Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4198 E. 2026/4420 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4198
- Karar No
- 2026/4420
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1862 E., 2025/2320 K. DAVA TARİHİ : 22.08.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/123 E., 2022/626 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davalının, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile 21.05.2010 tarihinde yüksek ve çok yüksek yeraltı ve denizaltı kablo pazarlaması ve proje yürütümü işi için anlaşmaya vardığını, 11.04.2011 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, söz konusu sözleşme ile müvekkilinin temel ücretine ek olarak işe ait kazancın 1/3'ünün ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ancak iş kazancının 1/3'ünün hiçbir zaman ödenmediğini, buna ilişkin olarak müvekkili tarafından ihtarname keşide edildiğini ve akabinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalı tarafın iş sözleşmesinin feshinde kötüniyetli olduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, kötüniyet tazminatı ile işlerden elde edilen kazancın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi olmadığını, davacının iş sözleşmesinin ise haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 21.05.2010-08.02.2016 tarihleri arasında aylık 9.618,66 TL brüt ücret ile çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair delil sunulmadığı, feshin kötüniyetli yapıldığının ispat edilemediği, 70 günlük izin hakkı bulunduğu, davacı tarafça 11.04.2011 tarihli sözleşme ile ücret dışında işe ait kazancın 1/3' ünün ödeneceğinin kararlaştırıldığını iddia etmiş ise de dosya kapsamından söz konusu anlaşma dâhilindeki proje kazancının tespitine dair delil bulunmadığı, davalının kâr ve zarar durumunu gösterir belgelerin bulunmadığı ve alacağa hak kazandığının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.05.2010-28.01.2016 tarihleri arasında davalı işverenliğe ait işyerinde proje yöneticisi sıfatıyla çalıştığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca fesih hakkının açıkça kötüye kullanıldığı ve feshin kötüniyetle gerçekleştirildiği hâllerde kötüniyet tazminatı ödenmesinin gerektiği, somut olayda iş sözleşmesinin açıkça kötüniyetle feshedildiğinin yöntemince ortaya konulup kanıtlanmadığı, davalı Şirketin almış olduğu işlerin hangisinin veya hangilerinin davacının çabası ve çalışması doğrultusunda alındığı somut olarak ortaya konulmadığı, öte yandan davacının işbu sözleşmeden itibaren fesih tarihine kadar 5 yıllık süre içerisinde sözü edilen alacağının varlığına ve ödenmesine dair işyerinden herhangi bir talebinin olmadığı, söz konusu alacağın varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kararın eksik incelemeye dayandığını, b. İspat yükü ve işçi lehine yorum ilkesinin açıkça ihlal edildiğini, c. Bölge Adliye Mahkemesince hukuki nitelendirme görevinin gereği gibi yerine getirilmediğini, tarafların iddia ve savunmalarının etkin şekilde tartışılmadığı, açık hukuka aykırılıkların resen gözetilmediğini, d. Kötüniyet feshi yönünden kararın gerekçesiz ve yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin kötüniyetli yapılıp yapılmadığı ile davacıya 11.04.2011 tarihli sözleşme gereğince ödenmesi gereken bir kazanç miktarı olup olmadığının ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.