Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2847 E. 2026/2534 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2847
- Karar No
- 2026/2534
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/103 E., 2026/28 K. DAVA TARİHİ : 02.05.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 15.09.2009-31.03.2017 tarihleri arasında çalıştığını, davalının mevzuatında bulunmayan yardımcı eleman pozisyonunda işe başlatıldığını, işyerinde kendisi ile aynı işi yapan diğer işçilerin hak kazandığı malî, sosyal ve sendikal haklardan yoksun bırakıldığını, davalının eşit davranma borcuna uygun şekilde hareket etmediğini, müvekkiline baskı ve psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, iş sözleşmesinin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini, hak kazandığı tazminat ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fark ücret, fark ek ödeme, fark ikramiye, fazla çalışma ücreti, zam farkı, prim farkı ile ayrımcılık tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesinin işçinin istifa etmesi sebebiyle sona erdiğini, davacıya sözleşmede kararlaştırılan ücretin ödendiğini, ikramiye ve prim ödemelerinin Kurum içi mevzuata uygun şekilde yapıldığını, iddia ve istemlerin haksız olduğun savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli kararı ile; dava dilekçesindeki iddiaların davacı ... .'nin anlatımları ile doğrulandığı, davacının kıdemi de dikkate alındığında istifa dilekçesi vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığının kabulü gerektiği, bu hâlde davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı, dosya kapsamı itibarıyla davacının, yardımcı eleman olarak işe başladığı 15.09.2009 tarihinde ön lisans Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama mezunu olup 29.07.2013 tarihinde İktisat ve 27.06.2016 tarihinde İstatistik bölümlerinden lisans mezunu olduğu, 15.09.2009-31.01.2015 tarihleri arasında yardımcı eleman ve 01.02.2015-31.03.2017 tarihleri arasında ise uzman yardımcısı statüsünde çalıştığı, 13.02.2015 tarihinde sendika üyesi olduğu, üyeliğinin 17.02.2015 tarihinde davalı işverene bildirildiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamında mevcut ve yerinde inceleme sonrası dosyaya kazandırılan belgelerle emsal olarak alınacak işçinin tespitine yönelik, davalı işyerinde çalışan .., .... ve ..' nın işe başladıklarında lisans mezunu oldukları, ..'nin ise işe başladığında yüksek lisans mezunu olduğu, ..'nin işe başladığında ön lisans mezunu olduğu ve devam eden süreçte lisans mezuniyetinin bulunmadığı, ..'nun 31.05.2010 tarihinde ön lisans mezunu olduğu ve devam eden süreçte 21.07.2014 tarihinde lisans mezunu olduğu ve 01.02.2015 tarihinde uzman yardımcısı statüsüne geçtiğinin görüldüğü; ancak işe başladığında lise mezunu olup sekreter olarak başladığı için davacı yönünden emsal kabul edilemeyeceği, davacı için emsal kabul edilebilecek tek çalışanın davacı gibi ön lisans mezunu olan ve devamında lisans mezunu olarak davacı gibi 01.02.2015 tarihinde uzman yardımcısı statüsüne geçen ve 2015/3 döneminde sendika üyesi olan .. olabileceği ve bilirkişi heyet raporunda yapılan hesaplamaya göre fark ücret alacağı ile fark ikramiye alacağının bulunduğu; dosya kapsamında yer alan sözleşmelerden 31.07.2013-31.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için haftalık 40 saat çalışmanın öngörüldüğü, diğer sözleşmelerde 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) atıf yapıldığı, toplu iş sözleşmesinde ise haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, dosyaya celbedilen bilgi ve belgeler, emsal çalışana ait bordro ve ödeme kayıtları ile tanık anlatımları birlikte değerlendirilmek suretiyle 28.01.2019 tarihli bilirkişi kök raporu ile 22.11.20 20... .04.2021 tarihli bilirkişi ek raporlarındaki hesaplamalar doğrultusunda ıslah edilen miktarlar göz önüne alınarak davacının fazla çalışma ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamı itibarıyla toplu iş sözleşmesi öncesi dönemde mevcut sözleşmelerde zam oranı ve prime ilişkin hüküm bulunmadığı, toplu iş sözleşmesi sonrası dönemde ise öngörülen zam oranı uygulanarak ücretlerde artış yapıldığı, toplu iş sözleşmesinin 31. maddesinde “ Toplu iş sözleşmesi kapsamında bulunan işçilerden prim ve tazminat ödenecek olanlar ile bu ödemelerin miktar ve esasları Bilim Kurulu'nca tespit edilir. Yapılacak bu ödemeler, başka hiçbir ödemeyi etkilemeyeceği gibi müktesep hak da teşkil etmez” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, dosya kapsamı itibarıyla talep konusu prim talebini ispata yarar delil de ibraz edilmediğinden zam ve prim farkı alacağı ile ek ödeme fark alacağı taleplerinin yerinde bulunmadığı, 4857 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile öngörülen şartların somut olay yönünden mevcut olmadığının anlaşılmasına göre ayrımcılık tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli kararı ile; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davanın kıdem tazminatı, fark ücret, fark ek ödeme, fark ikramiye, zam farkı ve prim talepleri açısından kısmî dava, fazla çalışma ile ayrımcılık tazminatı istemleri açısından ise belirsiz alacak davası türünde açıldığı, dosyaya sunulan istifa dilekçesinde yazılı ifadenin genel bir içerik taşıması karşısında, işçinin dava dilekçesinde somut fesih sebeplerini belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, hak kazandığı hâlde ödenmemiş işçilik alacaklarının bulunduğundan işçi feshinin haklı nedene dayandığı, .. isimli işçinin davacının emsali konumunda bulunduğunun esas alınarak değerlendirme yapılmasının isabetli olduğu, toplu iş sözleşmesinden yararlanılmayan dönem bakımından, bireysel iş sözleşmelerinde zam oranına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, toplu iş sözleşmesinden yararlanılan dönemde, toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamların uygulanarak ücret artışlarının gerçekleştirildiği, zam farkı alacağının bulunmadığı, prim alacağının kanıtlanmadığı, hak kazanılan ek ödeme alacaklarının ise işverence ödendiği, fark ek ödeme alacağının bulunmadığı, ayrımcılık tazminatına hükmedilme koşullarının oluşmadığı, ara dinlenme süresinin de düşülerek belirlenen haftalık fazla çalışma saati üzerinden fazla çalışma ücreti alacağının usul ve yöntemince hesaplandığı, zamanaşımına yönelik değerlendirmede isabetsizlik olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazları reddedilerek, İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında mevcut ve yerinde inceleme sonrası dosyaya kazandırılan belgelerle emsal olarak alınacak işçinin tespitine yönelik yapılan araştırma sonucunda; davalı işyerinde çalışan dava dışı .. ve .. isimli çalışanların işe başladıklarında lisans mezunu oldukları, ..'nin işe başladığında yüksek lisans mezunu olduğu, dava dışı ..'nin ise işe başladığında ön lisans mezunu olduğu gibi sonrasında da lisansı olmadığı, 31.05.2010 tarihinde ön lisans ve 21.07.2014 tarihinde lisans alan dava dışı ..'nun davacı gibi 01.02.2015 tarihinde uzman yardımcısı statüsüne geçtiği görülmekte ise de işe başladığında lise mezunu olup sekreter olarak işe başladığı için davacı yönünden emsal kabul edilemeyeceğinin isabetli olarak tespit edildiği, bununla birlikte davacı gibi ön lisans mezunu olduğu, sonrasında lisans alarak yine davacı gibi 01.02.2015 tarihinde uzman yardımcısı statüsüne geçtiği ve 2015/3 döneminde sendika üyesi olduğu gerekçesiyle dava dışı .. isimli çalışanın davacıya emsal kabul edildiği, ancak davacı vekilinin 16.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davacıya emsal olabileceği kabul edilen dava dışı ..'nin proje asistanı olarak çalıştığını, müvekkili ile Bilişim Sistemleri Biriminde beraber çalışmadığını ve aynı işi yapmadığını, emsal kabul edilemeyeceğini ifade ettiği, şu hâlde davacı tarafça kendisi ile aynı işi yapan ve aynı konumda olan işçilerden daha az ücret aldığı ispatlanamadığından, İlk Derece Mahkemesince; dava dışı .. davacıya emsal kabul edilmek suretiyle buna göre belirlenen ücret doğrultusunda hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bu husus gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma öncesi davacıya emsal kabul edilen dava dışı ..’nin proje asistanı olarak çalıştığını, davacı ile Bilişim Sistemleri Biriminde beraber çalışmadığı ve aynı işi yapmadığı, buna göre bozma kararı uyarınca, davacıya emsal kabul edilemeyeceği dikkate alındığında davacı tarafça kendisi ile aynı işi yapan ve aynı konumda olan işçilerden daha az ücret aldığının ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davacının ücret fark alacağı ile ikramiye fark alacağı taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İş sözleşmesinin davacı işçi tarafından istifa etmek suretiyle sona erdirildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Davacının fazla çalışma ücret alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ile fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.