Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2336 E. 2026/4945 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2336
- Karar No
- 2026/4945
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1168 E., 2025/3225 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 51. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/231 E., 2025/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davalı bakımından hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 1.723,99 TL olup bu miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla:; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar veri,lmesi gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.02.2010-29.12.2021 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesi haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğinden davalıya karşı ... 39. İş Mahkemesinin 2022/228 Esas sayılı dosyasında işe iade davası açtığını, işe iadesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, işe başlamak için davalıya ihtarname gönderdiğini, işe başlatılmadığını, çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına rağmen bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının mağaza müdürü olarak davalıya ait işyerinde 04.02.2010-29.12.2021 tarihleri arasında toplam 11... ay 26 gün çalıştığı, 4 aylık boşta geçen sürenin de ilavesi ile hizmet süresinin toplam 12... ay 26 gün olduğunun kabulü gerektiği, kesinleşen işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosyadaki belgelere göre kullandırılmayan 41 günlük izin alacağının bulunduğu, tanık beyanlarına göre fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işe iade davasından önce düzenlenen ve işe iade talebi ile birlikte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin taleplerini içeren arabuluculuk tutanağının; işçinin işe başlatılmaması suretiyle iş sözleşmesinin feshine bağlı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin talep ettiği alacak davasında dava şartının sağlanması bakımından yeterli olmadığı, ilgili alacak taleplerinin dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken bu talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2024/5116 Esas, 2024/7086 Karar sayılı ilâmının bu yönde olduğu, hükmedilen fazla çalışma alacağı ücretinin dosyadaki bilgi ve belgeler ile hukuka uygun olduğu ancak davacı ile aynı görevi ifa eden davacı tanığı S.O'nun mağaza müdürlerinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında çalışmadığı, bu yönde bir çalışma yapmaları hâlinde ücretlerinin bordrolara yansıtıldığı yönündeki beyanına ve dosyada bulunan ücret bordrolarına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kabulü ile sonuca ulaşılmasının isabetli olmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının usulden reddine karar verilmesinin, davacının anayasal haklarının ihlaline neden olduğunu, kararın arabuluculuğun temel mantığına aykırı olduğunu, ayrıca işçiyi mağdur ederek mahkemeye erişim hakkının engellendiğini, ilerleyen aşamalarda alacaklarının zamanaşımına uğramasına sebebiyet vereceğini, b. Tek tanık beyanı dikkate alınarak ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu c. Hükmedilen vekâlet ücreti ve arabuluculuk giderinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacakları bakımından dava şartı arabuluculuğun yerine getirilip getirilmediği, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanması ile hükmedilen arabuluculuk gideri ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.