Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/6529 E. 2026/5001 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6529
Karar No
2026/5001
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3532 E., 2025/1936 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/364 E., 2021/439 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı AŞ (...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1994-08.10.2018 tarihleri arasında davalı ... bünyesinde değişen alt işverenlere bağlı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin son alt işveren davalı ... (... Şirketi) tarafından müvekkilinin geçmişte sabıkası bulunması nedeniyle feshedildiğini, müvekkili Devlet memuru olmadığı hâlde davalı asıl işveren tarafından tebligat yapmakla görevlendirildiğini, bu nedenle görev suçu işlediği gerekçesiyle yargılandığını, yargılamalardan davalı ...'nin haberdar olduğunu, değişen her alt işveren döneminde müvekkilinden tekrar sabıka kaydı istendiğini, davalı ...'nin baştan itibaren müvekkilinin sabıkalı olduğunu bilerek çalıştırdığını, ancak yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra kendi bilgisi dâhilinde olan bir vakayı öne sürerek müvekkilinin iş sözleşmesinin sona erdirilmesinin haksız olduğunu savunarak kısmi dava yoluyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, ihale makamı olan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili Şirket ile yüklenici firma arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 35.10 maddesi ve Teknik Şartname'nin "Yüklenici tarafından çalıştırılacak işçiler için asgari şartlar'' başlıklı 3.3. maddesinde; "Türk ceza kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmaması'' düzenlemesine yer verildiğini, davacının iki ayrı ceza davasından hüküm almış olması nedeniyle ilgili maddede açıklanan şartları haiz olmaması nedeniyle müvekkili Şirket hizmetlerinde istihdam edilmesinin mümkün olmadığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.03.2018-08.10.2018 tarihleri arasında müvekkili Şirket bünyesinde çalıştığını, diğer davalı ... tarafından müvekkili Şirkete, davacı hakkında yürütülen güvenlik soruşturması bulunduğunun belirtildiğini, iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde müvekkili Şirketin sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta dosya kapsamı uyarınca davacının mevcut sabıkasının davalı ... tarafından uzun zamandır bilindiğinin anlaşıldığı, davacının ceza aldığı tarih ile ceza miktarı dikkate alındığında davalılar tarafından yapılan feshin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacağı, davacının kıdemine göre hak kazandığı yıllık ücretli izin haklarının kullandırıldığı veya karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre ve davacının iş sözleşmesinin feshinden uzun yıllar öncesine dayanan mahkumiyetinin işveren tarafından bilinmesine rağmen uzun yıllar çalıştırıldıktan sonra fesih gerekçesi yapılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, buna göre feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. İhale makamı olan müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, 2. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 3. Ücretin hatalı tespit edildiğini, 4. Davacının iş sözleşmesinin hizmet alım sözleşmesi ile Teknik Şartname'de aranan şartları haiz olmaması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını, 5. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, 6. Faiz türü ve başlangıcının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, hüküm altına alınan alacaklardan davalı ...'nin sorumlu olup olmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve hükmedilen faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/6529, K. 2026/5001, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-6529-e-2026-5001-k-1a5006a160cc