Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2061 E. 2026/2163 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2061
Karar No
2026/2163
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/518 E., 2025/2522 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)Kütahya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/392 E., 2023/262 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217). Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatını veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, davanın değerinin (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 361/2 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da dava değerinin veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin tek başına kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı temyizi bakımından reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın (dava tarihindeki Merkez Bankası USD efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.03.2017-23.01.2018 tarihleri arasında davalıya ait Maldivler'deki şantiyesinde kaynakçı ustası olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam edildiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı işyerinde bir çalışması olmadığını, herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davanın yabancı para üzerinden açılmasının usule uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanlarına göre davacının çalışmasının davalı işverende geçtiğinin doğrulandığı, banka kayıtlarının incelenmesinde .. Limited Şirketinde çalışmasının geçtiği dönemlerde ödemeler yapıldığı, emsal dosyalarda davalı Şirketin davacının çalıştığı yurt dışı projesi nedeniyle sorumlu olduğunun kabul edildiği, dolayısıyla tanık beyanları, kayıtlar ve emsal dosyalar dikkate alındığında davalının husumet itirazının yerinde görülmediği, davacı tarafça cevap dilekçesinde ya da ön inceleme duruşmasında yabancı hukukun uygulanması yönünde bir itirazda bulunulmadığı, Dairemizin 05.07.2023 tarihli, 2023/1535 Esas, 2023/10937 Karar sayılı kararı dikkate alındığında somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği, feshin haklı nedene dayandığı hususunun ve bildirim önellerine uyulduğunun işveren tarafından iddia ve ispat edilemediği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, emsal ücret araştırmaları, tanık beyanları ve banka kayıtları dikkate alındığında davacının aylık ücretinin 1.800,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, davacı tanıkların ortak çalışma dönemi de dikkate alındığında davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, bir kısım hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin alacakların kabulüne ilişkin değerlendirmesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama hatası bulunmadığı; ilâveten yapılan işin belirli süreli iş sözleşmesiyle yapılmasını gerektiren esaslı bir neden bulunmadığı gibi, davalı işveren tarafından dosyaya her hangi bir belirli süreli iş sözleşmesinin sunulmadığı, feshin haklı nedene dayandığına yönelik veri bulunmadığı da dikkate alındığında davacının belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı kabul edilmesi gerektiğinden ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının bu gerekçe ile de isabetli olduğu, ayrıca davacının çalışma şartları ve ücreti yeteri kadar aydınlatıldığından, davalının fazla çalışmaların ödendiği hususunu tanıkla ispat edemeyeceği emsal Yargıtay kararı ile de sabit olduğundan davacı tarafın bildirdiği diğer tanıkların Mahkemece dinlenilmemesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, belirsiz alacak ve kısmi dava olarak açılan talepler bakımından dava ve ıslah zamaşımı def'i dikkate alınarak değerlendirme yapıldığının anlaşıldığı; ancak somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekirken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut uyuşmazlığa yabancı hukuk uygulanması gerektiğini, b. Davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, c. Davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, d. Davacının hizmet süresinin ve aylık ücretinin miktarının hatalı belirlendiğini, e. Belirli süreli çalışan davacının iş bitimi nedeni ile iş sözleşmesi feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, f. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil alacaklarının bulunmadığını, davacı talebi aşılarak fazla çalışma ücreti alacağının hesaplandığı, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık beyanlarının birbirleri ile örtüşmediğini, yapılan ödemelerin mahsup edilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, g. Davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinletilmesinden vazgeçilmesine muvafakatları bulunmadığını, h. Alacaklara uygulanan faiz oranlarının hatalı olduğunu, ı. Alacaklardan yapılan indirimin yetersiz olduğunu, i. Davacı taraf istinaf talebinde bulunmamasına rağmen lehlerine hükmedilen vekâlet ücretinde aleyhe olacak şekilde değişiklik yapıldığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti, davalı Şirketin işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, davacının hizmet süresi ve aylık ücreti ile kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, alacaklara uygulanan faizin oranı ile indirim miktarı, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarına ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2061, K. 2026/2163, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2061-e-2026-2163-k-82d7b2c952bd