Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2653 E. 2026/2533 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2653
- Karar No
- 2026/2533
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/94 E., 2025/225 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İşçileri (...) Sendikası üyesi olduğunu, davalı bünyesinde çalışırken 31.05.2016 tarihinde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının ödendiğini, akabinde 01.06.2016 tarihinde tekrar işe girişi yapılarak çalışmasına ara vermeksizin devam ettiğini, ancak bu tarihten sonra müvekkilinin sendika üyeliği devam etmesine rağmen davalı ile ilgili Sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını, fazla çalışma ücreti ile ek ödeme ve sosyal yardım alacaklarının belirsiz alacak davası olarak, diğer taleplerin ise kısmi dava olarak açıldığını belirterek fark ücret, fazla çalışma ücreti, ek ödeme ve sosyal yardım (ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal ... ve genel tatil ücretleri, elektrik yardımı, bakım tazminatları, vardiya tazminatları, vardiya dönüşleri, iş güçlüğü tazminatları ve sair haklar), giyim yardımı ile aile yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak ya da kısmi dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının toplu ödeme almak için 31.05.2016 tarihinde iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirmek istediğini, 31.05.2016 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra yeni bir görev tanımı, yeni bir ünvan ve yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmak istediğini müvekkili Şirkete bildirdiğini, sendika üyesi olarak faaliyet göstermeyeceğini belirterek adına sendika aidatı yatırılmamasını istediğini, davacının talebi üzerine "kazan tablocu" ünvanı ile müvekkili Şirkette işe başlatıldığını, 01.06.2016 tarihinde davacı ile 1 yıllık ve takip eden yılda 1 yıllık daha olmak üzere belirli süreli iş sözleşmelerinin imzalandığını, davacının müvekkili Şirketteki 01.06.2016 tarihli yeni çalışmasına, meslekteki tecrübesi, donanımı ve genç çalışanlara yardımcı olabilecek vasıfta olması nedeni ile başlatıldığını, 01.06.2016 tarihi itibarıyla davacının talebi üzerine adına sendika aidatı ödenmediğini, davacının da kendi adına herhangi bir sendika aidatı ödemesinde bulunmadığını, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararı ile; davacının sendika üyeliğinin emeklilik sonrasında da devam ettiği, emekli usta öğretici ünvanının işverenin inisiyatifiyle verildiği, davacının .. .. Bakanlığı nezdinde herhangi bir usta öğreticilik başvurusu, eğitimi veya belgesi bulunmadığı, emeklilik öncesinde yaptığı işe fiilen aynen devam ettiği, emekli olan işçiler arasından seçilenlere bu ünvanın verilerek toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında bırakılmasının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca eşit davranma ilkesine aykırılık oluşturduğu, davacının sendika üyesi olması ve kapsam dışı personelden sayılmaması nedeniyle işyerinde geçerli toplu iş sözleşmelerinin parasal hükümlerinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle fark ücret alacağı, sendikal izin alacağı ve bakım tazminatının reddi, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal yardım alacaklarının ise kısmen kabulü suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 04.10.2024 tarihli kararı ile; dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal ... ve genel tatil ücretleri, elektrik yardımı, bakım tazminatı, vardiya tazminatı, vardiya dönüş tazminatı ve iş güçlüğü tazminatı gibi belirli alacak kalemlerinin belirsiz alacak davası olarak talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu alacaklar yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğu; kabule göre de dava dilekçesinde alacak kalemleri tek tek ayrıştırılmadan toplam tutar üzerinden talepte bulunulduğu, Mahkemece davacıya davasını somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde hangi alacak kalemi için ne miktar talep edildiğinin açıklattırılması gerekirken resen her kalem için 555,55 TL kabul edilerek hüküm kurulmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak devam edilen yargılamada ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal ... ve genel tatil ücreti, elektrik yardımı, bakım tazminatı, vardiya tazminatı, vardiya dönüş tazminatı ve iş güçlüğü tazminatı taleplerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, kısmi dava olarak açılan giyim yardımı alacağının kabulüne, aile ve sosyal yardım alacağı ile belirsiz alacak davası olarak açılan fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulüne, yemek yardımı ile fark ücret alacağı taleplerinin ise reddine karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının varlığını iddia ettiği alacakların hesaplanabilir nitelikte olup kısmi dava ya da belirsiz alacak davası şeklinde bir dava ile talep edilemeyeceğini, 2. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Davacının kapsam dışı sayılan personelden olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının sendika üyeliğinin devam ettiği değerlendirilse dahi davacının toplu iş sözleşmesinde sayılan kapsam dışı personelden olup ünvanının bu sözleşmeden yararlanacak ünvan grupları arasında sayılmadığını, dolayısıyla sendikal hak ve alacaklardan yararlanmasının mümkün olmadığını, 4. Davacının tüm alacaklarının banka kanalı ile ödendiğini, davacının müvekkili Şirketten talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın türü, dava konusu ek ödeme ve sosyal yardımlar talepleri bakımından somutlaştırma yükünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında özellikle temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.