Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/709 E. 2026/2536 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/709
- Karar No
- 2026/2536
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1823 E., 2025/2697 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 58. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1337 E., 2024/197 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.09.2014-22.02.20 15... .07.2019-15.11.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışında bulunan şantiyelerinde mekanik ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğini belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Türk hukukuna göre alacak talebinde bulunamayacağını, uyuşmazlığa ilgili yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 23.09.2014-23.02.2015 tarihleri arasında dava dışı işverenlikte çalıştığını, davacıya 07.02.2015 tarihinde iş sözleşmesinin 23.02.2015 tarihi itibarıyla sona erdirileceğinin bildirildiğini, davacının ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15.11.2019 tarihine kadar ...'te çalıştığının anlaşıldığı, eldeki davanın 17.12.2021 tarihinde açıldığı gözetildiğinde ... hukukuna fesih tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından, bu çalışma dönemine yönelik alacak taleplerinin reddi gerektiği, davacının 25.09.2014 tarihinden 22.05.2015 tarihine kadar ..'ta çalıştığının anlaşıldığı, eldeki davanın 17.12.2021 tarihinde açıldığı gözetildiğinde dava açmak için fesih tarihinden itibaren uygulanan hukukta yer alan üç aylık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşılmasına göre belirtilen çalışma dönemine yönelik alacak taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü iptal edildiğinden uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Uyuşmazlıkta daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. ... İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 56. maddesinde ve ... İş Kanunu'nun 242. maddesinde sözü edilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... İş Kanunu'nun ve ... İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan ... hukukundaki 6 aylık ve ... hukukundaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Dava tarihi itibarıyla gerek ... gerekse ... hukuklarında öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Söz konusu sürelerin Mahkemece hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı Devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda davacı işçinin; davalıya ait ...'ta bulunan işyerinde 25.09.2014-22.05.2015 tarihleri arasında, ...’te bulunan işyerinde ise 03.07.2019-15.11.2019 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. ... İş Kanunu'nun 242. maddesinde 3 aylık bir zamanaşımı süresi, ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde ise işçilik alacakları için sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 6 aylık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. ... İş Kanunu'nun 242. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin ve ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan belirtilen zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ... İş Kanunu'nun 242. maddesinde 3 aylık ve ... İş Kanunu'nun 56. maddesinde 6 aylık zamanaşımı süresi öngören kurallar, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261). ... İş Kanunu'nda öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresi ile ... İş Kanunu’nda öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresi, Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılama ilkesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edici nitelikte olduğundan Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır. Bu nedenle 3 aylık zamanaşımı süresi yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan ... hukukunda; 6 aylık zamanaşımı süresinin yerine ise öncelikle yetkili yabancı hukuk olan ... hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süreleri araştırılmalıdır. Her bir dönem bakımından tespit edilen genel zamanaşımı süreleri, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, belirtilen hukuklardaki genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmelidir. Ancak ... ve ... hukuklarında öngörülen genel zamanaşımı sürelerinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Belirtmek gerekir ki zamanaşımı süresi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilgilidir. Bu açıdan zamanaşımının savunma aracı olarak davalı tarafça ileri sürülmemesi hâlinde mahkemenin resen dikkate alamaması ile mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken zamanaşımı süresinin kamu düzenine ilişkin yönü farklı hususlardır. Açıklanan nedenlerle 25.09.2014-22.05.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için uygulanması gereken ... İş Kanunu'nda yer alan 3 aylık zamanaşımı süresi ile 03.07.2019-15.11.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için uygulanması gereken ... İş Kanunu’nda yer alan 6 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.