Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5856 E. 2026/5003 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5856
Karar No
2026/5003
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/275 E., 2026/9 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ile davalı ... Gıda İç ve Dış ... AŞ (... AŞ) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar ... (davalı ...), ... ... ve Öğretim Hiz. AŞ (... AŞ), ... Yayıncılık ve Eğit. Hiz. İnş. Tic. ve San. AŞ (... Yayıncılık AŞ), ... (... Üniversitesi), ... Üniversitesi Özel İlk ve Ortaöğretim Kurumları Tic. ve San. AŞ ... Üniversitesi İşletmesi), ... (... Üniversitesi), ...'nde ( ...) 27.05.2005 tarihinden iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 31.08.2020 tarihine kadar çalıştığını, taraflar arasındaki alt işverenlik ilişkisine dayanak hizmet alım sözleşmesinin konusunun yemek hizmeti olduğunu, davacının son aylık ücretinin asgari geçim indirimi ile beraber net 3.500,00 TL olduğunu, müvekkilinin alacaklarının tahsili için arabuluculuk müessesesine başvuru yapılmışsa da olumlu sonuç elde edilemediğini, daha sonra davalılardan ... Şirketi ile yeniden görüşme yapıldığını ve davacının tüm çalışma dönemi için kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için toplam 36.651,94 TL üzerinden dört taksit hâlinde ödenmesi konusunda ihtiyari arabuluculukta anlaşma yapıldığını, fakat arabuluculuk anlaşma belgesinin 3 üncü maddesinde "iş bu taksitlerin zamanında ödenmemesi hâlinde tüm bedelin muaccel olacağı, gerek anlaşma belgesinde yazan gerekse anlaşma belgesinde yazmayan diğer alacak kalemleri için anlaşma belgesinde belirtilen miktarla sınırlı kalınmaksızın tüm talepler için yargı yolunu başvurulabileceği” düzenlenmesine yer verildiğini, davalı ... Şirketince söz konusu anlaşma belgesi kapsamında ilk üç taksit için toplam 27.488,97 TL ödeme yapıldığını, ancak son taksidin ödeme gününün 31.05.2021 olmasına karşın ödenmediğini, anlaşma belgesinin 3 üncü maddesi gereğince anlaşılan miktarla ve alacak kalemleri ile sınırlı kalınmaksızın davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; diğer davalılar ile müvekkili Kurum arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu sebeple müvekkili Kurum yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın diğer davalılar ile imzalamış olduğu anlaşma tutanağında müvekkili Kurumun imzasının bulunmaması ve müvekkili Kurumun anlaşmanın tarafı olmaması nedeniyle anlaşma tutanağının imzası bulunan davalılar yönünden bağlayıcı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacı ile arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, davacının diğer davalı ... Şirketi ile ihtiyari arabuluculuk görüşmesinde anlaşılan hususlarda tekrar dava açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 4. Davalı ... Üniversitesi vekili cevap dilekçesinde; taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 5. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı ile arabuluculuk aşamasında anlaşıldığını, bu nedenle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü gereğince dava şartı noksanlığının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 6. Davalı ... İşletmesi vekili cevap dilekçesinde; diğer davalılar ile müvekkili Kurum arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu sebeple müvekkili Kurum yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın diğer davalılar ile imzalamış olduğu anlaşma tutanağında müvekkili Kurumun imzasının bulunmaması ve müvekkili Kurumun anlaşmanın tarafı olmaması nedeniyle anlaşma tutanağının imzası bulunan davalılar yönünden bağlayıcı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 7. Davalı ... Yayıncılık AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkete ait herhangi bir işyerinde çalışması bulunmadığını, davanın pasif dava ehliyeti yokluğu yanında arabuluculuk anlaşma belgesinin varlığı dikkate alındığında dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 8. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili siyasi parti bünyesinde çalışması bulunmadığını, müvekkilinin siyasi parti genel merkezi bir dönem diğer davalı ... Şirketinden yemek hizmeti aldığını, bu çerçevede Genel Merkezde diğer davalı Şirketçe yemek dağıtımı yapıldığını, ancak asıl iş kapsamında olmayan bu iş için asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulması imkânı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 9. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacaklar belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli kararı ile; 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmünde "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" hükmünün düzenlendiği, bu düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca aksine bir karar alınmasının mümkün olmadığı, davacı ile ... Şirketinin 18.02.2021 tarihinde ihtiyari arabuluculuk yolu ile dava konusu alacakları müzakere ederek anlaşmaya vardıklarının anlaşıldığı, buna göre 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü uyarınca aynı alacaklar için dava açılmasının mümkün olmadığı gibi arabuluculuk tutanağına şart konulmasının da kanun olarak mümkün olmadığı, anlaşma tutanağında belirlenen alacağının ödenmemesi hâlinde davacının yapması gerekenin arabulucuk tutanığını icra edilebilirlik şerhini alarak takibe koymak olduğu, dava açıldıktan sonra bakiye alacağın davalı ... Şirketi tarafından davacıya ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli kararı ile; davacı ile ... Şirketinin 18.02.2021 tarihinde ihtiyari arabuluculuk yolu ile dava konusu alacakları müzakere ederek anlaşmaya vardıklarının anlaşıldığı, buna göre 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü uyarınca aynı alacaklar için dava açılmasının mümkün olmadığı gibi arabuluculuk tutanağına şart konulmasının da yasal olarak mümkün olmadığı, anlaşma tutanağında belirlenen alacağının ödenmemesi hâlinde davacının yapması gerekenin arabulucuk tutanığını icra edilebilirlik şerhini alarak takibe koymak olduğu, dava açıldıktan sonra bakiye alacağın davalı ... Şirketi tarafından davacıya ödendiğinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.09.2023 tarihli kararı ile; Taraflar arasında ihtiyari arabulucu önünde düzenlenen 18.02.2021 tarihli anlaşma belgesinin 3. maddesinin, " ... Yemek ...ve Tic.Ltd.Şti. tarafından belirtilen taksitlerin zamanında ödenmemesi hâlinde bir sonraki taksitler muaccel hâle gelip Başvurucu ve/veya vekili işbu anlaşma belgesi ile yasal işlem başlatabileceği gibi Başvurucu gerek anlaşma belgesi konusu gerekse diğer işçilik alacakları için yapılan indirim neticesinde tanzim edilen iş bu anlaşma belgesinde belirtilen miktar ile sınırlı kalmaksızın tüm alacaklarını talep edebilecek/yargı yoluna başvurabilecektir. Özetle; yukarıda belirtilen miktarlar, belirtilen vadelerde ... Yemek ...ve Tic.Ltd.Şti. tarafından tam ve eksiksiz şekilde ödenmezse, Başvurucu bu atlaşma belgesi ile neticeye bağlanan kısım için (yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra) işverene karşı icra takibi yapabileceği gibi, buna ilaveten aynı zamanda indirim yapılan bakiye alacakları için de yasal yollara müracaat edebilecek, dava açabilecek ya da icra takibi yapabilecektir." şeklinde düzenlendiği, tarafların üzerinde anlaştıkları miktarın öngörülen vadelerde ödenmemesi hâlinde davacı alacaklıya iki seçenek sunulmuş olup buna göre davacı alacaklı isterse bir taksitin ödenmemesi nedeniyle muaccel olan diğer taksitleri talep edebileceği, isterse anlaşma geçersiz kabul edilerek ödenen miktarları mahsup ederek tüm alacaklarını isteyebileceği, somut uyuşmazlıkta, taksitlerin zamanında ödenmediği sabit olup davacının anlaşma belgesinde kararlaştırıldığı gibi ödenen miktarları mahsup ederek alacağın tamamını dava konusu yapmasının anlaşma belgesine uygun düştüğü, bu ihtimalde anlaşmanın yapılmamış sayılması gerektiği kabul edilmesi gerekirken geçerli bir anlaşma olduğu yönünde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten somut olayda tarafların ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı ile ihtilafı çözme yoluna gittikleri ancak ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki şartın yerine getirilmemesi nedeniyle eldeki davanın açıldığı, 6325 sayılı Kanun’un 17... . maddelerinde yer alan düzenlemeler göz önüne alındığında arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşılan arabuluculuk sözleşmesinin, uyuşmazlığı çözecek nitelikte bir mutabakat içermesi, sorunu kalıcı olarak çözmesi ve tarafların bu sonuçtan ... olması, belirsiz noktaların kalmaması gerektiği, ayrıca arabuluculuk sözleşmesine şerh verilmesi suretiyle ilâm niteliğini haiz belge hâline gelmesinin de sözleşmenin icraya uygun olarak hazırlanmasıyla mümkün olduğu, bu anlamda arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların kapsamını serbestçe belirleyerek üzerinde anlaştıkları arabuluculuk sözleşmesinin sözleşmede anlaşılan hususlarda tarafların dava açamamasından dolayı dikkatlice hazırlanması gereken bir sözleşme olduğu, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağı incelendiğinde anlaşma şartlarının açık ve kesin bir şekilde ortaya konularak taraflarca imzalandığı, 6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesindeki düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olup taraflarca aksine bir karar alınmasının mümkün olmadığı, arabuluculuk tutanağına şart konulmasına yasal olarak olanak bulunmadığı, belirtilen düzenlemenin amacının tarafların anlaştığı konularda tekrar dava açılmasının önüne geçilmesi olduğu, aksinin düşünülmesi hâlinde arabulucu ile anlaşılan her konuda dava açılabileceği, kaldı ki dava açıldıktan sonra kalan kısmın davalı tarafından ödendiği, davalı tarafın gecikmeli de olsa sözleşmenin gereğini yerine getirdiği, davacının arabuluculuk görüşmeleri sonunda kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için davalı ile anlaşma yoluna gittiği, söz konusu alacakları hak edip etmediği ya da ne kadarını hak ettiğinin yargılama sonucu ortaya çıkacak durumda iken davacının kendi lehine olan anlaşma tutanağı ile alacağına en kısa sürede kavuştuğunu, sonrasında söz konusu alacakları talep etmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gibi hakkaniyete de uygun düşmeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen 27.02.2024 tarihli kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli ve 2024/9-499 Esas, 2025/329 Karar sayılı kararı ile; anlaşma belgesine göre tarafların anlaşmalarının temelinde, kararlaştırılan miktarın "tam ve eksiksiz ödenmesi" şartının yer aldığı, somut olayda ise bu şartın davalı ... Şirketi tarafından yerine getirilmediği ve davacının anlaşma belgesinde toplam miktarı belirtilmeyen alacaklarının tamamını dava konusu yapmayı tercih ettiği, esasen burada tarafların arasındaki uyuşmazlığın arabuluculuk faaliyeti sonucunda imzalanan anlaşma belgesi ile kalıcı şekilde çözülerek sona erdiğini söylemenin mümkün görünmediği, zira uyuşmazlığın sona ermesinin "tam ve eksiksiz ödeme" şartına bağlandığından anlaşma belgesine göre bu şartın gerçekleşmemesine bağlı olarak eldeki davanın açıldığı, açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, davalı ... Şirketi tarafından anlaşma belgesinde öngörülen tarihte son taksitin ödenmediği sabit olup davacının ödenen miktarları mahsup ederek alacağın tamamını dava konusu yapması anlaşma belgesine uygun düştüğü, bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince arabuluculuk anlaşma belgesi ile taraflarca anlaşmaya varıldığı kabul edilerek 6325 sayılı Kanun'un 18/5. maddesine göre dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, diğer taraftan ilke olarak her davanın, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanacağı davalı ... Şirketi vekilinin yargılama aşamasında 06.09.2021 tarihli banka dekontunu sunarak son taksitin de ödendiğini, davacının alacağının kalmadığını belirtmiş ise de davanın açıldığı tarih itibarıyla davalı ... Şirketinin anlaşma belgesi uyarınca ödemesi gereken son taksiti ödemediği, bu hâliyle ödemelerin tam ve eksiksiz şekilde yapılmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin yargılama aşamasında son taksitin ödendiği, davalının geç de olsa sözleşmenin gereğini yerine getirdiğine dair direnme gerekçesinin de yerinde olmadığı, hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın davalılar ... Şirketi ile ... AŞ yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. İlk Derece Mahkemesince dava konusu kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacak kalemlerinden muacceliyet sırasına göre mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, b. Kıdem tazminatının eksik tutarda hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Diğer davalı ... Şirketi ile müvekkili Şirket arasında organik bağ bulunduğu kabulünün hatalı olduğunu, b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik tanzim edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı ile üzerinde anlaşılan hususların yerine getirilmemesi hâlinde söz konusu taleplerin dava konusu yapılıp yapılamayacağı, hüküm altına alınan alacaklardan davalı ... AŞ'nin diğer davalı ... Şirketi ile birlikte sorumlu olup olmadığı, mahsup işleminin doğru olup olmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ile Davalı ... AŞ vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı ... AŞ'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/5856, K. 2026/5003, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-5856-e-2026-5003-k-c6e391f82a1c