annesinin işleri için Elazığ il merkezine oğlu sanık ...’in kullandığı araçla olay günü saat 09.00 sıralarında ... köyünden yola çıktıklarını, saat 11.00 sıralarında adliyeye geldiklerini, ...’in araçta kaldığını, kendisinin ise adliye gittiğini ve inceleme dışı sanıklardan yeğeni ..., ağabeyi ...ile tanıklar ... ve ... ile ayak üstü sohbet edip duruşma saatini beklediklerini, maktulün duruşmaya geleceğinden haberinin olmadığını, duruşma bitince saat 12.00’den sonra hep birlikte adliyeden çıktıklarını, ... ve ... ile konuştuğunu, işlerini hallettiklerini söylemeleri üzerine yanlarından ayrılıp aracına yürümeye başladığını, bu esnada 5-6 el silah sesi işittiğini, oğlu sanık ...’in de yanına geldiğini, adliyeye yöneldiklerinde inceleme dışı sanık ...’in polisler tarafından yakalandığını, maktulün yerde olduğunu gördüğünü, maktulün oğlu ...’i alarak araca bindiklerini, araçta üç kişi olduklarını, araçta başkasının bulunmadığını, ...’ın evine gittiklerini, burada olanı biteni konuştuklarını, ardından köyleri olan ...’a döndüklerini, olayla ilgisinin bulunmadığını, olay günü ...’ı görmediğini, daha doğrusu ...’ı adliyenin içinde gördüğünü ancak görüşmediklerini, ...’ın kendi araçlarına binip binmediğini hatırlamadığını, hafızasının tekrar yokladığında ...’ın olaydan sonra araçlarına bindiğini kendisini il merkezinde bir yere bıraktıklarını hatırladığını, katılan ...’ın beyanlarını kabul etmediğini, ...’i veya ...’i maktulü öldürmeleri içini azmettirmediğini, ...’in beyanlarını da kabul etmediğini, adliye bulunduğu sırada sanık ... ile görüşmediğini ve ...’e "Arabadan onu al gel." şeklinde bir şey demediğini, Mahkemede; olay günü oğlu ...’ün rahatsızlığı nedeniyle Elazığ il merkezine geldiklerini, Orduevinin yakınlarında kardeşi ... ile karşılaştığını, ...’in kendisinden, ...'in velayet davasına katılmasını, dava bittikten sonra da kendisini alıp getirmesini istediğini, bunun üzerine oğlu sanık ... ile adliyeye gittiğini, ...’in araçta beklediğini, kendisinin ise adliyeye gittiğini, adliyede tanık ..., inceleme dışı sanıklar ... ve ...ile maktulün oğlu ...'i gördüğünü, ...’in ...'yi telefonla arayıp konuştuğunu, kendisinin de ...'in telefonuyla ...’la görüştüğünü, davayla ilgili konuştuklarını, olaydan önce adliye koridorunda inceleme dışı sanık ...'i görmediğini, maktulün adliyeye geldiğini ...’ten öğrendiğini, duruşmadan sonra ..., ..., maktul ... ve ...’in birlikte yürüyerek adliyeden çıktıklarını, kendisinin ise aracına yöneldiğini, oğlu sanık ... ile konuşurken silah sesleri işittiğini, tabancasının olmadığını, araçla kimseye silah getirmediğini, olay öncesinde de maktulün öldürülmesi konusunda kimseye bir şey söylemediğini, suçsuz olduğunu, Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü birtakım hukuki ve idari işleri nedeniyle saat 09.00’da babası sanık ...'le beraber köylerinden çıktıklarını, saat 10.30 sıralarında Elazığ il merkezine geldiklerini, amcası ...’ın babası sanık ...’i telefonla aradığını ve maktul ile inceleme dışı sanık ... arasındaki velayet davasının sonucunu öğrenmesini istediğini, saat 11.00 sıralarında adliyenin önünde babasını araçtan indirdiğini, aracı park ettiğini, yakınlardaki ATM'den para çektiğini, 12.30 sıralarında araçta beklediği esnada silah sesleri işittiğini, olay yerine koşarak gittiğini, maktulü yerde, inceleme dışı sanık ...’in ise polis tarafından yakalandığını gördüğünü, maktulün oğlu ...’i panik hâlinde görünce kendisini alarak arabaya bindirdiğini, bu esnada babası sanık ...’in de gelip araca bindiğini, inceleme dışı sanık ...’ı görünce nereye gideceğini sorduğunu, çarşıya gideceğini söylemesi üzerine onu da araca aldığını, yolda babasına ne olduğunu sorduğunu, onun da ne olduğunu bilmediğini söylediğini, ...’ı il merkezinde indirip, amcası ...’ın evine gittiklerini, olanları konuştuklarını, akşam olunca ... köyüne döndüklerini, tabancasının olmadığını, araç içerisinde beklediği sırada babası diğer sanık ...’in kendisini telefonla aramadığını, dolayısıyla babasının telefonda kendisine "O emaneti al gel" şeklinde bir cümle sarf ettiği iddiasının doğru olmadığını, her ne kadar bu ifadesinde ...'ı olaydan sonra araçlarının yanında gördüğünü söylemiş ise de; araçta babası sanık ...'i beklerken ...’ın yanına geldiğini ve ayak üstü sohbet ettiklerini, kendisine ...’in nerede olduğunu sorduğunu, suçta kullanılan silahı kesinlikle olay yerine getirmediğini, Mahkemede; savcılıkta verdiği ifadesinin doğru olduğunu, olay günü babası diğer sanık ...’le birlikte tazminat alacağını çekmek için Elazığ’a geldiklerini, ayrıca il merkezinde görecekleri birtakım işlerinin de olduğunu, babası ile amcasının buluştuklarını, velayet davasının olduğunu, çocukları alıp gelmelerini istediğini, bunun üzerine sanık ...’le birlikte saat 11.00 sıralarında adliyeye geldiklerini, kendisinin adliye girmediğini, aracın içinde beklediğini, bu esnada inceleme dışı sanık ...’a rastladığını, aralarında yaklaşık bir dakika süren gündelik konulardan ibaret bir konuşma geçtiğini, ...’ın kısa süre sonra yanından ayrıldığını, inceleme dışı sanık ...'i hiç görmediğini, aracın içinde beklerken babası ...’in geldiğini, aracın dışına çıkıp babası ile ayak üstü konuştuğu sırada silah sesi işittiğini, olaydan sonra babası sanık ..., maktulün oğlu ... ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte araca binip çarşı merkezine gittiklerini, araç içerisinde başlarına gelen bu olay hakkında konuştuklarını, il merkezinde ...'ı araçtan indirdiğini, adliyeye silah götürmediğini, inceleme dışı sanık ...’a silah vermediğini, ...'i de olay yerinde ve öncesinde görmediğini, maktulün öldürülmesiyle ilgili olay öncesinde herhangi bir konuşma, görüşme olmadığını, böyle bir şeyin olacağından haberinin olmadığını, suçsuz olduğunu, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.12.2025 tarihli ve 156-600, 21.04.2025 tarihli ve 196-181, 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme de; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vadetmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Diğer taraftan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve ... ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme İnceleme dışı sanık ...'in, akrabası olan maktul ... ile 1999 yılında evlendiği, dört çocuklarının olduğu, ...’in evlilikleri süresince ... tarafından fiziksel ve manevi şiddet gördüğünü belirterek boşanma davası açtığı, gördüğü şiddete ilişkin soruşturma ve mahkeme kararlarını mahkemeye sunduğu, Elazığ 2. Aile Mahkemesinin 24.05.2012 tarihli kararıyla maktul ve ...’in boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin maktule verilmesine ve iştirak nafakasına hükmedildiği, maktul ...'in olaydan birkaç ay önce tanıştığı Amasya’nın Suluova ilçesinde yaşayan katılan ... ile 13.01.2014 tarihinde evlendiği, bunu duyan ...’in çocukların velayetinin kendisine verilmesini ve nafakanın kaldırılmasını maktulden talep ettiği, maktulün kardeşlerinin Amasya’ya giderek maktulden çocukların velayetinden vazgeçtiğine ilişkin imzalı bir belge aldıkları, ...’in Elazığ 1. Aile Mahkemesine çocukların velayetinin kendisine verilmesi ve hükmedilen iştirak nafakasının kaldırılması talepli bir dava açtığı, davanın ikinci celsesinin olay günü olan 11.03.2014 tarihine ertelendiği, maktulün davaya katılmak için Amasya’dan Elazığ’a geldiğinin ... ve ailesi tarafından öğrenildiği, Elazığ Adliyesindeki duruşmaya gelen maktulün, çocuklarının velayetini vermek istemediğini, dosyaya sunulan belgenin de rızası hilafına kendisinden zorla alındığını belirttiği, ...’in akrabası olan inceleme dışı sanık ...'ın suçta kullanılan silahı adliyeye getirerek adliyenin önünde inceleme dışı sanık ...'e teslim ettiği, üç polis memurunun koruması altında adliyeden çıkmakta olan maktule on bir el ateş eden ...’in maktulü öldürdüğü, duruşmadan haberdar olan ...’in amcası sanık ... ile oğlu diğer sanık ...’in olay sabahı 102 km uzaktaki ... köyünden özel araçlarıyla Elazığ il merkezine geldikleri, araçlarını adliyenin bulunduğu yol üzerine park ettikleri, sanık ...’in adliyeye girerek duruşmayı izlediği, sanık ...’in ise araç başında beklediği, bu sırada inceleme dışı sanık ...'ın sanık ...'in beklediği aracın yanına geldiği ve kısa süre ...'le görüştüğü, duruşmanın bitmesi ile sanık ...’in, ... ve ...’la birlikte maktulün ardından adliyeden çıktığı, maktulün öldürülmesinden sonra sanıklar ... ve ...’in inceleme dışı sanık ... ile ölenin oğlu ...’i olay yerinden alarak araçla uzaklaştıkları, ...’ı il merkezinde indirdikleri, katılan ve tanık olarak dinlenen ölenin kimi yakınlarınca sanık ...’in olayı azmettirdiğinin ileri sürüldüğü, sanıkların ise suçlamayı kabul etmediklerini savundukları anlaşılan dosyada; Suçta kullanılan silahın, sanıklar ... ve ... tarafından olay sabahı ... köyünden Elazığ'a getirilerek inceleme dışı sanık ...'a teslim edildiği iddiasını kanıtlayacak herhangi bir delil dosyada mevcut değildir. Sanıklar da buna ilişkin iddiayı aşamalardaki savunmalarında istikrarlı bir şekilde reddetmişlerdir. Maktulün öldürülmesinde icrai bir hareketleri bulunmayan ve haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan inceleme dışı sanıkların suç işlemesini engellemek bakımından bir sorumlulukları da olmayan sanıklar ... ve ...'in sair surette faillere yardım etmek suretiyle maktulün ölümü ile illiyet bağı bulunduğu hususu kanıtlanamamıştır. Sanıkların olay öncesinde adliyeye çok da yakın olmayan bir yere araçlarını park etmiş olmaları ve olaydan sonra da maktulün oğlu ... ile akrabaları olan inceleme dışı sanık ...'ı alarak olay yerinden ayrılmalarının da maktulün öldürülmesine iştirak eden diğer faillerin eylemlerine nedensellik anlamında bir katkı sağlamadığı ve nitelikli kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştiraki oluşturmayacağı açıktır. Sanıklara isnat edilen nitelikli kasten öldürme suçuna yardım eyleminin sabit olmadığı, bu nedenle sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.