Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1926 E. 2026/927 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1926
- Karar No
- 2026/927
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1926 KARAR NO : 2026/927
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2021 (Dava) - 14/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/797 Esas - 2023/553 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) BAM KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/797 Esas-2023/553 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kaza tarihinde ... plakalı aracın sürücüsü olan dava dışı ....'in, müvekkili ....’ün sevk ve idaresindeki .... plakalı motoruna arkadan çarptığını, müvekkilinin aracında maddi hasar meydana geldiğini, kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, karşı yan sigorta şirketinin ise kazada kusurlu olan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk sigortasını tanzim eden şirket olup, poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğunu, İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/150 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile motorda meydana gelen hasarın 46.836,30 TL olduğunun tespit edildiğini, kazanın derhal davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, yazılı olarak da müracaat edildiğini, başvurularının 10.02.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine ulaştığını, belgeleri sigorta şirketinin eksperine gönderdiklerini, ancak sigorta şirketinden dönüş yapılmadığını, telefonla aradıklarında reddedildiği bilgisine ulaşıldığını, dolayısıyla başvurudan 15 gün sonra davalı tarafın temerrüde düştüğünü belirterek, 6100 sayılı HMK’nın 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; müvekkiline ait araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 3.000,00-TL maddi tazminatın 24.02.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline, İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/150 D.İş sayılı dosyasında sarf edilen delil tespit giderinin de yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile istemini 41.000-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda davacının talep konusunu belirlediğini, fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından davanın esasına girmeden doğrudan usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, .... plakalı aracın müvekkili nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, teminat limitinin ise kaza tarihi itibariyle araç başına 41.000,00 TL olduğunu, hasarın poliçe kapsamında bulunup bulunmadığının müvekkili şirketçe araştırıldığını, kazanın ve zararın uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, TTK'nın 1447.maddesine göre karşı tarafın zararla ilgili bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü bulunduğunu, buna karşın, bu maddeye göre hareket edilmediğini, öncelikle, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini talep ettiklerini, dosyaya bakiye ödeme ve onarıma ilişkin de herhangi bir fatura sunulmadığını, yokluklarında tanzim ettirilen tespit raporu için istenen tespit giderinin poliçe kapsamında karşılanabilecek bir meblağ olmadığını, ödenen ücretin “makul gider” olarak da değerlendirilemeyeceğini, sorumlu tutulmamaları gerektiğini beyanla, davanın reddine, talebin kabulü halinde ise dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;".....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;22.09.2020 günü dava dışı ..... yönetimindeki davalı sigorta tarafından sigortalı olan .... plakalı otomobil ile seyir halinde iken, önünde seyreden davacı sürücü .....’un kullandığı .... plakalı motosikleti geçmek isteyip, geçişini tamamlamadan sağa yönelmesi ve aracının sağ yan arka kesimi ile motosikletin sol yanına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, yapılan yargılamada toplanan deliller ve bilirkişi heyeti raporu ile Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin ibraz ettiği raporunda, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan araç sürücüsü .....’in %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ....’un kusursuz olduğu, davalının dava konusu motosikletteki hasarın tamamı olan 54 676-TL’den sorumlu olduğu, sigorta şirketinin poliçe limitinin aşılmaması kaydıyla miktar arttırım dilekçesi de dikkate alınarak, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, hasar bedeli olarak .... yönünden, 38.000,00 TL alacak kaleminin 09.02.2021’e(müracaat tarihi) KTK 97. madde mucibince 15 gün ilavesi ile 25.02.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...."şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...Mahkeme nezdinde aldırılan bilirkişi raporunda hasar ile beyanın birbiri ile uyumlu olmadığının açıkça tespit edildiğini ve delillendirilmiş olmasına rağmen davanın kabul edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, öncelikle, kusur, zarar tespiti ve sair tüm değişkenler yönünden hükmü kül halinde istinaf ettiklerini, aldırılan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda hasar ile beyanın uyumsuz olduğunun açıkça tespit edildiğini, dosyadaki tüm delillere rağmen davanın kabul edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sigorta ilişkisinde doğru beyan/ihbar yükümlülüğüne uyulmadığının dosyadaki tüm delillerle sabit olduğunu, bu durumda, TTK'nın 1409/2.fıkrası gereği ispat külfetinin davacı tarafa geçtiğini, bilirkişi delilleri nazara alındığında kazanın oluş şekli ile hasar arasında net bir uyumsuzluk bulunduğunun tespit edildiğini (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/1683 Esas-2021/2062 Karar, 2015/9947 Esas-2016/482 Karar), bilirkişi raporu ve sair delillerle de açıkça ispat edildiği gibi, kaza ile oluşan hasar arasında açık bir uyumsuzluk varken bu tespitler ve deliller hiç yokmuş gibi hukuka aykırı hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, zarar gören tarafından, TTK. 1435 ve diğer maddeleri gereği rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğü kasten yerine getirilmez ya da iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde kullanılır ise, ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin davacıya geçeceğini, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını, müvekkili şirketin 6102 Sayılı TTK'nın 1446 ve 1447.maddelerine dayanarak gerçekleştirdiği incelemeleri sonucunda; kazaya karışan şahısların kaza günü birden fazla kez telefonla görüştükleri, fakat olay yerinde tesadüfen karşılaştıklarını beyan ettikleri, yerde ne bir parça ne cam döküntüsü olmadığı, çarpıldığı iddia edilen çit direğinde de hiçbir iz olmadığı, olay yerine gelen jandarma ekiplerine yaralanmalı kaza olmasına rağmen kaza tespit tutanağı tanzim ettirilmediğini, kusurlu olduğu iddiası bulunan diğer araç aleyhine herhangi bir işlem ve suç duyurusunda bulunulmayarak müvekkili şirketin tüm rücu haklarının da kaybolmasına sebebiyet verildiğini, aracın onarım için bulunduğu ... servisinde çekilen hasar fotoğraflarında hasarlı olarak listelenen bazı parçaların, kazadan hemen sonra motosikletin çekilen fotoğraflarında hasarlı olmadığının ve kazadan hemen sonra çekilen fotoğraflarda bazı parçaların onarım görmüş parça olduklarının açıkça gözüktüğünü, davacı tarafından İzmir Bozyaka Hastanesindeki muayenesinde verilen ifadede kaskın takılı olduğunun söylenildiğini, fakat kaza sonrası motosikletin çite çarparak sol yanına yatık vaziyette olduğunu gösteren fotoğraf karesinde ise motosikleti kullanan kişilere ait kaskların da motorun yanında yer almış olduğunun tespit edildiğini, dosyadaki çelişkiler giderilmeden müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı taraf ZMM sigortacısından hasar tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, arkadaşı olduğunu beyan ettiği davadışı karşı araç sürücüsü .... ile karşılıklı karıştığı kaza neticesinde motosikletinin hasara uğradığı, İzmir 13.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/150 Değ.İş dosyasından tespit raporu aldıktan sonra davalı sigorta şirketine başvuru yapmasına rağmen zararının giderilmediğini belirterek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise, davacı tarafın başvurusu üzerine araştırma yapıldığını ve kazanın kurgu kaza olması nedeniyle ödeme yapılmadığını savunmuştur. Somut uyuşmazlıkta kaza tespit tutanağı taraflarca düzenlenmiş olup, davalı taraf aracının davacıyı sollarken bir anda davacının önüne kırıp direksiyon hakimiyetini kaybederek davacının motosikletine çarptığının belirtildiği, mahkemece, önce trafik bilirkişi ve otomotiv Ana Bilim Dalı öğretim üyesinden oluşan heyetten rapor alındığı, bu raporda; dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre bu kazada bu şekilde bir hasarın oluşmasının mümkün olmadığı, beyan ile hasarın uyumlu olmadığı, bu nedenle kusur ve hasar değerlendirmesi de yapılamayacağı yönünde görüş bildirildiği, bunun üzerine mahkemece Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, bu raporda; her ne kadar dosyada mevcut eksper raporunda dosyanın araştırmaya alınması sonucu düzenlenen araştırma raporunda kazanın kurgu kaza olduğunun anlaşıldığı yazılı ise de, dosyada araştırma raporu bulunmadığından bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı belirtildikten sonra, bu nedenle mevcut verilere göre hasar ile kazanın uyumsuz olup olmadığı kanaatine varılamadığı ve takdir mahkemeye ait olmak üzere hasar tutarının hesaplandığının belirtildiği, davalı vekilince bu rapora itiraz edildiği, davacı tarafın ise talep arttırım dilekçesi sunarak poliçe limiti olan 41.000-TL'nin tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Kazanın taraflarının arkadaş olduklarını beyan ettikleri, davacı aracının dava konusu kazadan önce 4 ayrı kazası olduğunun belirtildiği ve dava konusu kazanın kurgu olduğuna dair davalı tarafın itirazlarının bulunduğu görülmekte olup, mahkemece alınan ilk heyet raporunun da bu yönde olduğu, sonradan alınan ATK raporunda ise kazaya dair davalı sigorta şirketinin araştırma raporu dosyada bulunmadığından incelenememesi nedeniyle mevcut verilere göre değerlendirme yapıldığı belirtildiği halde, mahkemece ilgili araştırma raporu da dahil tüm bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılmasının akabinde, Karayolları Fen Heyeti ya da İTÜ Trafik Kürsüsünden dosyada oluşan çelişkiyi giderecek ve davalı tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre de; mahkeme kararlarında talebe konu tüm hususlar bakımından eksiksiz olarak karar verilmesi gerekmekte olup, davacının harçlandırdığı ve talep arttırım dilekçesinde açıkça belirttiği toplam talep tutarı 41.000-TL olduğu halde ve yine mahkemece, davanın "kabulü" yönünde hüküm tesis edildiği halde, hüküm kısmında 38.000-TL üzerinden hüküm tesis edilmesi kararı çelişkili hale getirdiği gibi, reddedilen tutar var ise buna dair bir gerekçe de açıklanmadığından, davacının tüm talebi hakkında olumlu veya olumsuz hüküm tesis edilmesi zorunluluğuna da uygun düşmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/797 Esas - 2023/553 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 918,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/05/2026